Dünya kanseri tedavi etmeyi konuşuyor. Artık bir adım daha ileri gitmek zorundayız: Kanser ortaya çıkmadan önce ne yapabiliriz?
Çünkü rakamlar ağır.
Dünya Sağlık Örgütü ve Uluslararası Kanser Araştırmaları Ajansı’nın projeksiyonlarına göre dünyadaki yeni kanser vakalarının 2050’ye doğru çok ciddi biçimde artması bekleniyor. Nüfus artıyor. İnsan ömrü uzuyor. Yaşlı nüfus büyüyor.
Fakat mesele yalnızca yaşlanmak değil.
Tütün. Alkol. Obezite. Hareketsizlik. Hava kirliliği. Ultraviyole ışınlar. Bazı enfeksiyonlar. Mesleki maruziyetler.
Bunların önemli bir bölümü değiştirilebilir riskler.
İşte umut da burada.
Kanserin tamamını önleyemeyiz. Ama önemli bir bölümünün önüne geçebiliriz.
Modern tıp olağanüstü bir hızla ilerliyor. Akıllı ilaçlar, immünoterapiler, moleküler tanı yöntemleri, gelişmiş görüntüleme sistemleri ve hassas cerrahi sayesinde dün çaresiz görünen bazı kanserlerde bugün yıllarca yaşamdan söz ediyoruz.
Bunların hepsi gerekli.
Ama sağlık sisteminin en büyük başarısı yalnızca hastayı iyileştirmek değildir.
İnsanı hasta etmemektir.
John Snow, 1854’te Londra’yı kasıp kavuran kolera salgınında yalnızca hastalarla ilgilenmedi. Hastalığın kaynağını aradı. Broad Street’teki su pompasıyla salgın arasındaki ilişkiyi ortaya koydu.
Tıp tarihinin en güçlü derslerinden biri budur:
Bazen büyük sağlık hamlesi ameliyathanede değil, hastalığın başladığı yerde yapılır.
Kanser için de yeni bir koruyucu sağlık seferberliğine ihtiyacımız var.
İlk cephe tütün.
Sigara kullanımını azaltan her adım, geleceğin onkoloji yükünü de azaltır. Özellikle çocukların ve gençlerin nikotin ürünlerinden uzak tutulması yalnızca bugünün değil, önümüzdeki otuz yılın sağlık politikasıdır.
İkinci cephe kilo.
Obeziteyi yalnızca estetik bir mesele olarak görmek büyük hata. Fazla kilo ve metabolik bozukluklar birçok kanser türüyle ilişkili. Çocukluk çağından başlayan sağlıklı beslenme ve hareket kültürü, geleceğin en ucuz ve en etkili sağlık yatırımlarından biri olabilir.
Okul burada başlar.
Kantin burada başlar.
Mutfak burada başlar.
Üçüncü cephe aşılama ve enfeksiyonların önlenmesi.
HPV ve hepatit B gibi enfeksiyonlarla ilişkili kanserler bize çok önemli bir imkân sunuyor: Bazı kanserlere daha hücre kontrolden çıkmadan müdahale edebilmek.
Dördüncü cephe erken teşhis.
Meme, rahim ağzı ve kolorektal kanserler başta olmak üzere bilimsel kanıta dayalı taramaların doğru yaş gruplarında ve düzenli biçimde yapılması hayat kurtarıyor.
Ama tarama programının varlığı yetmez.
İnsan ona gitmeli.
Belki de önümüzdeki dönemin en önemli hedeflerinden biri burada olmalı: Taramaya katılım oranlarını yükseltmek.
Aile hekimliği bu mücadelenin merkezinde daha da güçlendirilebilir. Kişinin yaşı, aile öyküsü, sigara kullanımı, kilosu ve diğer riskleri birlikte değerlendirilerek daha kişiselleştirilmiş bir korunma yaklaşımı kurulabilir.
Bir başka mesele şehirlerimiz.
Yürünebilir mahalleler, temiz hava, güvenli bisiklet yolları, spor alanları ve sağlıklı gıdaya erişim ilk bakışta onkolojiyle ilgisiz görünebilir.
Değildir.
Kanserle mücadele bazen beyaz önlük giymeden yapılır.
Bir parkta.
Bir okul bahçesinde.
Bir sofrada.
Bir sigaranın hiç yakılmadığı o ilk anda.
Türkiye güçlü hastaneleri, yetişmiş sağlık insan gücü ve gelişmiş sağlık altyapısıyla kanser tedavisinde önemli bir kapasiteye sahip. Şimdi bu gücü koruyucu sağlık yaklaşımıyla daha ileri taşımanın zamanı.
Çünkü geleceğin sağlık başarısı yalnızca kaç kanser hastasını tedavi ettiğimizle ölçülmeyecek.
Kaç insanın hiç kanser hastası olmadığını da konuşacağız.