Kardiyolojide kolesterol tedavisinin temel mantığı uzun süredir değişmedi. LDL kolesterolü düşürürüz ve bu düşüşü yıllarca sürdürmeye çalışırız. Çünkü damar hastalığı birkaç haftada oluşmaz. Risk, yıllar boyunca taşınan kolesterol yüküyle birikir.

Şimdi bu yaklaşımın ilginç bir alternatifi araştırılıyor. Hedef yine LDL kolesterol. Fakat bu kez hedeflenen şey yalnızca kandaki kolesterol değil. Karaciğer hücresindeki PCSK9 geninin işleyişine müdahale ediliyor.

VERVE-102 çalışmasını bu nedenle dikkat çekici buluyorum. Buradaki yenilik yalnızca güçlü bir LDL düşüşü değil. Tedavinin süreklilik kavramını değiştirme ihtimali çok daha önemli.

PCSK9, LDL kolesterolün kandan temizlenmesini düzenleyen önemli mekanizmalardan biridir. Bu yolu baskılayan ilaçları kardiyoloji zaten uzun süredir tanıyor. Yeni yaklaşım ise proteini tekrar tekrar engellemek yerine kaynağı hedefliyor.

VERVE-102, baz düzenleme adı verilen genetik bir yöntem kullanıyor. Tedavi, özel taşıyıcı sistem sayesinde ağırlıklı olarak karaciğere yönlendiriliyor. Amaç PCSK9 genini kalıcı biçimde etkisizleştirmek.

İlk insan verileri gerçekten dikkat çekici. Ancak heyecanın sınırını doğru çizmek gerekiyor.

Çalışma yalnızca 35 kişiyle yürütülen erken faz araştırmasıdır. Katılımcılar ailesel hiperkolesterolemi veya erken koroner hastalık taşıyan erişkinlerden oluşuyor. En yüksek doz grubunda PCSK9 düzeyi ortalama yüzde 88 azaldı. LDL kolesterol düşüşü ise ortalama yüzde 62 düzeyine ulaştı.

Üstelik düşüşün takip boyunca devam ettiği görüldü. Bazı katılımcılarda izlem süresi bir yılı geçti. Bunlar biyolojik açıdan oldukça güçlü sonuçlar.

Fakat henüz bilmediğimiz daha önemli bir şey var. Bu müdahalenin kalp krizlerini gerçekten azaltıp azaltmadığını bilmiyoruz. İnme ve kardiyovasküler ölüm üzerindeki etkisini de bilmiyoruz.

Burada kardiyolojinin eski bir dersini hatırlamak gerekiyor. Bir risk faktörünü değiştirmek ile hastanın kaderini değiştirmek aynı şey değildir. İkincisini göstermek daha büyük ve uzun çalışmalar gerektirir.

Üstelik gen düzenlemesinde farklı bir sorumluluk ortaya çıkıyor. Günlük kullanılan bir ilacı gerektiğinde bırakabilirsiniz. Dozunu değiştirmek veya başka tedaviye geçmek mümkündür. Kalıcı genetik müdahalede bu esneklik doğal olarak azalır.

Bu nedenle güvenlik değerlendirmesinin çıtası çok yüksek olmalıdır. İlk çalışmada doz sınırlayıcı toksisite görülmemesi sevindirici. Hafif veya orta dereceli infüzyon reaksiyonları bildirildi. Geçici karaciğer enzimi yükselmeleri de gözlendi.

Fakat 35 kişinin güvenlik verisi bize başlangıcı anlatabilir. On yıllar sürecek güvenliği henüz anlatamaz.

Buna rağmen çalışmanın açtığı pencere oldukça önemli. Çünkü kronik hastalıkların görünmeyen sorunlarından biri tedaviye devamlılıktır. İlaç ancak kullanıldığı ölçüde biyolojik etkisini gösterebilir.

Hipertansiyon ve hiperlipidemi çoğu zaman belirti oluşturmaz. İnsan kendisini iyi hissederken yıllarca ilaç kullanmak zorundadır. Tedavinin aksaması bu nedenle şaşırtıcı değildir.

Gen düzenleme teknolojisi burada farklı bir fikir ortaya koyuyor. Hastanın her gün tedaviye uyum sağlaması yerine tedavi kalıcı olabilir. Böylece tıp, davranışsal sürekliliği biyolojik sürekliliğe dönüştürmeye çalışıyor.

Bence bu çalışmanın düşünsel ağırlığı tam burada bulunuyor.

Geleceğin koruyucu kardiyolojisi yalnızca daha güçlü ilaçlar geliştirmeyebilir. Tedavinin zamanla kurduğu ilişkiyi de değiştirebilir. Günlük tabletlerden aylık enjeksiyonlara geçiş bunun ilk örnekleriydi.

Şimdi karşımızda daha radikal bir ihtimal bulunuyor. Tek uygulamayla yıllarca sürebilecek LDL kontrolü araştırılıyor.

Yine de bugün hastalarımıza “kolesterol tedavisi artık tek enjeksiyon” diyemeyiz. VERVE-102 halen araştırma aşamasında olan bir gen düzenleme tedavisidir. Mevcut kolesterol ilaçlarının yerini aldığı da gösterilmiş değildir.

Daha geniş çalışmalar etkinliği ve uzun dönem güvenliği sınayacak. Kardiyovasküler olayların gerçekten azalıp azalmadığı ayrıca gösterilmek zorunda.

Fakat kardiyoloji tarihinde bazı çalışmalar hemen tedaviyi değiştirmez. Önce tedavi hakkında düşünme biçimimizi değiştirir.

VERVE-102 şimdilik tam olarak o eşikte duruyor.