Afyonkarahisar Sağlık Bilimleri Üniversitesinde gerçekleştirilen bilimsel araştırma, kısa video izlerken kendisini içeriğe yoğun biçimde kaptıran genç yetişkinlerin ilerleyen dönemde daha fazla yalnızlık ve psikolojik sıkıntı bildirme eğiliminde olduğunu ortaya koydu. Türkiye’de 495 kişinin beş ay arayla değerlendirildiği çalışmada, kısa videolara yoğun biçimde dalma deneyiminin sonraki yalnızlık düzeyiyle, yalnızlığın ise psikolojik sıkıntı belirtileriyle ilişkili olduğu belirlendi.

16 Ekim 2026 tarihinde uluslararası hakemli bilim dergisi BMC Psychology’de yayımlanan araştırma, sosyal medya kullanımının ruh sağlığıyla ilişkisini yalnızca ekran başında geçirilen süre üzerinden değerlendirmenin yeterli olmayabileceğine dikkat çekiyor. Ancak çalışma, kısa video izlemenin doğrudan depresyona veya başka bir ruhsal hastalığa neden olduğunu kanıtlamıyor.

Türkiye’de 495 Genç Yetişkin Beş Ay Arayla Değerlendirildi

Araştırma, Afyonkarahisar Sağlık Bilimleri Üniversitesi Atatürk Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulundan Dr. Öğr. Üyesi Ömer Faruk Akbulut tarafından gerçekleştirildi.

Çalışmaya Türkiye’de yaşayan, 18–40 yaş aralığındaki 495 genç yetişkin katıldı.

Katılımcıların yaş ortalaması 21,23 olarak hesaplandı. Araştırma grubunun yüzde 84,2’sini kadınlar oluştururken katılımcıların büyük bölümü 19–23 yaş aralığındaydı.

Araştırmada kişiler beş ay arayla iki kez değerlendirildi.

Her iki değerlendirmede kısa video izleme sırasında yaşanan yoğun dalma deneyimi, yalnızlık düzeyi ve psikolojik sıkıntı belirtileri standart ölçekler kullanılarak ölçüldü.

Araştırmacı, farklı zamanlardaki ölçümlerin birbiriyle nasıl ilişkili olduğunu incelemek amacıyla çapraz gecikmeli panel analizi adı verilen istatistiksel yöntemi kullandı.

Bu yöntem, ilk değerlendirmede ölçülen bir özelliğin sonraki değerlendirmedeki başka bir özellikle ilişkisini, önceki düzeyleri de hesaba katarak incelemeye imkân sağlıyor.

Kısa Videolara Kendini Kaptırmak Ne Anlama Geliyor?

Araştırmanın temelinde, bilimsel literatürde “short video flow” olarak adlandırılan psikolojik deneyim bulunuyor.

Bu kavram, kişinin kısa video izlerken dikkatini yoğun biçimde içeriğe yöneltmesi, izleme deneyiminden keyif alması ve kendisini yaptığı etkinliğe kaptırması anlamına geliyor.

Örneğin bir kişinin arka arkaya video izlerken çevresindeki diğer etkinliklerden uzaklaşması ve izlemeye yoğun biçimde odaklanması bu deneyimle ilişkili olabilir.

Ancak burada önemli bir ayrım bulunuyor.

Kısa videolara yoğun biçimde dalmak ile kısa video bağımlılığı aynı kavram değil.

Benzer şekilde araştırma yalnızca kişinin günde kaç dakika video izlediğini ölçerek sonuç çıkarmıyor.

Bilim insanı, izleme sırasındaki psikolojik yoğunluğun daha sonraki yalnızlık ve psikolojik sıkıntı düzeyleriyle ilişkisini araştırıyor.

Bu nedenle bulgular, belirli bir ekran süresinin aşılmasının doğrudan ruhsal hastalığa yol açtığı şeklinde yorumlanamaz.

Kısa Video Deneyimi Beş Ay Sonraki Yalnızlıkla İlişkili Bulundu

Araştırmanın dikkat çekici sonuçlarından biri, ilk değerlendirmede kısa videolara yoğun biçimde dalma düzeyi yüksek olan kişilerin ikinci değerlendirmede daha fazla yalnızlık bildirme eğiliminde olmasıydı.

Bu ilişki istatistiksel olarak anlamlı bulundu.

Analizde standartlaştırılmış ilişki katsayısı 0,14 olarak hesaplandı.

Bu değer, değişkenler arasında pozitif ancak sınırlı büyüklükte bir ilişki bulunduğunu gösteriyor.

Başka bir ifadeyle kısa videolara yoğun biçimde dalma deneyimi, sonraki yalnızlık düzeyindeki farklılıkların bir bölümünü açıklayan istatistiksel bir değişken olarak öne çıktı.

Ancak sonuç, kısa video izleyen herkesin zamanla yalnızlaşacağı anlamına gelmiyor.

Yalnızlık; sosyal ilişkiler, yaşam koşulları, kişilik özellikleri ve ruhsal durum gibi çok sayıda etkenle ilişkili olabilen karmaşık bir deneyim.

Araştırma bu etkenlerin tamamını ortadan kaldırarak kısa videoların bağımsız ve kesin etkisini göstermiyor.

Yalnızlık ile Psikolojik Sıkıntı Arasında Nasıl Bir İlişki Bulundu?

Araştırmacı, yalnızlık düzeyinin sonraki psikolojik sıkıntı belirtileriyle ilişkisini de değerlendirdi.

İlk ölçümde daha yüksek yalnızlık bildiren katılımcıların beş ay sonraki değerlendirmede daha yüksek psikolojik sıkıntı puanlarına sahip olma eğiliminde olduğu belirlendi.

Bu ilişkinin standartlaştırılmış katsayısı 0,21 olarak hesaplandı.

Kısa video deneyimi ile sonraki psikolojik sıkıntı arasında da daha düşük büyüklükte, ancak istatistiksel olarak anlamlı doğrudan ilişki saptandı.

Araştırmada ayrıca yalnızlığın, kısa videolara yoğun biçimde dalma ile psikolojik sıkıntı arasındaki ilişkide kısmi aracılık rolü üstlenebileceğine yönelik istatistiksel bulgular elde edildi.

Bu sonuç, yoğun video izleme deneyimi, yalnızlık ve psikolojik zorlanmanın zaman içinde birbiriyle bağlantılı olabileceğini düşündürüyor.

Zayıflama İlaçlarının Yeni Hedefi: Alkol Bağımlılığı ve Beyin Hastalıkları
Zayıflama İlaçlarının Yeni Hedefi: Alkol Bağımlılığı ve Beyin Hastalıkları
İçeriği Görüntüle

Ancak aracılık analizinde istatistiksel bir yol bulunması, bu sürecin deneysel olarak kanıtlanmış bir neden-sonuç zinciri olduğu anlamına gelmiyor.

Kısa Videolar Depresyona Neden Oluyor mu?

Araştırmadan kısa videoların doğrudan depresyona yol açtığı sonucu çıkarılamaz.

Çalışmada psikolojik sıkıntı belirtileri değerlendirildi. Psikolojik sıkıntı, kişinin duygusal ve ruhsal açıdan yaşadığı zorlanmayı ifade eden geniş bir kavram.

Bu kavram, klinik olarak depresyon veya anksiyete bozukluğu tanısı konulmasıyla aynı anlama gelmiyor.

Katılımcılarda belirli bir psikiyatrik hastalığın kısa video kullanımı sonucunda geliştiği gösterilmedi.

Ayrıca araştırmada kişiler rastgele kısa video izleme veya izlememe gruplarına ayrılmadı.

Bu nedenle bulgular, kısa video kullanımının değişmesi durumunda yalnızlık ve ruh sağlığı sonuçlarının mutlaka değişeceğini kanıtlamıyor.

Çalışmanın önemi, değişkenlerin tek bir zamandaki ilişkilerini incelemekle yetinmeyerek beş aylık süreçteki bağlantılarını değerlendirmesinde yatıyor.

58 Araştırmanın Sonuçları da Kullanım Biçiminin Önemine İşaret Ediyor

Kısa videoların ruh sağlığıyla ilişkisi yalnızca Türkiye’de yapılan bu araştırmada incelenmiş değil.

Mart 2026’da Journal of Medical Internet Research dergisinde yayımlanan kapsamlı bir sistematik derleme ve meta-analizde, toplam 96.676 katılımcıyı kapsayan 58 bilimsel araştırma değerlendirildi.

Bu incelemede kısa video kullanımıyla yalnızlık, kaygı, stres ve depresif belirtiler gibi olumsuz psikolojik durumlar arasında çeşitli düzeylerde ilişkiler bulundu.

Ancak araştırmacılar, kullanım biçimleri arasında önemli bir farklılık olduğunu da belirledi.

Sorunlu kısa video kullanımı, olumsuz ruh sağlığı göstergeleriyle daha tutarlı biçimde ilişkiliydi.

Buna karşılık rutin kullanım süresi ve sıklığına ilişkin sonuçlar daha değişkendi.

Bu ayrım, her kısa video izleme davranışının aynı psikolojik riskle ilişkilendirilmemesi gerektiğini gösteriyor.

Ayrıca söz konusu derlemedeki araştırmaların büyük bölümü Çin’de gerçekleştirildi. Bu nedenle farklı toplumlarda ve uzun dönemli araştırmalarla doğrulama yapılması önem taşıyor.

Afyonkarahisar Sağlık Bilimleri Üniversitesinin çalışması, Türkiye’deki genç yetişkinleri beş aylık süreçte inceleyerek bu alandaki uluslararası bilimsel verilere katkı sunuyor.

Araştırmada Neden Ekran Süresinden Çok İzleme Deneyimi Önemli?

Günlük yaşamda sosyal medya kullanımı çoğunlukla ekran karşısında geçirilen süre üzerinden değerlendiriliyor.

Ancak aynı süre boyunca video izleyen iki kişinin dijital deneyimi birbirinden farklı olabilir.

Bir kişi kısa videoları belirli bir amaç için izlerken başka bir kişi içerik akışına daha yoğun biçimde kapılabilir.

Bu durum, kişinin video izleme sırasındaki psikolojik deneyiminin yalnızca izleme süresiyle açıklanamayabileceğini gösteriyor.

Araştırma, özellikle kısa video akışına kendini kaptırma düzeyinin sonraki yalnızlıkla ilişkili bulunması bakımından dikkat çekiyor.

Bununla birlikte çalışma, hangi günlük ekran süresinin güvenli veya riskli olduğunu belirleyen bir eşik sunmuyor.

Aynı şekilde belirli sayıda video izlemenin ruhsal sağlığı bozduğu yönünde bir sonuç da içermiyor.

Afyonkarahisar Sağlık Bilimleri Üniversitesinden Uluslararası Bilimsel Yayın

Araştırmayı gerçekleştiren Dr. Öğr. Üyesi Ömer Faruk Akbulut, Afyonkarahisar Sağlık Bilimleri Üniversitesi Atatürk Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu Sağlık Bakım Hizmetleri Bölümünde görev yapıyor.

Akbulut, gençlerin dijital ruh sağlığı alanındaki uluslararası bilimsel iş birliklerinde de yer alıyor.

Üniversitenin Haziran 2026’da yayımladığı resmî duyuruya göre araştırmacı, Avrupa Bilim ve Teknolojide İş Birliği Programı kapsamında yürütülen gençlerin dijital ruh sağlığına yönelik çalışma gruplarına kabul edildi.

BMC Psychology dergisindeki araştırma ise Türkiye’deki genç yetişkinlerin kısa video izleme deneyimleriyle ruhsal durumları arasındaki bağlantıları inceleyen bağımsız bir bilimsel çalışma niteliği taşıyor.

Çalışmanın Afyonkarahisar Sağlık Bilimleri Üniversitesi Girişimsel Olmayan Bilimsel Araştırmalar Etik Kurulundan onay aldığı da bilimsel yayında belirtildi.

Araştırmanın Sınırları Neler?

Çalışma, 495 katılımcıyla gerçekleştirilmiş olması ve beş aylık takip içermesi açısından önemli veriler sağlıyor.

Ancak sonuçların değerlendirilmesinde bazı sınırlılıklar bulunuyor.

Katılımcıların yüzde 84,2’sinin kadın olması, sonuçların erkeklere aynı ölçüde genellenmesini güçleştiriyor.

Araştırmaya 18–40 yaş aralığındaki kişiler katılmış olsa da büyük çoğunluk 19–23 yaş grubundan oluşuyor.

Bu nedenle bulguların çocuklarda, ergenlerde ve ileri yaş gruplarında aynı şekilde ortaya çıkacağı söylenemez.

Veriler kişilerin kendi bildirimlerine dayanan ölçeklerle toplandı. Telefonlardan elde edilen nesnel kullanım kayıtları üzerinden bağımsız bir doğrulama yapılmadı.

Çalışmada iki zaman noktasının değerlendirilmesi de ilişkilerin daha uzun dönemli seyrini açıklamak açısından sınırlı kalıyor.

Ayrıca araştırmacının bildirdiği bazı istatistiksel model uyum göstergeleri önerilen sınırların dışında kaldı. Bu durum, kurulan modelin verilerdeki bütün ilişkileri yeterince açıklayamamış olabileceğine işaret ediyor.

Dolayısıyla sonuçlar, dikkat çekici ilişkiler ortaya koysa da kesin bir neden-sonuç mekanizması olarak değerlendirilmemeli.

Kısa Video Kullanımı ve Ruh Sağlığı Açısından Araştırma Ne Söylüyor?

Afyonkarahisar Sağlık Bilimleri Üniversitesinin araştırması, kısa video kullanımı ile ruh sağlığı arasındaki ilişkiyi değerlendirirken yalnızca ekran süresine odaklanmanın yeterli olmayabileceğini gösteriyor.

Özellikle kişinin kendisini video akışına ne ölçüde kaptırdığı, yalnızlık deneyimi ve psikolojik zorlanma arasındaki bağlantıların birlikte incelenmesi önem taşıyor.

Araştırmanın ortaya koyduğu temel bulgu, kısa videolara yoğun biçimde dalma eğiliminin sonraki yalnızlık düzeyiyle, yalnızlığın da sonraki psikolojik sıkıntıyla istatistiksel olarak ilişkili olması.

Bununla birlikte bütün kısa video kullanımının zararlı olduğu veya videoları bırakmanın yalnızlık sorununu ortadan kaldıracağı sonucu çıkarılamıyor.

Çalışma, dijital alışkanlıkların ruh sağlığıyla ilişkisini daha ayrıntılı anlamaya yönelik bilimsel araştırmalara Türkiye’den yeni veriler kazandırıyor.

KAYNAKLAR

  1. BMC Psychology — Short video flow, loneliness, and psychological distress among young Turkish adults: a cross-lagged panel study — 16 Ekim 2026.
  2. Journal of Medical Internet Research — Association Between Short-Form Video Use and Mental Health: Systematic Review and Meta-Analysis — 18 Mart 2026.
  3. Afyonkarahisar Sağlık Bilimleri Üniversitesi — Öğretim Üyemiz Gençlerin Dijital Ruh Sağlığı Konulu AB Çalışma Gruplarına Katılacak — 12 Haziran 2026.