Çiçek hastalığı yüzyıllar boyunca insanlığın en korkulan bulaşıcı hastalıklarından biriydi. Yüksek ateş, bütün bedene yayılan yaralar, körlük ve ölüm… Hastalıktan kurtulanların yüzlerinde ise çoğu zaman ömür boyu silinmeyen izler kalıyordu.
Henüz mikroorganizmaların bilinmediği ve bağışıklık sisteminin açıklanamadığı bir çağda insanlar önemli bir gerçeği gözlemlemişti: Çiçek hastalığını bir kez geçirenler genellikle hastalığa yeniden yakalanmıyordu.
Bu gözlem, oldukça riskli ancak dönemi için dikkat çekici bir korunma yönteminin yayılmasını sağladı: Variolasyon.
Aşı değil, kontrollü enfeksiyon girişimiydi
Variolasyonda, çiçek hastalığını hafif geçiren bir kişinin yaralarından alınan madde, sağlıklı kişinin derisinde açılan küçük çiziklere yerleştiriliyordu. Amaç, doğal yolla karşılaşılan ağır hastalık yerine daha hafif seyreden bir enfeksiyon oluşturarak kişiyi sonraki çiçek salgınlarına karşı korumaktı.
Ancak bu yöntem, günümüzde anladığımız biçimiyle bir aşı değildi. Çünkü işlemde doğrudan çiçek hastalığına yol açan canlı etken kullanılıyordu. Variolasyon uygulanan kişi ağır hastalanabilir, hayatını kaybedebilir veya hastalığı çevresindeki insanlara bulaştırabilirdi.
Buna rağmen doğal çiçek hastalığının yol açtığı ağır sonuçlar karşısında variolasyon, dönemin insanları için önemli bir korunma umudu olarak görülüyordu.
Osmanlı’da bilgiyi taşıyan kadınlar
Variolasyonun kökeni yalnızca Osmanlı coğrafyasına dayanmıyordu. Çin, Hindistan ve Afrika’nın bazı bölgelerinde de çiçek hastalığına karşı farklı bağışıklama yöntemlerinin uzun süredir uygulandığı biliniyor. Ancak yöntemin 18. yüzyılın başlarında İngiltere’nin bilim ve saray çevrelerine ulaşmasında Osmanlı dünyası önemli bir geçiş noktası oldu.
Osmanlı toplumunda variolasyon yalnızca saray hekimlerinin uyguladığı bir yöntem değildi. Tarihsel anlatımlar, özellikle tecrübeli kadınların sonbahar aylarında çocukları bir araya getirerek bu işlemi gerçekleştirdiklerini aktarıyor.
Bugün halk hekimliği olarak adlandırabileceğimiz bu bilgi, kadınların gözlem ve tecrübeleriyle kuşaktan kuşağa taşınıyordu. Variolasyonun İngiltere’de tanınmasının arkasında bu nedenle yalnızca hekimler ve seçkin aileler değil, isimleri çoğunlukla kayıtlara geçmeyen uygulayıcı kadınlar da bulunuyordu.
İstanbul’dan Royal Society’ye ulaşan rapor
Osmanlı’daki variolasyon uygulaması, Lady Mary Wortley Montagu’nun girişimlerinden önce Avrupa’nın bilim çevrelerine bildirilmeye başlanmıştı.
İstanbul’da çalışan hekim Emanuel Timoni, yöntemi anlatan bir rapor hazırladı. Aralık 1713 tarihli bu metin, 1714 yılında Royal Society’nin bilimsel yayın organı Philosophical Transactions’ta yayımlandı. Timoni, İstanbul’da bir süredir uygulanan yöntemin nasıl gerçekleştirildiğini ve işlem sonrasında gözlenen sonuçları aktarıyordu.
Osmanlı coğrafyasında hekimlik yapan Jacobus Pylarini de variolasyon hakkında bağımsız bir çalışma hazırladı. Timoni ve Pylarini’nin anlatımları sayesinde Osmanlı’daki uygulama, 1714 ve 1716 yıllarında İngiltere’nin bilim çevrelerinde tartışılmaya başlandı.
Ancak bilimsel raporların yayımlanması, toplumun riskli ve alışılmadık bir yöntemi hemen kabul etmesine yetmedi. Variolasyonun İngiltere’de geniş çevrelerce duyulmasında, hastalığı bizzat yaşamış ve İngiliz aristokrasisine ulaşabilen bir kadının etkisi büyük oldu.
Lady Montagu’nun çiçek hastalığıyla hesaplaşması
İngiltere’nin Osmanlı Büyükelçisi Edward Wortley Montagu’nun eşi Lady Mary Wortley Montagu, çiçek hastalığının yol açtığı yıkımı yakından biliyordu. Kardeşini bu hastalık nedeniyle kaybetmiş, kendisi de çiçek hastalığına yakalanarak yüzünde kalıcı izlerle yaşamıştı.
Lady Montagu, 1 Nisan 1717’de Edirne’den gönderdiği ünlü mektubunda Osmanlı toplumundaki variolasyon uygulamasını anlattı. İşlemi gerçekleştiren kadınlardan, çocukların bir araya getirilmesinden ve hastalığın çoğunlukla hafif geçirilmesinden söz etti.
Gözlemleri yalnızca bir seyahat hatırası olarak kalmadı. Lady Montagu, yöntemi kendi ailesinde de denemeye karar verdi.
Oğlu Edward, Mart 1718’de İstanbul’da elçilik cerrahı Charles Maitland tarafından variolasyona tabi tutuldu. Lady Montagu böylece Osmanlı’da gözlemlediği yöntemi kendi çocuğuna uygulatmış ve yönteme duyduğu güveni kişisel bir kararla ortaya koymuş oldu.
Londra’da başlayan büyük tartışma
Lady Montagu İngiltere’ye döndükten sonra variolasyonu savunmayı sürdürdü. Londra’da çiçek salgınının yaşandığı 1721 yılında kızına da Charles Maitland tarafından variolasyon uygulandı. Bu işlem hekimlerin, aristokrat çevrelerin ve kamuoyunun dikkatini çekti.
Ancak toplumun önünde ciddi bir soru vardı:
Sağlıklı bir insanı, korunma amacıyla çiçek hastalığı etkenine maruz bırakmak kabul edilebilir miydi?
Aynı yıl Newgate Hapishanesi’nde ölüm cezasına mahkûm edilen bazı tutuklular üzerinde variolasyon denemesi yapıldı. İşlemi kabul etmeleri karşılığında özgürlük vaat edilen mahkûmların hayatta kalması, yönteme duyulan ilgiyi artırdı.
Newgate denemesinin ardından Londra’daki bazı yetim çocuklara da variolasyon uygulandı. Bu girişimler dönemin şartlarında yöntemin güvenliğini sınama amacı taşısa da mahkûmlar ve çocuklar gibi savunmasız grupların kullanılması; gönüllülük, özgür irade ve aydınlatılmış onam bakımından günümüz tıp etiğiyle bağdaşmamaktadır.
Denemelerin ardından Galler Prensesi Caroline’ın iki kızına 1722’de variolasyon uygulanması, yöntemin İngiliz sarayında ve seçkin çevrelerde kabul görmesini hızlandırdı.
Lady Montagu variolasyonu keşfetmedi
Lady Montagu’nun tarihsel rolünü doğru tanımlamak gerekir. Variolasyonu keşfeden veya geliştiren kişi o değildi.
Yöntem, Lady Montagu Osmanlı topraklarına gelmeden çok önce Asya ve Afrika’nın farklı bölgelerinde biliniyor ve Osmanlı toplumunda uygulanıyordu. Timoni ve Pylarini de uygulamayı Avrupa’nın bilim çevrelerine yazılı olarak aktarmıştı.
Lady Montagu’nun asıl önemi; gözlemlediği yöntemi İngiltere’de görünür hâle getirmesi, kendi çocuklarına uygulatması ve aristokrat çevrelerde etkili biçimde savunmasıydı.
Bu nedenle Lady Montagu’yu “aşıyı bulan kişi” olarak değil, Osmanlı’daki variolasyon bilgisinin İngiltere’de tanınmasını ve toplumsal kabulünü hızlandıran önemli bir bilim iletişimcisi olarak tanımlamak daha doğrudur.
Variolasyon ile Jenner’ın aşısı aynı değildi
Variolasyon ile modern aşılamanın başlangıcı kabul edilen Jenner yöntemi birbirinden farklıydı.
Variolasyonda insandaki çiçek hastalığına ait enfekte materyal kullanılıyordu. Bu nedenle işlem uygulanan kişi gerçek çiçek hastalığına yakalanıyor ve hastalığı başkalarına bulaştırabiliyordu.
İngiliz hekim Edward Jenner ise sığır çiçeği geçiren kişilerin insan çiçek hastalığına karşı korunduğuna ilişkin halk gözleminden yararlandı. Jenner, 1796’da sığır çiçeği materyaliyle deneyini gerçekleştirdi ve sonuçlarını 1798’de yayımladı.
Jenner’ın yaklaşımı da ilk uygulandığı dönemde günümüzün klinik araştırma ve tıp etiği ölçütlerini karşılamıyordu. Bununla birlikte yöntemde doğrudan insan çiçek hastalığı materyali yerine sığır çiçeğiyle ilişkili materyalin kullanılması, variolasyona göre daha güvenli bir bağışıklama yolunun gelişmesini sağladı. Yöntem zaman içinde geliştirildi; aşılama yaygınlaştıkça variolasyon terk edildi.
Bu nedenle Osmanlı’da uygulanan yöntemi “dünyanın ilk çiçek aşısı” olarak tanımlamak bilimsel açıdan doğru değildir. Daha doğru ifade, bunun modern çiçek aşısından önce kullanılan erken bir bağışıklama yöntemi olduğudur.
Bilginin gerçek yolculuğu: Halktan saraya
Variolasyonun tarihi bazen Osmanlı sarayından Avrupa saraylarına uzanan tek yönlü bir bilgi aktarımı olarak anlatılıyor. Oysa gerçek yolculuk çok daha geniş ve katmanlıydı.
Bilgi önce halk arasında, büyük ölçüde uygulayıcı kadınların ellerinde yaşatıldı. Osmanlı coğrafyasında çalışan hekimler bu deneyimi gözlemleyerek yazılı tıp diline aktardı. Elçilik çevresi bilginin ülkeler arasında taşınmasını sağladı. Lady Montagu kişisel tecrübesi ve toplumsal konumuyla yöntemin İngiltere’de görünür olmasına katkıda bulundu. Ardından Royal Society, hekimler ve kraliyet çevresi devreye girdi.
Dolayısıyla variolasyonun yolculuğu yalnızca saraydan halka değil; halktan hekimlere, hekimlerden bilim çevrelerine, İstanbul’dan Londra’ya ve sonunda İngiliz sarayına uzanan bir bilgi aktarımıydı.
Tıp tarihinin isimsiz kahramanları
Bu hikâye, bilimsel ilerlemenin her zaman laboratuvarlarda veya saraylarda başlamadığını gösteriyor.
Bazen bir toplumun uzun yıllara dayanan gözlemi, adı bilinmeyen bir kadının elinde korunur. Bir hekim bu uygulamayı kayda geçirir, bir seyyah onu başka bir ülkeye anlatır ve yerel bilgi zamanla dünya tıp tarihinin parçası hâline gelir.
Variolasyon, günümüz açısından tehlikeli ve kabul edilemez riskler taşıyordu. Ancak bağışıklama düşüncesinin gelişmesinde önemli bir tarihsel basamak oluşturdu.
Çiçek hastalığının dünya çapında ortadan kaldırılması ise tek bir kişinin veya ülkenin başarısı değildi. Jenner’ın çalışmalarıyla başlayan modern aşılama süreci; daha güvenli aşıların geliştirilmesi, kitlesel aşılama programları ve farklı ülkelerde görev yapan sağlık çalışanlarının ortak çabasıyla ilerledi.
Dünyadaki son doğal çiçek hastalığı vakası 1977’de görüldü. Dünya Sağlık Asamblesi, hastalığın küresel olarak ortadan kaldırıldığını 1980 yılında resmen ilan etti.
Bu büyük başarının uzun tarihsel yolculuğunda Osmanlı toplumundaki variolasyon uygulamasının, bu bilgiyi yaşatan kadınların, yöntemi kayda geçiren hekimlerin ve İstanbul ile Londra arasında bilgi taşıyan insanların da unutulmaması gerekir.
Tıbbi ve Tarihsel Uyarı
Variolasyon, canlı çiçek hastalığı etkeninin kullanıldığı; ağır hastalık, ölüm ve salgın oluşturma riski taşıyan tarihsel bir uygulamaydı. Günümüzde uygulanabilecek veya taklit edilebilecek bir korunma yöntemi değildir. Bu içerik yalnızca tıp tarihi ve bilim iletişimi amacıyla hazırlanmıştır.
Kaynaklar
- Emanuel Timoni, An Account or History of the Procuring the Small-Pox by Incision or Inoculation, Philosophical Transactions, 1714.
- Arthur Boylston, The Origins of Inoculation, Journal of the Royal Society of Medicine, 2012.
- Anne Eriksen, Smallpox Inoculation: Translation, Transference and Transformation, 2020.
- Isobel Grundy, Montagu’s Variolation, Endeavour, 2000.
- L. Murdoch, The Use of Children and Ideals of Childhood in Early British Smallpox Inoculation, Journal of Social History, 2015.
- Royal Society, Lady Mary Wortley Montagu ve çiçek hastalığı arşiv kayıtları.
- ABD National Library of Medicine, Smallpox: Variolation.
- Dünya Sağlık Örgütü, History of Smallpox Vaccination.
- Wellcome Collection, çiçek hastalığı ve aşılama tarihi arşivi.




