Yaz aylarının gelmesiyle birlikte sivrisinek, kene ve kum sineği gibi vektörler aracılığıyla bulaşan enfeksiyonlarda artış görülebiliyor. Sağlık Bilimleri Üniversitesi İzmir Dr. Suat Seren Göğüs Hastalıkları ve Cerrahisi SUAM Öğretim Üyesi, Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Semiha Çelik Ekinci, yaz döneminde genellikle sivrisineklerin ön plana çıktığını ancak kum sineklerinin de halk sağlığı açısından önemli riskler taşıdığını belirtti.
Kum sineklerinin, halk arasında “tatarcık” olarak da bilinen, yaklaşık 2-3 milimetre boyutunda küçük canlılar olduğunu ifade eden Doç. Dr. Ekinci, bu sineklerin sessiz uçuşları ve çoğu zaman fark edilmeyen ısırıkları nedeniyle gözden kaçabildiğini söyledi.
Isırıklar sıradan sanılabiliyor
Doç. Dr. Semiha Çelik Ekinci, kum sineği ısırıklarının çoğu zaman basit bir sinek ısırığı sanılarak önemsenmediğine dikkat çekerek, bazı türlerin “Şark çıbanı” ve “Kala-azar” olarak bilinen ciddi hastalıklara yol açabileceğini vurguladı.
Kum sineklerinin özellikle nemli, loş ve organik atıkların bulunduğu alanlarda yaşayabildiğini belirten Ekinci, kaya çatlakları, mağaralar, hayvan barınakları, gübre birikintileri ve çevre temizliğinin yetersiz olduğu alanların risk oluşturduğunu kaydetti.
Şark çıbanı kalıcı iz bırakabilir
Kum sinekleri aracılığıyla bulaşan en yaygın hastalıklardan birinin kutanöz leishmaniasis, halk arasındaki adıyla Şark çıbanı olduğunu belirten Doç. Dr. Ekinci, hastalığın genellikle ısırılan bölgede haftalar ya da aylar sonra ortaya çıktığını söyledi.
Başlangıçta küçük bir kızarıklık şeklinde görülebilen lezyonların zamanla büyüyerek kenarları belirgin, ortası çökük ve yara halini almış kronik cilt lezyonlarına dönüşebildiğini aktaran Ekinci, “Bu yaralar çoğu zaman ağrısızdır ancak uzun süre iyileşmeyebilir ve iyileştiğinde kalıcı iz bırakabilir” değerlendirmesinde bulundu.
Kala-azar hayati risk oluşturabilir
Kum sinekleriyle bulaşabilen daha ağır tablolardan birinin de visseral leishmaniasis, bilinen adıyla Kala-azar olduğunu belirten Doç. Dr. Ekinci, bu formun iç organları etkilediğini ifade etti.
Hastalığın dalak, karaciğer ve kemik iliği gibi hayati organları tutabildiğini belirten Ekinci, haftalarca süren açıklanamayan ateş, kilo kaybı, halsizlik ve karında şişkinlik gibi belirtilerin dikkate alınması gerektiğini vurguladı. Erken tanı ve uygun tedavi uygulanmadığında hastalığın ciddi sonuçlara yol açabileceğini söyledi.
Tatarcık hummasına da neden olabilir
Doç. Dr. Ekinci, kum sineklerinin yalnızca parazit değil, bazı virüsleri de taşıyabildiğini belirterek tatarcık hummasına dikkat çekti. Bu hastalığın ani başlayan yüksek ateş, şiddetli baş ağrısı, göz arkasında ağrı, kas ve eklem ağrılarıyla seyredebileceğini aktardı.
Çoğu vakanın birkaç gün içinde kendiliğinden iyileşebildiğini belirten Ekinci, nadir durumlarda sinir sistemini etkileyen komplikasyonların görülebileceğini ifade etti.
Türkiye’de bölgesel risk devam ediyor
Türkiye’nin coğrafi konumu ve iklim özellikleri nedeniyle kum sineklerinin doğal yayılım alanları içinde bulunduğunu belirten Doç. Dr. Semiha Çelik Ekinci, özellikle Akdeniz, Ege ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde Şark çıbanı vakalarının daha sık görülebildiğini söyledi.
İklim değişikliği, plansız kentleşme, göç hareketleri ve çevresel koşulların bu hastalıkların yayılım alanını etkileyebildiğini dile getiren Ekinci, kum sineği kaynaklı hastalıkların Türkiye için güncelliğini koruyan halk sağlığı başlıkları arasında yer aldığını belirtti.
Üç haftadan uzun süren yaralar ihmal edilmemeli
Ciltte oluşan ve 3 haftadan uzun süren, büyüme eğilimi gösteren yaraların mutlaka uzman hekim tarafından değerlendirilmesi gerektiğini vurgulayan Doç. Dr. Ekinci, Şark çıbanının başlangıçta basit çıbanlar veya bazı deri hastalıklarıyla karıştırılabileceğini söyledi.
Doğru tanı için dermatoloji veya enfeksiyon hastalıkları uzmanlarına başvurulması gerektiğini belirten Ekinci, gerekli durumlarda yara kenarından alınan örneklerin laboratuvar incelemesiyle tanının netleştirilebildiğini ifade etti.
Korunmada çevre temizliği ve kişisel önlem önemli
Kum sineklerinin sivrisineklerden çok daha küçük olduğunu belirten Doç. Dr. Semiha Çelik Ekinci, standart sinekliklerin her zaman yeterli olmayabileceğini söyledi. Özellikle riskli bölgelerde ince gözenekli sineklikler, koruyucu cibinlikler ve uygun böcek kovucuların kullanılmasını önerdi.
Akşamüstü ve gece saatlerinde açık renkli, uzun kollu kıyafetler giyilmesi gerektiğini belirten Ekinci, ev çevresindeki organik atıkların, gübre birikintilerinin ve nemli çöp alanlarının düzenli temizlenmesinin de bulaş zincirini kırmada önemli olduğunu kaydetti.
Doç. Dr. Semiha Çelik Ekinci, “Doğada tehlikenin büyüklüğü her zaman canlının boyutuyla ölçülmez. Bazen milimetrik bir ihmal, aylarca sürebilecek bir sağlık sorununa dönüşebilir” uyarısında bulundu.




