İnsanlık tarihinin belki de en eski hayallerinden biri, emek vermeden zayıflayabilmektir. Günümüzde bu hayal, bilimsel literatürde GLP-1 ve GIP/GLP-1 reseptör agonistleri olarak tanımlanan; semaglutid, tirzepatid ve liraglutid gibi etken maddeleri içeren ilaçlarla yeniden karşımıza çıkıyor. Kamuoyunda ise bu ilaçlar tek bir isimle anılıyor: Zayıflama iğneleri.

Sosyal medyada birkaç ay içinde onlarca kilo veren insanların fotoğrafları milyonlarca kez paylaşılıyor. Ünlüler, fenomenler ve reklam algoritmaları bu ilaçları neredeyse “mucize enjeksiyon” olarak sunuyor. Oysa tıpta mucize yoktur. Her etkili tedavinin bir endikasyonu, her ilacın bir yararı olduğu kadar potansiyel riskleri de vardır. [1,2]

Bugün sorulması gereken soru, “Bu ilaçlar kilo verdiriyor mu?” değildir.

Asıl soru şudur:

Bu ilaçlar kim için, hangi şartlarda ve hangi riskler göze alınarak kullanılmalıdır?

Gerçekten Herkes Bu İğneleri Kullanabilir mi?

GLP-1 reseptör agonistleri, tip 2 diyabet ve obezite tedavisinde son yılların en önemli bilimsel gelişmelerinden biridir. Doğru hastalarda kullanıldığında yalnızca kilo kaybı sağlamaz; kan şekeri kontrolünü iyileştirebilir, kalp-damar hastalığı riskini azaltabilir ve yaşam kalitesini yükseltebilir. [3]

Ancak sosyal medyada oluşan algının aksine bu ilaçlar, birkaç kilo vermek isteyen herkes için geliştirilmiş kozmetik ürünler değildir.

Uluslararası tedavi kılavuzları, bu ilaçların belirli vücut kitle indeksinin üzerindeki hastalarda ve hekim kontrolünde kullanılmasını önermektedir. [2,3]

İştahı Kapatırken Mideyi de Durdurabilir mi?

Bu ilaçlar beyindeki tokluk merkezini uyarırken aynı zamanda midenin boşalma hızını belirgin şekilde yavaşlatır.

Tedavinin temel mekanizması da budur.

Ancak bazı bireylerde bu fizyolojik yavaşlama kontrolden çıkabilir.

ABD Gıda ve İlaç Dairesi (FDA) ile Avrupa İlaç Ajansı (EMA), ciddi mide ve bağırsak sorunları konusunda güvenlik uyarıları yayımlamıştır. Gastroparezis olarak bilinen mide felci tablosunda mide normal şekilde çalışamaz; bulantı, kusma, şiddetli şişkinlik ve karın ağrısı gelişebilir. Daha ağır olgularda bağırsak hareketlerinin durmasına bağlı ileus tablosu cerrahi müdahale gerektirebilir. [1,2]

Risk Sadece Mideyle mi Sınırlı?

Hayır.

Pankreas iltihabı (pankreatit), bu ilaçlarla ilişkilendirilen en ciddi komplikasyonlardan biridir. Ani başlayan şiddetli karın ağrısı ve sırt ağrısıyla seyreden bu tablo acil müdahale gerektirir. [1]

Hızlı kilo kaybına bağlı safra taşı oluşumu ve safra kesesi iltihabı da önemli yan etkiler arasında yer almaktadır. [2]

Şiddetli bulantı ve kusmaya bağlı gelişen sıvı kaybı ise özellikle risk grubundaki kişilerde akut böbrek hasarına neden olabilir. [1]

Tiroid Kanseri Endişesi Gerçek mi?

Bu konu sıklıkla yanlış anlaşılmaktadır.

Hayvan çalışmalarında medüller tiroid kanseri riskinde artış saptandığı için ilaçların prospektüslerinde en üst düzey güvenlik uyarıları bulunmaktadır. [1]

İnsanlarda aynı risk kesin olarak gösterilmiş değildir.

Ancak ailesinde medüller tiroid kanseri veya MEN-2 sendromu bulunan kişilerde bu ilaçların kullanılmaması önerilmektedir. [2]

Bilimsel yaklaşımın özü de budur; kesin kanıt oluşuncaya kadar ihtiyatlı davranmak.

Verilen Kilonun Tamamı Yağdan mı Gidiyor?

Ne yazık ki hayır.

Bilimsel çalışmalar, verilen kilonun yaklaşık yüzde 20 ila 40’ının kas dokusundan kaybedilebildiğini göstermektedir. [3]

Kas yalnızca hareket etmemizi sağlayan bir doku değildir; aynı zamanda metabolizmanın motorudur.

Kas kaybı arttıkça bazal metabolizma yavaşlar.

İlaç bırakıldıktan sonra eski beslenme alışkanlıklarına dönüldüğünde ise verilen kiloların hızla geri alınması, yani “yo-yo etkisi”, daha sık görülmektedir. [3]

‘Ozempic Yüzü’ Neden Oluşuyor?

Son dönemde estetik çevrelerinde sık konuşulan “Ozempic yüzü” aslında ilacın doğrudan bir yan etkisi değildir.

Yüz bölgesindeki yağ dokusunun çok kısa sürede azalması; hacim kaybına, cilt sarkmasına ve daha yaşlı bir görünüm oluşmasına neden olabilmektedir. Bu durum özellikle hızlı kilo veren kişilerde belirginleşmektedir. [3]

Karaborsadan Alınan İğneler Hayatınızı Tehlikeye Atabilir mi?

Bu sorunun cevabı maalesef evettir.

Artan talep nedeniyle sahte ürün pazarı da büyümüştür.

Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), internet üzerinden satılan sahte semaglutid ürünleri konusunda küresel uyarılar yayımlamıştır. Bazı ürünlerde etken madde bulunmazken, bazılarında insülin gibi farklı maddeler tespit edilmiştir. Soğuk zincirin bozulması da ayrı bir güvenlik sorunudur. [4]

Sonuç Olarak Ne Yapmalıyız?

Bugün bu ilaçları “mucize” olarak görenler de var, tamamen “zehir” olarak değerlendirenler de…

Bilim, bu iki uç yaklaşımı da kabul etmez.

Doğru hastada, doğru dozda ve uzman hekim kontrolünde kullanıldığında GLP-1 temelli tedaviler modern tıbbın en önemli başarılarından biridir.

Ancak yalnızca estetik kaygılarla, sosyal medyanın etkisiyle veya internetten temin edilen ürünlerle metabolizmaya müdahale etmek ciddi sağlık riskleri doğurabilir.

Tıp bize yalnızca nasıl kilo vereceğimizi öğretmez.

Asıl öğrettiği şey, sağlığımızı koruyarak yaşamayı başarabilmektir.

Bazen tartıda eksilen rakamlar, fark edilmeden sağlığımızdan eksilen değerlerin üzerini örter.

İşte bu yüzden zayıflama yolculuğunda en güvenilir pusula sosyal medya değil, bilimdir.

Kaynaklar

[1] U.S. Food and Drug Administration (FDA). GLP-1 Receptor Agonists: Drug Safety Communications, Prescribing Information and Gastrointestinal Safety Warnings.

[2] European Medicines Agency (EMA). Pharmacovigilance Risk Assessment Committee (PRAC). Safety Review of GLP-1 Receptor Agonists.

[3] Wilding JPH, Rubino DM, Batterham RL, et al. Once-Weekly Semaglutide in Adults with Overweight or Obesity. New England Journal of Medicine. 2021; ayrıca JAMA Network Open ve JAMA Internal Medicine’da yayımlanan vücut kompozisyonu ve uzun dönem takip çalışmaları.

[4] World Health Organization (WHO). Medical Product Alert: Falsified Semaglutide Products. 2024.