Türkiye’de basının geleceğini tartışırken artık somut bir hedef koymalıyız: Reklam ekonomisinden yerli haber üretimine daha fazla kaynak aktarılmalı ve bu kaynak kayıtlı istihdamı artırmalı.

Başarıyı destek verilen şirket sayısıyla ölçmek yetmez. Kaç muhabirin işe alındığını, kaç editörün işini koruduğunu ve hangi ilçelerin yeniden düzenli habere kavuştuğunu saymalıyız.

Rakamlar, üzerinde çalışılabilecek ekonomik büyüklüğü gösteriyor. Türkiye’de 2024 yılı toplam medya ve reklam yatırımı 253,6 milyar liraydı. Bunun 213 milyar lirası medya yatırımlarından oluştu. Dijitalin aldığı pay 158,03 milyar liraya, yani medya yatırımlarının yüzde 74,2’sine ulaştı. Dijital bütçenin 74,4 milyar lirası sosyal medya reklamlarına, 29,7 milyar lirası arama motoru reklamlarına ayrıldı. Bunlar şirketlerin net kazancını veya yurt dışına aktarılan tutarı göstermiyor; reklam talebinin hangi kanallarda toplandığını gösteriyor.

İstihdam tarafında ise dikkat çekici bir daralma var. TÜİK’e göre resmî ilan yayımlayan gazetelerde çalışan sayısı 2024’te 4.315 iken 2025’te 3.714’e düştü. Kayıp 601 kişi. Aynı kapsamdaki internet haber sitelerinde çalışan sayısı 3.404’ten 3.690’a çıktı; artış 286 kişi. İki grubu birlikte hesapladığımızda toplam istihdam 7.719’dan 7.404’e geriliyor. Dijitaldeki artış, gazetelerdeki kaybı karşılamıyor. Bu dar kapsamlı tablo bütün medyayı temsil etmese de dönüşümün kendiliğinden istihdam yaratmadığını açıkça gösteriyor.

Daha geniş “basın, yayın ve gazetecilik” işkolunda Temmuz 2026 itibarıyla 92.061 kayıtlı işçi bulunuyor. Matbaa ve kitap yayıncılığı çalışanlarını da içeren bu toplam, korunması gereken üretim birikiminin ölçeğini anlatıyor. Ben bu sektörün geleceğinin yalnızca reklam piyasasındaki mevcut paylaşım düzenine bırakılmasına karşıyım.

Dünyada uygulanmış araçlar var. Kanada, Google’ın haber sektörüne yıllık 100 milyon Kanada doları katkı yapmasını sağlayan bir düzen kurdu. Hükûmetin Nisan 2026 tarihli açıklamasına göre ilk yıl 459 uygun haber işletmesine 96 milyon Kanada dolarından fazla kaynak dağıtıldı. İkinci yıl için Google’dan alınan tutar, enflasyon ayarlamasıyla 102 milyon dolara çıktı. Burada yalnızca bir niyet açıklaması bulunmuyor; dağıtılmış para ve yararlanan kuruluş sayısı var. Aynı süreçte Meta’nın haber erişimini durdurması, platformlarla ilişkinin yaptırım ve geri çekilme riskleri düşünülerek tasarlanması gerektiğini de gösteriyor.

Kanada’nın istihdama doğrudan bağlanan başka bir aracı daha bulunuyor. Uygun haber kuruluşları, 2023–2026 döneminde çalışan başına yıllık 85 bin Kanada dolarına kadar uygun ücret giderinin yüzde 35’i üzerinden iade edilebilir vergi kredisi alabiliyor. Diğer yardımların etkisi hariç, üst sınır çalışan başına 29.750 dolar. Çalışanın zamanının en az yüzde 75’ini özgün yazılı haber üretimine ayırması şartı aranıyor. Böylece destek, haber üretiminde çalışan kişinin ücretine bağlanıyor.

ABD’nin New York eyaleti de gazeteler ve yayın kuruluşları için yıllık 30 milyon dolara kadar vergi kredisi programı oluşturdu. Mevcut uygun çalışanlarda yıllık ücretin ilk 50 bin dolarının yüzde 50’si destek hesabına giriyor. Net yeni tam zamanlı iş başına ayrıca 5 bin dolarlık kredi öngörülüyor. Bunlar yaratılmış istihdam sonuçları değil, uygulanan teşvikin koşulları. Fakat tercih son derece açık: Mevcut işi korumak ve yeni işe alımı ödüllendirmek.

Birleşik Krallık’ta BBC’nin finanse ettiği Yerel Demokrasi Haberciliği Servisi ise 165’e kadar gazetecilik pozisyonunu destekliyor. Gazeteciler yerel haber kuruluşlarında çalışıyor; belediyeleri ve yerel kamu hizmetlerini takip ediyor. Türkiye açısından buradaki değer, desteğin belirli bir habercilik ihtiyacına bağlanması. Bir ilçede belediye meclisini düzenli izleyen muhabirin bulunması, ölçülebilir bir kamu yararıdır.

Türkiye için ölçeği görünür kılan bir hesap yapalım. 2024 dijital reklam hacminin yüzde 1’i yaklaşık 1,58 milyar liradır. Bu büyüklükte yıllık bir kaynak, desteklenen her iş için ayda 30 bin liralık katkı varsayımıyla yaklaşık 4.390 kişiye bir yıl boyunca destek sağlayabilir. Bu bir mevcut fon veya istihdam tahmini değil; yönetim giderleri hariç bir bütçe senaryosudur. Yüzde 1’lik bir büyüklüğün bile binlerce çalışana ulaşabilecek kapasitesi olduğunu anlatır.

Böyle bir programda desteğin tabanı bordro ve ödenmiş ücret olmalı. Yeni istihdam, önceki dönemin ortalama çalışan sayısının üzerine çıkılmasıyla doğrulanmalı. Bir çalışanı çıkarıp yerine destekli çalışan almak istihdam artışı sayılmamalı. Küçük ve yerel yayıncıların erişimi güvenceye alınmalı; büyük grupların bütün kaynağı toplamasını önleyecek üst sınırlar konulmalı.

Dağıtım ölçütleri herkes için aynı olmalı. Siyasi yakınlık yerine özgün haber üretimi, kayıtlı çalışma ve ücretlerin düzenli ödenmesi esas alınmalı. Her yıl ayrılan kaynakla birlikte korunan işler, net yeni istihdam ve desteğin illere dağılımı açıklanmalı.

Türk basınını güçlendirmek için elimizde ekonomik büyüklük, karşılaştırılabilir uygulamalar ve ölçülebilir hedefler var. Eksik olan, bunları sürekliliği bulunan bir politikada birleştirmek. Reklam gelirinden yerli haberciliğe ayrılacak payın karşılığını, ertesi yıl daha fazla muhabirin sahada çalışmasıyla görmek istiyorum.