Birkaç gün önce önemli bir hastane sıralaması açıklandı. Newsweek ve Statista, 17 Eylül’de yeni listesini yayımladı. Adı “World’s Best Specialized Hospitals 2027”.
Liste sıradan bir hastane sıralaması değil. Hastaneleri belirli uzmanlık alanlarına göre değerlendiriyor. Toplam 13 tıp alanını kapsıyor.
Kardiyoloji var. Onkoloji var. Nöroloji ve beyin cerrahisi var. Ortopedi, pediatri ve göğüs hastalıkları da bulunuyor. Nefroloji ise bu yıl ilk kez değerlendirildi.
Bazı alanlarda dünyanın ilk 300 hastanesi açıklanıyor. Bazılarında liste ilk 100 hastaneyle sınırlı kalıyor.
Amerika’dan hastaneler var. Almanya’dan merkezler var. Güney Kore çok güçlü biçimde temsil ediliyor. Kanada ve Avrupa’dan çok sayıda kurum bulunuyor.
Türkiye’den ise tek hastane göremiyoruz.
Bu tablo üzerinde düşünmek gerekiyor.
Çünkü Türkiye’de uzmanlaşmış çok güçlü sağlık merkezleri bulunuyor. Bazıları oldukça yüksek vaka sayılarına sahip. Bazılarında ileri cerrahi yöntemler yıllardır uygulanıyor.
Organ naklinde önemli merkezlerimiz var. Onkolojide ciddi altyapıya sahibiz. Kardiyoloji ve kalp cerrahisinde büyük deneyim bulunuyor.
Beyin cerrahisi de güçlü olduğumuz alanlardan biri. Pediatrik cerrahide önemli merkezlerimiz mevcut. Yoğun bakım kapasitemiz de küçümsenecek düzeyde değil.
O halde neden listede değiliz?
İlk akla gelen cevap veri eksikliği oluyor. Ancak bunu kesin bir neden olarak söyleyemeyiz. Sıralamanın yöntemi bundan daha karmaşık.
Bu liste yalnızca hastanelerin gönderdiği verilere dayanmıyor. En büyük ağırlık uluslararası meslektaş değerlendirmesinde bulunuyor. Sağlık profesyonellerinin önerileri puanın yüzde 83,5’ini oluşturuyor.
Akreditasyonların ağırlığı yüzde 10 düzeyinde. PROMs uygulamaları ise yüzde 6,5 etkili oluyor.
PROMs burada özellikle önemli.
Bunlar hastanın bildirdiği sağlık sonuçlarını ölçüyor. Tedavinin insan hayatındaki gerçek karşılığını anlamaya çalışıyor. Sadece yapılan işlemin sayısına bakmıyor.
Dolayısıyla mesele yalnızca iyi ameliyat yapmak değil. O ameliyatın sonucunu sistematik biçimde ölçmek gerekiyor. Sonucu uluslararası ölçütlerle görünür kılmak da gerekiyor.
Bir başka boyut daha var.
Uluslararası itibar kendiliğinden oluşmuyor. Çok sayıda hasta tedavi etmek tek başına yetmiyor. Başarının uluslararası bilim çevrelerinde bilinmesi gerekiyor.
Güney Kore bunun çarpıcı örneklerinden biri.
Asan Medical Center yeni listede altı branşta ilk 10’a girdi. Endokrinolojide dünya ikincisi oldu. Gastroenteroloji ve ürolojide beşinci sıraya yerleşti.
Bu başarı yalnızca tıbbi kapasiteyle açıklanamaz. Kurumsal görünürlük de yıllar içinde inşa ediliyor. Bilimsel üretim bunun önemli parçalarından biri.
Türkiye açısından üzerinde durulması gereken nokta budur.
Nitekim tablo tamamen olumsuz da değil. Newsweek’in genel hastaneleri değerlendiren 2026 çalışmasında durum farklıydı. Türkiye’den tam 35 sağlık kuruluşu listeye girmişti.
Demek ki uluslararası listelerde görünemeyen bir ülke değiliz.
Fakat uzmanlık bazlı değerlendirmede aynı başarıyı göremiyoruz. Bu farkın nedenlerini kurumlarımızın incelemesi gerekir.
Belki yeterli uluslararası meslektaş görünürlüğümüz bulunmuyor. Belki bazı göstergeleri sistematik biçimde sunamıyoruz. PROMs konusunda geliştirmemiz gereken alanlar olabilir.
Bunların her biri araştırılmalı.
Ancak daha temel bir konu var.
Türkiye uluslararası hastane sıralamalarını kurumsal olarak takip etmeli. Hangi kuruluşun hangi göstergeleri ölçtüğü bilinmeli. Hastaneler değerlendirme dönemlerinden önceden haberdar edilmeli.
Bu işi yalnızca hastanelerin iletişim birimlerine bırakamayız.
Sağlık Bakanlığı, üniversiteler ve hastane yönetimleri birlikte çalışabilir. Uluslararası karşılaştırılabilir klinik sonuç veri tabanları geliştirilebilir. Başarılı merkezlerimizin sonuçları dünyaya daha sistematik anlatılabilir.
Buradaki amaç bir dergiden rozet almak olmamalı.
Sıralamalar kusursuz kalite ölçütleri değildir. Metodolojileri ayrıca tartışılabilir. Yüksek sıralama tek başına mükemmel sağlık hizmetini kanıtlamaz.
Ancak bu listeler küresel sağlık dünyasının vitrinidir.
Sağlık turizmini etkiler. Akademik iş birliklerini destekler. Nitelikli araştırmacıların dikkatini çeker. Bir ülkenin sağlık markasına katkı sağlar.
Türkiye hastane altyapısına büyük yatırım yaptı. Şimdi görünürlük altyapısını da güçlendirmeli.
İyi hastanelerimizin olmasıyla yetinemeyiz. Sonuçlarını ölçmeliyiz. Uluslararası ölçekte karşılaştırmalıyız. Bilimsel dünyaya doğru kanallardan anlatmalıyız.
Çünkü dünyada çok iyi olmak başka şeydir.
Dünyanın bunu bilmesi başka şeydir.