MS 165’in sonları veya 166’nın başlarında, Roma İmparatorluğu’nun Partlara karşı yürüttüğü savaş sırasında Yakın Doğu’da büyük bir salgın kayda geçti. Hastalık kısa süre içinde Roma’ya ve imparatorluğun başka bölgelerine ulaştı. Roma ordusunun hareketliliği, yoğun ticaret ağı ve şehirler arasındaki ulaşım salgının yayılmasını kolaylaştırmış olabilir. Ancak hastalığın tam olarak nerede ortaya çıktığı ve hangi güzergâh üzerinden yayıldığı kesin olarak bilinmiyor.

Salgın, Roma İmparatorluğu’nun tarihinin en güçlü dönemlerinden birinde ortaya çıktı.

Britanya’dan Mısır’a, Ren ve Tuna sınırlarından Yakın Doğu’ya kadar uzanan topraklar yollar, limanlar, ticaret ağları ve askerî güzergâhlarla birbirine bağlanmıştı.

Egiin Gol’de Bir Xiongnu Erkeğinin Omurgasında Yedi Ayrı Defekt
Egiin Gol’de Bir Xiongnu Erkeğinin Omurgasında Yedi Ayrı Defekt
İçeriği Görüntüle

İmparatorluğun gücünü oluşturan bu hareketlilik, bulaşıcı hastalıklar açısından aynı zamanda önemli bir kırılganlık yaratıyordu.

Salgını gören hekim: Galen

Antoninus Vebasını diğer birçok antik salgından ayıran önemli özelliklerden biri, dönemin en tanınmış hekimlerinden Galen’in hastalığa tanıklık etmiş olmasıdır.

Bergamalı Galen, salgın MS 166 dolaylarında Roma’ya ulaştığında kentte bulunuyordu. MS 168-169 kışında ise Aquileia çevresindeki Roma birlikleri arasında görülen ağır hastalık tablosuna tanıklık etti.

Galen günümüzdeki anlamıyla düzenli bir salgın raporu yazmadı. Hastalık hakkındaki gözlemleri farklı eserlerinde yer aldı.

Bu anlatılarda ateş, sindirim sistemi belirtileri ve özellikle deri döküntüleri öne çıkıyor. Döküntüler bazı hastalarda bütün vücuda yayılıyor ve hastalığın ilerleyen döneminde belirginleşiyordu.

İşte bu deri bulguları, Antoninus Vebasının hangi hastalık olduğu konusunda yüzyıllardır devam eden tartışmanın merkezinde bulunuyor.

Antoninus Vebası çiçek hastalığı mıydı?

Uzun yıllar en güçlü aday çiçek hastalığı oldu.

Galen’in tarif ettiği deri döküntüleri nedeniyle birçok araştırmacı salgının Variola virüsünden kaynaklandığını düşündü. Özellikle 20. yüzyıldaki tıp tarihi çalışmalarında Antoninus Vebasının çiçek hastalığı olduğu görüşü geniş kabul gördü.

Ancak modern araştırmalar bu teşhisin kesin olmadığını gösteriyor.

2022 yılında Journal of Roman Archaeology’de yayımlanan paleogenetik ve evrimsel biyoloji değerlendirmesi, antik dönemde günümüzde bildiğimiz biçimiyle çiçek hastalığının varlığının sanıldığı kadar kesin olmadığını ortaya koydu.

En önemli sorun ise Antoninus Vebasına ait olduğu kesin olarak bilinen insan kalıntılarından Variola virüsünün gösterilememiş olmasıdır.

Tartışmaya 2025 yılında önemli bir arkeolojik bulgu eklendi.

Roma Britanyası’ndaki Corinium’da, bugünkü Cirencester’da bulunan ve MS 3. veya 4. yüzyıla tarihlenen bir iskelette çiçek hastalığıyla ilişkilendirilen osteomyelitis variolosa bulguları saptandı.

Araştırmacılar bu bulgunun çiçek hastalığının Roma dünyasında erken dönemde bulunduğunu gösterdiğini ve Antoninus Vebasının erken bir çiçek hastalığı biçimi olabileceği görüşünü güçlendirdiğini belirtti.

Ancak önemli bir ayrım bulunuyor.

İskelet Antoninus Vebasının yaşandığı MS 2. yüzyıla değil, daha sonraki bir döneme ait. Dolayısıyla bulgu salgının çiçek hastalığı olduğunu doğrudan kanıtlamıyor.

Bugün için en güvenli sonuç şu:

Çiçek hastalığı Antoninus Vebasının güçlü adaylarından biri olmaya devam ediyor; ancak salgının etkeni kesin olarak belirlenmiş değil.

Adındaki “veba” yanıltmasın

Antoninus Vebası adı, hastalığın bubonik veba olduğu anlamına gelmiyor.

Tarih yazımında kullanılan “plague” sözcüğü yalnızca Yersinia pestis bakterisinin yol açtığı vebayı değil, büyük salgınları tanımlamak için de kullanılabiliyor.

Antoninus salgınının daha sonraki Justinianus Vebası ve Orta Çağ’daki Kara Ölüm ile ilişkilendirilen Yersinia pestis bakterisinden kaynaklandığını gösteren doğrudan kanıt bulunmuyor.

Bu nedenle Antoninus Vebasını Kara Ölüm ile aynı hastalık olarak değerlendirmek doğru değil.

Kaç kişi öldü?

Antoninus Vebası hakkında en çok tekrarlanan ancak en az kesinlik taşıyan bilgiler ölüm sayılarıdır.

Roma İmparatorluğu’nun tamamını kapsayan güvenilir nüfus ve ölüm kayıtları bulunmadığı için salgında kaç kişinin yaşamını kaybettiğini hesaplamak mümkün değil.

Geçmiş araştırmalarda imparatorluk nüfusunun yüzde 7-10’unun, bazı tahminlerde ise çok daha büyük bölümünün hayatını kaybetmiş olabileceği ileri sürüldü.

Buna bağlı olarak milyonlarla ifade edilen ölüm rakamları da yaygınlaştı.

Ancak bunlar doğrudan sayımlara dayanan veriler değil, tarihsel kaynaklardan ve demografik varsayımlardan üretilmiş tahminlerdir.

Bu nedenle “Antoninus Vebasında 5 milyon, 7 milyon veya 10 milyon insan öldü” gibi kesin ifadeler kullanmak doğru değil.

Yeni modeller eski tahminleri sorguluyor

Tartışmaya 2025 yılında PLOS ONE’da yayımlanan bir çalışma yeni bir boyut kazandırdı.

Araştırmacılar Antoninus Vebasının Roma kentindeki olası seyrini incelemek amacıyla bubonik veba, çiçek hastalığı ve kızamık dahil çeşitli hastalık senaryolarını matematiksel modellerle karşılaştırdı.

Hiçbir model salgının hangi hastalıktan kaynaklandığını belirleyemedi.

Araştırmanın en dikkat çekici sonucu ise demografik etkiye ilişkindi.

Bazı senaryolarda, salgının hiç yaşanmadığı varsayılan temel modele göre toplam ölümlerdeki en yüksek artış yaklaşık yüzde 7 olarak hesaplandı.

Ancak bu rakamın anlamı dikkatle okunmalı.

Yüzde 7, Antoninus Vebasının ölüm oranı değildir.

Salgına yakalanan insanların yüzde 7’sinin öldüğü veya Roma nüfusunun yüzde 7’sinin salgından hayatını kaybettiği anlamına da gelmez.

Bu değer, araştırmacıların oluşturduğu belirli modellerde, incelenen uzun dönem boyunca beklenen toplam ölümlere kıyasla ortaya çıkan en yüksek artışı ifade ediyor.

Araştırmacılar ayrıca modellerde modern dönemlerden bilinen hastalık parametrelerinin kullanıldığını, antik çağdaki patojenlerin farklı davranmış olabileceğini ve mevsimsellik gibi unsurların modele dahil edilmediğini açıkça belirtiyor.

Bu nedenle çalışma kesin bir ölüm sayısı vermiyor.

Bunun yerine, Antoninus Vebasının demografik etkisinin geçmişte yapılan bazı yüksek tahminlerden daha sınırlı olabileceğini gündeme getiriyor.

Cassius Dio’nun “günde 2 bin ölüm” anlatısı

Antik kaynaklardaki en çarpıcı rakamlardan biri Cassius Dio’ya ait.

Dio, İmparator Commodus döneminde Roma’da yaşanan büyük bir salgın sırasında bazı günlerde 2 bin kişinin öldüğünü aktarıyor.

Bu olay yaklaşık MS 189’a tarihleniyor.

Uzun süre bunun Antoninus Vebasının son büyük dalgalarından biri olduğu düşünüldü.

Ancak kesin değil.

2025 tarihli matematiksel modelleme araştırması, MS 189’daki salgının Antoninus Vebasından ayrı bir hastalık olabileceği ihtimalini de gündeme getiriyor. Araştırmacılar ayrıca antik tarihçilerin verdiği günlük ölüm rakamlarının modern epidemiyolojik veri gibi doğrudan kullanılamayacağına dikkat çekiyor.

Dolayısıyla Antoninus Vebasının kesintisiz biçimde MS 165’ten 189’a kadar sürdüğünü söylemek yerine, MS 160’ların ortasında başlayan ve sonraki yıllarda çeşitli salgın dalgalarının görüldüğü bir dönemden söz etmek daha temkinli bir yaklaşım.

Roma ordusu salgından etkilendi

Salgının etkisinin en açık biçimde görüldüğü alanlardan biri Roma ordusuydu.

Galen’in Aquileia’daki birlikler arasında hastalığa tanıklık etmesi bunun en önemli kanıtlarından biri.

Üstelik salgının ortaya çıktığı yıllar Roma için askerî açıdan son derece hareketliydi.

Partlara karşı yürütülen savaşın ardından Tuna sınırında Marcomanni ve diğer topluluklarla uzun süreli savaşlar başladı.

Askerî birliklerin hareket etmesi, kalabalık kamplar ve uzun ikmal hatları bulaşıcı hastalıkların yayılması açısından uygun koşullar oluşturuyordu.

Daha geç dönemde yazılmış olan Historia Augusta, salgın sırasında askerî insan gücü sıkıntısından söz ediyor ve Marcus Aurelius döneminde kölelerin, gladyatörlerin ve farklı grupların askerî hizmet için kullanıldığını anlatıyor.

Ancak bu kaynak dikkatli kullanılmalı.

Historia Augusta olaylardan uzun süre sonra kaleme alınmış ve güvenilirliği tarihçiler arasında tartışmalı bir eser.

Ayrıca Roma ordusundaki insan gücü ihtiyacını yalnızca salgına bağlamak mümkün değil. Aynı dönemde yaşanan ağır savaşlar da asker ihtiyacını artırıyordu.

Bu nedenle daha güvenli sonuç şudur:

Salgın Roma ordusunu etkiledi; ancak dönemin askerî insan gücü sorunlarının ne kadarının doğrudan salgından kaynaklandığını kesin olarak belirlemek mümkün değil.

Ekonomik etkinin izleri Mısır papirüslerinde

Antoninus Vebasının ekonomik sonuçları konusunda en dikkat çekici veriler Roma Mısırı’ndan geliyor.

Papirüslerde bulunan arazi fiyatları, kira sözleşmeleri, ücretler ve tahıl fiyatları antik ekonomi hakkında ender bulunan nicel bilgiler sağlıyor.

The Journal of Economic History’de yayımlanan kapsamlı araştırma, Antoninus salgını sonrasındaki dönemde Mısır’da reel arazi değerlerinde ve özellikle reel kiralarda düşüş bulunduğunu gösteriyor.

Araştırmadaki kira verilerinde salgın öncesi dönem için ortalama değer hektar başına 8,2 hektolitre buğday eşdeğeriyken, MS 166-249 döneminde 6,0 hektolitreye geriliyor.

Ancak ücretler konusunda aynı kesinlik yok.

Araştırmaya göre salgından sonra reel ücretlerin belirgin biçimde yükseldiğini göstermek mümkün değil. Mevcut veriler, çalışanların gelirlerinin salgından sonra artıp artmadığı konusunda kesin bir sonuca ulaşmak için yetersiz.

Bu nedenle salgın sonrasındaki ekonomik tabloyu yalnızca “işçi sayısı azaldı, ücretler yükseldi” şeklinde açıklamak doğru değil.

Arazi, iş gücü, pazar büyüklüğü, ticaret ve para sistemi gibi çok sayıda unsur aynı anda etkili olmuş olabilir.

Ayrıca Mısır verileri bütün Roma İmparatorluğu’na doğrudan genellenemez.

Buna rağmen papirüsler, Antoninus salgınının en azından bazı bölgelerde ekonomik dengeler üzerinde ölçülebilir değişikliklerle aynı döneme rastladığını gösteren en önemli kaynaklardan biridir.

Antoninus Vebası Roma İmparatorluğu’nu zayıflattı mı?

Antoninus Vebasının Roma İmparatorluğu’nu çökerttiği söylenemez.

Batı Roma İmparatorluğu’nun geleneksel sona eriş tarihi MS 476’dır. Antoninus salgınının başlangıcı ile bu tarih arasında yaklaşık üç yüzyıl bulunuyor.

Roma salgından sonra da büyük ordular kurdu, vergi topladı, ticaret yaptı, şehirler inşa etti ve geniş toprakları yönetmeye devam etti.

Bu nedenle Antoninus Vebasını Roma’nın çöküşünün tek nedeni veya Roma İmparatorluğu’nun sonunun doğrudan başlangıcı olarak göstermek tarihsel kanıtların ötesine geçer.

Asıl tartışma, salgının Roma devletinin üzerindeki mevcut baskıları ağırlaştırıp ağırlaştırmadığıdır.

Burada daha temkinli olmak gerekiyor.

Galen’in anlatıları ordunun salgından etkilendiğini gösteriyor. Mısır papirüsleri salgından sonraki dönemde bazı ekonomik değişimleri ortaya koyuyor. Yazılı kaynaklar ise hastalığın imparatorluğun farklı bölgelerine yayıldığını düşündürüyor.

Buna karşılık salgının yol açtığı toplam nüfus kaybının büyüklüğü hâlâ bilinmiyor.

Modern araştırmalar da bu konuda iki farklı yaklaşımı sürdürüyor. Bazı tarihçiler Antoninus Vebasının büyük bir demografik ve ekonomik kırılma yarattığını savunurken, başka araştırmacılar imparatorluk çapındaki ağır nüfus kaybına ilişkin kanıtların yeterli olmadığını düşünüyor.

Bu nedenle en güvenli değerlendirme şudur:

Antoninus Vebası Roma İmparatorluğu’nu tek başına çökertmedi. Salgın, savaşların devam ettiği bir dönemde nüfus, askerî insan gücü ve bazı bölgesel ekonomiler üzerinde ek baskı oluşturmuş olabilir. Ancak Roma’nın sonraki yüzyıllarda yaşadığı sorunları tek başına bu salgınla açıklamak mümkün değildir.

Roma’nın gücü aynı zamanda kırılganlığıydı

Antoninus Vebasının tıp tarihi açısından en dikkat çekici yönlerinden biri Roma dünyasının birbirine bağlı yapısını göstermesidir.

Roma yollar yaptı.

Limanları birbirine bağladı.

Ordularını binlerce kilometre hareket ettirdi.

Akdeniz boyunca insanlar, tahıl ve ticari mallar taşındı.

Bu ağ imparatorluğun ekonomik ve askerî gücünün temel unsurlarından biriydi.

Ancak bulaşıcı bir hastalık ortaya çıktığında aynı hareketlilik salgının geniş alanlara yayılmasını da kolaylaştırabiliyordu.

Antoninus Vebasının hangi mikroorganizma tarafından oluşturulduğunu ve tam olarak kaç kişinin hayatını kaybettiğini bugün bilmiyoruz.

Fakat salgının Roma dünyasının önemli sağlık krizlerinden biri olduğu konusunda güçlü tarihsel kanıtlar bulunuyor.

Antoninus Vebasının tarihsel önemini Roma’yı “yıkmış” olmasında değil, çok geniş ve bağlantılı bir imparatorluğun büyük bir salgın karşısındaki kırılganlığını ortaya çıkarmasında aramak daha doğru.

Salgın Roma’yı yıkmadı; ancak savaşların sürdüğü bir dönemde imparatorluğun karşı karşıya bulunduğu yükü artırmış olabilecek büyük bir tarihsel şoktu.

6) Kaynaklar

Galen — Methodus Medendi ve Antoninus salgınına ilişkin diğer eserleri.

Robert J. Littman, Michael L. Littman — “Galen and the Antonine Plague”, The American Journal of Philology, 1973.

Rebecca Flemming — “Galen and the Plague”, Galen’s Treatise Περὶ Ἀλυπίας (De indolentia) in Context, Brill, 2019.

Timothy P. Newfield, Ana T. Duggan, Hendrik Poinar — “Smallpox’s Antiquity in Doubt”, Journal of Roman Archaeology, 2022.

Haoyue Zhao, Andrew Wilson — “A Case of Osteomyelitis Variolosa from Roman Britain, and the Introduction of Smallpox to the Roman World”, Journal of Roman Archaeology, 2025.

Anestis Karasaridis, Aleš Chalupa — “Comparative SIR/SEIR Modeling of the Antonine Plague in Rome”, PLOS ONE, 2025.

Kyle Harper — “People, Plagues, and Prices in the Roman World: The Evidence from Egypt”, The Journal of Economic History, 2016.

Richard Duncan-Jones — “The Antonine Plague Revisited”, Arctos, 2018.

Colin Elliott — Pox Romana: The Plague That Shook the Roman World, Princeton University Press, 2024.

Mustafa Hamdi Sayar — “Marcus Aurelius ve Lucius Verus Dönemlerinde M.S. 165-180 Yılları Arasında Görülen Büyük Salgın”, Tarih Dergisi, 2020.