Giriş

“Miyom” sözcüğünü duyan birçok kadın, öncelikle bunun kansere dönüşüp dönüşmeyeceğini veya mutlaka ameliyat gerektirip gerektirmediğini merak eder. Oysa rahim miyomları çoğunlukla iyi huyludur ve her miyom tedavi gerektirmez.

Rahim miyomları, kadın üreme sisteminin en sık karşılaşılan iyi huylu oluşumları arasında yer alır. Görülme sıklığı; yaşa, toplumun özelliklerine ve kullanılan tanı yöntemlerine göre değişmektedir. Özellikle üreme çağında görülür ve yaş ilerledikçe görülme olasılığı artabilir.

Miyomların bir bölümü hiçbir belirtiye yol açmazken bazıları yoğun adet kanaması, ağrı, kansızlık, çevre organlara baskı ve gebelikle ilgili sorunlara neden olabilir. Günümüzde tanı ve tedavi olanaklarının gelişmesi sayesinde hastanın şikâyetlerine, yaşına, miyomun özelliklerine ve gebelik planına uygun bireysel bir yaklaşım oluşturulabilmektedir.

Rahim Miyomu Nedir?

Rahim miyomu; leiomyom veya fibromiyom olarak da adlandırılan, rahmin kas tabakası olan miyometriyumdaki düz kas hücrelerinden gelişen iyi huylu bir oluşumdur.

Miyomlar tek bir nodül şeklinde bulunabileceği gibi rahmin farklı bölgelerinde birden fazla nodül hâlinde de görülebilir. Boyutları birkaç milimetreden rahmi belirgin şekilde büyütecek ölçülere kadar değişebilir.

Rahim miyomları kötü huylu tümörler değildir. Bununla birlikte belirtiye yol açmaları, tanının kesinleştirilememesi veya beklenenden farklı bir büyüme göstermeleri durumunda uzman değerlendirmesi gerekir. Hızlı büyüme tek başına kötü huylu bir tümör anlamına gelmez; ancak tanının ve tedavi planının yeniden değerlendirilmesini gerektirebilir.

Miyomların Gelişimiyle İlişkili Etkenler

Rahim miyomlarının kesin gelişim nedeni tam olarak bilinmemektedir. Genetik, hormonal ve çevresel etkenlerin birlikte rol oynadığı düşünülmektedir.

Miyom gelişimiyle ilişkilendirilen başlıca etkenler şunlardır:

- Yaşın ilerlemesi,
- Ailede miyom öyküsünün bulunması,
- Genetik yatkınlık,
- Östrojen ve progesteron gibi hormonların miyom dokusu üzerindeki etkileri,
- Hiç doğum yapmamış olmak,
- Fazla kilo ve obezite,
- Bazı metabolik ve çevresel etkenler.

Bu faktörlerden birinin veya birkaçının bulunması, kişide mutlaka miyom gelişeceği anlamına gelmez. Herhangi bir belirgin risk faktörü bulunmayan kadınlarda da miyom görülebilir.

Miyom Türleri

Miyomlar rahimde bulundukları yere göre sınıflandırılır.

Subseröz miyom

Rahmin dış yüzeyine, karın boşluğuna doğru büyür. Büyük boyutlara ulaştığında çevredeki organlara baskı yapabilir.

İntramural miyom

Rahmin kas tabakası içinde yer alır. En sık görülen miyom türlerinden biridir. Rahmin büyümesine ve adet kanamasının artmasına neden olabilir.

Submukoz miyom

Rahim boşluğuna doğru büyür. Küçük boyutlarda olsa bile yoğun adet kanamasına ve bazı hastalarda gebelikle ilgili sorunlara yol açabilir.

Servikal miyom

Rahim ağzı olarak bilinen serviks bölgesinde gelişir. Diğer miyom türlerine göre daha seyrek görülür.

Belirtileri Nelerdir?

Küçük miyomların önemli bir bölümü belirti vermeyebilir ve başka bir nedenle yapılan ultrasonografi sırasında tesadüfen saptanabilir.

Belirti gösteren hastalarda şu yakınmalar görülebilir:

- Yoğun veya uzun süren adet kanamaları,
- Adet dönemleri arasında kanama,
- Alt karın ve kasık bölgesinde ağrı,
- Pelviste ağırlık veya basınç hissi,
- Karın çevresinde büyüme,
- Mesaneye baskıya bağlı sık idrara çıkma,
- Bağırsaklara baskıya bağlı kabızlık,
- Cinsel ilişki sırasında ağrı,
- Kronik kan kaybına bağlı demir eksikliği ve anemi,
- Halsizlik, çarpıntı ve çabuk yorulma.

Her miyom kısırlığa veya gebelik kaybına neden olmaz. Üreme üzerindeki etki; miyomun büyüklüğüne, sayısına, yerleşimine ve rahim boşluğunun yapısını değiştirip değiştirmediğine bağlıdır. Özellikle rahim boşluğuna doğru büyüyen submukoz miyomlar, gebeliğin oluşmasını veya sürdürülmesini bazı hastalarda güçleştirebilir.

Tanı Nasıl Konulur?

Rahim miyomu tanısında öncelikle hastanın şikâyetleri, adet düzeni, kanama miktarı, gebelik öyküsü ve aile öyküsü değerlendirilir. Ardından jinekolojik muayene yapılır.

Tanıda kullanılabilecek başlıca yöntemler şunlardır:

- Pelvik veya transvajinal ultrasonografi,
- Gerektiğinde sonohisterografi,
- Rahim boşluğuna uzanan miyomlardan şüphelenildiğinde histeroskopi,
- Seçilmiş hastalarda manyetik rezonans görüntüleme,
- Gerekli durumlarda Doppler ultrasonografi değerlendirmesi.

Ultrasonografi, kolay ulaşılabilir ve etkili olması nedeniyle en sık kullanılan ilk basamak görüntüleme yöntemidir. Manyetik rezonans görüntüleme ise miyomların sayısı, yerleşimi ve yapısı hakkında daha ayrıntılı bilgiye ihtiyaç duyulan seçilmiş hastalarda kullanılabilir.

Yoğun adet kanaması bulunan hastalarda tam kan sayımı ile demir ve ferritin gibi laboratuvar incelemeleri yapılarak kansızlık ve demir eksikliği değerlendirilebilir.

Her Miyom Tedavi Edilmeli midir?

Her rahim miyomu tedavi gerektirmez. Belirti vermeyen, belirgin büyüme göstermeyen ve hastanın yaşam kalitesini etkilemeyen miyomlar düzenli kontrollerle izlenebilir.

Tedavi kararı verilirken şu faktörler birlikte değerlendirilir:

- Hastanın yaşı,
- Şikâyetlerin şiddeti,
- Kanama ve anemi durumu,
- Miyomun büyüklüğü, sayısı ve yerleşimi,
- Miyomun büyüme eğilimi,
- Rahmin korunmasına yönelik beklentiler,
- Gelecekte çocuk sahibi olma isteği,
- Hastanın genel sağlık durumu.

Küçük bir miyom ciddi kanamaya neden olabilirken daha büyük bir miyom hiçbir belirti vermeyebilir. Bu nedenle tedavi kararı yalnızca miyomun boyutuna göre verilmez.

İlaç Tedavisi ve Takip

İlaç tedavisinin amacı çoğunlukla miyomu tamamen ortadan kaldırmak değil; kanama, ağrı ve kansızlık gibi belirtileri kontrol altına almaktır.

Hastanın durumuna göre şu tedaviler değerlendirilebilir:

- Ağrı kesici ve antiinflamatuvar ilaçlar,
- Adet kanamasını azaltmaya yönelik ilaçlar,
- Hormonal tedaviler,
- Uygun hastalarda hormon salan rahim içi sistemler,
- Miyomları geçici olarak küçültmeye yardımcı olabilen hormon düzenleyici tedaviler,
- Demir eksikliği ve anemi durumunda demir desteği.

İlaçların seçimi; hastanın yaşı, diğer hastalıkları, kanama özellikleri ve gebelik planı dikkate alınarak kadın hastalıkları ve doğum uzmanı tarafından yapılmalıdır.

Girişimsel ve Cerrahi Tedaviler

Belirgin kanama, şiddetli ağrı, çevre organlara baskı, ciddi kansızlık, tanısal belirsizlik veya gebelikle ilgili sorunların bulunması durumunda girişimsel ya da cerrahi yöntemler gündeme gelebilir.

Miyomektomi

Yalnızca miyomların çıkarılması ve rahmin korunması işlemidir. Miyomun büyüklüğüne ve yerleşimine göre açık cerrahi, laparoskopik veya histeroskopik yöntemlerle uygulanabilir.

Gebelik planlayan bazı hastalarda tercih edilebilen bir yöntemdir. Ancak miyomektomi sonrasında yeni miyomların gelişme ihtimali tamamen ortadan kalkmaz.

Histerektomi

Rahmin cerrahi olarak alınmasıdır. Çocuk sahibi olma planı bulunmayan, ciddi şikâyetleri olan ve diğer tedavilerin uygun olmadığı bazı hastalarda değerlendirilebilir. Miyomların yeniden oluşmasını önleyen kesin tedavi seçeneğidir.

Uterin Arter Embolizasyonu

Uterin arter embolizasyonu, miyomları besleyen damarların girişimsel radyoloji yöntemiyle kapatılması esasına dayanır. Miyomların küçülmesine ve kanama gibi belirtilerin azalmasına yardımcı olabilir.

Bu işlem rahmin korunmasına imkân verebilmekle birlikte gelecekte gebelik planlayan hastalarda yöntemin doğurganlık ve gebelik sonuçları üzerindeki olası etkileri ayrıntılı olarak değerlendirilmelidir.

Diğer Minimal İnvaziv Yöntemler

Seçilmiş hastalarda radyofrekans ablasyon gibi miyom dokusunu küçültmeye yönelik minimal invaziv uygulamalar kullanılabilir. Ancak her yöntem her hasta için uygun değildir.

Rahmin korunması, doğurganlığın kesin olarak korunacağı anlamına gelmez. Bu nedenle gelecekte çocuk sahibi olmak isteyen hastalarda tedavi planı üreme sağlığı açısından ayrıca değerlendirilmelidir.

Ne Zaman Hekime Başvurulmalıdır?

Rahim miyomlarını kesin olarak önlediği kanıtlanmış bir yöntem bulunmamaktadır. Sağlıklı vücut ağırlığının korunması, dengeli beslenme ve düzenli fiziksel aktivite genel kadın sağlığı açısından önemlidir; ancak bunların miyom oluşumunu kesin olarak engellediği söylenemez.

Aşağıdaki durumlarda kadın hastalıkları ve doğum uzmanına başvurulması önemlidir:

- Adet kanamasının belirgin şekilde artması,
- Adetlerin normalden uzun sürmesi,
- Adet dönemleri dışında kanama görülmesi,
- Şiddetli veya giderek artan pelvik ağrı,
- Karında büyüme veya basınç hissi,
- Sık idrara çıkma ya da kabızlık,
- Halsizlik, solukluk ve çarpıntı gibi kansızlık belirtileri,
- Gebelik elde etmede güçlük yaşanması,
- Tekrarlayan gebelik kayıpları.

Ultrasonografi, her kadına düzenli olarak uygulanması gereken bir tarama yöntemi değildir. Hekim muayenesi ve hastanın şikâyetleri doğrultusunda gerekli görüldüğünde yapılmalıdır.

Sonuç

Rahim miyomları sık görülen ve çoğunlukla iyi huylu olan oluşumlardır. Her miyom belirtiye yol açmadığı gibi her hastada ilaç veya ameliyat uygulanması da gerekmez.

Şikâyetlerin zamanında değerlendirilmesi; uygun takip, ilaç tedavisi veya girişimsel yöntemin belirlenmesine yardımcı olur. Tedavi planı hastanın yaşı, belirtileri, miyomun özellikleri ve gelecekteki gebelik isteği göz önünde bulundurularak kişiye özel hazırlanmalıdır.

Kadınların özellikle olağan dışı kanama, giderek artan ağrı, karında basınç hissi ve kansızlık belirtilerini önemsemeleri, gerekli değerlendirme ve tedavinin zamanında yapılmasına katkı sağlayabilir.

«Editör Notu: Bu yazı bir tıp öğrencisi tarafından genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. Yazıda adı geçen Dr. Azat Nysanbayev’in kurum ve görev bilgileri yazarın beyanına dayanmaktadır. Karakalpakistan Cumhuriyeti’nin Nukus şehrinde jinekoloji alanında çalışmalar yürüten Dr. Nysanbayev’in güncel kurumsal unvanının yayımdan önce resmî kayıtlar üzerinden doğrulanması önerilmektedir. Yazıda yer alan bilgiler kişisel tanı veya tedavi önerisi niteliğinde değildir. Yoğun kanama, pelvik ağrı, kansızlık belirtileri veya gebelikle ilgili sorun yaşayan kişilerin kadın hastalıkları ve doğum uzmanına başvurması gerekir.