Bir mezarlıktan daha fazlası

Ordu’nun Perşembe ilçesine bağlı Bekirli Mahallesi’nde, ilk bakışta sıradan bir eski köy mezarlığını andıran bir alan bulunuyor. Taşların önemli bir bölümünde isim yok. Doğum ve ölüm tarihleri yok. Aile adları, meslekler, köyler ya da kitabeler de yok. Yörede burası uzun zamandır “Kimsesiz Trabzonlular Mezarlığı” adıyla biliniyor.

1916 Trabzon Muhacirliği ve Ordu Bekirli’deki İsimsiz Mezarlar-1

Bu isimsiz taşların hikâyesi, Birinci Dünya Savaşı’nın Doğu Karadeniz’de açtığı en derin yaralardan birine, 1916 Trabzon muhacirliğine uzanıyor. Konu yalnız yerel hafızada yaşayan bir rivayet değil. 2021’de yayımlanan Doğu Karadeniz’de Rus İşgali ve Muhacirlik adlı kapsamlı eserde Hikmet Pala’nın doğrudan “Ordu Bekirli Köyü Kimsesiz Trabzonlular Mezarlığı” başlıklı bir bölümü bulunuyor.[1]

Bununla birlikte mezarlık hakkında bugün anlatılan her ayrıntının aynı derecede belgelenmiş olmadığını baştan belirtmek gerekir. Özellikle 3 bin ya da 3 bin 500 defin sayıları yerel tarih ve kurum açıklamalarında tekrar edilmektedir; fakat 1916-1918 dönemine ait, Bekirli’deki definlerin toplamını kesin biçimde 3.500 olarak veren birincil bir defin kaydı bu araştırmada tespit edilememiştir.

Trabzon’u boşaltan savaş

1916 yılına gelindiğinde savaş Karadeniz kıyısına dayanmıştı. Rus ordusunun ilerlemesi ve Rus donanmasının kıyı faaliyetleri Trabzon ve çevresinde büyük bir sivil hareketliliğe yol açtı. İşgal tehlikesiyle başlayan batıya göç, Trabzon’un Nisan 1916’da Rus kuvvetlerinin eline geçmesiyle daha da ağırlaştı.

Muhacirlerin önemli bir bölümünü kadınlar, çocuklar ve yaşlılar oluşturuyordu. İmkânı olanlar deniz yolunu kullanırken çok sayıda aile sahil güzergâhını ve iç yolları takip ederek batıya yürüdü. Bu hareketin doğal duraklarından biri Ordu’ydu. Ordu o yıllarda Trabzon Vilayeti’ne bağlı bir kazaydı. Rahmi Çiçek’in Osmanlı arşiv belgeleri, hatıralar ve yerel kaynaklarla hazırladığı çalışma, Ordu’nun savaş sırasında olağanüstü nüfus akını, iaşe, barınma, sağlık ve asayiş sorunlarıyla karşılaştığını gösteriyor.[2]

Ordu bir geçiş noktası değil, sığınma alanıydı

Muhacirlerin tamamı Ordu’dan geçip gitmedi. Bir bölümü burada iskân edildi. Akademik araştırmada Ordu üzerinden batıya hareket edenlerin on binlerle ifade edildiği, yaklaşık 22-25 bin muhacirin savaş boyunca Ordu kazasında barındırıldığı tahmin edilmektedir.[2]

Devlet bu akın karşısında idari bir sistem kurmaya çalıştı. Komisyonlar oluşturuldu; gelen muhacirlerin kayıt altına alınması, erkek ve kadın isimleriyle kaldıkları hanelerin yazılması istendi.[2]

Bu ayrıntı “Kimsesiz Trabzonlular” ifadesine bambaşka bir anlam kazandırıyor. Bugün mezar taşlarında isimleri bulunmayan insanların en azından bir bölümünün dönemin muhacir kayıtlarında isimleriyle yer almış olması mümkündür. Mezarlar isimsiz olabilir; insanların kendileri tarihin içinde bütünüyle isimsiz olmayabilir.

1916 Trabzon Muhacirliği ve Ordu Bekirli’deki İsimsiz Mezarlar-2

Vona: Muhacirlik yolunun kritik durağı

Bugünkü Perşembe’nin tarihî adı Vona’dır. Vona Limanı Karadeniz sahil ulaşımında bilinen bir duraktı. Bekirli de bu coğrafyanın arka kesimindeydi.

Bunun yalnız coğrafi bir varsayım olmadığını muhacir hatıraları destekliyor. Rahmi Çiçek’in aktardığı Ali Şakir Ağanoğlu hatıralarında, Akçaabat’tan batıya hareket eden ailenin çocukların hastalanması üzerine 1916 Ağustosunda Vona’da karaya çıktığı ve burada birkaç gün kaldığı anlatılıyor.[2] Bu, Trabzonlu muhacirlerin Vona’ya gerçekten ulaştığını gösteren değerli bir kişisel tanıklıktır.

Açlık, hastalık ve yorgunluk

Greek, Latin and Arabic Medical Knowledge Met in One City: How Did Salerno Become a Medical Center?
Greek, Latin and Arabic Medical Knowledge Met in One City: How Did Salerno Become a Medical Center?
İçeriği Görüntüle

Muhacirlik yalnız bir yer değiştirme değildi. Aylar sürebilen yolculuklarda yiyecek, temiz su, barınma ve sağlık hizmetine ulaşmak son derece güçtü. Savaş ekonomisi nedeniyle yerleşik halk da kıtlık ve pahalılıkla mücadele ediyordu. Ordu’ya kısa sürede binlerce insanın gelmesi mevcut kaynaklar üzerindeki baskıyı artırdı.

Hatıratlarda açlıktan, çocuk ölümlerinden ve hastalıklardan söz edilir. Akademik çalışmalar da muhacirlerin barınma, iaşe ve sağlık sorunlarını ortaya koymaktadır.[2] Bu nedenle Bekirli’deki ölümleri tek bir hastalığa bağlamak doğru değildir. En güvenli tarihsel çerçeve; açlık, hastalık, yorgunluk, barınma yetersizliği ve savaş şartlarının birlikte ölüm riskini yükselttiğidir.

Savaş kaçanları Ordu’da da buldu

Trabzon’dan batıya kaçmak savaşın tamamen geride bırakılması anlamına gelmiyordu. Rus donanmasının Ordu ve Vona çevresindeki faaliyetleri devam etti. Osmanlı belgelerine dayalı araştırma, Ordu kıyılarının Rus deniz saldırılarına uğradığını ve savaşın sivil yaşamı doğrudan etkilediğini ortaya koyuyor.[2]

İnsanlar cepheden ve işgalden kaçıyor, fakat ulaştıkları kıyı kentlerinde de savaş gemilerinin tehdidi, iaşe sıkıntısı ve hastalıklarla karşılaşıyorlardı. Bekirli Mezarlığı bu nedenle yalnız bir göç mezarlığı değil, savaşın cephe gerisindeki siviller üzerindeki etkisinin fiziksel hafızasıdır.

Bekirli’de ölüler nasıl toprağa verildi?

Yerel hafızanın en dokunaklı bölümü definlerle ilgilidir. Bekirli’de anlatılan sözlü tarih kayıtlarına göre savaş nedeniyle erkeklerin önemli bölümünün cephede bulunduğu dönemde köyün kadınları hayatını kaybeden muhacirlerin definlerine yardım etti. Fatma Aydın ve Hasibe Aydın isimleri bu anlatılarda özellikle öne çıkar. Çarşafların ve yorgan yüzlerinin kefen olarak kullanıldığı, mezarların yerlerinin kaybolmaması için taşların taşındığı anlatılır.

Ancak bu anlatıyı doğrudan 1916 tarihli resmî bir belgeyle doğrulayan kayıt henüz ortaya konmuş değildir. Bu nedenle sözlü tarih ve yerel hafıza olarak değerlendirilmelidir. Sözlü tarih değersiz değildir; yazılı belgenin sustuğu yerde toplumun neyi ve kimi hatırladığını gösterir.

Neden mezar taşlarında isim yok?

Mezarlığın en çarpıcı özelliği yazısız taşlardır. 2022’de yapılan saha ziyaretine ilişkin haberlerde yüzlerce taşın bulunduğu, üzerlerinde isim olmadığı ve hangi mezarın kime ait olduğunun bilinmediği aktarılmıştır.[3]

Burada yatan insanların çoğu hayattayken kimsesiz değildi. Aileleri, köyleri, mahalleleri ve isimleri vardı. Onları bugünün gözünde “kimsesiz” yapan şey, ölümün ardından kimliklerini mezarlarıyla eşleştiren kayıt zincirinin kopmuş olmasıdır.

3.500 kişi meselesi

Mezarlık hakkında en fazla tekrarlanan bilgi yaklaşık 3.500 Trabzonlu muhacirin burada yattığıdır. Ortahisar Kent Konseyi’nin 9 Ekim 2020 tarihli açıklamasında Bekirli’ye 3.500 kişinin defnedildiği belirtilmiştir.[4] Sonraki haberlerde de aynı sayı tekrar edilmiştir.[3]

Fakat gözle görülen taş sayısı, mezar sayısı ve defnedilmiş toplam insan sayısı aynı şey değildir. Bazı yerel anlatılarda bir mezara birden fazla kişinin defnedildiği söylenmektedir.[3] Bunun bilimsel saha incelemesiyle doğrulanmış olup olmadığı açık değildir.

Bu araştırmada 1916-1918 tarihli bir defin defterinde “Bekirli’ye 3.500 kişi defnedildi” şeklinde doğrudan bir kayda ulaşılamamıştır. En doğru ifade, yerel kurum ve araştırmacıların Bekirli’de yaklaşık 3 bin-3 bin 500 muhacirin defnedildiğini aktardığı, kesin sayının ise çağdaş defin kayıtlarıyla henüz doğrulanamadığıdır.

Yabancı kaynakların açtığı pencere

Ordu kökenli Xenophon Akoglou’nun 1939’da yayımlanan folklor ve hatıra çalışmasından yapılan aktarımlarda, 1916’da Trabzon’un Ruslar tarafından alınmasının ardından Müslüman mültecilerin Ordu’ya geldiği ve yerel Rumların onlara barınma ve yiyecek sağladığı anlatılmaktadır.[5]

Bu kayıt Bekirli’deki mezar sayısını doğrulamaz. Ancak Trabzon-Ordu muhacirlik hareketinin başka bir topluluğun hafızasında da yer aldığını göstermesi bakımından önemlidir.

Mezarlığın gerçek sırrı: İsimler bulunabilir mi?

Ordu’daki muhacirlerin kayıt altına alınması için oluşturulan sistemde ailelerin ve kişilerin isimlerinin yazılması istenmişti.[2] Eğer Vona ve çevresindeki muhacir komisyonlarına ait defterlerin tamamı veya bir bölümü günümüze ulaştıysa, Bekirli’ye yerleştirilen ailelerin kimliklerini araştırmak mümkün olabilir.

Bu, her mezarın hangi kişiye ait olduğunu otomatik olarak çözmez. Fakat en azından “Bekirli’de hangi Trabzonlu aileler bulunuyordu?” sorusunun cevabı ortaya çıkabilir. Cumhurbaşkanlığı Devlet Arşivleri’ndeki Dahiliye ve muhacir kayıtları, nüfus kayıtları, Ordu-Vona yerel idare yazışmaları, Hilal-i Ahmer belgeleri, sağlık ve iaşe kayıtları ile mümkünse ölüm ve defin defterlerinin birlikte taranması gerekir.

Mezarlık bilimsel olarak nasıl araştırılabilir?

Alan üzerinde tarihçilerin yanı sıra arkeologlar, jeofizik uzmanları, antropologlar ve coğrafi bilgi sistemleri uzmanları birlikte çalışmalıdır. Uygun izin ve etik çerçeve içinde tahribatsız jeofizik yöntemler mezar çukurlarının dağılımı ve alanın gerçek sınırları konusunda veri sağlayabilir.

Eski haritalar güncel coğrafyayla karşılaştırılabilir; yüzeydeki taşlar numaralandırılarak fotoğraflanabilir ve konumları kaydedilebilir. Böylece bugün yalnız “yüzlerce taş” olarak görülen alan bilimsel bir envantere dönüşebilir. Bu çalışma yapılmadan 3.500 mezar veya çoklu defin gibi iddiaları kesinleştirmek doğru değildir.

Unutulmaması gereken başka bir hikâye: Ordu halkı

Bekirli’nin hikâyesi yalnız Trabzonluların hikâyesi değildir. Aynı zamanda kendilerine sığınan insanları karşılayan Ordu halkının da hikâyesidir. Yerel sözlü tarih köylü kadınların ölen muhacirlerin definlerine yardım ettiğini anlatırken, kaynaklar Ordu’daki Rumların Müslüman mültecilere yardım ettiğine ilişkin bir anlatıyı korumuştur.[5]

Bu iki hafıza birbirinden bağımsızdır; fakat ortak bir insanlık temasına işaret eder. Savaşın kimlikleri karşı karşıya getirdiği bir dönemde sıradan insanların aç, hasta veya evsiz insanlara yardım ettiği örnekler de tarihin parçasıdır.

Kimsesiz değillerdi; isimlerini biz kaybettik

Bir asır sonra mezarlığa bakıldığında en ağır duygu taşların sessizliğidir. Bir insanın yaşamından geriye yalnızca dikilmiş kaba bir taş kalmışsa, tarihçinin görevi o boşluğu hayal ürünü ayrıntılarla doldurmak değildir. Bildiği ile bilmediği arasındaki sınırı koruyarak kaybolmuş hayatların izini sürmektir.

Bekirli’de yatanların kaç kişi olduğunu kesin olarak bilmiyoruz. Her birinin nereden geldiğini bilmiyoruz. Hangi mezarda kimin yattığını bilmiyoruz. Fakat 1916’da Trabzon’dan büyük bir Müslüman sivil göçü yaşandığını, Ordu’nun bu göçün başlıca duraklarından ve iskân alanlarından biri olduğunu, Trabzonlu muhacirlerin Vona’ya ulaştığını, Ordu’da muhacirlerin isim isim kaydedilmesine yönelik bir sistem kurulduğunu ve Bekirli’de yöre halkının Trabzonlu muhacirlere bağladığı isimsiz taşlardan oluşan tarihî bir mezarlık bulunduğunu biliyoruz.[1][2][3]

Belki de bu nedenle “Kimsesiz Trabzonlular Mezarlığı” adı biraz eksik kalıyor.

Onlar kimsesiz değildi.

Onların isimlerini, ailelerini ve hikâyelerini zamanın içinde biz kaybettik.

Şimdi yapılması gereken taşların üzerine sonradan isim uydurmak değil; arşivleri, haritaları, hatıraları ve sözlü tarihi bir araya getirerek mümkün olduğu kadar çok ismi yeniden bulmak. Bekirli’nin gerçek anıtı ancak o zaman tamamlanmış olacaktır.

Kaynaklar

[1] Veysel Usta (ed.), Doğu Karadeniz’de Rus İşgali ve Muhacirlik, genişletilmiş 2. baskı, Serander, Trabzon, 2021. Özellikle Hikmet Pala, “Ordu Bekirli Köyü Kimsesiz Trabzonlular Mezarlığı”.

[2] Rahmi Çiçek, “Birinci Dünya Savaşında Ordu Kazası”, Karadeniz İncelemeleri Dergisi, Cilt 9, Sayı 17, Güz 2014, s. 31-53.

[3] Vira Trabzon, “Kimsesiz Trabzonlular Mezarlığı”, 20 Mayıs 2022. Bekirli’deki saha ziyareti, isimsiz taşlar ve yerel anlatımlar.

[4] Ortahisar Kent Konseyi, “Kimsesiz Trabzonlular Mezarlığı”, 9 Ekim 2020. Bekirli’deki defin sayısına ilişkin 3.500 rakamının yer aldığı kurumsal açıklama.

[5] Xenophon Akoglou, Apo ti zoi tou Pontou – Laografika Kotyoron, Atina, 1939. Kotyora/Ordu Rum hafızasında 1916 Türk mültecilerine ilişkin anlatı; sonraki Pontus kültür yayınlarında aktarılan bölüm.