Tokat Gaziosmanpaşa Üniversitesinden Araştırma: Diş Hekimliği Öğrencilerinin Yüzde 76'sı Şiddet Bildirdi

Tokat Gaziosmanpaşa Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesinde gerçekleştirilen bilimsel araştırma, sağlıkta şiddetin henüz mesleki eğitim aşamasındaki diş hekimliği öğrencilerinin de karşılaştığı önemli bir sorun olduğunu ortaya koydu. Klinik uygulamalarda aktif olarak hasta tedavisine katılan 129 öğrencinin yüzde 76'sı, eğitimleri sırasında hasta kaynaklı şiddete maruz kaldığını bildirdi. Araştırmada sözel şiddet en sık bildirilen tür olurken kadın öğrencilerin şiddet yaşadığını bildirme oranı erkek öğrencilerden belirgin biçimde yüksek bulundu.

17 Ekim 2026 tarihinde uluslararası hakemli bilim dergisi Scientific Reports'ta yayımlanan çalışma, diş hekimliği öğrencilerinin klinik eğitim ortamında karşılaştıkları şiddet davranışlarını, bunların hangi klinik alanlarda görüldüğünü ve öğrencilerin alınmasını gerekli gördüğü önlemleri inceledi. Bulgular, hasta güvenliği kadar sağlık çalışanları ve öğrencilerin güvenliğinin de klinik eğitim ortamının ayrılmaz bir parçası olarak ele alınması gerektiğini gösteriyor. Ancak araştırma tek fakültedeki öğrencilerin bildirimlerine dayanıyor; sonuçlar Türkiye'deki bütün diş hekimliği öğrencilerine genellenemiyor.

129 Diş Hekimliği Öğrencisi Araştırmaya Katıldı

Araştırma, Tokat Gaziosmanpaşa Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesinden Tunahan Döken, Salih Volkan Sönmez ve Emrehan Karataş tarafından gerçekleştirildi.

Bilim insanları, klinik eğitimleri sırasında hasta bakımında aktif görev alan 129 diş hekimliği öğrencisinin deneyimlerini değerlendirdi.

Kesitsel olarak tasarlanan çalışmada, katılımcılara yapılandırılmış bir anket uygulandı.

Ankette öğrencilerin hasta kaynaklı şiddete maruz kalıp kalmadıkları, karşılaştıkları davranışların türleri ve bu olayların klinik uygulamaların hangi aşamalarında yaşandığı sorgulandı.

Araştırmacılar ayrıca cinsiyete göre farklılıkları, öğrencilerin algıladığı hasta önyargılarını ve şiddetin önlenmesine yönelik önerileri inceledi.

Çalışmanın temel amacı, klinik eğitimde karşılaşılan şiddetin ne ölçüde bildirildiğini ve güvenli eğitim ortamları oluşturulması açısından hangi sorunların öne çıktığını belirlemekti.

Öğrencilerin Yüzde 76'sı Hasta Kaynaklı Şiddet Bildirdi

Araştırmanın en dikkat çekici sonucu, katılımcıların büyük bölümünün klinik eğitim sırasında en az bir kez hasta kaynaklı şiddet yaşadığını bildirmesi oldu.

129 öğrencinin yüzde 76'sı bu tür bir deneyimi olduğunu belirtti.

Bu oran, araştırmaya katılan yaklaşık her dört öğrenciden üçünün klinik eğitim sırasında şiddetle karşılaştığını bildirdiği anlamına geliyor.

Ancak önemli bir ayrım bulunuyor.

Yüzde 76'lık oran, belirli bir yılda gerçekleşen şiddet olaylarının sayısını veya Türkiye genelindeki bütün diş hekimliği öğrencilerinin karşılaştığı şiddet sıklığını göstermiyor.

Araştırmada öğrencilerin klinik eğitimleri boyunca yaşadıklarını hatırlayarak verdikleri yanıtlar değerlendirildi.

Dolayısıyla bulgu, çalışmanın gerçekleştirildiği öğrenci grubundaki bildirilen deneyimleri yansıtıyor.

En Sık Karşılaşılan Şiddet Türü Sözel Şiddet

Araştırmada hasta kaynaklı şiddetin farklı türleri de değerlendirildi.

Katılımcıların yüzde 51,2'si sözel şiddete maruz kaldığını bildirdi.

C Vitamini Cilt Kanserinde Umut Verdi: 15 Lezyonun 13’ünde Tümör Saptanmadı
C Vitamini Cilt Kanserinde Umut Verdi: 15 Lezyonun 13’ünde Tümör Saptanmadı
İçeriği Görüntüle

Fiziksel şiddet bildirenlerin oranı ise yüzde 0,8 olarak belirlendi.

Çalışmada tehdit içeren davranışlar da araştırma kapsamına alındı.

Sözel şiddet, sağlık hizmeti sunan kişiye yönelik hakaret, aşağılayıcı ifade veya saldırgan sözlü davranışlar gibi farklı biçimlerde ortaya çıkabiliyor.

Fiziksel şiddet ise kişiye yönelik bedensel saldırı davranışlarını kapsıyor.

Araştırmada sözel şiddetin fiziksel şiddetten daha sık bildirilmesi, yalnızca fiziksel saldırılara odaklanan güvenlik değerlendirmelerinin sağlık çalışanları ve öğrencilerin karşılaştıkları sorunların tamamını yansıtmayabileceğine dikkat çekiyor.

Dünya Sağlık Örgütü de sağlık sektöründe iş yeri şiddetinin fiziksel saldırılarla sınırlı olmadığını; sözel, psikolojik ve tehdit içeren davranışların da değerlendirilmesi gerektiğini belirtiyor.

Kadın Öğrencilerin Yüzde 85,6'sı Şiddete Maruz Kaldığını Bildirdi

Araştırmanın önemli bulgularından biri, kadın ve erkek öğrencilerin bildirdiği şiddet deneyimleri arasındaki fark oldu.

Kadın öğrencilerin yüzde 85,6'sı klinik eğitim sırasında hasta kaynaklı şiddet yaşadığını belirtti.

Erkek öğrencilerde bu oran yüzde 53,8 olarak hesaplandı.

Gruplar arasındaki fark istatistiksel olarak anlamlı bulundu.

Bu sonuç, araştırmaya katılan kadın öğrencilerin şiddet deneyimini erkek öğrencilere kıyasla daha yüksek oranda bildirdiğini gösteriyor.

Ancak söz konusu farkın hangi nedenlerden kaynaklandığı bu araştırmayla kesin olarak belirlenemiyor.

Hastaların öğrencilere yönelik tutumları, klinik çalışma koşulları, öğrencilerin karşılaştıkları hasta profilleri ve yaşanan olayların bildirilme biçimleri gibi farklı etkenlerin daha kapsamlı araştırmalarla değerlendirilmesi gerekiyor.

Bu nedenle bulgular, kadın öğrencilerin bütün klinik ortamlarda aynı oranda daha fazla şiddete uğradığı veya cinsiyetin tek başına şiddetin nedeni olduğu şeklinde yorumlanmamalı.

Hasta Kaynaklı Şiddetin En Sık Bildirildiği Alan Endodonti Oldu

Araştırmacılar, şiddet deneyimlerinin diş hekimliğinin farklı klinik alanlarındaki dağılımını da değerlendirdi.

Öğrencilerin bildirimlerinde en sık öne çıkan klinik alan endodonti oldu.

Endodonti, dişin içindeki pulpa dokusunun ve kök kanallarının hastalıklarının teşhis ve tedavisiyle ilgilenen diş hekimliği uzmanlık alanıdır.

Kanal tedavisi gibi işlemler bu alanın önemli uygulamaları arasında yer alıyor.

Çalışmada hasta kaynaklı şiddetin farklı klinik alanlarda görüldüğü, olayların ise en sık doğrudan tedavi işlemleri sırasında yaşandığı belirlendi.

Bu bulgu, öğrencilerin hasta ile yakın temas içinde gerçekleştirdiği klinik uygulamalarda iletişim ve güvenlik konularının önemini gündeme getiriyor.

Ancak endodontinin en sık bildirilen alan olması, bu klinikte yapılan her işlemin diğer alanlardan daha riskli olduğu anlamına gelmiyor.

Kliniklere başvuran hasta sayıları, öğrencilerin bu alanlarda geçirdiği süreler ve gerçekleştirilen işlemlerin özellikleri dikkate alınmadan farklı kliniklerdeki şiddet riskleri kesin biçimde karşılaştırılamaz.

Öğrenciler Şiddetin Önlenmesi İçin Hangi Önlemleri Önerdi?

Araştırmada katılımcılardan şiddetin önlenmesine yönelik görüşlerini paylaşmaları da istendi.

Öğrencilerin en sık dile getirdiği öneriler arasında yasal düzenlemelerin güçlendirilmesi, hastaların bilgilendirilmesi ve güvenlik önlemlerinin artırılması yer aldı.

Bu sonuç, şiddetin önlenmesinin yalnızca bireysel iletişim becerilerine bırakılmaması gerektiğine ilişkin önemli bir değerlendirme alanı oluşturuyor.

Sağlık kuruluşlarında şiddetin önlenmesi, klinik işleyişin düzenlenmesi, risklerin önceden belirlenmesi, olayların kayıt altına alınması ve çalışanlarla öğrencilerin korunmasına yönelik kurumsal süreçleri kapsıyor.

Dünya Sağlık Örgütü ve Uluslararası Çalışma Örgütünün sağlık sektöründe iş yeri şiddetine yönelik yaklaşımı da güvenli çalışma ortamlarının oluşturulmasında risk değerlendirmesi, eğitim, kurumsal politika ve olaylara müdahale mekanizmalarının birlikte ele alınmasını öngörüyor.

Tokat Gaziosmanpaşa Üniversitesinin araştırması, öğrencilerin bu önlemlere yönelik beklentilerini somut biçimde ortaya koyuyor.

Ancak çalışma, önerilen güvenlik uygulamalarından hangisinin şiddeti ne oranda azaltacağını deneysel olarak test etmedi.

Diş Hekimliği Öğrencileri Neden Sağlıkta Şiddet Araştırmalarında Ayrı Değerlendirilmeli?

Diş hekimliği eğitiminin önemli bir bölümü, öğrencilerin gözetim altında doğrudan hasta bakımına katıldığı klinik uygulamalardan oluşuyor.

Öğrenciler bu dönemde hem mesleki becerilerini geliştiriyor hem de gerçek hastalarla iletişim kurarak klinik sorumluluk üstleniyor.

Bu durum, öğrencilerin yalnızca eğitim alan kişiler değil, sağlık hizmetinin sunulmasına katılan bireyler olarak da değerlendirilmesini gerektiriyor.

Klinik eğitim ortamında şiddetle karşılaşılması, öğrencilerin mesleki deneyimlerinin ve eğitim koşullarının değerlendirilmesi açısından önemli bir konu.

Bu araştırma, şiddetin öğrencilerin akademik başarısını veya uzun dönemli mesleki tercihlerini ne ölçüde etkilediğini doğrudan ölçmedi.

Bununla birlikte ortaya koyduğu yüksek bildirim oranı, diş hekimliği fakültelerinde öğrencilerin güvenliğinin ayrı bir araştırma ve kurumsal değerlendirme alanı olarak ele alınması gerektiğine işaret ediyor.

Şiddeti Önlemekte Yalnızca Öğrencilerin Eğitimi Yeterli mi?

Sağlık hizmetlerinde iletişim becerileri, hasta ile güven ilişkisi kurulması ve olası anlaşmazlıkların yönetilmesi açısından önem taşıyor.

Ancak şiddetin önlenmesine ilişkin sorumluluğun yalnızca öğrencilere yüklenmesi doğru bir yaklaşım değil.

Kliniklerde hasta bilgilendirme süreçlerinin düzenlenmesi, olası şiddet olaylarının bildirilmesini kolaylaştıran sistemlerin kurulması ve gerektiğinde hızlı güvenlik desteği sağlanması kurumsal önlemler arasında yer alıyor.

Ayrıca öğrencilerin karşılaştıkları şiddet davranışlarını çekinmeden bildirebilecekleri, gerekli desteği alabilecekleri ve olayların uygun biçimde değerlendirilebileceği bir eğitim ortamı oluşturulması önem taşıyor.

Araştırmacıların bulguları da iletişim eğitimi, kurumsal politikalar ve koruyucu önlemleri içeren çok yönlü bir yaklaşımın değerlendirilmesi gerektiğini destekliyor.

Araştırmanın Bilimsel Sınırları Neler?

Çalışma, kesitsel ve ankete dayalı bir araştırma olarak gerçekleştirildi.

Bu tasarım, belirli bir öğrenci grubunun daha önce yaşadığını bildirdiği olayların dağılımını göstermeye olanak sağlıyor.

Ancak araştırmada bağımsız olarak doğrulanmış olay kayıtları yerine katılımcıların kişisel bildirimleri kullanıldı.

Bu nedenle hatırlama farklılıkları ve olayların kişiler tarafından farklı değerlendirilmesi sonuçları etkileyebilir.

Araştırmanın 129 öğrenciyle ve tek bir üniversitenin diş hekimliği fakültesi bağlamında yürütülmesi de bulguların genellenebilirliğini sınırlandırıyor.

Farklı üniversitelerdeki öğrenci sayıları, klinik işleyişler, hasta özellikleri ve şiddeti bildirme kültürü birbirinden farklı olabilir.

Ayrıca kesitsel araştırmalar, belirli etkenlerle şiddet deneyimi arasındaki ilişkileri inceleyebilse de bu ilişkilerin neden-sonuç niteliğinde olduğunu tek başına gösteremez.

Bu nedenle Türkiye genelindeki diş hekimliği öğrencilerinin durumunu değerlendirmek için daha geniş örneklemli, çok merkezli araştırmalara ihtiyaç bulunuyor.

Türk Bilim İnsanlarından Sağlık Eğitimi ve Hasta Güvenliğine Katkı

Araştırma, Tokat Gaziosmanpaşa Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesinden Tunahan Döken, Salih Volkan Sönmez ve Emrehan Karataş tarafından hazırlandı.

Çalışmanın etik kurul onayı, Tokat Gaziosmanpaşa Üniversitesi Tıp Fakültesi Girişimsel Olmayan Araştırmalar Etik Kurulundan 22 Nisan 2025 tarihinde alındı.

Bilimsel makale 13 Ekim 2026 tarihinde kabul edildi ve 17 Ekim 2026 tarihinde Scientific Reports dergisinde yayımlandı.

Araştırmacılar, klinik eğitimde hasta kaynaklı şiddetin yaygın biçimde bildirildiğini, şiddet türleri ve klinik özellikler bakımından farklılıklar bulunduğunu ortaya koydu.

Çalışmanın sağlık eğitimi açısından temel katkısı, diş hekimliği öğrencilerinin karşılaştıkları şiddetin ölçülebilir ve kurumsal olarak değerlendirilmesi gereken bir sorun olduğunu göstermesi.

Türkiye'de sağlıkta şiddet tartışmaları çoğunlukla görev yapan hekimler ve diğer sağlık çalışanları üzerinden yürütülürken bu araştırma, henüz eğitim aşamasında hasta bakımına katılan öğrencilerin deneyimlerine odaklanıyor.

Elde edilen bulgular, üniversitelerde klinik eğitim güvenliği, hasta iletişimi, olay bildirim sistemleri ve şiddetin önlenmesine yönelik uygulamaların geliştirilmesinde yararlanılabilecek bilimsel veriler sunuyor.

KAYNAKLAR

1. Scientific Reports — Prevalence, types, and clinical distribution of patient-related violence toward dental students: a cross-sectional study — 17 Ekim 2026.

2. Dünya Sağlık Örgütü — Occupational Hazards in the Health Sector: Violence and Harassment.