Türkiye Teknoloji Takımı Vakfı’nın (T3 Vakfı) yürüttüğü Özdemir Bayraktar Milli Teknoloji Burs Programı’nın yeni dönem başvuruları başladı.

21 Ekim’e kadar sürecek başvuruların sonunda bu yıl 5 bin öğrenciye burs desteği verilmesi hedefleniyor. Altı ayrı kategoride yürütülen programda üniversite öğrencilerine yönelik bazı burslarda aylık destek 8 bin TL’ye, T3 AI Lisans Araştırmacı Burs Programı’nda ise 10 bin TL’ye kadar çıkıyor.

Rakamlar ilk bakışta burs duyurusunun büyüklüğünü anlatıyor. Fakat eğitimin söz konusu olduğu yerde rakamın anlatamadığı başka bir şey vardır: Bir gencin yoluna devam edebilmesi.

Benim dikkatimi asıl çeken de budur.

T3 Vakfı’nın açıkladığı verilere göre Özdemir Bayraktar Milli Teknoloji Burs Programı kapsamında bugüne kadar 23 binden fazla öğrenci burs imkânından yararlandı. Yeni dönemde buna 5 bin gencin daha eklenmesi hedefleniyor.

Beş bin öğrenci…

Bir burs duyurusunda bu, istatistiktir. Hayatın içinde ise beş bin ayrı ev demektir.

Bir öğrencinin kitabı, bilgisayarı, ulaşımı, yurdu, öğle yemeği, laboratuvar gideri… Bazen ailesinden para isterken yaşadığı mahcubiyet, bazen ders çalışması gereken saatlerde para kazanmak için çalışmak zorunda kalması…

Bursun gerçek karşılığı burada başlar.

Üstelik burs verirken yalnızca bugünü finanse etmezsiniz. Henüz ne yapacağını bilmediğiniz bir insanın geleceğine güven duyduğunuzu söylersiniz. O öğrenci yıllar sonra bir hekim, mühendis, bilim insanı, öğretmen, araştırmacı ya da girişimci olduğunda verilen paranın hesabı çoktan kapanmıştır; fakat oluşturduğu imkân yaşamaya devam eder.

Bu nedenle Özdemir Bayraktar’ın adının bir burs programında yaşatılmasını ayrıca anlamlı buluyorum.

Merhum Özdemir Bayraktar’ın hayat hikâyesinde üretim önemli bir yerde duruyordu. Baykar’ın kuruluşundan insansız hava aracı teknolojilerinin geliştirilmesine uzanan süreçte mühendislik ve üretimin içinde yer aldı. Bugün onun adını taşıyan bir programın gençlerin eğitimine imkân sağlaması, bir ismi yalnızca hatırlamanın ötesinde bir anlam taşıyor.

Bir insanın hatırasını yaşatmanın farklı yolları vardır. Adını bir binaya verebilirsiniz. Bir salona, caddeye, ödüle…

Fakat adını bir öğrencinin eğitim yolculuğuna emanet etmek başka bir şeydir.

Çünkü bina eskir. Tabela değişir. Öğrenme ise başka insanlara geçer.

Selçuk Bayraktar ve Haluk Bayraktar kardeşlere de tam burada ayrıca teşekkür etmek gerektiğini düşünüyorum.

Başarıları, geliştirdikleri teknolojiler ve yönettikleri kurumlar zaten kamuoyunun önünde. Fakat benim için kıymetli olan yalnızca bursun büyüklüğü değil.

Kazandığınızdan bir kısmını eğitime ayırmakla, gençlerin önünü açmayı kurumsal ve devamlı bir işe dönüştürmek arasında fark vardır. İlki bir yardım olabilir. İkincisi ise geleceğe ilişkin bir tercihtir.

Üstelik eğitime yapılan desteğin güzel bir tarafı daha var: Sonucunu kontrol edemezsiniz.

Burs verdiğiniz gencin yıllar sonra ne keşfedeceğini, hangi hastaya şifa arayacağını, hangi problemi çözeceğini, hangi öğrenciyi yetiştireceğini bilemezsiniz. Belki çok büyük işler yapacak, belki yalnızca işini iyi yapan dürüst bir meslek insanı olacak.

İkisi de değerlidir.

Çünkü memleketler yalnızca olağanüstü insanların büyük başarılarıyla ilerlemez. İşini iyi yapan, eğitim görmüş, sorumluluk sahibi binlerce insanın sessiz emeği de bir ülkenin gerçek sermayesidir.

Bu yüzden ben bu burs programını Bayraktar ailesinin âlicenaplığının kamuoyunun görebildiği yüzlerinden biri olarak okuyorum. Görmediğimiz veya bilmediğimiz yardımlar hakkında hüküm kurmaya gerek yok. Zaten görünen kısmı bile önemli bir fikri anlatmaya yetiyor: İmkân sahibi olmanın anlamı, yalnızca daha fazlasına sahip olmak değildir; başkasının önündeki bir engeli kaldırabilmektir.

Bursun belki de en güzel tarafı budur.

Alan genç için bir kapı açılırken, veren insan için karşılığının ne olacağı bilinmeyen bir iyilik başlar.

Merhum Özdemir Bayraktar’a rahmetle…

Onun adını gençlerin eğitim yolculuğunda yaşatanlara; başta Selçuk Bayraktar ve Haluk Bayraktar olmak üzere bu imkânın oluşmasında emeği bulunan herkese teşekkür etmek gerekir.

Çünkü bir gence verilen burs yalnızca o ayın hesabını rahatlatmaz.

Bazen yıllar sonra hiç tanımayacağımız bir insanın hayatında karşılığını bulur.