Çocuğu sık hastalanan bir anne babanın tuttuğu görünmez bir takvim vardır. Geçen ayın ateşi, iki hafta önceki öksürük, birkaç gün süren burun akıntısı, yeniden başlayan gece öksürüğü…

Hastalıklar birbirine yaklaştıkça aralarındaki sağlıklı günler unutulur ve sonunda aynı soru belirir: “Bu çocuğun bağışıklığında bir sorun mu var?”

Bu kaygı anlaşılır. Çünkü yetişkin için yılda birkaç kez yaşanan solunum yolu enfeksiyonu, küçük bir çocukta neredeyse bütün kış sürüyormuş gibi görünebilir. Oysa çocukluk çağında “sık hastalanmak” ile “bağışıklık sistemi hastalığına sahip olmak” aynı şey değildir. Aradaki farkı yalnızca hastalıkların sayısı değil, nasıl seyrettikleri anlatır.

Sağlıklı küçük çocuklarda yılda altı-sekiz üst solunum yolu enfeksiyonu olağandışı değildir. Kreşe başlayanlarda sayı daha da yükselebilir. Bunun basit bir nedeni var: Çocuk, daha önce karşılaşmadığı çok sayıda solunum yolu virüsüyle ilk kez yakın temas kurar. Bir enfeksiyonun öksürüğü henüz tamamen geçmeden yeni bir virüsle karşılaşması da mümkündür. Takvim üzerinde iki ayrı enfeksiyon olan şey, evin içinde tek ve bitmek bilmeyen bir hastalık gibi yaşanır.

Burada “bağışıklığı zayıf” sözü biraz fazla kolay kullanılıyor.

Bağışıklık sistemi güçlü ya da zayıf diye tek düğmeyle çalışan bir mekanizma değildir. Bu nedenle bir çocuğun sık nezle olması, tek başına bağışıklık yetersizliğinin kanıtı sayılamaz. Asıl önemli olan örüntüdür.

Çocuk hastalıkların arasında eski hâline dönüyor mu? İştahı, oyunu, enerjisi geri geliyor mu? Yaşına uygun büyüyor mu? Enfeksiyonları çoğunlukla bildiğimiz sıradan solunum yolu hastalıkları mı, yoksa beklenmedik derecede ağır, uzun ve tedavisi güç tablolar mı?

Bazen bir çocuğun sağlığı hakkında en fazla bilgiyi hasta olduğu günler değil, hastalıkların arasındaki günler verir.

Bu ayrım önemlidir. Çünkü aynı “çok sık hastalanıyor” cümlesinin altında birbirinden oldukça farklı çocuklar bulunabilir. Biri kreşe başladığı ilk kış peş peşe viral enfeksiyon geçirirken diğerinde tekrarlayan zatürreler, olağan dışı enfeksiyonlar, büyümede gerilik veya enfeksiyonları kontrol altına almak için beklenenden daha yoğun tedavi ihtiyacı olabilir. İkinci durumda hekimin daha ayrıntılı araştırma yapması gerekir. İlk durumda ise her yeni burun akıntısını bir bağışıklık hastalığının habercisi saymak çocuğa faydadan çok kaygı getirir.

Kaygının başka bir sonucu da çözüm arayışının hızlanmasıdır. Çocuk yeniden hastalandığında aile doğal olarak bir şey yapmak ister. Antibiyotik, vitamin, şurup, “bağışıklık güçlendirici” bir ürün… Beklemek çoğu zaman tedavisizlik gibi hissedilir.

Oysa viral bir enfeksiyonda gereksiz antibiyotik kullanmamak da tıbbi bir karardır. Burun akıntısının sarı veya yeşil olması tek başına bakteriyel enfeksiyon anlamına gelmez. Antibiyotikler virüslere etki etmediği gibi, gelecekte gelişebilecek bakteriyel bir enfeksiyonu önlemek amacıyla da kullanılmaz. Bazen iyi hekimlik, reçeteye yeni bir ilaç eklemekten çok hangi ilacın eklenmemesi gerektiğini bilmektir.

Benzer bir beklenti “bağışıklığı güçlendirmek” konusunda da ortaya çıkıyor. Bunun tek bir şişeye, vitamine ya da besine indirgenmesi cazip; çünkü karmaşık bir soruna kolay bir cevap sunuyor. Fakat çocuk sağlığında en sağlam zemin hâlâ daha sıradan görünen şeylerden oluşuyor: yaşına uygun beslenme, yeterli uyku, hareket, aşıların zamanında yapılması, sigara dumanından uzak bir çevre ve gerektiğinde doğru tıbbi değerlendirme.

Bunların hiçbiri bir çocuğa “artık hiç hastalanmayacak” garantisi vermez. Zaten hedef de bu olmamalıdır.

Çocukluk, mikroorganizmalarla hiç karşılaşmadan geçirilecek steril bir dönem değildir. Öte yandan “çocuktur, hastalanır” diyerek her tabloyu sıradanlaştırmak da doğru değildir. Hekimin işi bu iki uç arasında ayrım yapabilmektir; ailenin kaygısını küçümsemeden gereksiz korkuyu azaltmak, olağanın içindeki hastalıkla araştırılması gereken hastalığı birbirinden ayırmak.

Belki bu nedenle “Bu çocuk neden sürekli hasta?” sorusunun cevabı yalnızca kaç kez ateşlendiğinde değildir.

Bazen daha doğru soru şudur:

Hastalık geçtiğinde karşımıza nasıl bir çocuk çıkıyor?

Yeniden koşan, oynayan, büyüyen ve kendi ritmine dönen bir çocuk mu; yoksa hastalıkların arasında da iyi olamayan bir çocuk mu?

Takvim yalnızca kaç gün hasta olduğunu sayar. Çocuğun bütünü ise çok daha fazlasını anlatır.