Yaklaşık iki bin yıl önce Roma dünyasında görmesini katarakt nedeniyle kaybeden bazı hastalara cerrahi müdahale uygulanıyordu.
Roma döneminde yaşayan tıp yazarı ve ansiklopedist Aulus Cornelius Celsus, De Medicina adlı eserinin cerrahiye ayrılan yedinci kitabında bu girişimi hastanın nasıl oturtulacağından iğnenin göze girişine kadar ayrıntılı biçimde anlattı.
Uygulama bugünkü katarakt ameliyatından çok farklıydı. Bulanıklaşmış doğal göz merceği çıkarılmıyor, gözün içinde normal konumundan uzaklaştırılarak görüş yolunun dışına itiliyordu.
Tıp tarihinde “couching” adıyla bilinen bu girişim, katarakt cerrahisinin bilinen en eski yöntemlerinden biri olarak kabul ediliyor.
Kataraktı çıkarmıyor, görüş alanından uzaklaştırıyorlardı
Katarakt, gözün doğal merceğinin zamanla saydamlığını kaybetmesi sonucu görmenin bulanıklaşmasına yol açıyor.
Modern cerrahide bulanıklaşan mercek gözden çıkarılıyor ve çoğu hastada yerine yapay bir göz içi merceği yerleştiriliyor.
Antik yöntemin mantığı ise farklıydı.
Cerrah, sivri ve ince bir aletle gözün dış bölümünden içeri giriyor, bulanıklaşmış doğal merceği normal konumundan uzaklaştırarak görüş ekseninin altına doğru itiyordu.
Mercek gözün dışına çıkarılmıyordu.
Görüş yolunu kapatan yapının yer değiştirmesiyle ışığın yeniden gözün arkasındaki algılayıcı tabakaya ulaşması hedefleniyordu.
Bu yöntem modern katarakt ameliyatına göre son derece sınırlı ve riskliydi; ancak görmenin ciddi biçimde azaldığı bazı hastalarda belirli ölçüde görsel iyileşme sağlama potansiyeline sahipti.
Celsus operasyonu adım adım anlattı
Celsus’un yaklaşık iki bin yıl önce yaptığı tarif, girişimin rastgele uygulanmadığını gösteriyor.
Hastanın iyi aydınlatılmış bir ortamda cerrahın karşısına oturtulması öneriliyordu.
Cerrah hastadan biraz daha yüksek bir konumda bulunuyor, bir yardımcı ise hastanın başını arkadan sabit tutuyordu.
Başın hareket etmemesi özellikle önemliydi. Çünkü gözün içine ilerletilen ince bir cerrahi alet sırasında küçük bir hareket bile ciddi yaralanmaya neden olabilirdi.
Celsus ameliyat edilmeyen gözün kapatılmasını da tarif ediyordu.
Sağ göz üzerinde çalışılırken sol elin, sol göz üzerinde çalışılırken ise sağ elin kullanılmasını öneriyordu. Bu yaklaşım cerrahın elinin çalışma alanını daha az kapatmasını amaçlıyordu.
Bugünün cerrahi standartlarıyla karşılaştırıldığında son derece ilkel koşullarda gerçekleştirilen bu işlemde bile el pozisyonu, ışık, hastanın başının sabitlenmesi ve giriş noktasının seçimi üzerinde durulması dikkat çekiyor.
İğne gözün içine ilerletiliyordu
Operasyonun en hassas bölümü cerrahi aletin göze girişiydi.
Celsus, kullanılacak iğnenin dokuyu geçebilecek kadar sivri ancak kontrol edilemeyecek kadar ince olmaması gerektiğini belirtiyordu.
Alet gözün dış tarafındaki belirli bir noktadan içeri ilerletiliyor, görülebilen damarların yaralanmamasına dikkat ediliyordu.
İğne daha sonra Celsus’un “suffusio” olarak tanımladığı görme engelinin bulunduğu bölgeye yönlendiriliyordu.
Cerrah, bu yapıyı yavaş hareketlerle aşağı doğru bastırarak göz bebeğinin önündeki görüş yolundan uzaklaştırmaya çalışıyordu.
Eğer yapı yeniden yukarı çıkarsa parçalanması ve parçaların görüş alanından uzaklaştırılması da tarif edilen yöntemler arasındaydı.
Modern anatomi bilgisiyle değerlendirildiğinde yapılan işlem, katarakt nedeniyle bulanıklaşmış doğal merceğin normal anatomik konumundan uzaklaştırılmasıydı.
Hastalığı açıklama biçimleri bugünkünden farklıydı
Roma dönemi hekimleri gözün anatomisini ve kataraktın oluşum mekanizmasını bugünkü anlamıyla bilmiyordu.
Celsus da kataraktı doğal göz merceğinin bulanıklaşması şeklinde açıklamıyordu.
Dönemin anlayışında görmeyi engelleyen bir maddenin gözün içinde oluştuğu ve zamanla yoğunlaştığı düşünülüyordu.
Bu açıklama modern tıp açısından doğru değildi.
Ancak yapılan cerrahi girişimin mekanik sonucu, bulanıklaşmış doğal merceğin görüş ekseninden uzaklaşmasına yol açabiliyordu.
Bu durum, antik tıpta hastalığın nedeni yanlış yorumlansa bile uzun klinik gözlemler sonucunda bazı etkili mekanik müdahalelerin geliştirilebildiğini gösteriyor.
Her görme kaybına müdahale edilmiyordu
Celsus’un tarifinde hasta seçimine ilişkin değerlendirmeler de bulunuyor.
Her görme kaybının cerrahi müdahaleye uygun olmadığı düşünülüyordu.
Gözdeki bulanıklığın görünümü, hastanın yaşı ve hastalığın gelişim aşaması değerlendirmede kullanılan unsurlar arasındaydı.
Celsus, çocukluk ve ileri yaşı daha elverişsiz dönemler olarak değerlendiriyor, orta yaş grubunu daha uygun görüyordu.
Ayrıca kataraktın belirli bir aşamaya gelmesini beklemek gerektiğini düşünüyordu.
Bu ölçütler günümüz oftalmolojisinin bilimsel hasta seçimi kriterleri değil.
Yine de cerrahiden önce hastanın müdahaleden yarar görüp göremeyeceğini değerlendirme düşüncesinin oldukça eskiye dayandığını ortaya koyuyor.
Operasyondan sonra göz kapatılıyordu
Celsus ameliyat sonrasındaki bakımı da tarif etti.
Cerrahi alet çıkarıldıktan sonra gözün üzerine yumuşak materyaller uygulanıyor ve göz kapatılarak bandajlanıyordu.
Hastanın dinlenmesi ve gözü zorlamaması öneriliyordu.
Bu uygulamaları bugünkü ameliyat sonrası tedavilerle karşılaştırmak mümkün değil.
Antisepsi, mikroorganizmalar, antibiyotikler ve modern steril cerrahi tekniklerin bilinmediği bir dönemde göz içine metal bir alet sokulması ciddi enfeksiyon ve doku hasarı riski taşıyordu.
Roma döneminden katarakt iğnesi günümüze ulaştı
Celsus’un anlattığı yöntemin arkeolojik karşılığı olabilecek cerrahi aletler de günümüze ulaştı.
British Museum koleksiyonunda Roma dönemine, MS 1. yüzyıla tarihlenen bronz bir alet “katarakt iğnesi” olarak kataloglanıyor.
Yaklaşık 14,1 santimetre uzunluğundaki eser için köken bilgisinde ihtiyatlı biçimde İtalya’dan geldiğinin söylendiği belirtiliyor.
Bu nedenle aletin kesin olarak belirli bir ameliyatta kullanıldığını söylemek mümkün değil.
Ancak yapısı, dönemin tıbbi metinleri ve benzer arkeolojik bulgularla birlikte değerlendirildiğinde Roma dünyasında göz cerrahisinin uygulandığına ilişkin güçlü tarihsel kanıtlar arasında yer alıyor.
Roma dönemi Britanyası’nda da izlerine rastlandı
Roma egemenliğinin Britanya’ya kadar uzandığı döneme ait bazı arkeolojik eserler de araştırmacılar tarafından göz cerrahisiyle ilişkilendirildi.
2021 yılında yayımlanan tarihsel bir oftalmoloji araştırması, Roma dönemi Britanyası’nda bulunan bazı cerrahi aletlerin couching yönteminin bölgede uygulanmış olabileceğini düşündürdüğünü bildirdi.
Bu bulgular doğrudan belirli bir ameliyatın kesin kanıtı değil.
Ancak Roma İmparatorluğu’nun farklı bölgelerinde benzer cerrahi bilgilerin ve aletlerin dolaşımda olabileceğini gösteren tarihsel işaretler sağlıyor.
Tekniğin kökeni Roma olmayabilir
Couching yönteminin Roma’da icat edildiğini söylemek mümkün değil.
Katarakt cerrahisinin en eski kökenleri konusunda tıp tarihçileri arasında tartışmalar sürüyor.
Hindistan’daki eski tıp metinlerinde katarakt cerrahisine ilişkin tarifler bulunurken Mısır ve Greko-Romen dünyasında da erken dönem göz cerrahisine dair kanıtlar mevcut.
Bu nedenle tekniğin ilk olarak nerede ortaya çıktığını kesin biçimde belirlemek güç.
Celsus’un tıp tarihindeki önemi, yöntemin mucidi olması değil; Roma döneminde bilinen cerrahi girişimi ayrıntılı, sistemli ve günümüze ulaşan bir metin içinde tarif etmiş olması.
Görme geri gelebiliyordu ancak risk yüksekti
Bulanıklaşmış doğal merceğin görüş ekseninden uzaklaştırılması bazı hastalarda yeniden ışığı veya büyük nesneleri algılayacak ölçüde görme sağlayabiliyordu.
Ancak göz doğal merceğinin normal optik işlevinden mahrum kalıyordu.
Bugünkü cerrahide kullanılan yapay göz içi mercekleri bulunmadığı için hastanın görme kalitesinin modern katarakt ameliyatı sonrasındaki düzeye ulaşması beklenemezdi.
Couching yönteminin yakın dönemde de uygulandığı bazı bölgelerde yapılan araştırmalarda glokom, kornea hasarı, retina dekolmanı, maküler hasar, optik sinir hasarı ve kalıcı görme kaybı gibi ciddi komplikasyonlar bildirildi.
Bu çağdaş veriler Roma dönemindeki başarı veya komplikasyon oranlarını göstermez.
Ancak aynı temel cerrahi mekanizmanın neden yüksek risk taşıdığını anlamaya yardımcı olur.
Antik Roma dönemine ait güvenilir başarı oranları bulunmadığından “Romalılar kataraktı başarıyla tedavi ediyordu” şeklinde genel bir yargıya varmak mümkün değil.
Modern katarakt ameliyatıyla aynı işlem değildi
Günümüz katarakt ameliyatlarıyla Roma dönemindeki couching yöntemi arasında temel bir fark bulunuyor.
Modern cerrahide bulanıklaşmış doğal mercek çıkarılıyor ve çoğunlukla yerine hastanın gözünün optik özelliklerine göre seçilen yapay bir göz içi merceği yerleştiriliyor.
Couching yönteminde ise doğal mercek çıkarılmıyor.
Yalnızca normal konumundan uzaklaştırılıyordu.
Bu nedenle “Romalılar iki bin yıl önce bugünkü katarakt ameliyatını yapıyordu” demek bilimsel açıdan doğru değil.
Daha doğru ifade, Roma döneminde katarakt için gözün içine cerrahi aletle girilen gerçek bir cerrahi müdahalenin uygulanmış ve ayrıntılı biçimde kayda geçirilmiş olmasıdır.
İki bin yıl önce göz cerrahisi
Celsus’un metninin tıp tarihi açısından en ilginç yönlerinden biri, cerrahi işlemin ayrıntı düzeyi.
Yaklaşık iki bin yıl önce bir hastanın ışığa göre konumlandırılması, başının sabitlenmesi, ameliyat edilmeyen gözün kapatılması, cerrahın hangi elini kullanacağının belirlenmesi, damarların görülerek giriş noktasının seçilmesi ve ince metal bir aletin kontrollü biçimde göz içine ilerletilmesi tarif ediliyordu.
Roma tıbbı modern anatomi, mikrobiyoloji, anestezi ve steril cerrahiden çok uzaktı.
Buna rağmen Celsus’un aktardığı yöntem, bazı cerrahi girişimlerin uzun klinik gözlemler ve teknik deneyim sonucunda sistematik hâle getirildiğini gösteriyor.
Bugünkü katarakt ameliyatıyla antik couching yöntemi arasında bilimsel ve teknolojik açıdan büyük bir mesafe bulunuyor.
Yine de Celsus’un yaklaşık iki bin yıllık anlatımı ve Roma döneminden günümüze ulaşan cerrahi aletler, insanın kaybolan görmeyi cerrahi yollarla geri kazanma arayışının çok eski olduğunu ortaya koyuyor.
Kaynaklar
• Aulus Cornelius Celsus – De Medicina, Kitap VII
• Annals of Translational Medicine – The History of Cataract Surgery: From Couching to Phacoemulsification, 2020
• American Journal of Ophthalmology – The First Cataract Surgeons in the British Isles, 2021
• Malaysian Journal of Medical Sciences – The Dangers of Couching in Southwest Nigeria, 2014
• Survey of Ophthalmology – Couching for Cataracts in China, 2010
• British Museum – MS 1. yüzyıla tarihlenen Roma dönemi bronz katarakt iğnesi




