Küçükken üç harflilerden korkardık. Nihayet doktor olduk, şimdi de korktuğumuz yeni üç harfli TUS mu?

Mutlaka sizler de çevrenizden TUS'un ne denli zor olduğuna dair çokça mit dinlemişsinizdir. Ama inanın dostlar, su soğuk olsa da girince alışıyorsunuz. Umarım bu yazıdan sonra TUS, sizler için korkulan bir bilinmezlik olmaktan çıkar.

Bu yazıda kendi tecrübelerimi, çevremde başarılı olmuş üst dönemlerimden ve arkadaşlarımdan öğrendiğim teknikleri, hocalarımızdan duyduğum tavsiyelerle harmanlayarak sizlere sunuyorum.

NE ZAMAN BAŞLIYORUZ?

Aslında bu sorunun tek bir doğru cevabı yok. Çaba sarf ettiğiniz her yol sizi başarıya götürüyorsa doğrudur. Ancak bazı yollar daha yorucuyken bazıları daha kestirme olabiliyor. Bu doğrultuda, genel olarak TUS adaylarının uyguladığı ve başarılı sonuçlar aldığı yöntemler üzerinde duracağım.

En sık tercih edilen başlangıç zamanı, 5. sınıfta TUS kitaplarını doldurmaya başlamak. Ancak dershanelerin büyük stajlarda verdiği kitaplarla çalışmaya başlamak (kendiniz de buna uygun güzel kaynaklar edinebilirsiniz), hem sağlam bir temel oluşturmak hem de TUS mantığıyla erken tanışmak açısından daha faydalı olabiliyor.

Tıp fakültesinin temel bilimlerle geçen ilk üç yılında, doğrudan TUS'a hazırlanma düşüncesiyle yola çıkmak insanı psikolojik olarak yıpratabilir. Bu dönemi değerlendirmenin en iyi yolunun, fakülte derslerine konuların mantığını kavrayarak çalışmak, sağlam bir altyapı oluşturmak ve işlenen konuların TUS spotlarına göz atmak olduğunu düşünüyorum.

Örneğin, bakteriyoloji dersini bitirdikten sonra ilgili TUS spotlarını birkaç kez okuyarak hangi konuların sınav açısından önem taşıdığını anlayabilir ve öğrendiklerinizin TUS'taki karşılığını görebilirsiniz.

DERSHANE GEREKLİ Mİ?

Pandemiden önce bu soruya çok rahat bir şekilde "evet" cevabı verilebilirken bugün hem "evet" hem de "hayır" diyebiliriz.

Ne zaman evet?

Eğer kendi başınıza bir çalışma sistemi oluşturmakta zorlanıyorsanız, kitapları doldurmak için yeterli disiplini sağlayamıyorsanız ve "Her yıl kitaplarım düzenli bir şekilde elime gelsin, kaynak seçmekle uğraşmayayım." diyorsanız cevap evet.

Ne zaman hayır?

Her branşın en iyi hocasını belirleyerek hepsinden ayrı ayrı eğitim almak istiyorsanız, daha esnek bir programınız olsun, ders sıralamasını kendiniz belirleyin ve istediğiniz zaman deneme sınavı satın alarak seviyenizi ölçün istiyorsanız elbette kendi başınıza da bu süreci yürütebilirsiniz.

KAYNAK SEÇİMİ

Çiğnediğiniz takdirde pişmanlığı iliklerinize kadar hissedebileceğiniz hassas bir noktaya geldi sıra.

Önerim, tek ve doğru bir konu kaynağından ilerlemeniz.

Adeta bilgi hamallığı yapmanız gereken, kadim tıp bilimine genel hâkimiyetinizi ölçen bir sınava hazırlanıyorsunuz. Bu sebeple, sayfada görüp ezberlemediğiniz hâlde zihninizin bir köşesinde yer eden bilgilere bile ihtiyaç duyabilirsiniz.

Aynı konu kaynağını defalarca okuyup ona aşina olmalıyız. Tabii bu noktada iyi bir kaynak seçimi yaptığınızı varsayıyoruz.

Diyelim ki yetersiz bir kaynakla çalıştığınıza kanaat getirdiniz. Bu durumda hızlıca kaynak değişikliği yapabilirsiniz. Ancak aynı branş için üç farklı konu kaynağı kullanmak emek israfına yol açabilir. Dikkat çekmeye çalıştığım esas nokta da bu.

Soru bankası konusunda ise bolca kaynak kullanmak ve farklı soru tiplerini görmek sizi zenginleştirecektir. Mümkün mertebe hem klasik soru bankalarından hem vaka soru bankalarından hem de deneme sınavlarından yararlanmaya gayret edin.

NASIL ÇALIŞALIM?

Çok tekrar...

Burada eski bir özdeyişe atıfta bulunmak istiyorum:

"Tekrar etmek en güzeldir, yüz seksen kere bile olsa..."

Tekrar sayısı, size soru çözebilecek düzeyde hâkimiyet kazandıran miktardır ve bu sayı kişiden kişiye değişebilir.

"Ahmet daha fazla tekrar yapmış, ben de mutlaka o kadar yapmalıyım, yoksa kesinlikle başarılı olamam." şeklinde bir algıya kapılmanıza gerek yok.

Tekrar konusunda en önemli noktalardan biri, ilk tekrarlarda fazla detaya boğulmamaktır. Göle girmek tehlikeli ve yasaktır!

İlk tekrarlar, tabiri caizse "oku, geç" şeklinde hızlı okumalar olmalı. Netleriniz belli bir seviyeye ulaştıktan sonra ayrıntılara yönelmelisiniz. Yani başlangıçta TUS hocalarının özellikle vurguladığı yerleri okumak yeterli olacaktır.

Çıtayı belli bir noktaya taşıdıktan sonra hedefinizin yüksekliği doğrultusunda çalışacağınız ayrıntı seviyesini belirleyebilirsiniz.

Temel bilimler için neredeyse kural hâline gelmiş bir yaklaşım vardır: "Çok okuma, az soru."

Klinik bilimlerde ise soru çözmek daha ağırlıklı olmalı. Böylelikle yorumlama beceriniz ve vaka sorularına yaklaşımınız gelişecektir.

Kronometre kullanmak, çalışma sürenizi artırmada oldukça yardımcı oluyor. Özellikle intörnlük döneminde atlanmaması gereken bir destek aracı.

Vaka sorularında anahtar kelimeler, soruyu çözmenizi sağlayan kilit taşlarıdır. Bu sebeple konu çalışırken anahtar kelimeleri belirlemek ve soru çözerken bunlara dikkat etmek oldukça önemli.

Kısıtlı zamanda en yüksek başarıyı hedeflediğimize göre, eğer elememiz gereken konular varsa sınavda çok nadiren soru çıkan bazı konuları es geçebiliriz.

TUS'ta hangi konudan kaç soru çıktığına mutlaka göz atalım ki konulara soru ağırlıklarına göre öncelik verebilelim.

Ajanda kullanarak günlük, haftalık ve aylık planlar yapmak, bu planları düzenli olarak kontrol ederek ilerlemek savrulmanızı önler.

Başlıkta da belirttiğim gibi bu bir maraton. Elbette inişler ve çıkışlar olacaktır, tıpkı hayat gibi.

Önemli olan çabalamak ve ne olursa olsun pes etmemek.

"Bir, sıfırdan büyüktür." diyerek az da olsa çalışmayı sürdürmek ve süreçten kopmamaya gayret etmek, bize en çok yardımcı olacak yaklaşımlardan biri.

"Binlerce yıldız var içimizde bizim."

Kendimize inanmaktan hiçbir zaman vazgeçmeyelim.

Tüm güzel yüreklere selam olsun.