143 yıllık bilim hafızası
Tıp dünyasında bazı dergiler yalnızca yeni araştırmaları yayımlamaz.
Zamanla bilimin nasıl değiştiğini de kaydeder.
Hastalıkların nasıl anlaşıldığını, tedavilerin nasıl dönüştüğünü ve hekimliğin düşünce biçiminin nasıl değiştiğini sayfalarında saklar.
JAMA – Journal of the American Medical Association bu dergilerden biri.
Ancak JAMA’yı önemli yapan yalnızca 1883’ten beri yayımlanıyor olması değil.
Asıl dikkat çekici olan, modern tıbbın bazı önemli dönüm noktalarının onun sayfalarında yer almış olması.
Her şey 1883’te başladı
American Medical Association 1847’de kuruldu.
Derneğin toplantılarında sunulan çalışmalar ve alınan kararlar uzun yıllar Transactions adı verilen yıllık ciltlerde yayımlanıyordu.
1883’te Cleveland’da yapılan AMA toplantısında bunun yerine derneğin kontrolünde haftalık bir tıp dergisi yayımlanmasına karar verildi.
Journal of the American Medical Association’ın ilk sayısı 14 Temmuz 1883’te Chicago’da yayımlandı.
İlk editör Nathan Smith Davis’ti.
Bir sayının fiyatı yalnızca 10 sent, yıllık abonelik ise 5 dolardı.
İlk sayıda çocuklarda tütün kullanımı, göğüs travmaları, nörolojik hastalıklar, diyabet tedavileri, kulak hastalıkları ve cerrahi yöntemler gibi oldukça farklı konular bulunuyordu.
Derginin ilk editoryalinde haftada yaklaşık 32 sayfalık okuma içeriği sunulması planlanıyor ve Amerika’nın farklı bölgelerindeki hekimlerden bilimsel çalışmalar göndermeleri isteniyordu.
JAMA daha ilk sayısından yalnızca bir dernek bülteni değil, geniş bir bilimsel yayın olmayı hedefliyordu.
1912: Kalp krizinin klinik tarihinde önemli bir çalışma
Bugün kalp krizinin koroner damarlardaki tıkanmayla ilişkili olduğu temel tıp bilgisidir.
Ancak 20. yüzyılın başında koroner arterlerin aniden tıkanmasının çoğu zaman kaçınılmaz biçimde hızlı ölüme yol açtığı düşünülüyordu.
Chicago’lu hekim James B. Herrick, 1912’de JAMA’da yayımlanan Clinical Features of Sudden Obstruction of the Coronary Arteries başlıklı makalesinde koroner arter tıkanıklığının her zaman ani ölümle sonuçlanmadığını ve yaşayan hastalarda klinik olarak tanınabileceğini anlattı.
Bu çalışma, miyokard enfarktüsünün klinik olarak anlaşılmasının gelişmesinde önemli kilometre taşlarından biri oldu.
1923: Nobel ödüllü bir bilim insanı JAMA’da
JAMA’nın yazarları arasında Nobel ödülü kazanacak bilim insanları da vardı.
Bunlardan biri Edward A. Doisy idi.
Doisy ve Edgar Allen, 1923’te JAMA’da yumurtalık hormonları üzerine öncü çalışmalarından birini yayımladı.
Doisy daha sonra vitamin K’nın kimyasal yapısıyla ilgili araştırmaları nedeniyle Henrik Dam ile birlikte 1943 Nobel Fizyoloji veya Tıp Ödülü’nü aldı.
JAMA’nın 1987’de yayımladığı “100 Citation Classics” incelemesinde Nobel ödüllü Edward Doisy ve Baruch Blumberg de derginin en çok atıf alan tarihsel çalışmalarının yazarları arasında yer alıyordu.
1927: Hastalığı değil, hastayı görmek
Harvardlı hekim Francis Weld Peabody, 1927’de JAMA’da The Care of the Patient başlıklı yazısını yayımladı.
Peabody’nin temel mesajı son derece güçlüydü:
Hekimlik yalnızca laboratuvar sonuçlarından, fizik muayeneden ve hastalık tanısından ibaret değildi.
Hastanın yaşamı, ailesi, korkuları, işi ve beklentileri de hekimliğin parçasıydı.
Makale ilerleyen yıllarda JAMA tarafından yeniden “JAMA Classics” kapsamında ele alındı ve hasta merkezli hekimliğin tarihindeki klasik metinlerden biri hâline geldi.
Yaklaşık bir asır sonra bile tıp eğitiminde aynı soru geçerliliğini koruyor:
İyi hekim yalnızca hastalığı mı tedavi eder, yoksa hastayı da anlamak zorunda mıdır?
1950: Sigara ve akciğer kanseri
- yüzyılın ortalarında sigaranın akciğer kanseriyle bağlantısı bugünkü açıklıkta kabul edilmiş değildi.
Ernest L. Wynder ve Evarts A. Graham, 1950’de JAMA’da 684 doğrulanmış akciğer kanseri vakasını inceleyen çalışmalarını yayımladı.
Araştırmacılar, akciğer kanseri bulunan hastalarda uzun süreli ve yoğun sigara kullanımının kontrol gruplarına göre çok daha fazla olduğunu gösterdi.
Bu çalışma tek başına sigaranın kansere neden olduğunu kanıtlamadı.
Ancak sigara ile akciğer kanseri arasındaki nedensel ilişkinin kabulüne giden bilimsel kanıt birikiminin en önemli erken çalışmalarından biri oldu.
JAMA daha sonra bu makaleyi yalnızca kendi tarihinin değil, epidemiyoloji tarihinin klasik çalışmalarından biri olarak değerlendirdi.
1955: Jonas Salk ve çocuk felci aşısı
1950’li yılların en korkulan bulaşıcı hastalıklarından biri çocuk felciydi.
Hastalığa karşı geliştirilen aşının öncü ismi Jonas Salk, 1955’te JAMA’da Considerations in the Preparation and Use of Poliomyelitis Virus Vaccine başlıklı çalışmasını yayımladı.
Aynı sayıda 1954’te gerçekleştirilen büyük çocuk felci aşısı saha çalışmasının planı ve Salk aşısının paralitik poliomiyeliti önlemedeki etkinliğine ilişkin değerlendirmeler de yayımlandı.
Böylece 20. yüzyılın en önemli halk sağlığı başarılarından birine ilişkin bilimsel tartışmalar JAMA’nın sayfalarına taşındı.
1969: Baruch Blumberg ve hepatit B’ye giden yol
JAMA’da yayımlanan bilim insanlarından biri de Baruch S. Blumberg idi.
Blumberg, Alton Sutnick ve W. Thomas London 1969’da JAMA’da Australia Antigen and Hepatitis başlıklı makalelerini yayımladı.
Australia antijeni üzerinde yürütülen araştırmalar hepatit B virüsünün anlaşılmasında kritik rol oynadı.
Blumberg’in çalışmaları daha sonra hepatit B için kan testlerinin ve aşının geliştirilmesine uzanan sürece katkı sağladı.
Blumberg, bulaşıcı hastalıkların kökeni ve yayılmasıyla ilgili keşifleri nedeniyle 1976 Nobel Fizyoloji veya Tıp Ödülü’nü aldı.
JAMA böylece Nobel ödülüyle sonuçlanacak bilimsel araştırma çizgisinin yayımlandığı platformlardan biri olmuştu.
1992: Kanıta dayalı tıp geniş kitlelere ulaşıyor
Modern hekimliğin düşünce biçimini değiştiren kavramlardan biri de kanıta dayalı tıp oldu.
1992’de Gordon Guyatt ve Evidence-Based Medicine Working Group üyeleri JAMA’da Evidence-Based Medicine: A New Approach to Teaching the Practice of Medicine başlıklı makaleyi yayımladı.
Yazının temel düşüncesi açıktı:
Klinik kararlar yalnızca otoriteye, kişisel deneyime veya fizyopatolojik varsayımlara dayandırılmamalı; klinik araştırmalardan elde edilen kanıtlar sistematik biçimde değerlendirilmeliydi.
JAMA’da daha sonra yayımlanan değerlendirmelerde, “evidence-based medicine” ifadesinin daha önce bilimsel literatürde kullanılmış olmakla birlikte 1992 JAMA makalesinin kavramı çok daha geniş bir tıp çevresinin gündemine taşıdığı belirtildi.
Bugün sistematik derleme, klinik araştırmaların eleştirel değerlendirilmesi, kanıt düzeyi ve klinik kılavuzlar modern hekimliğin vazgeçilmez parçaları.
Bu dönüşümün bilimsel tarihindeki temel metinlerden biri JAMA’da yayımlandı.
Peki JAMA bugün neden önemli?
JAMA’nın önemi yalnızca geçmişinden kaynaklanmıyor.
2026 yılında hâlâ son derece etkin bir bilimsel yayın.
JAMA’nın Temmuz 2026’da güncellediği resmî verilere göre derginin Journal Impact Factor değeri 65,4.
JAMA, bu değerin tıp ve bilim dergileri arasında ilk üç içinde bulunduğunu bildiriyor.
Derginin makaleleri yılda 86 milyondan fazla görüntüleme ve indirmeye ulaşıyor.
Elektronik içerik ve uyarı sistemlerinin 3,1 milyondan fazla alıcısı, sosyal medya hesaplarının ise 1,8 milyondan fazla takipçisi bulunuyor.
Her 25 araştırmadan yaklaşık biri
JAMA’ya yılda 12.700’den fazla çalışma gönderiliyor.
Bütün makale türleri için genel kabul oranı yaklaşık yüzde 10.
Araştırma makalelerinde ise durum çok daha seçici.
JAMA yılda 5.700’den fazla araştırma makalesi başvurusu aldığını ve bunların yaklaşık yüzde 4’ünü kabul ettiğini bildiriyor.
Başka bir ifadeyle, JAMA’ya gönderilen yaklaşık her 25 araştırma makalesinden yalnızca biri yayımlanıyor.
Bu yüksek seçicilik, dergide yayımlanmanın bilim insanları açısından neden önemli kabul edildiğini açıklayan göstergelerden biri.
Bir makale yayımlandığında yalnız akademisyenlere ulaşmıyor
JAMA’nın etkisini yalnız atıf sayılarıyla ölçmek yeterli değil.
Dergiyi;
hekimler,
araştırmacılar,
sağlık yöneticileri,
politika yapıcılar,
gazeteciler
ve halk sağlığı uzmanları takip ediyor.
JAMA’nın güncel verilerine göre dergide yayımlanan çalışmalar 2025 ve 2026 döneminde 8.800’den fazla medya kuruluşunda 94.000’den fazla kez haber veya içerik konusu oldu.
Bu nedenle JAMA’da yayımlanan büyük bir klinik araştırma kısa sürede yalnız akademik literatüre değil, tıp pratiğine, sağlık politikalarına ve kamuoyundaki sağlık tartışmalarına da ulaşabiliyor.
Bilim için neden önemli?
JAMA’nın etkisi yalnızca önemli araştırmaları seçmesinden kaynaklanmıyor.
Dergi;
randomize klinik araştırmalar,
sistematik derlemeler,
meta-analizler,
tanı ve tedavi araştırmaları,
halk sağlığı çalışmaları,
sağlık politikası araştırmaları
ve önemli klinik önerileri aynı bilimsel platformda buluşturuyor.
Ayrıca yeni makaleler hafta içi her gün çevrim içi yayımlanıyor.
Zaman açısından kritik araştırmalar için kullanılan JAMA Express sistemi ise seçilen çalışmaların hızlandırılmış hakem değerlendirmesinden geçirilerek kabul edilmeleri hâlinde gönderimden itibaren yaklaşık dört hafta içinde çevrim içi yayımlanmasını hedefliyor.
Bu özellik özellikle yeni klinik bulgular ve halk sağlığını doğrudan ilgilendiren gelişmeler açısından önem taşıyor.
Artık tek bir dergi değil
1883’te başlayan JAMA bugün daha büyük bir yayın sisteminin parçası.
JAMA Network toplam 13 hakemli dergiden oluşuyor.
JAMA’nın yanı sıra kardiyoloji, onkoloji, nöroloji, pediatri, psikiyatri, cerrahi, dermatoloji ve diğer alanlara yönelik uzmanlık dergileri bulunuyor.
JAMA Network Open ve JAMA Health Forum ise tamamen açık erişimli yayınlar arasında.
Böylece 19. yüzyılda haftalık tek bir tıp dergisi olarak başlayan yapı, 21. yüzyılda çok sayıda uzmanlık alanını kapsayan uluslararası bir bilimsel yayın ağına dönüşmüş durumda.
10 sentten bilim tarihine
1883…
Chicago’da yeni yayımlanmaya başlayan haftalık bir tıp dergisi.
Bir nüshası 10 sent.
Ardından o sayfalarda;
James Herrick koroner arter tıkanmasının klinik özelliklerini anlattı.
Edward Doisy hormon araştırmalarını yayımladı.
Francis Peabody hekimlere hastalığın arkasındaki insanı hatırlattı.
Wynder ve Graham sigara ile akciğer kanseri arasındaki güçlü ilişkiyi gösterdi.
Jonas Salk çocuk felci aşısını tartıştı.
Baruch Blumberg hepatit araştırmalarını yayımladı.
Gordon Guyatt ve çalışma arkadaşları kanıta dayalı tıbbın yeni yaklaşımını geniş bir hekim kitlesinin gündemine taşıdı.
Ve JAMA bugün de yeni klinik araştırmaları dünyaya ulaştırmaya devam ediyor.
Bu nedenle JAMA’yı önemli yapan yalnızca 143 yıldır yayımlanıyor olması değildir.
Onu farklı kılan, tıp tarihinin önemli kırılma noktalarında bilim insanlarının bulgularını onun sayfalarında tartışmış olması ve bugün de klinik bilginin dünya çapında yayılmasında güçlü bir rol üstlenmesidir.
JAMA yalnızca tıp tarihini kaydetmedi.
Bazı sayfalarında tıbbın değişimine doğrudan tanıklık etti.
Kaynaklar
JAMA – From the July 14, 1883, Inaugural Issue of JAMA
JAMA – JAMA Classics: Celebrating 125 Years of Publication
American Medical Association – AMA History
JAMA – James B. Herrick, Clinical Features of Sudden Obstruction of the Coronary Arteries, 1912
JAMA – Edgar Allen & Edward A. Doisy, An Ovarian Hormone, 1923
JAMA – Francis W. Peabody, The Care of the Patient, 1927
JAMA – Ernest L. Wynder & Evarts A. Graham, Tobacco Smoking as a Possible Etiologic Factor in Bronchiogenic Carcinoma, 1950
JAMA – Jonas E. Salk, Considerations in the Preparation and Use of Poliomyelitis Virus Vaccine, 1955
JAMA – Baruch S. Blumberg, Alton I. Sutnick & W. Thomas London, Australia Antigen and Hepatitis, 1969
JAMA – Evidence-Based Medicine Working Group, Evidence-Based Medicine: A New Approach to Teaching the Practice of Medicine, 1992
JAMA – 100 Citation Classics From The Journal of the American Medical Association
JAMA – For Authors / About JAMA, güncelleme Temmuz 2026





