Bruksizm, toplumda sıklıkla “diş sıkma” veya “diş gıcırdatma” olarak bilinen bir durumdur. Ancak günümüzde bruksizm yalnızca dişlerin sıkılması ya da gıcırdatılmasıyla tanımlanmamaktadır. Güncel yaklaşıma göre bruksizm, çiğneme kaslarının tekrarlayan veya sürekli aktivitesiyle ilişkili bir davranış olarak değerlendirilmektedir. Dişlerin sıkılması ve gıcırdatılmasının yanı sıra, dişler birbirine temas etmeden çenenin uzun süre gergin tutulması veya öne doğru itilmesi de bu kapsamda değerlendirilebilir.
Bruksizm genel olarak uyanıklık bruksizmi ve uyku bruksizmi olmak üzere iki farklı şekilde ele alınmaktadır.
Uyanıklık bruksizminde kişi gün içerisinde farkında olmadan dişlerini birbirine temas ettirebilir, sıkabilir veya çene kaslarını gergin tutabilir. Bu davranışın stres, kaygı veya yoğun dikkat gerektiren dönemlerde artabildiği bildirilmekle birlikte, bruksizmi yalnızca strese bağlamak doğru değildir. Biyolojik, psikososyal ve davranışsal birçok etkenin birlikte rol oynayabileceği düşünülmektedir.
Uyku bruksizmi ise uyku sırasında ortaya çıkan ritmik veya ritmik olmayan çiğneme kası aktivitesiyle ilişkilidir. Kişi çoğu zaman bunun farkında değildir ve durum bazen bir yakının diş gıcırdatma sesini fark etmesi ya da diş hekimi muayenesinde bazı bulguların görülmesiyle gündeme gelebilir.
Bruksizm diş hekimliği açısından önem taşır çünkü bazı kişilerde uzun süreli veya yoğun çiğneme kası aktivitesi dişlerde aşınma, restorasyonlarda hasar, çiğneme kaslarında yorgunluk veya hassasiyet ve sabahları çene bölgesinde rahatsızlık gibi sorunlarla ilişkili olabilir.
Ancak bu bulguların görülmesi tek başına kişinin bruksizmi olduğunu göstermez. Örneğin dişlerdeki aşınmanın yaş, beslenme alışkanlıkları, asitli yiyecek ve içecekler, reflü gibi farklı nedenleri de bulunabilir. Bu nedenle değerlendirmede yalnızca tek bir bulguya dayanmak yerine kişinin şikâyetleri, alışkanlıkları ve ağız içi muayenesi birlikte ele alınmalıdır. Gerektiğinde çiğneme kası aktivitesini ölçmeye yönelik cihazlardan da yararlanılabilir.
Geçmişte bruksizmin ortaya çıkmasında dişlerin kapanış şekline önemli bir rol yüklenmekteydi. Günümüzde ise kapanış özelliklerinin tek başına bruksizmi açıklamak için yeterli olmadığı bilinmektedir. Uyku özellikleri, bazı ilaçlar ve maddeler, psikososyal etkenler ile merkezi sinir sistemiyle ilişkili mekanizmalar da araştırılmaktadır. Özellikle uyku bruksizmi değerlendirilirken kişinin genel uyku durumu ve eşlik edebilecek uyku sorunlarının göz önünde bulundurulması önemlidir.
Bruksizmin yönetiminde temel amaç her zaman çiğneme kası aktivitesini tamamen ortadan kaldırmak değildir. Öncelikle kişinin şikâyetlerinin azaltılması, dişlerin ve restorasyonların korunması ve ortaya çıkabilecek olumsuz sonuçların önlenmesi amaçlanır.
Bazı hastalarda oklüzal splintlerden, yani halk arasında bilinen adıyla gece plaklarından yararlanılabilir. Bu apareyler özellikle dişleri ve restorasyonları aşırı yüklerden korumaya yardımcı olabilir. Ancak splintlerin bruksizmi tamamen ortadan kaldırdığı veya her hastada çiğneme kası aktivitesini belirgin biçimde azalttığı söylenemez.
Son yıllarda botulinum toksini uygulamaları da bruksizmle ilişkili kas aktivitesi ve ağrının azaltılması amacıyla araştırılmaktadır. Bazı çalışmalarda olumlu sonuçlar bildirilmesine rağmen uygulama yöntemi, doz, uzun dönem etkiler ve hangi hastaların tedaviden daha fazla yararlanabileceği konusunda bilimsel araştırmalar devam etmektedir. Bu nedenle botulinum toksini her bruksizm hastası için standart bir tedavi seçeneği olarak değerlendirilmemelidir.
Sonuç olarak bruksizm, tek bir nedene bağlanamayacak kadar karmaşık ve kişiden kişiye farklılık gösterebilen bir durumdur. Günümüzde bruksizme yalnızca “diş gıcırdatma” olarak bakılmamakta; çiğneme kaslarının aktivitesi, kişinin yakınmaları ve ortaya çıkan klinik sonuçlar birlikte değerlendirilmektedir.
Bu nedenle doğru yaklaşım, tek bir belirtiye veya tek bir tedavi yöntemine odaklanmak yerine hastanın bütüncül olarak değerlendirilmesi ve gerekli durumlarda kişiye özgü bir izlem ya da tedavi planı oluşturulmasıdır.
Tıbbi bilgilendirme notu: Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşımaktadır. Çene ağrısı, dişlerde aşınma, kırılma, sabahları belirgin çene yorgunluğu veya diş sıkma/gıcırdatma şüphesi bulunan kişilerin diş hekimi tarafından değerlendirilmesi önerilir.