Bir çocuğun her gün aynı koridordan geçmekten korkması, teneffüste yalnız kalmak için saklanması veya sınıf grubuna gelen mesajları açmaya çekinmesi… Akran zorbalığı bazen böyle görünür. Yalnızca çocuklar arasında yaşanan bir anlaşmazlık olarak görüldüğünde ise, ne yazık ki müdahale gecikebilmektedir.
Akran zorbalığı; bir veya daha fazla çocuğun, başka bir çocuğa zarar veren davranışları tekrar tekrar yöneltmesi ve taraflar arasında bir güç eşitsizliği bulunmasıyla tanımlanır. Bu güç fiziksel kuvvetten kaynaklanabileceği gibi arkadaş grubunun desteğinden, sosyal konumdan veya bir çocuk hakkında paylaşılan görüntülerden de kaynaklanabilir. İki arkadaşın eşit koşullarda tartışması ile bir öğrencinin sürekli hedef haline getirilmesi aynı şey değildir.
Bununla birlikte, tek seferlik ciddi bir tehdit ya da saldırı da “tekrarlanmadı” diye önemsizleşmez. Zorbalık tanımına uyup uymadığına bakılmaksızın çocuğun güvenliği için ele alınmalıdır.
Zorbalık her zaman görünür değildir
Vurmak ve itmek kolay fark edilen örneklerdir. Oysa çocuğa sürekli aşağılayıcı bir lakap takılması, hakkında söylenti yayılması, grup çalışmalarına bilerek alınmaması veya sınıf sohbetinde küçük düşürülmesi de zarar verebilir. Siber zorbalıkta olay okul kapısında bitmez; mesajlar ve görüntüler eve kadar ulaşır.
Sorunun boyutu da küçümsenecek gibi değildir. PISA 2022 araştırmasında Türkiye’de 15 yaşındaki kız öğrencilerin yüzde 25’i, erkek öğrencilerin yüzde 28’i ayda en az birkaç kez zorbalık davranışına maruz kaldığını bildirmiştir. Dünya Sağlık Örgütü Avrupa Bölgesi’nin 44 ülke ve bölgeyi kapsayan araştırmasında ise ergenlerin yaklaşık yüzde 15’i siber zorbalığa uğradığını belirtmiştir. Bu araştırmalar farklı yaş grupları ve yöntemler kullandığı için oranları doğrudan birbirleriyle karşılaştırmamak gerekir.
“Çocuklar arasında olur” demek neden yetmez?
Zorbalığa uğrayan çocuk bunu her zaman açıkça anlatamaz. Utanabilir, kendisine inanılmayacağını düşünebilir veya durumu bildirdiğinde daha fazla hedef alınmaktan korkabilir. Okula gitmek istememe, arkadaşlardan uzaklaşma, eşyaların sık sık zarar görmesi, uyku sorunları ve açıklanamayan bedensel yakınmalar bir sorun yaşandığına işaret edebilir. Bu belirtilerin başka nedenleri de olabilir; önemli olan çocuğa sakin ve yargılamayan bir ortamda ne olduğunu sormaktır.
Zorbalık; okul yaşamı, öğrenme ve ruh sağlığı üzerinde ciddi etkilerle de ilişkilidir. Ancak her güçlüğü tek başına zorbalığa bağlamak veya zorbalığa uğrayan her çocuğun aynı sonucu yaşayacağını düşünmek doğru değildir. Çocuğun ne kadar süredir hedef alındığı, çevresinden gördüğü destek ve olaylara nasıl müdahale edildiği önem taşır.
Zorbalık yapan çocuğu da yalnızca “kötü çocuk” diye etiketlemek çözüm sağlamaz. Davranışın durdurulması gerekir; aynı zamanda çocuğun neden bu davranışı sürdürdüğü, akranlarının nasıl tepki verdiği ve hangi desteğe ihtiyaç duyduğu değerlendirilmelidir. Hem zorbalığa uğrayan hem de başkalarına zorbalık yapan çocuklar da vardır. Bu çocukların yalnızca tek bir rolle tanımlanması ihtiyaçlarının gözden kaçmasına yol açabilir.
Okulun ve ailenin görevi nedir?
Bir çocuk zorbalığı anlattığında ilk adım onu dinlemek ve güvenliğini sağlamaktır. “Sen de karşılık ver” veya “Büyüyünce geçer” demek, sorumluluğu çocuğun omzuna bırakır. Aile ve okul, olayın nerede ve nasıl yaşandığını birlikte anlamalı; tekrarını önlemek için somut bir plan yapmalı ve planın işe yarayıp yaramadığını izlemelidir. Çocuğu zorbalık yapan kişiyle hazırlıksız biçimde yüzleştirmek ya da herkesin önünde konuşturmak, güç eşitsizliğini artırabilir.
Sınıftaki diğer çocuklar da bu sürecin parçasıdır. Gülmek, paylaşmak veya sessiz kalmak davranışın sürmesine yardımcı olabilir; güvenli biçimde bir yetişkinden yardım istemek ise hedef alınan çocuğun yalnız olmadığını gösterir. Öğretmenlerin desteklenmesi, açık bildirim yolları oluşturulması ve okulun tutarlı bir yaklaşım benimsemesi bu nedenle önemlidir. Zorbalıkla mücadele, yalnızca olay yaşandıktan sonra verilen bir ceza ile sınırlı kalamaz.
Bir okulun güvenli olup olmadığını, yalnızca kaç öğrencinin şikâyette bulunduğu söylemez. Çocukların yaşadıklarını korkmadan anlatabilmesi ve yetişkinlerin bunu ciddiyetle ele alması da güvenliğin parçasıdır. Zorbalık karşısında en güçlü mesaj, hedef alınan çocuğa açıkça verilen şu güvencedir: “Seni duyduk; bunu çözmek için sorumluluk alıyoruz.”
Çocuğun güvenliğine yönelik acil bir tehdit, ciddi şiddet veya kendine zarar verme düşüncesi varsa beklemeden acil yardım ve sağlık desteği alınmalıdır.
Kaynaklar
- Ariani TA ve arkadaşları. Global prevalence and psychological impact of bullying among children and adolescents: a meta-analysis. Journal of Affective Disorders. 2025;385:119446. DOI: 10.1016/j.jad.2025.119446.
- Abregú-Crespo R ve arkadaşları. School bullying in children and adolescents with neurodevelopmental and psychiatric conditions: a systematic review and meta-analysis. The Lancet Child & Adolescent Health. 2024;8(2):122–134. DOI: 10.1016/S2352-4642(23)00289-4.
- Walters GD. School bullying perpetration and victimization as predictors of youth delinquency: A meta-analysis of prospective studies and data. Aggression and Violent Behavior. 2024;79:102010. DOI: 10.1016/j.avb.2024.102010.