British Dental Journal, 13 Şubat 2026 tarihli 240. cilt üçüncü sayısının kapağında Thomas Rowlandson’ın 1787’de hazırladığı Transplanting of Teeth adlı gravüre yer vererek 18. yüzyıl İngiltere’sindeki en sıra dışı diş hekimliği uygulamalarından birini yeniden hatırlattı. British Dental Association Müze Hizmetleri Başkanı Rachel Bairsto tarafından kaleme alınan tarihsel değerlendirme, bir kişiden çekilen sağlam dişin başka bir hastaya nakledilmesi uygulamasını tıp tarihi ve sosyal sınıf ilişkisi üzerinden ele aldı.

Rowlandson’ın 1787’de hazırladığı ve 1790’da William Holland tarafından yayımlanan renkli gravürde, yoksul bir baca temizleyicisinin sağlam dişinin çekildiği görülüyor. Hemen yanında ise dişin nakledileceği varlıklı bir kadın hasta bekliyor.

Arka planda dişleri çekilmiş iki yoksul çocuk yer alıyor. Çocuklardan birinin elinde aldığı para bulunuyor. Kapıdaki ilan ise canlı dişler için para ödendiğini bildiriyor.

Gravür yalnızca dönemin diş tedavisini değil, insan bedeninin ekonomik güç karşısındaki konumunu da hicvediyor.

Sağlam bir diş başka bir insana naklediliyordu

Bugünün diş hekimliği açısından sıra dışı görünen kişiden kişiye diş nakli, 18. yüzyılda gerçekten uygulanan yöntemlerden biriydi.

Temel fikir basitti: Yeni çekilmiş sağlıklı bir insan dişi, dişini kaybetmiş başka bir kişinin boş diş yuvasına yerleştiriliyordu.

Dönemin önde gelen cerrahlarından John Hunter, bu yöntemle ciddi biçimde ilgilenen isimlerden biri oldu.

Hunter, 1771’de yayımladığı The Natural History of the Human Teeth ve 1778’de yayımlanan tamamlayıcı çalışması A Practical Treatise on the Diseases of the Teeth içinde diş hastalıkları ve nakil uygulamalarını ayrıntılı biçimde ele aldı.

Nakledilen dişin uygun biçimde yerleştirilmesinden sonra komşu dişlere ipek ya da benzeri bir bağla sabitlenmesini tarif etti.

Ancak işlemin önünde temel bir soru vardı:

Sağlam diş nereden bulunacaktı?

Cevap çoğu zaman başka bir insanın ağzıydı.

Yoksul gençler ve çocuklar da diş vericileri arasındaydı

Dönemin tarihsel ve görsel kayıtları, diş temininin yalnızca tıbbi değil aynı zamanda ekonomik bir mesele olduğunu gösteriyor.

Varlıklı hastalar kaybettikleri dişlerin yerine sağlıklı bir diş ararken, para ihtiyacı içindeki yoksul insanlar da sağlam dişlerini satabiliyordu.

Rowlandson’ın gravüründe yoksul gençler ve çocuklar diş vericileri olarak betimleniyor.

Bu nedenle eser, yalnızca bir diş tedavisi uygulamasının kaydı olarak görülmüyor. Aynı zamanda dönemin sosyal sınıfları arasındaki eşitsizliğin güçlü bir hicvi olarak değerlendiriliyor.

Bir tarafta para karşılığında kaybettiği dişin yerini doldurabilecek insanlar vardı.

Diğer tarafta ise birkaç sikke karşılığında sağlıklı dişinden vazgeçenler.

Diş böylece yalnızca insan bedeninin bir parçası olmaktan çıkıyor, ekonomik değeri olan bir nesneye dönüşüyordu.

John Hunter insan dişini horoz ibiğine nakletti

Hunter’ın diş nakliyle ilgili en sıra dışı deneylerinden biri hayvan üzerinde gerçekleştirildi.

Cerrah, bir insandan alınan sağlam bir dişi horozun ibiğinde oluşturulan yaraya yerleştirerek sabitledi.

Amacı, diş ile canlı dokunun yeniden bağlantı kurup kuramayacağını incelemekti.

Hunter daha sonra deneylerinden birinde diş ile çevredeki doku arasında damarsal bağlantı oluştuğunu bildirdi.

Ancak kendi kayıtları, bunun düzenli biçimde tekrarlanabilen bir başarı olmadığını gösteriyor. Çok sayıdaki denemeden yalnızca birinde bu sonucu elde ettiğini aktardı.

Bu ayrıntı önemli.

Deney, modern transplantasyon biyolojisinin başarılı bir öncülü olarak değil, doku uyumu ve bağışıklık sisteminin henüz bilinmediği bir çağın deneysel arayışı olarak değerlendirilmelidir.

  1. yüzyılda doku reddinin mekanizmaları bilinmiyordu.

Kan grupları keşfedilmemişti.

Modern mikrobiyoloji gelişmemişti.

Antisepsi ve antibiyotikler de henüz tıbbın kullanımında değildi.

Buna rağmen hekimler bir bedenden alınan dokunun başka bir canlı ortamda yaşamaya devam edip edemeyeceğini araştırmaya başlamıştı.

Dişle birlikte enfeksiyon da taşınabiliyordu

Kişiden kişiye diş naklinin en ciddi sorunlarından biri enfeksiyon riskinin yeterince bilinmemesiydi.

Yeni çekilmiş bir diş, başka bir insanın açık diş yuvasına yerleştiriliyordu.

Bugün böyle bir işlemde vericiden alıcıya enfeksiyon aktarılması temel güvenlik sorunlarından biri olarak değerlendirilirdi.

Dönemin hekimleri ise mikroorganizmaların hastalıklardaki rolüne ilişkin modern bilgiye sahip değildi.

Tarihsel tıp literatüründe kişiden kişiye yapılan diş nakillerinin sifiliz aktarımıyla ilişkilendirildiği vakalar ve uyarılar da bulunuyor.

Bu kayıtlar her naklin enfeksiyona yol açtığı anlamına gelmiyor. Ancak farklı kişiler arasında canlı dokuyla temas eden böyle bir uygulamanın ciddi bulaşıcı hastalık riski taşıdığı zamanla daha iyi anlaşıldı.

Uzun süreli başarı nadirdi

Kişiden kişiye yapılan diş nakillerinin bir başka önemli sorunu da kalıcı sonuçların güvenilir olmamasıydı.

Nakledilen dişler zaman içinde gevşeyebiliyor, kaybedilebiliyor veya enfeksiyon gelişebiliyordu.

Bu nedenle tarihsel allotransplantasyon, yani bir insandan başka bir insana diş nakli, günümüzdeki diş transplantasyonu uygulamalarıyla aynı yöntem olarak değerlendirilmemeli.

Modern diş hekimliğinde seçilmiş hastalarda uygulanan ototransplantasyonda kişinin kendi dişi, aynı ağız içinde başka bir bölgeye taşınıyor.

Verici ve alıcı aynı kişi olduğu için biyolojik koşullar 18. yüzyıldaki kişiden kişiye nakilden bütünüyle farklı.

Modern görüntüleme, cerrahi teknikler, enfeksiyon kontrolü ve biyolojik bilgi sayesinde uygun vakalarda başarılı sonuçlar elde edilebiliyor.

Yapay dişlerin gelişmesi yöntemin sonunu hızlandırdı

  1. yüzyıl sonu ve 19. yüzyılda protez diş yapımındaki gelişmeler, canlı insan dişine olan ihtiyacı giderek azalttı.

Aynı dönemde kişiden kişiye yapılan nakillerin uzun dönem başarısının sınırlı olduğu ve enfeksiyon aktarabileceği yönündeki bilgiler de arttı.

Bu gelişmeler sonucunda canlı diş satın alıp başka bir kişiye nakletme uygulaması 19. yüzyılda giderek gözden düştü.

Diş hekimliği başka bir yöne ilerledi.

İnsanlardan diş satın almak yerine kaybedilen dişleri yapay malzemelerle yerine koymaya yönelik yöntemler gelişti.

2026 yayını yeni bir klinik araştırma değil

British Dental Journal’ın Şubat 2026 tarihli yayını yeni bir tedavi çalışması, deney veya klinik araştırma niteliğinde değil.

Yayın, Thomas Rowlandson’ın tarihî gravürünü ve resmin arkasındaki diş hekimliği uygulamasını anlatan kısa bir tarihsel değerlendirme.

Bu nedenle hasta sayısı, kontrol grubu, klinik faz veya yeni bir tedavinin etkinliğine ilişkin sonuç bulunmuyor.

Yayının önemi, 18. yüzyıl diş hekimliğinin bugün büyük ölçüde unutulmuş bir uygulamasını modern tıp tarihi literatüründe yeniden görünür hâle getirmesinden kaynaklanıyor.

Şubat 2026 tarihli yayın güncel bir klinik gelişme olarak değil, tıp ve diş hekimliği tarihi açısından yeniden gündeme getirilen bir tarihsel belge olarak değerlendiriliyor.

Bir gravür tıbbın sosyal tarihini de anlatıyor

Rowlandson’ın resmi günümüzde yalnızca eski bir diş tedavisini belgelemiyor.

Gravürün en güçlü yönü, tıbbi işlemin etrafındaki ekonomik eşitsizliği de görünür kılması.

Varlıklı hastalar kaybettikleri dişleri yerine koymaya çalışırken yoksul insanlar sağlam dişlerinden vazgeçiyordu.

Bu tablo, modern tıp etiğinin temel kavramlarından biri olan özgür ve bilgilendirilmiş rıza açısından da tarihsel bir tartışma alanı oluşturuyor.

Bir insanın para ihtiyacı nedeniyle bedeninin sağlam bir parçasından vazgeçmesi, günümüz tıp etiğinde ekonomik baskı ve gönüllülük arasındaki sınırın sorgulanmasına yol açabilecek bir örnek.

Modern organ ve doku nakillerinde gönüllü rıza, tıbbi güvenlik, etik denetim ve ticari sömürünün önlenmesi temel ilkeler arasında bulunuyor.

  1. yüzyılın diş nakilleri ise tıp tarihinin yalnızca yeni tekniklerin ve tedavilerin tarihi olmadığını gösteriyor.

Tıp aynı zamanda insan bedenine ilişkin etik sınırların zaman içinde nasıl değiştiğinin de tarihi.

Rowlandson’ın yaklaşık iki buçuk asır önce çizdiği odada küçük bir diş el değiştiriyordu.

Fakat bugün o gravüre bakıldığında görülen mesele çok daha büyük:

Bir tarafta tıbbi ihtiyaç, diğer tarafta ekonomik güçsüzlük.

Ve ikisinin arasında insan bedeni.

Kara Ölüm’den 8 Yıl Önce Kırgızistan’da Ne Oldu? 700 Yıllık DNA Sırrı Çözdü
Kara Ölüm’den 8 Yıl Önce Kırgızistan’da Ne Oldu? 700 Yıllık DNA Sırrı Çözdü
İçeriği Görüntüle

KAYNAKLAR

• British Dental Journal – Volume 240 Issue 3 Cover: Transplanting of Teeth, Thomas Rowlandson, 1787, Rachel Bairsto, 13 Şubat 2026

• Royal College of Surgeons of England – Transplanting of Teeth, Thomas Rowlandson, 1787

• Wellcome Collection – Transplanting of Teeth, Thomas Rowlandson, 1787

• John Hunter – The Natural History of the Human Teeth, 1771

• John Hunter – A Practical Treatise on the Diseases of the Teeth, 1778

• The Lancet – Ruth Richardson, Transplanting Teeth, 1999