Baş dönmesi, toplumda en sık karşılaşılan şikayetlerden biridir. Hastalar bu şikayeti çoğu zaman aynı kelimeyle ifade etse de aslında birbirinden farklı deneyimleri anlatır. Bazı hastalar çevrenin döndüğünü, bazıları sersemlik hissettiğini, bazıları dengesizlik yaşadığını, bazıları da sanki ayaklarının altından yer kayıyormuş gibi hissettiğini söyler. Bu ayrım, tanı için büyük önem taşır.

Gerçek vertigo, kişinin kendisinin ya da çevresinin döndüğü hissidir. Bu his, iç kulaktaki denge organlarından ya da beyin sapı veya beyincikteki denge merkezlerinden kaynaklanan bir uyumsuzluktan doğar. Denge duygusu iç kulak, gözler ve eklemlerden gelen sinyallerin beyinde bir araya getirilmesiyle oluşur. Bu sinyaller arasında bir tutarsızlık ortaya çıktığında beyin bu durumu dönme hissi olarak algılar.

Vertigo, kaynaklandığı yere göre iki ana gruba ayrılır. Birincisi iç kulaktan kaynaklanan periferik vertigo, ikincisi beyin sapı ya da beyincikten kaynaklanan santral vertigodur. Bu ayrım klinik açıdan çok önemlidir, çünkü santral vertigo daha ciddi nedenlere işaret edebilir.

Periferik vertigonun en sık nedeni iyi huylu (benign) pozisyonel baş dönmesidir. Bu durumda iç kulaktaki kalsiyum kristalleri yerinden oynar ve denge kanallarına düşer. Baş belirli bir pozisyona getirildiğinde, örneğin yataktan kalkarken ya da başı çevirirken, kısa süreli ama şiddetli bir dönme hissi ortaya çıkar. Bu ataklar genellikle birkaç saniye ile bir dakika arasında sürer. Tanı, başın belirli yönlere çevrilmesiyle yapılan basit bir muayeneyle konulur. Tedavide ilaç genellikle gerekmez. Kristalleri yeniden yerine oturtan manevralar, çoğu hastada tek seansta belirgin düzelme sağlar.

Vestibüler nörit, iç kulak sinirinin ani iltihaplanmasıyla ortaya çıkan bir başka periferik nedendir. Bu durumda baş dönmesi aniden başlar, saatlerce hatta günlerce sürebilir. Bulantı, kusma ve dengesizlik eşlik eder. Genellikle bir viral enfeksiyon sonrası ortaya çıkar. Tedavide semptomları hafifleten ilaçlar kullanılır, ancak iyileşme sürecinde hareket etmek ve denge egzersizleri yapmak toparlanmayı hızlandırır.

Meniere hastalığı, iç kulakta sıvı basıncının artmasıyla oluşan bir durumdur. Bu hastalıkta baş dönmesi ataklar halinde gelir, kulak çınlaması ve işitme kaybı eşlik eder. Ataklar dakikalar ile saatler arasında sürebilir. Tuz kısıtlaması ve bazı ilaçlar atakların sıklığını azaltabilir.

Santral vertigo daha az sıklıkla görülür, ancak daha dikkatli değerlendirilmesi gerekir. Beyin sapı ya da beyincikte oluşan bir inme, bazı durumlarda yalnızca baş dönmesiyle kendini gösterebilir. Bu tabloyu periferik vertigodan ayıran bazı bulgular vardır. Ani başlayan, şiddetli baş ağrısıyla birlikte olan, çift görme, konuşma bozukluğu, yüzde uyuşma ya da yürüyüş bozukluğu eşlik eden baş dönmesi, santral bir nedeni düşündürmelidir. Bu durumda hasta acilen değerlendirilmelidir.

Baş dönmesi şikayetiyle başvuran bir hastada değerlendirme, öncelikle şikayetin ne şekilde tarif edildiğine odaklanır. Şikayetin ne zaman başladığı, ne kadar sürdüğü, baş hareketleriyle ilişkisi, işitme kaybı ya da kulak çınlamasının eşlik edip etmediği, nörolojik belirtilerin varlığı sorgulanır. Muayenede göz hareketleri, denge testleri ve baş pozisyon testleri önemli ipuçları verir. Görüntüleme, santral bir nedenden şüphelenildiğinde ya da santral nedenleri dışlamak için gerekir.

Baş dönmesi çoğu zaman ciddi bir hastalığa işaret etmez ve tedavi edilebilir nedenlerden kaynaklanır. Ancak ani başlayan, şiddetli ve nörolojik belirtilerle birlikte olan baş dönmesi mutlaka acil değerlendirme gerektirir.