Bir mimarın çizdiği proje, henüz inşa edilmeden ülke sınırlarını aşabilir. Ancak o projenin mimarı, tasarımını anlatacağı toplantıya, katılacağı mesleki etkinliğe veya kuracağı iş ortaklığına zamanında ulaşamayabilir.
Uluslararası rekabetin hızla şekillendiği bir dönemde, bu gecikmenin bedelini mimarla birlikte Türkiye de öder.
Bu nedenle mesleğinde on yılını tamamlamış mimarlara yeşil pasaport verilmesi talebini, ülkemizin yetişmiş insan gücünden nasıl daha fazla yararlanabileceği sorusuyla birlikte değerlendirmeliyiz.
Türkiye Büyük Millet Meclisine sunulan, en az on yıl kıdemi bulunan oda üyesi mühendis ve mimarlara hususi damgalı pasaport verilmesini amaçlayan teklifler bugün İçişleri Komisyonundadır. Bu, somut bir düzenleme üzerinde konuşma ve ortak akılla ilerleme fırsatıdır.
Milletvekillerimizin önündeki değerlendirme, ülkenin tasarım kapasitesini, hizmet ihracatını ve uluslararası temsil gücünü de kapsamalıdır.
Çünkü mimarlık, bilgi ve deneyimle büyüyen bir üretim alanıdır.
Bir mimar; yaşadığımız konutu, çocuğumuzun eğitim aldığı okulu, çalıştığımız fabrikayı, tedavi gördüğümüz sağlık yapısını tasarlar. Aldığı kararlar, insanların güvenliğini, yaşam kalitesini, enerji tüketimini ve şehirlerin geleceğini etkiler.
Böylesine geniş bir sorumluluğu bulunan mesleğin dünyadaki gelişmelere erişimi, toplum açısından da değerlidir.
Depreme dirençli yapılaşma yaklaşımlarını incelemek, enerji verimli binaları yerinde görmek, tarihi yapılardaki koruma uygulamalarını değerlendirmek ve yeni yapı teknolojilerini öğrenmek mesleki bir ihtiyaçtır. Bir yapının nasıl kullanıldığını, nasıl yaşlandığını ve çevresiyle nasıl ilişki kurduğunu yerinde gözlemlemek, ekrandaki görüntünün ötesinde bilgi sağlar.
Bu bilgi Türkiye’ye döndüğünde bir projeye, bir şantiyeye, bir belediye görüşmesine veya genç bir meslektaşın eğitimine aktarılabilir. Dolayısıyla mimarın mesleki hareketliliğini kolaylaştırmak, burada üretilen mimarlığın niteliğine de katkı sunabilir.
On yıllık kıdem önerisi bu çerçevede anlamlıdır. On yıl, eğitim sonrasında mesleki birikimin gelişebildiği; tasarım, uygulama ve sorumluluk deneyiminin derinleşebildiği önemli bir süredir. Elbette geçen zaman, tek başına mesleki niteliğin garantisi değildir. Ancak belgelendirilebilir kıdem ve açık başvuru koşullarıyla birlikte uygulanabilir bir eşik oluşturabilir.
Üstelik bu aşamadaki bir mimarın önünde, birikimini yeni projelere ve uluslararası ortaklıklara dönüştürebileceği uzun bir çalışma dönemi vardır. Sağlanacak kolaylığın karşılığını yıllar boyunca üretimle verme imkânı bulunur.
Meselenin ekonomik tarafı da burada başlar.
Bir mimarlık ofisinin yurt dışında aldığı tasarım veya danışmanlık işi, Türkiye’den sunulan bir hizmettir. Böyle bir iş; başka mimarların, mühendislerin, görselleştirme uzmanlarının ve teknik çalışanların üretimine de alan açabilir. Proje ilişkileri, yerli yapı malzemelerinin ve uygulama firmalarının farklı pazarlarda tanınmasına vesile olabilir.
Uluslararası işlerde zamanında bulunabilmek önemlidir. Çevrim içi görüşmeler birçok işi kolaylaştırsa da arazi incelemesi, proje sunumu ve yüz yüze müzakerenin yerini her durumda tutmaz. Vize sürecindeki belirsizlik, özellikle küçük ve orta ölçekli mimarlık ofislerinin teklif verme ve iş geliştirme cesaretini azaltabilir.
İnşaat yapan ve proje geliştiren mimarların ayrıca Türkiye’ye yatırımcı çekme potansiyeli vardır. Yurt dışında kurulan bir temas; ülkemizde bir üretim tesisi, turizm yapısı veya başka bir nitelikli yatırım için başlangıç olabilir. Projenin teknik imkânlarını, uygulama sürecini ve mekânsal değerini anlatabilen bir mimar, yatırımcının kararını sağlıklı biçimde oluşturmasına katkı sağlayabilir. Bu temasların kolaylaşması, Türkiye’de istihdama ve üretime dönüşebilecek fırsatları artırabilir.
Elbette yeşil pasaport tek başına iş, yatırım veya ihracat garantisi vermez. Ancak bunları gerçekleştirmek için çalışan insanların önündeki seyahat engellerinin bir bölümünü azaltabilir. Bir düzenlemenin değeri, açabileceği fırsatlarla da ölçülmelidir.
Bu hakkın kapsamı değerlendirilirken kamu yararı, eşitlik ve pasaport sisteminin güvenilirliği birlikte gözetilmelidir. Mesleki kıdemin hangi kayıtlarla doğrulanacağı, başvuruların nasıl değerlendirileceği ve hak sahipliğinin nasıl takip edileceği açıkça belirlenebilir. Meslek kuruluşlarıyla ilgili kamu kurumları arasında kurulacak doğrulama sistemi, uygulamayı şeffaf ve denetlenebilir hâle getirebilir.
Düzenleme, farklı çalışma biçimlerini de adil biçimde kapsamalıdır. Kendi ofisini yöneten, ücretli çalışan veya proje ve uygulama süreçlerinde görev alan mimarların mesleki birikimi ortak ve nesnel ölçütlerle değerlendirilebilmelidir.
Sayın milletvekilleri,
Türkiye’nin daha fazla nitelikli hizmet üretmesini, dünyada daha güçlü temsil edilmesini ve yetişmiş insanlarının ülkesinde kalarak uluslararası işler yapabilmesini istiyoruz. Bu hedeflere ulaşmak için meslek insanlarımızın hareket kabiliyetini de güçlendirmeliyiz.
Mesleğinde on yılını tamamlamış mimarlara, açık ve denetlenebilir koşullarla yeşil pasaport verilmesini sağlayacak düzenlemeyi bu anlayışla ele almanızı bekliyoruz. İlgili tekliflerin komisyonda değerlendirilmesi, olgunlaştırılması ve yasalaştırılması için gösterilecek irade, mesleki emeğe duyulan güvenin somut bir ifadesi olacaktır.
Bir mimarın dünyaya açılması; Türkiye’ye yeni bilgi, yeni iş ve yeni ortaklıklar getirebilir.
Meclisin açacağı bu kapıdan, Türkiye’nin mimarlık birikimi ve üretme gücü geçecektir.