Bir ameliyatı yapmadan önce deneyebilseydik…

Bir ilaca başlamadan önce o hastada nasıl bir sonuç vereceğini görebilseydik…

Bir hastalığın birkaç yıl içinde nasıl ilerleyebileceğini önceden izleyebilseydik…

Tıpta böyle bir imkânımız olsaydı, kararlarımız ne kadar değişirdi?

Bugün doktorluk, büyük ölçüde mevcut bilgilere bakarak geleceğe ilişkin karar vermek üzerine kurulu. Hastayı muayene ediyor, tahlillerine ve görüntülerine bakıyor, geçmişini değerlendiriyor ve bütün bunlardan yola çıkarak gelecekte ne olabileceğini tahmin etmeye çalışıyoruz.

Teknoloji ise bu sürece yeni bir kapı açıyor: Bir hastanın geleceğini, en azından bilgisayar ortamında, önceden “denemek”.

Son yıllarda giderek daha fazla duyduğumuz “dijital ikiz” kavramı tam da bunu hedefliyor.

Dijital ikiz, gerçek bir varlığın bilgisayarda oluşturulan ve gerçek hayattan gelen bilgilerle sürekli güncellenen modelidir. Bu teknoloji uçaklarda, otomobillerde ve sanayide bir süredir kullanılıyor. Şimdi benzer bir yaklaşım insan sağlığına uygulanmaya çalışılıyor.

Bir kişinin kan sonuçlarını, görüntülemelerini, geçirdiği hastalıkları, kullandığı ilaçları, yaşam tarzını ve zaman içinde değişen sağlık bilgilerini tek bir sistemde topladığımızı düşünün. Bu bilgilerden, kişinin sağlık durumunu yansıtan ve sürekli güncellenen bir model oluşturulabilir.

İşte buna hastanın dijital ikizi diyebiliriz.

Ancak dijital ikiz, elektronik hasta dosyasının biraz daha gelişmiş hâli değildir. Hasta dosyası bize büyük ölçüde geçmişi anlatır. Dijital ikiz ise geçmiş bilgileri kullanarak “Bundan sonra ne olabilir?” sorusuna da cevap aramaya çalışır.

Örneğin prostat kanseri olan bir hastayı düşünelim. PSA değeri, MR görüntüsü, biyopsi sonucu, hastanın yaşı ve diğer sağlık sorunları birlikte değerlendirilebilir. Aktif izlem, ameliyat veya radyoterapi gibi farklı seçeneklerin olası sonuçları bilgisayar ortamında karşılaştırılabilir.

Bu, geleceği kesin olarak görmek anlamına gelmez.

Dijital ikiz bir falcı değildir. Hastaya, “Beş yıl sonra kesin olarak şunlar olacak.” demez. Geçmişte benzer özelliklere sahip çok sayıda hastadan elde edilen bilgilerden yararlanarak olası gelecekleri göstermeye çalışır.

Bu nedenle onu bir “gelecek makinesi”nden çok, doktorun önündeki yolları daha iyi görmesini sağlayan bir harita olarak düşünmek daha doğru olabilir.

Burada yapay zekâ da devreye giriyor. Çok büyük miktardaki sağlık verisini analiz ederek insan gözünün kolayca fark edemeyeceği ilişkileri ortaya çıkarabilir. Görüntülerin değerlendirilmesi, hastalık risklerinin hesaplanması ve tedavi yanıtlarının tahmin edilmesi gibi alanlarda dijital ikizin önemli bir parçası olabilir.

Ama teknoloji ne kadar gelişirse gelişsin, bazı sorular ortadan kalkmayacak.

Bir hastanın verileri kim tarafından saklanacak?

Bu bilgilere kim erişebilecek?

Bilgisayarın yaptığı tahmin yanlış çıkarsa sorumluluk kime ait olacak?

Daha önemlisi, bir bilgisayar hastanın gelecekte ciddi bir sağlık sorunu yaşama ihtimalinin yüksek olduğunu söylerse bunu hastaya nasıl anlatacağız?

Çünkü insan vücudu bir makine değildir. Aynı hastalığa sahip iki insanın hastalık seyri farklı olabilir. Bilgisayar olasılıkları hesaplayabilir; ancak hastanın korkularını, beklentilerini ve yaşam tercihlerini anlayamaz.

Bu nedenle dijital ikizin amacı doktorun yerine geçmek değil, doktorun daha iyi karar vermesine yardımcı olmak olmalıdır.

Belki geleceğin doktoru, yapay zekâyla yarışan değil, onu doğru kullanan doktor olacaktır.

Aslında tıp, tarih boyunca aynı şeyi yapmaya çalıştı: Gelecekte olacakları biraz daha erken görmek.

Erken tanı, risk hesaplamaları ve hastalıkların önceden fark edilmesi hep bu çabanın parçalarıydı. Dijital ikiz ise bu yaklaşımı bir adım daha ileri taşıyabilir.

Belki gelecekte doktor yalnızca hastanın geçmişine bakmayacak. Farklı tedavi seçeneklerinin olası geleceklerini de aynı ekranda görebilecek.

Bir çeşit tıbbi prova yapılabilecek.

Ama bilgisayar geleceği bizim yerimize seçmeyecek.

Çünkü teknoloji bize seçenekleri gösterebilir, riskleri hesaplayabilir ve olasılıkları karşılaştırabilir.

Hangi yolu seçeceğimize ise hâlâ insan olarak karar vereceğiz.