Roma dünyasında doğumun başlıca yardımcılarından biri obstetrix olarak adlandırılan ebeydi. Efesli Soranus’un yaklaşık 1900 yıl önce kaleme aldığı eserler, mezar yazıtları ve Ostia’daki ünlü doğum kabartması; ebelerin doğumun yönetiminden anne ve yenidoğanın bakımına uzanan dikkat çekici rolünü günümüze taşıyor.

5. Haber Metni

Roma'da doğum odasının başlıca aktörlerinden biri ebeydi

Roma İmparatorluğu’nda bir kadının doğum sancıları başladığında yanında bugünkü anlamda bir kadın hastalıkları ve doğum uzmanı bulunmuyordu.

Doğumun başlıca yardımcılarından biri ebe, Latince ifadeyle obstetrix idi.

Ancak Roma ebesini yalnızca bebeği karşılayan deneyimli bir kadın olarak düşünmek eksik kalır.

Antik tıp metinleri, mezar yazıtları ve arkeolojik bulgular, bazı ebelerin doğumun ilerleyişini izlediğini, doğum yapan kadına destek verdiğini, gerektiğinde elle müdahalelerde bulunduğunu ve bebeğin doğumdan sonraki ilk bakımında görev aldığını gösteriyor.

Bununla birlikte Roma İmparatorluğu çok geniş bir coğrafyaya ve farklı toplumsal yapılara sahipti. Dolayısıyla Roma dünyasının her yerinde aynı eğitimden geçmiş, aynı yöntemlerle çalışan standart bir ebe grubundan söz etmek mümkün değildir.

Adları mezar taşlarına yazıldı: Obstetrix

Latince yazıtlarda ebe için kullanılan temel sözcüklerden biri obstetrixtir.

Yunan dünyasında ise maia gibi ifadelerle karşılaşılır.

Roma döneminden günümüze ulaşan mezar yazıtları, ebeliğin tanımlanabilir bir mesleki kimliğe sahip olduğunu göstermesi bakımından önemlidir.

Bu yazıtlar aynı zamanda mesleğin toplumsal yapısı hakkında da ipuçları verir.

Araştırmalar, Latince yazıtlarda adı geçen ebelerin önemli bir bölümünün köle veya azatlı kadınlardan oluştuğunu gösteriyor. Ancak bu durum bütün Roma ebelerinin aynı toplumsal statüde bulunduğu anlamına gelmiyor.

Bazı büyük ve varlıklı ailelerin kendi ebelerinin bulunduğunu gösteren kayıtlar da vardır.

Dolayısıyla antik dünyadaki ebelik; deneyim, toplumsal konum ve eğitim düzeyi bakımından oldukça farklı kadınları kapsıyordu.

Bir ebenin okuryazar olması neden önemliydi?

Roma dönemindeki ebelik hakkında en ayrıntılı bilgilerden bazılarını Efesli Soranus aktarıyor.

MS 1. yüzyılın sonları ile 2. yüzyılın ilk yarısında yaşayan Soranus, Greko-Romen tıp dünyasının en önemli kadın hastalıkları ve doğum yazarlarından biridir.

En önemli eserlerinden biri bugün Gynaecology adıyla bilinen çalışmasıdır.

Soranus yalnızca gebelik ve doğumu anlatmaz.

İyi bir ebenin hangi özelliklere sahip olması gerektiğini de ayrıntılı biçimde tarif eder.

Soranus’a göre uygun bir ebe okuryazar olmalı, güçlü bir hafızaya sahip bulunmalı, çalışkan ve dikkatli davranmalı, duyularını iyi kullanabilmeli ve bedensel olarak görevini yerine getirebilecek durumda olmalıydı.

Ayrıca sakin, ölçülü ve hastasına karşı anlayışlı olması bekleniyordu.

Soranus’un özellikle okuryazarlığı vurgulaması dikkat çekicidir.

Çünkü ona göre ebe, mesleğini yalnızca uygulamayla değil, teorik bilgi yoluyla da geliştirebilmeliydi.

Fakat burada önemli bir ayrım vardır:

Soranus bize Roma İmparatorluğu’ndaki bütün ebelerin eğitim düzeyini anlatmıyor.

Daha çok kendi gözünde iyi veya ideal bir ebenin nasıl olması gerektiğini tarif ediyor.

Roma dünyasındaki her ebenin okuryazar olduğuna veya yazılı tıp eğitimi aldığına dair kanıt bulunmuyor.

Uzun parmaklar ve kısa tırnaklar

Soranus’un ebe tarifinde bugün oldukça ilginç gelebilecek fiziksel ayrıntılar da vardır.

Ellerin yumuşak tutulmasını, parmakların kullanıma elverişli olmasını ve tırnakların kısa olmasını tavsiye eder.

Bunun arkasında oldukça pratik bir düşünce vardır.

Doğum sırasında yapılan elle muayene ve müdahalelerin kadına zarar vermemesi gerekiyordu.

Bu yaklaşım, doğum travmasını azaltmaya yönelik pratik bir hassasiyet olarak değerlendirilebilir.

Ancak bunu modern antisepsi veya sterilizasyon bilgisiyle karıştırmamak gerekir.

Soranus’un yaşadığı dönemde mikroorganizmaların enfeksiyonlara yol açtığı bilinmiyordu.

Doğum sandalyesi nasıl kullanılıyordu?

Antik doğum tarihinin en dikkat çekici unsurlarından biri doğum sandalyesidir.

Soranus, doğumun belirli aşamalarında kadının özel bir doğum sandalyesine oturtulabileceğini anlatır.

Doğum yapan kadın oturur veya dik pozisyona yakın biçimde dururken, arkasında ona destek veren yardımcılar bulunabiliyor; ebe ise doğum kanalını takip edebileceği şekilde ön tarafta yer alabiliyordu.

Fakat bütün Roma kadınlarının mutlaka sandalyede doğum yaptığını düşünmek yanlış olur.

Soranus, özellikle bazı zor doğumlarda kadının yatırılmasından da söz eder.

Dolayısıyla antik dünyada tek bir değişmez doğum pozisyonundan değil, doğumun durumuna göre farklı yaklaşımlardan söz etmek daha doğrudur.

İki bin yıl öncesinden bir doğum sahnesi

Roma dönemi ebeliğine ilişkin en etkileyici arkeolojik örneklerden biri Ostia yakınlarındaki Isola Sacra Nekropolü'nde bulunan 100 numaralı mezardır.

Mezar MS 2. yüzyıla tarihlenir ve Scribonia Attice ile kocası Marcus Ulpius Amerimnus ve aile çevresiyle ilişkilidir.

Söğüt Kabuğundan Aspirine: Binlerce Yıllık Ağrı Kesicinin Dönüşümü
Söğüt Kabuğundan Aspirine: Binlerce Yıllık Ağrı Kesicinin Dönüşümü
İçeriği Görüntüle

Mezarın cephesinde sağlık uygulamalarını gösteren iki kabartma bulunmuştur.

Kabartmalardan birinde erkek bir sağlık uygulayıcısının hastasıyla ilgilendiği görülür.

Diğerinde ise doğum sahnesi vardır.

Bir kadın doğum sandalyesinde oturmaktadır.

Arkasında onu destekleyen başka bir kadın vardır.

Ön tarafta ise alçak bir oturma yerinde bulunan bir kadın doğuma yardım etmektedir.

Bu figür genellikle Scribonia Attice'nin ebe olarak çalışırken tasviri şeklinde yorumlanır.

Sahnenin önemi, Soranus’un yazılı olarak aktardığı bazı doğum uygulamalarıyla dikkat çekici benzerlikler taşımasıdır.

Ancak kabartmayı Soranus’un metninin birebir görsel karşılığı olarak değerlendirmek yerine, Roma dünyasındaki doğum uygulamalarına ait bağımsız ve son derece değerli bir arkeolojik tanıklık olarak görmek daha güvenlidir.

Ebe yalnızca bebeği karşılamıyordu

Soranus’un eserinde ebenin görevi doğum anıyla sınırlı değildir.

Doğumdan sonra yenidoğanın durumunun gözlenmesine ilişkin ayrıntılar da bulunur.

Bebeğin gebelik süresini tamamlayıp tamamlamadığı, güçlü ve canlı görünüp görünmediği, ağlaması, hareketleri ve vücudunun genel durumu gibi belirtiler dikkate alınabiliyordu.

Bunlar modern tıptaki standart yenidoğan değerlendirme sistemleriyle aynı şey değildir.

Ancak yaklaşık iki bin yıl önce doğumdan hemen sonra bebeğin yaşama gücüne ilişkin belirli fiziksel belirtilerin sistematik biçimde gözlenmesi tıp tarihi açısından dikkat çekicidir.

Ebe ayrıca bebeğin temizlenmesi, göbek bağının bakımı ve doğum sonrası bakımın çeşitli aşamalarında görev alabiliyordu.

Zor doğumlar ebeliğin en kritik sınavıydı

Antik dünyada doğum anne ve bebek açısından ciddi riskler taşıyordu.

Uzamış doğum, kanama, enfeksiyon ve bebeğin uygun olmayan pozisyonda bulunması ölümcül sonuçlara yol açabiliyordu.

Modern sezaryen tekniklerinin, antibiyotiklerin, kan transfüzyonunun, güvenli anestezinin ve yoğun bakımın bulunmadığı bir dönemde deneyimli bir ebenin gözlemleri ve müdahaleleri büyük önem taşıyordu.

Soranus farklı fetal geliş ve pozisyonlardan söz eder.

Zor doğumlarda bebeğin pozisyonunu değiştirmeye yönelik elle gerçekleştirilen bazı girişimleri de tarif eder.

Ancak bu uygulamaları modern obstetrik manevralarla aynı güvenlik ve başarı düzeyinde değerlendirmek mümkün değildir.

Antik tıp önemli anatomik ve klinik gözlemler geliştirmiş olsa da doğum hem anne hem de çocuk açısından tehlikeli olmaya devam ediyordu.

Kadınlar yalnızca tıbbın hastaları değildi

Roma ebelerinin tarihi başka bir açıdan da önem taşır.

Antik tıp tarihi genellikle Hippokrates, Galenos, Celsus ve Soranus gibi erkek yazarların isimleri üzerinden anlatılır.

Oysa yazıtlar ve arkeolojik bulgular kadınların sağlık hizmetlerinde aktif biçimde yer aldığını gösteriyor.

Roma dünyasında obstetrix olarak tanımlanan ebelerin yanında, kadın hekimleri ifade eden medica unvanıyla anılan kişilere de rastlanıyor.

Bu iki meslek grubunun sınırlarının her zaman kesin olmadığına dair örnekler de bulunuyor.

Bazı yazıtlar kadınların tıp alanında yalnızca yardımcı olmadığını, mesleki kimlik sahibi sağlık uygulayıcıları olarak da çalıştığını ortaya koyuyor.

Soranus'un ebesi gerçek mi, ideal mi?

Roma ebeliğini değerlendirirken yapılması gereken en önemli ayrımlardan biri budur.

Soranus’un anlattığı okuryazar, teorik bilgiye sahip, deneyimli ve soğukkanlı ebe, büyük ölçüde ideal bir meslek modeli olarak değerlendirilmelidir.

İmparatorluğun her kentinde, kasabasında veya kırsal bölgesinde doğumlara bu niteliklere sahip kadınların katıldığını kanıtlayan bir veri yoktur.

Yazıtlar ise çok daha karmaşık bir toplumsal tablo ortaya koyar.

Ebeler arasında köleler, azatlı kadınlar ve farklı ailelere bağlı sağlık çalışanları bulunuyordu.

Bazıları muhtemelen uygulamalı deneyim yoluyla yetişti.

Bazıları ise çok daha ileri düzeyde bilgi ve deneyime sahipti.

Bu nedenle Roma dünyasında tek tip bir ebelik sistemi olduğunu söylemek yerine, bilgi ve statü bakımından farklı düzeylerde çalışan ebelerden söz etmek daha doğru olacaktır.

Bir mesleğin iki bin yıllık izleri

Roma ebelerinin hikâyesini önemli yapan yalnızca kadınların iki bin yıl önce de doğuma yardım etmesi değildir.

Asıl dikkat çekici olan, antik kaynaklarda ebenin belirli bilgiye, beceriye ve mesleki özelliklere sahip olması gereken bir sağlık uygulayıcısı olarak tarif edilmesidir.

Okuryazarlık…

Güçlü gözlem yeteneği…

Doğumu takip etmek…

Kadına fiziksel ve psikolojik destek sağlamak…

Zor doğumları tanımak…

Ve bebeğin yaşamının ilk dakikalarında onun durumunu gözlemlemek…

Bütün bunların izlerini yaklaşık iki bin yıllık metinlerde ve arkeolojik bulgularda görebiliyoruz.

Bugünün doğum odaları modern tıp teknolojileriyle donatılmış olabilir.

Ancak doğum yapan kadının yanında duran, süreci gözleyen ve yeni doğan bebeğin ilk anlarına tanıklık eden ebenin mesleki hikâyesi çok daha eskiye uzanıyor.

Roma dünyasının obstetricesleri bu uzun tarihin en iyi belgelenmiş erken örneklerinden birini oluşturuyor.

Kaynaklar

  • Soranus of Ephesus. Gynaecology. Çev. Owsei Temkin. Johns Hopkins University Press.

  • Laes C. The Educated Midwife in the Roman Empire: An Example of Differential Equations. Antik tıp ve toplum tarihi üzerine çalışma.

  • French V. Midwives and Maternity Care in the Roman World. Antik Roma’da ebelik ve doğum bakımı üzerine çalışma.

  • Flemming R. Medicine and the Making of Roman Women: Gender, Nature, and Authority from Celsus to Galen. Oxford University Press.

  • Todman D. Childbirth in Ancient Rome: From Traditional Folklore to Obstetrics. Australian and New Zealand Journal of Obstetrics and Gynaecology.

  • Dunn PM. Soranus of Ephesus and Perinatal Care in Roman Times. Archives of Disease in Childhood – Fetal and Neonatal Edition.

  • Parco Archeologico di Ostia Antica ve Isola Sacra Nekropolü kayıtları, Mezar 100 ve Scribonia Attice doğum kabartması.

  • Ando C, Gleason MW. Birthing Romans: Childbearing and Its Risks in Imperial Rome. Princeton University Press.