Denizlerimiz binlerce sualtı arkeolojik eserin barındığı önemli alanlardır. Antalya-Kumluca bölgesinde 2018 yılında tespit edilen ve Mersin kıyılarına kadar uzanan kıyı şeridinin çeşitli noktalarında da keşfedilen arkeolojik buluntular, gün yüzüne çıkarılmaktadır.
Akdeniz Üniversitesi’nden Sualtı Arkeoloğu Doç. Dr. Hakan Öniz liderliğindeki ekip tarafından 433 gemi batığına ulaşılmıştır. İncelemeye alınan batıklar, Erken Bronz Çağı'ndan Osmanlı İmparatorluğu'na kadar uzanan bir dönemde, yani günümüzden yaklaşık 3500 yıl öncesine tarihlenmektedir. Osmanlı batıklarına ait çok sayıda eser de buluntular arasındadır. Gemilerin ahşap kalıntıları, toplar, seramik/cam/toprak kaplar, süslemeler, demir veya taş çapalar farklı yüzyıllardan adeta önemli kanıtlar sunmaktadır. Dünyada en eski ticari batık unvanını taşıyan bu batıklara ek olarak, yeni keşiflerin yapılmasıyla bazı bilgilerin tarihî literatürde güncellenmesi ihtimali de bulunmaktadır. Ayrıca restore edilen bu eserler ülkemizin müzelerinde ziyaretçiler için yerlerini almaktadır.

Bu heyecanlı keşif sürelerinde dalış alanında bir sualtı hekimi görev yapmaktadır. Bu uzmanlık alanında hekimin neden gemide bulunması gerektiği merak edilebilir. Ülkemizdeki karasularında yapılan bazı sualtı dalışlarında, ulusal mevzuat ve kurumların isteği üzerine, dalışlara sualtı hekimi eşlik etmektedir. Hastaneden çok farklı bir ortam düşünelim. Gün içinde hareket eden bir gemide, bazen günlerce karaya ayak basmadan farklı donanım ve personelle çalışmak gerekir. Ortamda fiziksel ve sağlık açısından çeşitli zorluklarla karşılaşabilir (hava koşulları, yağmur, dalga, deniz tutması vb.). Bu nedenle sualtı hekiminin saha deneyimlerinden biri olan bu süreçlerde karşılaşabileceği zorlukları anlaması ve alınması gereken önlemleri planlaması gerekir. Günümüze kadar yapılan dalışlarda ortaya çıkabilecek acil durumlaraetkili bir şekilde müdahale edebilmek amacıyla, basınç odası donanımıyla donatılmış bir araştırma gemisi kullanılmıştır.Kullanılmaya da devam edilecektir. Bir sualtı hekimi ve basınç odası operatörü ile birlikte çok sayıda personelin bulunması, bu zorlu araştırma süreçlerinde ekibin görevlerini rahat ve güvenli bir şekilde yerine getirebilmesi açısından büyük önem taşımaktadır.
Skuba yani tüplü dalışlar, günlük olarak yaklaşık 10-46 metre arasında değişen derinliklerde planlanmış ve gerçekleştirilmiştir. Dalış esnasında ortaya çıkabilecek ciddi sağlık sorunları, özellikle dekompresyon hastalığı ve arteriyel gaz embolisi gibi durumların riskini azaltmak amacıyla, su altındaki dekompresyon (bekleme) duraklarında 6 metreden itibaren %100 saflıkta oksijen solunması sağlandı. Sağlıkla ilgili çeşitli araştırmalar neticesinde farklı parametreler ölçülerek bilimsel veriye dönüştürüldü.

İyi bir planlama yapılmış olsa dahi, sualtında gerçekleştirilecek bir çalışmada tıbbi sorunlarla karşılaşılabilir. Bu noktada bireysel olarak dalgıçların sorumlulukları vardır. Öncelikle, derin dalışlar için tıbbi açıdan dalışa uygun olmaları, dalış ekipmanlarının kullanımına ilişkin yeterli eğitim almaları, pratik becerilere sahip olmaları, çevresel koşulların (denizde akıntı, suyun sıcaklığı, yağmur ve fırtına, hava sıcaklığı vb.) dikkate alınması ve su altında gerçekleştirilecek işe uygun planlamanın yapılması gerekir.
Dalış sırasında karşılaşılan kazaların ve yaralanmaların çoğu, çeşitli risklerin birbirleriyle etkileşimi sonucunda meydana gelir. Deniz canlılarıyla temas sonucunda oluşan yaralanmalar, dekompresyon hastalığı (vurgun), kulak veya akciğer barotravması, travmalara bağlı yaralanmalar, yanıklar, hipotermi, hipertermi gibi farklı kategorilere ait sağlık sorunlarıyla karşılaşma ihtimali vardır. Elbette, bu durum diğer hastalıkların ortaya çıkmadığı anlamına gelmemektedir. Mutlaka akut apandisit, kalp krizi, akut tonsillit gibi çeşitli hastalıkların da görülebileceği göz önünde bulundurulmalıdır.
Tıbbi bir acil durumun mevcut olduğu durumda, sualtı hekimi açısından en önemli unsurlar, semptomların hızlı bir şekilde tanımlanması, hastalığa ilişkin bulguların tespit edilmesi ve ardından acil bir eylem planının hazırlanmasıdır. Bu tür durumlarda, en yakın sağlık kuruluşunun konumu, dalış bölgesine olan uzaklığı, acil müdahale biriminin yapısı ve koşulları ile iletişim numaralarının bilinmesi gerekmektedir. Sahada gerçekleştirilecek ilk yardım müdahaleleri, kurtarma faaliyetleri ve spesifik ilk tedavi olanaklarıyla erken müdahale sağlanması önemlidir. Hava ile yapılan dalışlar açısından derin kabul edilebilecek bu tür arkeolojik dalışlar sırasında sahada sualtı hekiminin ve basınç odasının bulundurulması hayati önem taşımaktadır. Uygun koşullar sağlandığında sualtı arkeolojisinin ülkemizde güvenle sürdürülebilmesine imkantanır.
Keyifli dalışlar dilerim…