1808’de İstanbul’da doğan Dr. Etienne Gregoire Bartoletti, İtalya’da aldığı tıp eğitiminin ardından 1839’un sonunda İstanbul’a döndü ve 1840 başlarında Kavala’da karantina hekimi olarak Osmanlı sıhhiye hizmetine girdi. Sonraki yıllarda veba ve kolera salgınlarına karşı sahada görev yaptı, karantina teşkilatının denetlenmesinde çalıştı ve Osmanlı Devleti’ni uluslararası sıhhiye konferanslarında temsil etti. Temmuz 1888’de emekliliğini istediğinde, 19. yüzyıl Osmanlı halk sağlığı sisteminin kuruluş ve gelişme dönemlerinin büyük bölümüne tanıklık etmişti.

İlk görev yeri Kavala’ydı

Bartoletti’nin ilk görevi Kavala karantinasındaydı. Buradan gönderdiği raporlar sıhhiye idaresinin dikkatini çekti. Yaklaşık bir yıl sonra Gülek Boğazı, Konya, Payas ve Adana’ya uzanan bir göreve gönderildi. Amaç, Suriye yönünden gelebilecek veba tehdidine karşı koruyucu sağlık hizmetlerini düzenlemekti.

Bu görev 1841’in sonunda tamamlandı. Ancak Bartoletti’nin salgınlarla mücadelesindeki asıl önemli saha deneyimlerinden biri kısa süre sonra Erzurum’da yaşandı.

Erzurum’daki veba kariyerinde dönüm noktası oldu

1841-1842 döneminde Erzurum ve çevresinde veba etkiliydi. Bartoletti, 1842 ortalarında bölgeye gönderildi. Kaynaklara göre salgının görüldüğü yerleri dolaştı, hastaların ayrılması, evlerin boşaltılması ve dezenfeksiyon uygulamaları gibi önlemler aldı.

Bartoletti’nin raporlarında yalnızca vaka sayıları veya hastaların durumu değil, hastalığın köyler arasında nasıl taşındığı da değerlendiriliyordu. Salgının görüldüğü yerlerden ayrılan insanların hastalığın başka bölgelere taşınmasındaki rolüne dikkat çekti.

Çalışmaları yalnızca salgını kontrol etmeye yönelik değildi. Erzurum’daki karantina teşkilatının yeniden düzenlenmesinde de görev aldı. Oltu, Kars, Van ve Bayezid gibi merkezlerdeki karantina birimleriyle haberleşmenin ve denetimin güçlendirilmesi bu dönemde üzerinde durulan konular arasındaydı.

Bartoletti’nin Erzurum’daki faaliyetleri merkezî sıhhiye idaresindeki konumunu güçlendirdi. 1845 başlarında İstanbul’a döndü; 1846’da ise Sıhhiye Meclisinde görev alan hekimler arasına katıldı.

Yeni görev: İran sınırından salgın geçişini önlemek

Osmanlı yönetiminin karşı karşıya olduğu önemli sorunlardan biri İran ve Kafkasya yönünden gelebilecek salgınlardı.

1848’de Batum’dan Basra’ya uzanması planlanan yeni bir sağlık ve karantina hattı gündeme geldi. Ardahan, Kars, Bayezid, Van, Bitlis, Musul, Süleymaniye ve Bağdat gibi önemli geçiş bölgelerini kapsaması düşünülen sistemin hazırlanması için Bartoletti görevlendirildi.

Bu görev, onun yalnızca yerel bir karantina hekimi olmadığını gösteriyordu. Artık Osmanlı sınırlarında yolcu, kervan ve ticaret hareketleri üzerinden hastalıkların hangi güzergâhlardan ülkeye girebileceğini inceleyen bir sıhhiye yöneticisiydi.

Bu sınır tecrübesi birkaç yıl sonra Bartoletti’yi uluslararası sağlık diplomasisinin merkezine taşıyacaktı.

1851 Paris Konferansı’nda Osmanlı temsilcisi

  1. yüzyıl boyunca kolera salgınlarının ülkeler arasında yayılması, devletleri ortak kurallar üzerinde görüşmeye zorladı. Karantina süreleri, gemilerin sağlık denetimleri ve salgın görülen bölgelerden gelen yolculara uygulanacak işlemler yalnızca tıbbi değil, ticari ve diplomatik sonuçlar da doğuruyordu.

Bu ortamda 1851’de Paris’te ilk Uluslararası Sıhhiye Konferansı toplandı.

Bartoletti, konferansta Osmanlı Devleti adına sağlık ve karantina meselelerinin görüşülmesine katıldı. Konferans kayıtları, Osmanlı heyetinde sağlık konularıyla ilgilenen başlıca isimlerden birinin Bartoletti olduğunu gösteriyor.

Bartoletti toplantılarda Osmanlı karantina sistemini, İran sınırında edindiği tecrübeleri ve koleraya karşı alınan önlemleri anlattı. Konferansa diğer delegelerden daha geç katılmasına rağmen 2 Ekim 1851’den itibaren görüşmelerde aktif rol aldı.

Paris toplantısı önemliydi; ancak bütün devletlerin bağlayıcı biçimde kabul ettiği ortak bir uluslararası sağlık sistemi henüz kurulamadı. Buna rağmen konferans, salgın hastalıkların devletler arasında düzenli biçimde ele alındığı yeni bir dönemin önemli adımlarından biri oldu.

Bartoletti de bu sürecin Osmanlı tarafındaki temsilcilerinden biriydi.

1858’de veba haberi bu kez Bingazi’den geldi

1858 yazında İstanbul’a Bingazi’de şüpheli bir hastalık görüldüğüne ilişkin haberler ulaştı.

Sıhhiye Meclisi hastalığın niteliğinin belirlenmesi için bölgeye bir heyet gönderilmesine karar verdi. Bartoletti ve Dr. Amadeo 8 Temmuz 1858’de İstanbul’dan ayrıldı ve 15 Temmuz’da Bingazi’ye ulaştı.

Yapılan incelemeler hastalığın veba olduğunu ortaya koydu. Bartoletti ve beraberindeki hekimler salgının yayılmasını sınırlandırmak amacıyla yerel yönetime alınabilecek önlemleri bildirdi.

Bartoletti daha sonra “La Peste de Benghazi” başlıklı bir çalışma yayımladı.

Raporda salgının ortaya çıktığı koşulları da değerlendirdi. Bölgede yıllardır devam eden kuraklığın ürün kaybına ve kıtlığa yol açtığını, hayvan varlığının zarar gördüğünü ve tarımsal üretimin ciddi biçimde etkilendiğini belirtti. Hastalığın kaynağını kesin biçimde ortaya koyamasa da salgının gelişmesini kolaylaştıran çevresel ve toplumsal şartları incelemeye çalıştı.

Bingazi görevinin ardından Bartoletti’nin karantina müfettişliği alanındaki konumu daha da güçlendi.

1865 kolerasını araştırdı

Bartoletti’nin kariyerinin bir sonraki önemli aşaması kolera oldu.

1865’te Hicaz’dan başlayan ve farklı güzergâhlar üzerinden Osmanlı topraklarına ve Avrupa’ya yayılan kolera salgını, uluslararası sağlık politikalarını yeniden gündeme taşıdı.

Bartoletti salgının seyri ve yayılma yolları üzerine ayrıntılı bir rapor hazırladı. Bu çalışma daha sonra İstanbul’da toplanacak uluslararası konferansın belgeleri arasında yer aldı.

1866’da uluslararası sağlık diplomasisinin merkezi İstanbul oldu

13 Şubat 1866’da İstanbul’da Uluslararası Sıhhiye Konferansı açıldı. Konferansın temel konuları koleranın kaynağı, yayılma biçimi, hastalıktan korunma yöntemleri ve alınacak tedbirlerin nasıl uygulanacağıydı.

Osmanlı Devleti konferansta Dr. Salih Efendi ve Dr. Bartoletti tarafından temsil edildi.

Tartışmaların en hassas başlıklarından biri Hicaz ve hac yollarıydı. Hacıların Kızıldeniz üzerinden yoğun biçimde hareket etmesi, koleranın uluslararası yayılımı açısından tartışılıyordu.

Fransa daha sıkı seyahat ve karantina uygulamalarını savunurken Osmanlı ve İran temsilcileri, salgınla mücadele edilirken hacıların güvenliğinin de gözetilmesi gerektiğini ileri sürdü. Kaynaklar Bartoletti’nin bu tartışmalarda Osmanlı heyetinin görüşlerini savunan isimlerden biri olduğunu gösteriyor.

Bartoletti’nin görevi artık yalnızca salgın çıkan bölgeye gidip inceleme yapmak değildi. Sahada edindiği bilgiler, uluslararası sağlık politikalarının görüşüldüğü toplantılara taşınıyordu.

Veba bu kez İran’da ortaya çıktı

1870-1871 döneminde İran’daki veba tehdidi Osmanlı yönetimini yeniden harekete geçirdi.

Bartoletti’den hastalığın Osmanlı topraklarına geçmesini engellemek için alınabilecek önlemleri değerlendirmesi istendi. 1871’de İran’daki vebaya karşı alınması gereken önlemler üzerine özel bir rapor hazırladı.

Bu çalışma, onun yıllar önce Osmanlı-İran sınırında edindiği tecrübenin daha sonraki salgın politikalarında da kullanılmaya devam ettiğini gösteriyordu. Bartoletti’nin İran vebası üzerine hazırladığı rapor, dönemin yayımlanmış sıhhiye belgeleri arasında yer aldı.

1874’te bu kez Viyana’daydı

Uluslararası sıhhiye konferanslarının bir başka önemli toplantısı 1874’te Viyana’da yapıldı.

Kalbin Elektriğini Kliniğe Taşıyan Dev Makine: Einthoven’ın 270 Kiloluk EKG’si
Kalbin Elektriğini Kliniğe Taşıyan Dev Makine: Einthoven’ın 270 Kiloluk EKG’si
İçeriği Görüntüle

Kolera yeniden Avrupa için ciddi bir sorun oluşturmuştu. Devletler hastalığın bulaşma biçimini, kara ve deniz karantinalarının etkinliğini ve önceki konferanslarda alınan kararları yeniden değerlendirdi.

Osmanlı Devleti toplantıya Dr. Bartoletti ile Sıhhiye Meclisi üyesi Ali Bey’i gönderdi. Osmanlı heyeti konferansın ilk oturumlarına yetişemedi ancak daha sonraki görüşmelere ve nihai kararların oylanmasına katıldı.

Böylece Bartoletti, 1851 Paris, 1866 İstanbul ve 1874 Viyana uluslararası sıhhiye konferanslarının üçünde de Osmanlı Devleti adına görev yapmış oldu. Bu üç konferanstaki temsil görevi, akademik çalışmalarda kariyerinin en belirgin özelliklerinden biri olarak gösteriliyor.

Hilâl-i Ahmer’in merkez heyetinde

Bartoletti’nin faaliyetleri yalnızca karantina teşkilatıyla sınırlı kalmadı.

Osmanlı Hilâl-i Ahmer Cemiyeti 1877’de yeniden teşkilatlandırıldığında oluşturulan merkez heyetinde Bartoletti de yer aldı. Kızılay tarihine ilişkin kurumsal kaynaklarda kendisi “Sıhhiye Müfettişi Umumisi Dr. Bartoletti” olarak merkez heyeti üyeleri arasında gösteriliyor.

1877 tarihli merkez heyeti fotoğrafında da Bartoletti ön sırada görülüyor.

Bu görev, salgın hastalıklarla mücadelede uzun yıllar çalışmış bir hekimin savaş dönemindeki sağlık ve yardım organizasyonlarının içinde de yer aldığını gösteriyordu.

Hac yolları ve Kamaran karantinası

Bartoletti’nin ilerleyen yaşına rağmen sıhhiye meseleleriyle ilgisi devam etti.

1880’lerin başında Hicaz’daki kolera tehlikesi ve hac yollarının denetlenmesi yeniden gündemdeydi. Kızıldeniz’in girişinde bulunan Kamaran Adası’nda kurulacak karantina istasyonu bu politikanın önemli unsurlarından biri haline geldi.

Bartoletti, Kamaran karantinasının yapısı, yönetimi ve hacılara uygulanacak işlemler hakkında ayrıntılı değerlendirmeler hazırladı. 1882 hac döneminde karantinaya alınacak hacılar için on maddelik özel bir düzenleme de hazırladı. Önerileri Sıhhiye Meclisinde kabul edildi.

Böylece kariyerinin ilk yıllarında Anadolu’nun kara sınırlarında vebayla mücadele eden Bartoletti, kırk yılı aşkın süre sonra Kızıldeniz üzerinden gelebilecek kolera tehdidine karşı alınacak önlemler üzerinde çalışıyordu.

1888’de aktif görevi sona erdi

İlerleyen yaşında sağlık sorunları yaşayan Bartoletti, 1880’lerin ortalarından itibaren görevine zaman zaman ara vermek zorunda kaldı.

Temmuz 1888’de emeklilik talebinde bulundu. Osmanlı sıhhiye idaresindeki aktif görevi böylece sona erdi. Bununla birlikte kendisine fahri sıhhiye müfettişi unvanı verildi ve sağlık meseleleriyle ilgisi tamamen kesilmedi.

Bartoletti’nin meslek yaşamını yalnızca bir hekimin biyografisi olarak değerlendirmek eksik kalır.

1840’ta Kavala’daki bir karantina biriminde başlayan kariyeri; Erzurum’daki veba mücadelesine, Osmanlı-İran sınırındaki karantina çalışmalarına, Bingazi’deki salgın incelemesine, Hicaz ve Kamaran karantinalarına kadar uzandı.

Aynı hekim Paris, İstanbul ve Viyana’da devletler salgın hastalıklar karşısında ortak kurallar oluşturmaya çalışırken Osmanlı Devleti adına masaya oturdu.

  1. yüzyılda mikrop kuramının henüz tam olarak yerleşmediği, koleranın bulaşma yollarının dahi uluslararası konferanslarda tartışıldığı bir dönemde karantina; tıp kadar ulaşım, ticaret, hac hareketleri ve diplomasiyle de ilgiliydi.

Bartoletti Efendi’nin uzun kariyeri, Osmanlı Devleti’nin salgınlarla mücadeleyi yerel karantina noktalarından uluslararası sağlık diplomasisine taşıdığı bu dönüşümün dikkat çekici örneklerinden biri olarak tıp tarihinde yerini aldı.

KAYNAKLAR

Özgür Yılmaz. “Forty-Eight Years in Ottoman Service: General Inspector of Quarantines Dr Bartoletti Efendi and His Activities [1840-1888].” Osmanlı Medeniyeti Araştırmaları Dergisi, Sayı 21, 2024, s. 283-312.

Özgür Yılmaz. “Kuraklık ve Kıtlıkla Gelen Felaket: Osmanlı Sıhhiye İdaresi Hekimlerine Göre 1858-1859 Bingazi Veba Salgını.” Osmanlı Bilimi Araştırmaları.

Orhan Koloğlu. “Osmanlı Basınında 1865 Kolera Salgını, İstanbul Sağlık Konferansı ve Mirza Malkom Han.” Osmanlı Bilimi Araştırmaları, 2005.

Coşkun Bakar. “Avrupa’da Dolaşan Koleranın Gölgesinde, İstanbul Uluslararası Sağlık Konferansı, 1866.” Turkish Journal of Public Health, 2020.

Emine Melek Atabek. 1851’de Paris’te Toplanan I. Milletlerarası Sağlık Konferansı ve Türkler. İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Yayınları, 1974.

Türkiye Kızılay Derneği. Hilâl-i Ahmer’den Kızılay’a ve Osmanlı Hilâl-i Ahmer Cemiyeti tarihine ilişkin kurumsal yayınlar.

Uluslararası Sıhhiye Konferansı Tutanakları. Paris 1851, İstanbul 1866 ve Viyana 1874.

Dr. Bartoletti. “La Peste de Benghazi.” Gazette Médicale d’Orient, 1858.