Her sabah milyonlarca insanı aynı saatlerde yollara çıkarıyoruz. Kamu binalarını neredeyse aynı anda dolduruyoruz. Metroları, otobüsleri ve ana arterleri birkaç saate yüklüyoruz. Akşam olunca aynı büyük hareketi ters yönde tekrarlıyoruz.

Bu düzenin maliyetini yalnızca trafikte aramamak gerekir. Her dolu bina elektrik tüketiyor. Isıtma ve soğutma sistemleri çalışıyor. Asansörler, bilgisayarlar ve aydınlatmalar enerji harcıyor. Yemekhaneler binlerce porsiyon yemek hazırlıyor. Su, kâğıt ve temizlik malzemeleri tüketiliyor. Servis araçları çalışıyor. Çalışanlar da ulaşım için ayrıca kaynak harcıyor.

Bütün bunların bir de görünmeyen faturası var.

Trafikte kaybedilen zaman var. Yakıt tüketimi var. Hava kirliliği ve karbon salımı var. Çalışanın ailesinden eksilen saatler var.

Dolayısıyla kamuda esnek çalışma bir personel ayrıcalığı değildir. Doğru kurulursa ciddi bir kamu verimliliği aracıdır.

Dünyadaki iyi örnekler de buradan hareket ediyor.

Avustralya Kamu Hizmeti dikkat çekici örneklerden biri. Esneklik artık çalışma sisteminin temel unsurlarından sayılıyor. Her göreve aynı esneklik uygulanması da öngörülmüyor.

2025 verileri oldukça çarpıcı.

Avustralya kamu çalışanlarının yüzde 80’i bir esnek çalışma biçimi kullanmış. Yüzde 68’i zaman zaman ofis dışında çalışmış. Yüzde 30’u esnek çalışma saatlerinden yararlanmış. Sıkıştırılmış çalışma haftasını kullananlar da bulunuyor.

Avustralya’nın yaklaşımında önemli bir düşünce var.

“Her iş esnek olabilir” deniliyor. Fakat esnekliğin biçimi işe göre değişiyor. Bu ayrım Türkiye açısından da oldukça değerlidir.

Çünkü bir polisle yazılım uzmanını eşitleyemeyiz. Bir hemşireyle raporlama uzmanının işi aynı değildir. Laboratuvar personeliyle proje uzmanı da aynı modelde çalışamaz.

Esnek çalışma önce görev analizi gerektirir.

Singapur daha farklı ve öğretici bir model kullanıyor. Kamu çalışanlarına üç ayrı esneklik alanı sunuluyor. Çalışma süresi, çalışma yeri ve çalışma zamanı ayrı değerlendiriliyor.

Uzaktan çalışma bunlardan yalnızca biri.

Kademeli çalışma saatleri de kullanılabiliyor. Yarı zamanlı çalışma başka bir seçenek oluşturuyor. Ayrıca kamu çalışanları için ortak çalışma alanları bulunuyor.

Singapur’un yaklaşımındaki başka bir ayrıntı daha önemli.

Kamu çalışanlarının yaklaşık yarısı uzaktan çalışmayı kullanmıyor. Çünkü görevleri fiziksel bulunmayı gerektiriyor. Güvenlik, eğitim ve ön hat hizmetleri buna örnek gösteriliyor.

Yani esneklik, hizmetin önüne geçirilmiyor.

İngiltere’de de benzer çeşitlilik bulunuyor. Esnek başlangıç saatleri uygulanabiliyor. Yarı zamanlı çalışma mümkün. İş paylaşımı ve sıkıştırılmış çalışma seçenekleri de kullanılıyor.

Bazı kamu kurumlarında hibrit modeller uygulanıyor. Ofiste bulunma oranı kurumun ihtiyacına göre belirleniyor. Çocuklu çalışanlar ve bakım sorumluluğu bulunanlar ayrıca gözetiliyor.

Dünyadaki iyi örneklerin ortak noktası aslında açık.

Esneklik tek bir model değildir.

Türkiye de buradan başlamalıdır.

Önce “Kamuda Esnek Çalışabilir Alanlar Haritası” hazırlanabilir. Her kurum kendi görevlerini sınıflandırabilir.

Birinci grupta sürekli fiziksel bulunma gereken işler olur. İkinci grupta kademeli mesai uygulanabilecek işler bulunur. Üçüncü grupta hibrit çalışabilecek görevler yer alır.

Böylece mesele memurun tercihinden çıkar. İşin niteliğine bağlanır.

Kademeli mesai özellikle büyükşehirlerde önemlidir.

Herkes neden 08.00 veya 09.00’da başlamalı?

Bir grup 07.30’da başlayabilir. Başka bir grup 09.30’da başlayabilir. Kurumun ortak çalışma saatleri ayrıca korunabilir.

Bunun beklenmedik bir yararı vardır.

Çalışanın mesaisi kısalmaz. Fakat vatandaşın hizmet aldığı zaman uzayabilir.

Esnek çalışma böylece kamu hizmetini azaltmaz. Tam tersine hizmet penceresini genişletebilir.

Çevresel kazanç da küçümsenmemelidir.

Daha az zorunlu yolculuk daha az yakıt demektir. Özellikle otomobille yapılan uzun yolculuklarda etkisi büyür. Bunun karbon salımına da karşılığı vardır.

Fakat burada basit bir hesap yapılmamalıdır.

Çalışan evdeyken kamu binası tamamen çalışmaya devam ederse tasarruf sınırlı kalır. Klima çalışır. Isıtma devam eder. Aydınlatma ve ortak sistemler yine enerji tüketir.

Bu yüzden hibrit çalışma rastgele planlanmamalıdır.

Ekiplerin uzaktan çalışma günleri mümkün olduğunca koordine edilebilir. Kullanılmayan katlar veya çalışma alanları kapatılabilir. Isıtma ve soğutma buna göre yönetilebilir.

O zaman gerçek enerji tasarrufu başlar.

Yemekhane planlaması bile buna dahil edilebilir.

Binada kaç kişinin bulunacağı önceden bilinir. Yemek üretimi buna göre yapılır. Gereksiz porsiyon hazırlanmaz. Gıda israfı azaltılabilir.

Sarf malzemelerinde de benzer bir etki beklenebilir.

Kâğıt tüketimi azalabilir. Temizlik malzemeleri daha verimli kullanılabilir. Su tüketimi düşebilir. Bazı servis ve lojistik ihtiyaçları azalabilir.

Tek tek bakıldığında küçük rakamlar görülebilir.

Fakat kamu ölçeğinde küçük rakam diye bir şey yoktur.

Binlerce bina düşünülmelidir. Yüz binlerce çalışan düşünülmelidir. Milyonlarca yıllık yolculuk hesaba katılmalıdır.

Bir de zaman ekonomisi vardır.

Bir çalışanın günde doksan dakikası yolda geçebilir. Haftada bir gün yolculuğun ortadan kalkması bile önemlidir. Bunu yüz binlerce çalışanla birlikte düşünmek gerekir.

Bu zamanın tamamı ekonomik kazanç sayılamaz. Fakat tamamı insan hayatından harcanmaktadır.

Çocuklu ailelerde mesele daha da belirgindir.

Kreş saati vardır. Okul saati vardır. Servis saati vardır. Çocuğun hastalandığı günler vardır. Yaşlı veya engelli yakınına bakım verenler de benzer baskılar yaşar.

Esnek modeller bu gruplara öncelik verebilir.

Özellikle okul öncesi çocuğu bulunan ebeveynler düşünülebilir. Tek ebeveynli çalışanlara ayrıca öncelik tanınabilir. Bakım sorumluluğu bulunan personel de değerlendirmeye alınabilir.

Burada hak yalnızca anne üzerinden tanımlanmamalıdır.

Baba da bu esnekliği kullanabilmelidir. Aksi halde iyi niyetli düzenleme kadınların bakım yükünü büyütebilir.

Esnekliğin bir başka yararı insan kaynağında görülebilir.

Engelli çalışanların istihdamı kolaylaşabilir. Büyükşehir dışında yaşayan nitelikli personelden yararlanılabilir. Doğum sonrası işe dönüş daha sürdürülebilir hale gelebilir.

Kamu yetenek havuzunu coğrafyayla sınırlamak zorunda kalmaz.

Fakat bütün bunların bir şartı var.

Esnek çalışma ölçülmelidir.

Türkiye önce pilot kurumlar seçebilir. Altı aylık ve bir yıllık sonuçlar karşılaştırılabilir.

Elektrik tüketimi ölçülür. Isıtma ve soğutma giderleri hesaplanır. Su ve sarf malzemesi tüketimi izlenir. Yemekhane maliyetleri karşılaştırılır.

Personelin ulaşım kilometresi hesaplanabilir. Yakıt tüketimindeki değişim modellenebilir. Karbon salımındaki azalma ayrıca ölçülebilir.

Fakat en önemli göstergeler unutulmamalıdır.

Vatandaş daha hızlı hizmet alıyor mu? İşlem süreleri kısalıyor mu? Kamu hizmetinin kalitesi korunuyor mu?

Çünkü esnek çalışma kamu hizmetini aksatıyorsa model başarısızdır.

Tersi gerçekleşiyorsa elimizde önemli bir fırsat vardır.

Daha az trafik mümkündür. Daha düşük enerji tüketimi mümkündür. Daha az karbon salımı mümkündür. Daha düşük işletme giderleri de mümkün olabilir.

Ailelere zaman kazandırmak da mümkündür.

Üstelik bunları çalışma süresini azaltmadan yapmak mümkündür.

Belki kamuda çalışma hayatını artık saat üzerinden tartışmayı bırakmalıyız. Bir masanın sekiz saat dolu olması sonuç değildir. Kamu binasının kalabalık olması da verimlilik göstergesi değildir.

İyi kamu yönetimi daha farklı sorular sorar.

Aynı hizmeti kaç kaynakla ürettik? Vatandaşı ne kadar beklettik? Ne kadar enerji harcadık? İnsanların ne kadar zamanını yollarda tükettik?

Bir kamu binasında sönen gereksiz ışık küçüktür. Trafiğe çıkmayan tek otomobil de küçüktür. Çöpe gitmeyen birkaç porsiyon yemek de öyledir.

Fakat devlet zaten küçük tasarrufların büyük ölçeğidir.

Esnek çalışma doğru kurulursa mesele evden çalışmak değildir.

Devletin zamanını, enerjisini ve insan kaynağını daha akıllı kullanmaktır.