Pompeii’de, Vezüv’ün MS 79 yılındaki patlamasıyla zamanın adeta durduğu yapılardan birinde bulunan metal aletler bugün bir cerrahın önüne konsa, bazıları muhtemelen yabancı gelmezdi.
İnce uçlu pensler, kesici aletler, sondalar, kancalar ve farklı amaçlara göre biçimlendirilmiş metal araçlar...
Bugün Casa del Chirurgo, yani “Cerrahın Evi” olarak bilinen yapı, adını burada bulunan 40’tan fazla cerrahi aletten aldı. Pompeii Arkeoloji Parkı’nın resmî rehberi de yapıda sondalar ve neşterler dahil 40’tan fazla cerrahi araç bulunduğunu belirtiyor.
Bununla birlikte yapının sahibinin kesin olarak bir cerrah olduğu söylenemez. “Cerrahın Evi” adı esas olarak burada ortaya çıkarılan tıbbi aletlere dayanıyor.
Pompeii yalnız değil.
British Museum koleksiyonlarından Anadolu’daki Allianoi buluntularına kadar Roma dünyasının farklı bölgelerinde ele geçen araçlar, dönemin hekimlerinin belirli tıbbi ve cerrahi işlemler için özelleşmiş aletler kullandığını gösteriyor.
Peki yaklaşık iki bin yıllık bu araçlar günümüz ameliyathanelerindeki aletlere gerçekten benziyor mu?
Cevap büyük ölçüde evet, ancak önemli bir bilimsel kayıtla:
Bu benzerlik çoğu durumda doğrudan bir teknolojik soy bağını değil, aynı anatomik problemlere geliştirilen benzer mekanik çözümleri yansıtır.
Roma cerrahi aletleri neden bu kadar tanıdık görünüyor?
Tıp tarihçisi Ralph Jackson’ın Roma dünyasındaki tıbbi aletler üzerine yaptığı çalışmalar, bu araçların MS 1. yüzyılın başlarında belirgin ve görece standart biçimler kazandığını gösteriyor.
Bazı temel formlar daha sonraki yüzyıllarda da kullanılmaya devam etti.
Roma tıbbi aletleri yalnızca kaba metal parçalar değildi. Bazılarında belirli anatomik bölgelere ulaşmaya, dokuyu kavramaya, kesmeye veya cerrahın görüşünü kolaylaştırmaya yönelik dikkatli bir tasarım anlayışı görülüyor.
Bu durum Roma cerrahisini modern cerrahiyle eşitlemiyor.
Asıl dikkat çekici nokta başka:
İnsan anatomisi değişmedi.
Bir cerrah iki bin yıl önce de bugün olduğu gibi dokuyu kesmek, bir yabancı cismi kavramak, dar bir alana ulaşmak, bir boşluğu görmek veya dokuyu cerrahi alandan uzaklaştırmak zorundaydı.
Bu nedenle bazı mekanik çözümlerin çağlar boyunca birbirine benzemesi şaşırtıcı değil.
neşter: kesme probleminin iki bin yıllık çözümü
Cerrahinin en temel araçlarından biri bugün bistüri veya neşter olarak adlandırdığımız kesici alettir.
Roma dünyasında da çeşitli cerrahi girişimlerde kullanılmak üzere neşterler bulunuyordu.
Arkeolojik örneklerin yanı sıra antik tıp metinleri de bu araçların nasıl kullanılabildiğine ilişkin bilgiler veriyor.
MS 1. yüzyılın önemli tıp yazarlarından Aulus Cornelius Celsus, De Medicina adlı eserinde vücuda saplanmış bir ok veya başka bir yabancı cismin çıkarılması sırasında yaranın gerektiğinde neşterle genişletilmesini tarif eder.
Amaç, yabancı cismin kontrolsüz biçimde çekilirken çevredeki dokulara daha fazla zarar vermesini önlemektir.
Ardından yabancı cismin forseps benzeri bir araçla kavranarak çıkarılması önerilir.
Bu yöntem modern cerrahiyle bire bir aynı değildir.
Ancak arkasındaki temel düşünce tanıdıktır:
Cerrahi erişimi kontrollü biçimde oluşturmak ve gereksiz doku travmasını azaltmak.
Bugünkü bistürilerin malzemesi, üretim tekniği, keskinliği ve sterilizasyon koşulları Roma araçlarından tamamen farklıdır.
Fakat kontrollü kesi için sap ile kesici ucun birlikte kullanılması aynı temel mekanik probleme verilen benzer bir çözümdür.
forseps: kavrama prensibi değişmedi
Roma tıbbi aletleri arasında modern hekimlerin en kolay tanıyabileceği araçlardan biri forsepslerdir.
Temel prensip son derece basittir:
İki kol arasında kontrollü kuvvet oluşturarak bir doku veya nesneyi kavramak.
Celsus’un yabancı cisimlerin çıkarılmasıyla ilgili tariflerinde forseps kullanması, bu araçların yalnızca arkeolojik buluntulardan bilinmediğini; yazılı tıp kaynaklarında da karşılığının bulunduğunu gösteriyor.
Pompeii’den bilinen bazı kıvrımlı forseps örnekleri de bu cerrahi tariflerle karşılaştırılmıştır.
Günümüzde farklı dokular, damarlar ve cerrahi işlemler için yüzlerce farklı forseps ve pens tipi bulunuyor.
Roma araçlarını bunların doğrudan ve kesintisiz “atası” olarak tanımlamak bilimsel açıdan doğru değildir.
Ancak iki kol arasında kontrollü kavrama kuvveti oluşturma prensibi, iki dönem arasında açık bir işlevsel paralellik oluşturur.
sondalar ve spatulalar: her metal alet tıbbi olmayabilir
Roma dönemine ait koleksiyonlarda uzun saplı sondalar, kaşık biçimli uçları olan araçlar ve spatula-problar sık görülür.
Bunların bazıları yaraların değerlendirilmesi, ilaç veya merhem hazırlanması, ilaçların uygulanması ya da küçük anatomik alanlarda işlem yapılması amacıyla kullanılmış olabilir.
Ancak burada önemli bir arkeolojik sorun vardır:
Bir nesnenin tıbbi alete benzemesi, onun kesinlikle tıbbi amaçla kullanıldığını göstermez.
2026 yılında The Antiquaries Journalda yayımlanan Colchester araştırmasında ligula, kaşık-prob, spatula-prob ve parçalarından oluşan 197 uzun saplı Roma nesnesi değerlendirildi.
Çalışma, benzer araçların tıbbi uygulamalar dışında kozmetik ve merhemlerin hazırlanması, mürekkep üretimi ve farklı zanaat faaliyetlerinde de kullanılabilmiş olabileceğini ortaya koydu.
Bu nedenle Roma tıp tarihindeki bir nesneyi değerlendirirken yalnızca biçimine bakmak yeterli değildir.
Bulunduğu arkeolojik bağlam, yanında bulunan diğer araçlar, yerleşimin niteliği ve antik metinlerdeki tarifler birlikte değerlendirilmelidir.
Bu ihtiyat, Roma tıbbi aletleri hakkındaki akademik çalışmaların temel metodolojik ilkelerinden biridir.
kateter: en çarpıcı benzerliklerden biri
Modern gözle bakıldığında Roma dünyasının en dikkat çekici tıbbi araçlarından biri kateterlerdir.
British Museum koleksiyonunda MS 1. yüzyıla tarihlenen bronz erkek ve kadın üriner kateterleri bulunuyor.
Koleksiyondaki kadın kateterlerinden biri 14,4 santimetre, erkek kateterlerinden biri ise 30,2 santimetre uzunluğunda.
Araçların boyut ve biçimlerinin kadın ve erkek anatomisine göre farklılaşması özellikle dikkat çekici.
Modern üriner kateterler esnek polimerlerden üretiliyor, steril koşullarda kullanılıyor ve hem malzeme teknolojisi hem de enfeksiyon kontrolü bakımından Roma örneklerinden tamamen farklı.
Fakat temel amaç tanıdıktır:
Üriner sisteme kontrollü biçimde ulaşmak ve mesanenin boşaltılmasını sağlamak.
Bu nedenle Roma kateterleri, antik tıp ile modern tıbbi cihaz tasarımı arasındaki en belirgin işlevsel paralelliklerden birini oluşturuyor.
Bu durum modern kateterin Roma kateterinden kesintisiz bir teknolojik çizgiyle geliştiği anlamına gelmez.
Benzerliğin temelinde aynı insan anatomisi ve aynı mekanik problem bulunur.
spekulum: içeriyi görmek için alan açmak
Bir hekimin vücudun doğal açıklıklarından birini değerlendirebilmesi için yalnızca içeri ulaşması yetmez.
Görüş alanı da oluşturması gerekir.
Roma dünyasında bu amaçla kullanılan spekulum örnekleri bulunuyor.
British Museum koleksiyonundaki MS 1. yüzyıla tarihlenen bronz rektal spekulum yaklaşık 15,5 santimetre uzunluğundadır.
Pompeii’den vajinal spekulum örnekleri de biliniyor.
Napoli Ulusal Arkeoloji Müzesi’nde korunan Pompeii kökenli bir vajinal spekulum örneğinin modern müze koleksiyonlarında hazırlanmış kopyaları da bulunuyor.
Bu araçların temel mekanik düşüncesi, kapalı veya dar durumda vücut açıklığına yerleştirilen parçaların daha sonra açılarak hekime görüş alanı sağlamasıdır.
Ancak burada da doğrusal bir teknoloji tarihi kurmak doğru değildir.
“Modern spekulum Roma döneminde icat edildi ve değişmeden günümüze ulaştı” denemez.
Daha doğru ifade şudur:
Roma dönemindeki rektal ve vajinal spekulumlarla modern spekulumlar, doğal vücut açıklığını kontrollü biçimde genişleterek muayene veya girişim alanı oluşturma bakımından benzer mekanik problemlere cevap verir.
kancalar ve retraksiyon araçları: cerrahın görmesi gerekiyordu
Cerrahi yalnızca kesmek veya çıkarmak değildir.
Cerrahın üzerinde çalıştığı dokuyu görebilmesi gerekir.
Roma tıbbi koleksiyonlarında farklı biçimlerde metal kancalar bulunuyor.
Bunların bir bölümünün dokuyu tutmak, çekmek veya cerrahi alandan uzaklaştırmak için kullanılmış olabileceği değerlendiriliyor.
Modern retraktörler çok daha gelişmiş tasarımlara sahip.
Ancak temel problem aynı:
Cerrahi sahayı açık tutarken çevredeki dokulara verilen zararı mümkün olduğunca sınırlamak.
Farklı boyutlarda ve biçimlerde araçların bulunması, Roma cerrahlarının bütün girişimlerde tek tip araç kullanmadığını da gösteriyor.
koter: elektrik yoktu ama ısıyla dokuya müdahale vardı
Roma cerrahisinde kullanılan önemli araç gruplarından biri koterlerdi.
Isıtılmış metal araçların kanamayı kontrol etmek veya belirli dokular üzerinde tedavi edici etki oluşturmak amacıyla kullanıldığı antik tıp metinlerinden biliniyor.
2025 yılında yayımlanan tarihsel bir kulak burun boğaz araştırmasında Celsus’un bazı burun hastalıklarına yönelik cerrahi tarifleri Pompeii’de bulunan aday cerrahi araçlarla karşılaştırıldı.
Araştırmacılar bazı araçların saplarının cerrahın görüş hattından uzak kalacak şekilde biçimlendirilmiş olabileceğine dikkat çekti.
Bu ergonomik özellik, modern KBB cerrahisindeki bayonet forsepsler ve Frazier tipi aspirasyon araçlarının görüş alanını açık tutmaya yönelik tasarım mantığıyla karşılaştırıldı.
Bu örnek özellikle önemlidir.
Çünkü ortak problem yalnızca dokuya ulaşmak değildir:
Cerrahın kullandığı aletin hedef bölgeyi görmesini engellememesi de gerekir.
Yine de Roma koterini modern elektrokoterle eşitlemek doğru olmaz.
Modern elektrokoter sistemleri elektrik enerjisi, kontrollü enerji iletimi ve çağdaş cerrahi güvenlik standartlarına dayanır.
Roma döneminde kullanılan ısıtılmış metal araçlarla ortak olan nokta, yalnızca ısı aracılığıyla doku üzerinde kontrollü etki oluşturma amacıdır.
göz cerrahisi: katarakta iki bin yıl önce de müdahale ediliyordu
Roma dönemi cerrahisinin en dikkat çekici alanlarından biri göz hastalıklarıdır.
Celsus, günümüz tıp tarihi literatüründe couching olarak adlandırılan katarakt girişimini tarif etmiştir.
Bu yöntem modern katarakt ameliyatıyla aynı değildir.
Opaklaşmış göz merceği, göz içine sokulan ince bir araç yardımıyla görme ekseninden uzaklaştırılmaya çalışılıyordu.
Pompeii ve Roma dünyasının başka bölgelerinde bu tür işlemlerde kullanılmış olabilecek bronz iğneler bulunmuştur.
Pompeii örnekleri, MS 79’daki Vezüv patlaması sayesinde özellikle iyi tarihlenebilmektedir.
Benzer araçların Avrupa, Akdeniz dünyası ve Anadolu’nun farklı bölgelerinde de bulunduğu bildirilmektedir.
Bazı arkeolojik alanlarda ortaya çıkarılan içi boş iğneler, antik dönemde aspirasyon benzeri yöntemlerin uygulanmış olabileceği ihtimalini gündeme getirmiştir.
Ancak burada kanıt sınırını korumak gerekir.
Bu içi boş araçların gerçekten katarakt aspirasyonu amacıyla kullanıldığı kesin olarak gösterilmiş değildir.
Dolayısıyla “Romalılar modern katarakt ameliyatı yapıyordu” demek doğru değildir.
Daha akademik ifade şöyledir:
Roma ve Greko-Romen tıp geleneğindeki bazı cerrahlar, ince araçlarla göz içine girerek katarakta mekanik olarak müdahale edebiliyordu.
Anadolu’daki Allianoi: yüzlerce tıbbi alet
Roma tıbbi aletlerinin hikâyesi yalnızca Pompeii ve İtalya ile sınırlı değildir.
Bugünkü İzmir’in Bergama ilçesi yakınlarında bulunan Allianoi, Anadolu açısından son derece önemli bir arkeolojik merkezdir.
Allianoi’de yapılan kazılarda yüzlerce tıbbi ve cerrahi alet ortaya çıkarıldı.
Kaynaklarda toplam sayı konusunda farklı rakamlar bulunuyor. Vivian Nutton’ın 2014 tarihli akademik değerlendirmesinde Allianoi’de yaklaşık 348 cerrahi aletten söz edilirken, Ergün Karaca’nın 2017 yılında Daniş Baykan’ın çalışmasını değerlendirdiği yazıda 428 metal cerrahi alet bildiriliyor.
Bu nedenle Allianoi buluntularını tek bir kesin toplam üzerinden değil, Roma dönemi tıp teknolojisine ilişkin yüzlerce araçtan oluşan geniş bir arkeolojik topluluk olarak değerlendirmek daha güvenlidir.
Buluntular arasında neşterler, bıçaklar, sondalar, iğneler ve forsepsler gibi görece yaygın araçların yanı sıra matkaplar ve kafatası cerrahisiyle ilişkilendirilen meningophylax gibi daha özel araçlar da bulunuyor.
Allianoi’nin önemi yalnızca alet sayısından kaynaklanmıyor.
Farklı biçim ve boyutlarda çok sayıda aracın bulunması, bazı Roma dönemi hekimlerinin farklı girişimler için farklı araçlar kullandığını düşündürüyor.
Ancak burada da aynı akademik ihtiyat gereklidir:
Çok sayıda tıbbi aletin bulunması, Allianoi’nin modern anlamdaki bir “hastane” olduğunu tek başına kanıtlamaz.
Antik sağlık yapılarının bugünkü hastane kavramıyla bire bir eşleştirilmesi anakronizme yol açabilir.
Roma aletleri ve günümüzdeki işlevsel karşılıkları
| Roma dönemindeki araç | Temel işlev | Günümüzdeki işlevsel karşılık |
|---|---|---|
| Neşter | Dokuyu kontrollü kesmek | Cerrahi bistüri |
| Forseps | Doku veya yabancı cisim kavramak | Cerrahi pens ve forseps |
| Prob/sonda | Yara veya boşluğu araştırmak | Cerrahi prob |
| Kateter | Vücut kanalına ulaşmak ve drenaj sağlamak | Üriner kateter |
| Kanca/retraksiyon aracı | Dokuyu tutmak veya kenara çekmek | Cerrahi kanca ve retraktör |
| Rektal/vajinal spekulum | Doğal açıklığı genişleterek görüş sağlamak | Modern spekulum |
| Koter | Isıyla dokuya müdahale etmek | Elektrokoter; teknoloji farklıdır |
| Katarakt iğnesi | Opak merceği görme ekseninden uzaklaştırmak | Modern oftalmik araçlarla yalnız amaç düzeyinde paralellik |
| Spatula/kaşık-prob | İlaç, merhem veya başka maddeleri hazırlamak ve uygulamak | Spatula veya prob; antik kullanım her örnekte kesin değildir |
Bu tablo doğrudan bir teknolojik soy ağacı olarak okunmamalıdır.
“Roma forsepsi modern forsepsin atasıdır” veya “modern kateter Roma kateterinden kesintisiz olarak gelişmiştir” biçimindeki sonuçlar mevcut arkeolojik kanıtın ötesine geçer.
Karşılaştırmanın gösterdiği şey daha farklıdır:
Benzer anatomik ve mekanik problemlerin farklı çağlarda benzer tasarım çözümleri ortaya çıkarabilmesi.
Roma ameliyathanesi modern ameliyathaneye benziyor muydu?
Hayır.
Cerrahi aletlerdeki şaşırtıcı biçim ve işlev benzerliği, Roma tıbbının modern tıpla aynı bilimsel veya teknolojik düzeyde bulunduğu anlamına gelmez.
Roma döneminde modern genel ve lokal anestezi teknikleri, modern antisepsi ve asepsi ilkeleri, antibiyotikler, güvenli kan transfüzyonu, yoğun bakım, modern görüntüleme sistemleri ve günümüz laboratuvar olanakları bulunmuyordu.
Antik dünyada ağrıyı azaltmaya, yaraları temizlemeye ve enfeksiyon riskini sınırlamaya yönelik çeşitli uygulamalar bulunmakla birlikte bunlar günümüzün anestezi, antisepsi ve asepsi sistemleriyle eşdeğer değildi.
Dolayısıyla bir Roma forsepsinin bugünkü forsepsi hatırlatması, o forsepsin kullanıldığı ameliyatın güvenlik ve başarı düzeyinin de modern cerrahiye benzediği anlamına gelmez.
Aletin şekli benzer olabilir; tıbbi ekosistem tamamen farklıdır.
Roma dünyasında tıbbi uzmanlaşma var mıydı?
Roma döneminden kalan bazı alet setleri hekimlerin çalışma alanları konusunda da ipuçları veriyor.
Ralph Jackson’ın farklı Roma tıbbi alet setlerini değerlendirdiği çalışmalar, bazı setlerin geniş bir tıbbi uygulama alanına sahip hekimler tarafından kullanılmış olabileceğini; bazılarının ise göz hastalıkları, diş tedavileri veya mesane taşı cerrahisi gibi daha sınırlı alanlara yönelik araçlar içerdiğini düşündürüyor.
Bu durum modern anlamda uzmanlık dallarının ve uzmanlık eğitim sisteminin var olduğu anlamına gelmez.
Ancak bütün Roma hekimlerinin aynı araçlarla aynı işlemleri gerçekleştirdiği şeklindeki basit bir tabloyu da desteklemez.
Belirli hekimlerin belirli girişimlerde daha fazla deneyim ve beceri kazanmış olmaları mümkündür.
bir Roma aletine bakarken aslında ne görüyoruz?
Pompeii’deki bir forseps, British Museum’daki bronz kateter veya Allianoi’deki bir sonda ilk bakışta yalnızca eski bir metal nesnedir.
Fakat bu nesneler çok daha geniş bir hikâye anlatıyor.
Yaklaşık iki bin yıl önce bir hekim yine aynı insan bedeninin karşısındaydı.
Bir yaraya ulaşması gerekiyordu.
Bir yabancı cismi çıkarması gerekiyordu.
Bir kanalı geçmesi gerekiyordu.
Dar bir bölgeyi görmesi gerekiyordu.
Dokuyu kesmesi, tutması veya kenara çekmesi gerekiyordu.
Aletlerin biçimini belirleyen temel sorunların bir bölümü bugün de aynı.
Malzemeler değişti.
Bronz ve demirin yerini paslanmaz çelik, titanyum, polimerler ve yüksek teknoloji alaşımları aldı.
Isıtılmış metalin yerini kontrollü enerji sistemleri aldı.
Çıplak gözle gerçekleştirilen işlemlere mikroskoplar, endoskoplar, görüntüleme sistemleri ve robotik cerrahi eklendi.
Ancak cerrahi alet tasarımının bazı temel soruları değişmedi:
Nasıl kesilir?
Nasıl tutulur?
Nasıl görülür?
Nasıl ulaşılır?
Ve bütün bunlar yapılırken çevredeki dokuya nasıl daha az zarar verilir?
Roma dönemindeki tıbbi aletlerin günümüz araçlarıyla benzerliğinin asıl önemi burada yatıyor.
Bu buluntular modern tıbbın iki bin yıl önce hazır halde bulunduğunu göstermiyor.
Daha ilginç bir şeyi gösteriyor:
İnsan anatomisi değişmediğinde, iyi bir mekanik çözüm iki bin yıl sonra bile şaşırtıcı derecede tanıdık görünebilir.
akademik değerlendirme notu
Roma döneminden günümüze ulaşan metal nesnelerin kullanım amaçlarını kesin olarak belirlemek her zaman mümkün değildir.
Özellikle problar, spatulalar, ligula ve kaşık biçimli araçlar tıp dışında kozmetik, ilaç veya merhem hazırlama, yazı malzemesi üretimi ve çeşitli gündelik işlerde de kullanılmış olabilir.
2026 tarihli Colchester araştırması bu metodolojik sorunu güçlü biçimde ortaya koymaktadır.
Bu nedenle Roma ve modern tıbbi aletler arasındaki karşılaştırmalar;
“aynı alet iki bin yıldır değişmeden kullanılıyor”
veya
“modern cerrahi araçlar doğrudan Roma araçlarından gelişti”
şeklinde yorumlanmamalıdır.
Bilimsel açıdan daha doğru yaklaşım, aralarındaki benzerlikleri işlevsel, mekanik ve bazı örneklerde ergonomik paralellikler olarak değerlendirmektir.
temel akademik ve kurumsal kaynaklar
-
Pompeii Archaeological Park. A Guide to the Pompeii Excavations. House of the Surgeon bölümü.
-
Jackson R. Medical Instruments in the Roman World. Medicina nei Secoli. 1997.
-
Jackson R. A Set of Roman Medical Instruments from Italy. Britannia.
-
British Museum. Roman bronze male catheter. Museum no. 1968,0626.25.
-
British Museum. Roman bronze female catheter. Museum no. 1968,0626.26.
-
British Museum. Roman bronze rectal speculum. Museum no. 1968,0626.27.
-
Crummy N ve ark. Roman Multi-Functional Long-Handled Instruments: A Colchester Perspective. The Antiquaries Journal. 2026.
-
Nutton V. Daniş Baykan’ın Allianoi Tıp Aletleri çalışmasına ilişkin değerlendirme. Medical History. 2014.
-
Baykan D. Allianoi Tıp Aletleri. Studia ad Orientem Antiquum 2. 2012.
-
Karaca E. Daniş Baykan’ın Allianoi Tıp Aletleri eseri üzerine değerlendirme. Balkan Medical Journal. 2017.
-
The History of Cataract Surgery: From Couching to Phacoemulsification. Katarakt cerrahisinin tarihsel gelişimine ilişkin derleme.
-
Hammond ve ark. An Account of Roman Surgical Treatments for Ozena: Historical Review. The Laryngoscope. 2025.
-
Science Museum Group. Pompeii kökenli Roma vajinal spekulumunun tarihsel koleksiyon kaydı.
-
Jackson R. Roma dönemindeki tıbbi alet setleri ve olası hekim uzmanlaşmaları üzerine çalışmalar.




