Dalış, yıllar içinde popülerliği artan bir sualtı aktivitesidir. Bilinçli bir şekilde dalışı tamamlamak için sıklıkla tüpten basınçlı hava solunur. Sualtında basınçlı hava solumak, kandaki ve dokulardaki çözünmüş inert nitrojen gazının miktarını artırır.

Kulakta Vurgun Olur mu? Nasıl Tedavi Edilmelidir?

Çevre basıncındaki değişimler, sudaki yükselme hızı, solunan gazın içeriği ve ardışık dalışlar, kulakta işitsel yaralanma riskini artırabilir. Halk arasında vurgun olarak bilinen dekompresyon hastalığı iç kulağı etkilerse, bu durum kulak vurgunu olarak adlandırılır; yani iç kulağın dekompresyon hastalığıdır. İç kulakta bulunan işitme ve denge organlarını etkiler; baş dönmesi, kulak çınlaması ve işitme kaybı tek başına ya da birlikte görülebilir.

Bilimsel çalışmalarda, hastalığın kesin nedeninin henüz bilinmediği vurgulanmaktadır. Bununla birlikte, su altında derinliklerden yüzeye çıkarken iç kulakta çözünmüş nitrojenin gaz kabarcıklarına dönüşmesinin hastalığa yol açtığı varsayılmaktadır. Oluşan gaz kabarcıkları dakikalar içinde kan akışını bozarak dokunun kanlanmasını etkiler ve işitme organımız olan kulakta belirtilerin ortaya çıkmasına neden olur.

Hastalığın ortaya çıkışıyla ilgili araştırmalar ilgi çekmektedir. Rekreasyonel dalış yapan ve iç kulak dekompresyon hastalığı (İKDKH) tanısı alan dalgıçların özellikleri incelendiğinde, güvenlikli dalış kurallarını sıklıkla ihlal ettikleri ve şikâyetlerin su yüzeyine çıktıktan sonraki ilk saatlerde ortaya çıktıklarıbelirtilmiştir.

Hastalığın klinik tablosu, özellikle işitme ve denge fonksiyonlarıyla ilişkilidir. Hastalıkta belli başlı belirtiler; baş dönmesi, sersemlik, denge kurmada güçlük, bulantı ve/veya kusma, kulaklarda çınlama, uğultu, zil sesi, işitme kaybıdır. Bunun yanı sıra, sıklıkla tek başına görülse de, bazen kas ve eklem ağrıları kalp-dolaşım ve sinir sistemi belirtilerine de eşlik edebilen sistemik dekompresyon hastalığıyla birlikte görülebilir.

Bu hastalıkta tanı koyma kriterleri ve hangi tanı araçlarından yararlanılacağı bilinmektedir. Tanı süreci; dalış profili (derinlik ve çıkış hızı), semptomların başlangıç zamanı, orta kulak barotravma bulgularının varlığı ve eşlik eden diğer sistemik belirtileri kapsayan klinik bir değerlendirmeyle ilerler. Kulakta işitme eşiği ve denge ile ilgili odyolojik ve vestibüler testler uygulanmalıdır. Ayrıca dalgıçlara, kalpte patent foramen ovale taraması yapılması önerilmektedir.

Kulakta Vurgun Olur mu? Nasıl Tedavi Edilmelidir?-1

Önemli bir husus, iç kulak dekompresyon hastalığını iç kulak barotravmasındanayırt etmektir. Ayırıcı tanı her zaman kolay olmayabilir ve tanı ölçütleri farklılık gösterebilir. Barotravma durumunda hasta, dalış sırasında değişen derinliklerde kulak zarlarındaki basıncı eşitlemekte zorlanabilir.

Hastalığın yönetiminde hızlı tıbbi değerlendirme, doğru tanı ve tedavi süreci hayati önem taşımaktadır. Tedavi stratejilerinin kişiye özel olarak belirlenmesi yararlı olacaktır. Hastalığın şiddeti ve etkilenen dokular farklılık gösterebileceğinden, tedavi planının bireysel değerlendirme doğrultusunda oluşturulması gerekebilir. Tedavi süreci su üstünde başlar ve dikkate alınması gereken birkaç temel adım içerir. Öncelikle dalgıç derhal sudan çıkarılmalıdır. Tahliye sırasında, rezervuar torbalı geri dönüşümsüz maske aracılığıyla %100 oksijen uygulanması kritik öneme sahiptir. Dalgıcın sıvı gereksinimi oral (ağız yoluyla) veya intravenöz (damar yoluyla) yolla karşılanmalıdır. Ardından dalgıç, ayrıntılı değerlendirme ve basınç odasında uygulanacak acil tedavi için hiperbarik oksijen tedavisi (HBOT) merkezine götürülmelidir. Ayrıca, yoğun bakım izlemi gerektiren bazı olgular ilgili hastaneye sevk edilmelidir.

Hastaneye nakledildikten sonra basınç odasında rekompresyon tedavisi ve %100 oksijen solunmasını esas alan bir tedavi düzenlenir. Ardından, ardışık seanslarla hiperbarik oksijen tedavisine devam edilebilir. Tedavi, iç kulaktaki gaz kabarcıklarını küçültüp iyileşmeyi destekler ve semptomları hafifletir.

Dalgıçlar, önlem amacıyla neler yapmalıdır? En uygun yaklaşım; doğru dalış protokollerine uymayı, sualtında kademeli yükseliş gerçekleştirmeyi ve gerekli dekompresyon duraklarına uymayı içerir. Tam iyileşme, genel dekompresyon hastalığında olduğundan daha az görülür. Çalışmalarda kalıcı bozuklukların (sekellerin) görülebildiği bildirilmiştir. Hastaların önemli bir bölümünde vestibüler (denge sistemiyle ilgili) bozukluklar, koklear (işitme sistemiyle ilgili) bozukluklardan daha yaygın olarak saptanmıştır.

Sonuç olarak, tüplü dalış denizlerin derinliklerinde heyecan verici bir deneyim sunarken, iç kulakta vurgun gibi sağlık sorunlarının ortaya çıkma olasılığının farkında olmak büyük önem taşımaktadır.

Sağlıklı günler dilerim..

Doç. Dr. Selin Gamze Sümen