Hocam, hastamıza bir şey mi oldu? Endişelenmeli miyiz?” Ameliyatın iyi geçtiğini duyan bir hasta yakını rahatlar. Ardından “Yoğun bakımda takip edeceğiz” denildiğinde ise aynı rahatlık yerini kaygıya bırakabilir. Az önce verilen iyi haberle bu kararın nasıl yan yana geldiğini anlamaya çalışır.

Bir göğüs cerrahı olarak şunu açıkça söylemek isterim: Ameliyatın iyi geçmesiyle sonrasında yoğun bakım gerekmesi birbiriyle çelişmez. Cerrahi işlemin planlandığı gibi tamamlanması, hastanın toparlanma sürecinin de bittiği anlamına gelmez. Bazı hastalarda bu sürecin daha yakın takip altında geçirilmesi gerekir.

Hastalarımıza ameliyat öncesinde yoğun bakım ihtiyacı olabileceğini de anlatıyoruz. Yapılacak işlemin büyüklüğünü, mevcut hastalıkların iyileşmeye etkisini ve ameliyat sonrasında gerekebilecek desteği konuşuyoruz. Yoğun bakımın bazen baştan planlandığını, bazen de gelişebilecek bir sorun nedeniyle gerekli olabileceğini açıklıyoruz. Fakat önceden bilgi verilmiş olması, o an yaşanan korkuyu bütünüyle ortadan kaldırmayabilir. İnsan, ihtimal olarak dinlediği bir durumla karşılaştığında aynı açıklamayı yeniden duymak isteyebilir.

Akciğer ve göğüs kafesi ameliyatlarının ardından solunumun yakından izlenmesi önem taşır. Hastanın yeterli nefes alabilmesi, balgamını çıkarabilmesi ve ağrısının kontrol altında olması, iyileşmenin temel parçalarıdır.

Akciğerindeki bir tümör nedeniyle akciğerinin bir bölümü çıkarılan hastayı düşünelim. Ameliyat sorunsuz tamamlanmış olabilir. Sonrasında kandaki oksijen düzeyini, solunumunu, kalp ritmini ve ameliyat bölgesinden gelen sıvıyı takip ederiz. Bazı hastalar bu dönemi serviste geçirir. Bazılarında daha yakın gözlem gerekir. Her akciğer ameliyatından sonra yoğun bakım zorunlu değildir. Takip yeri, hastanın ihtiyacına göre belirlenir.

Üstelik aynı ameliyat, iki hastada aynı bakım ihtiyacını doğurmayabilir. Ameliyattan önce kısa bir yürüyüşte bile nefesi daralan bir kişiyle solunum kapasitesi iyi olan bir kişinin durumu farklıdır. Eşlik eden kalp hastalığı ve ameliyat sırasındaki gelişmeler de kararı etkiler. Bu nedenle başka bir hastanın doğrudan odasına dönmüş olması, yoğun bakıma alınan hastada mutlaka bir aksilik yaşandığını göstermez.

Hasta yakını için bir başka kaygı kaynağı da gördüğü cihazlardır. Göğüsten çıkan bir tüp, serumlar, ekrandaki sayılar… Ne işe yaradıkları bilinmediğinde her biri kötüye işaret gibi algılanabilir. Oysa göğüsteki tüp, birçok göğüs cerrahisi ameliyatında içerideki hava ve sıvıyı dışarı almak için yerleştirilir. Tek başına bir aksilik göstergesi değildir. Yoğun bakımda bulunan her hasta da solunum cihazına bağlı değildir; hasta uyanık olabilir, konuşabilir ve kendi kendine nefes alabilir.

Bunları anlatırken “Endişelenmeyin” demekle yetinmeyi doğru bulmuyorum. Kaygının anlaşılır bir nedeni vardır. Yakınını alışık olmadığı bir ortamda gören insan, duyduğu tıbbi açıklamayı o görüntüyle bağdaştırmaya çalışır. Gördüğü tüpün ne işe yaradığını ve hangi değerlerin izlendiğini bilmek, belirsizliği azaltır.

Elbette yoğun bakıma her yatışı “Sadece tedbir” diye açıklayamayız. Bazen solunumun yetersiz kalması, kanama veya kalp ritminde gelişen bir sorun nedeniyle yoğun bakım gerekir. Böyle bir durumda yaşanan sorunu, verilen desteği ve tedaviden ne beklendiğini açıkça anlatmak gerekir. Güven, her şeyin iyi olduğunu söyleyerek kurulmaz. Bilinenleri ve henüz kesinleşmeyenleri anlaşılır biçimde paylaşmakla kurulur.

“Ne zaman odaya çıkacak?” sorusunun cevabı da yalnızca saate bağlı değildir. Hastanın solunumu, dolaşımı ve ihtiyaç duyduğu desteğin düzeyi belirleyicidir. Bu yüzden her hasta için aynı süreyi söylemek mümkün olmaz. Bekleyiş uzadığında aileye yeniden bilgi vermek gerekir; fakat sürenin uzaması tek başına ameliyatın başarısız olduğu anlamına gelmez.

Ameliyat öncesinde olasılıkları konuşuyoruz. Ameliyat sonrasında ise o hastada ne olduğunu anlatıyoruz. Kapıda bekleyen yakının öğrenmek istediği tam da budur: Bir sorun mu gelişti, yoksa planlanan takip mi sürüyor? “Ameliyat iyi geçti” cümlesinin yanına bu sorunun cevabını da koyduğumuzda, yoğun bakım kararının ne anlama geldiği daha iyi anlaşılır.