Bugün yeni bir ayakkabı alırken ayağımızın ölçülmesini, birkaç adım yürümeyi veya parmaklarımızın önünde yeterli boşluk olup olmadığını kontrol etmeyi olağan kabul ediyoruz.

Ancak yaklaşık bir asır önce bazı ayakkabı mağazaları bundan çok daha teknolojik görünen bir yöntem sunuyordu:

Ayağınızı, üzerindeki ayakkabıyla birlikte X-ray cihazına yerleştirmek.

Müşteri cihazın üzerine çıkıyor, ayağını alt bölümdeki açıklığa koyuyor ve birkaç saniye sonra ayakkabının içindeki ayak kemiklerini görebiliyordu.

Üstelik görüntüye yalnızca müşteri bakmıyordu.

Bazı modellerde üç ayrı izleme penceresi bulunuyordu. Birinden çocuk, diğerinden anne ya da baba, üçüncüsünden ise ayakkabı satış görevlisi bakabiliyordu.

Amaç, parmakların ayakkabının içinde nerede kaldığını göstermek ve ayakkabının doğru büyüklükte olduğuna müşteriyi ikna etmekti.

Bugünün gözünden şaşırtıcı olan yalnızca X-ray cihazının bir mağazada bulunması değildi.

Bu teknoloji özellikle çocuk ayakkabılarının satışında modernliğin, bilimin ve doğru ayakkabı seçiminin göstergesi olarak pazarlanıyordu.

Aslında klasik röntgen filmi çekilmiyordu

Mağazalarda kullanılan cihazlar genellikle “shoe-fitting fluoroscope”, yani ayakkabı uyum floroskopu olarak adlandırılıyordu.

Klasik röntgen filminden farklı olarak floroskopi, X ışınları kullanarak görüntünün floresan bir ekranda doğrudan görülmesini sağlıyordu.

Ayak, ayakkabının içerisindeyken X ışını demetinin önüne yerleştiriliyor; ayak kemikleri ile ayakkabının sınırları ekranda belirginleşiyordu.

Böylece müşteri parmaklarının ayakkabının ucuna ne kadar yaklaştığını kendi gözleriyle görebiliyordu.

Yani tıpta kullanılan X-ray floroskopisinin en dikkat çekici ticari uygulamalarından biri doktor muayenehanesinden çıkıp ayakkabı mağazasına taşınmıştı.

Fikir savaş dönemindeki ayak yaralanmalarından doğmuş olabilir

Ayakkabı floroskopunun ilk mucidinin kim olduğu konusunda tarihçiler arasında tam bir görüş birliği bulunmuyor.

Bu teknolojinin erken dönem isimlerinden biri Bostonlu hekim Jacob J. Lowe idi.

Tıp tarihçileri Jacalyn Duffin ve Charles Hayter'ın araştırmasına göre Lowe, Birinci Dünya Savaşı yıllarında askerlerin botlarını çıkarmadan ayaklarını incelemeye yardımcı olabilecek floroskopik bir sistem üzerinde çalışmıştı.

Savaş sonrasında teknolojinin ticari kullanımını geliştirdi.

Lowe, “Foot X-Ray Apparatus” olarak tanımlanan cihazı için 6 Şubat 1919'da patent başvurusunda bulundu; patent 18 Ocak 1927'de verildi.

Ancak Lowe'u tartışmasız biçimde cihazın tek mucidi olarak göstermek doğru değil. Aynı yıllarda başka girişimciler ve üreticiler de benzer sistemler geliştirdi.

ABD'de Foot-O-Scope ve Adrian X-Ray Shoe Fitter, İngiltere'de ise Pedoscope gibi ticari adlar kullanılmaya başlandı.

1920'lerin ortalarından itibaren cihazlar Kuzey Amerika ve Avrupa'daki ayakkabı mağazalarında giderek daha görünür hale geldi.

Bir sağlık cihazından çok satış aracına dönüştü

X ışınlarının keşfi 19. yüzyılın sonunda kamuoyunda büyük bir heyecan yaratmıştı.

İnsan bedeninin içini ameliyatsız görebilmek, dönemin insanları açısından neredeyse geleceğin teknolojisi gibiydi.

Ayakkabı mağazaları da bu teknolojik hayranlıktan yararlandı.

Müşteriye yalnızca “Bu ayakkabı çocuğunuzun ayağına oluyor” demek yerine bunu ekranda göstermek çok daha ikna edici görünüyordu.

Reklamlarda X-ray yöntemi bilimsel ve hassas ayakkabı seçiminin işareti olarak tanıtılıyordu.

Özellikle çocukların büyüyen ayaklarında yanlış numaranın sorun yaratabileceği vurgulanıyor ve cihaz ailelere güven veren teknolojik bir yardımcı gibi pazarlanıyordu.

Ancak yıllar sonra yapılan tarihsel değerlendirmeler, floroskopların ayakkabı seçiminde sağladığı gerçek yararın oldukça tartışmalı olduğunu gösterdi.

Görüntü etkileyiciydi.

Fakat ayakkabının gerçekten rahat olup olmadığını, yürürken ayağın nasıl davrandığını veya uzun süreli kullanımın nasıl sonuç vereceğini yalnızca kemiklerin görüntüsüne bakarak belirlemek mümkün değildi.

Cihazın en güçlü özelliği muhtemelen tanısal değerinden çok müşteride oluşturduğu “bilimsel kesinlik” duygusuydu.

Binlerce cihaz mağazalara girdi

Uygulamanın ne kadar yaygınlaştığını gösteren tarihsel tahminler dikkat çekici.

1950'lerin başlarında ABD'de yaklaşık 10 bin, İngiltere'de yaklaşık 3 bin, Kanada'da ise yaklaşık bin ayakkabı floroskopunun kullanımda olduğu tahmin ediliyordu.

Greek, Latin and Arabic Medical Knowledge Met in One City: How Did Salerno Become a Medical Center?
Greek, Latin and Arabic Medical Knowledge Met in One City: How Did Salerno Become a Medical Center?
İçeriği Görüntüle

Bu rakamlar resmi ve eksiksiz ulusal envanterler değil; dönemin kaynakları üzerinden yapılan tarihsel tahminlerdir.

Yine de ayakkabı floroskoplarının küçük veya istisnai bir uygulama olmadığını göstermeleri açısından önemlidir.

1930'lu, 1940'lı ve 1950'li yıllarda birçok çocuk için ayakkabı alışverişinin bir bölümünde kendi ayak kemiklerine ekrandan bakmak olağan dışı sayılmıyordu.

Sorun görüntünün kendisi değil, gereksiz radyasyondu

X ışınları iyonlaştırıcı radyasyondur.

Tıpta doğru gerekçeyle kullanıldığında son derece değerli bilgiler sağlayabilir; ancak gereksiz veya kontrolsüz maruziyetten kaçınılması gerekir.

Ayakkabı floroskoplarının ilk yaygınlaştığı yıllarda günümüzdeki radyasyondan korunma standartları henüz gelişmemişti.

Cihazların X-ray çıkışları, koruyucu kalkanları ve kullanım süreleri arasında önemli farklılıklar bulunabiliyordu.

Bazı modellerde kişinin ayağı X-ray tüpüne oldukça yakın konumlanıyordu.

Farklı ayakkabıların art arda denenmesi veya farklı zamanlarda kontrollerin tekrarlanması ise toplam maruziyeti artırabiliyordu.

Özellikle çocuklarda tıbbi bir gereklilik bulunmadan tekrarlanan floroskopi yapılması zamanla bilim insanlarının dikkatini çekmeye başladı.

1949'da cihazların radyasyonu ölçüldü

Ayakkabı mağazalarındaki X-ray cihazlarının güvenliği açısından önemli dönüm noktalarından biri 1949 yılıydı.

Harvard Halk Sağlığı Okulundan Charles R. Williams, ayakkabı floroskoplarının oluşturduğu radyasyon maruziyetlerini inceleyen araştırmasını The New England Journal of Medicine'da yayımladı.

Williams'ın ölçümleri cihazların radyasyon çıkışları arasında büyük farklılıklar bulunduğunu ortaya koydu.

Bazı cihazlarda ayağın bulunduğu bölgedeki maruziyet, dönemin önerilen güvenlik düzeylerinin üzerinde olabiliyordu.

Çalışmada kullanılan bazı radyasyon ölçümleri “roentgen” gibi günümüzde modern hasta dozlarının anlatımında aynı biçimde kullanılmayan birimlerle raporlandığı için rakamları bugünkü bir akciğer grafisi veya bilgisayarlı tomografi incelemesiyle doğrudan karşılaştırmak doğru değildir.

Ancak araştırmanın temel sonucu açıktı:

Mağazalardaki bütün cihazlar aynı düzeyde radyasyon üretmiyor ve bazıları güvenlik açısından ciddi soru işaretleri yaratıyordu.

Aynı yıl bilim insanlarından açık uyarı geldi

Williams'ın çalışmasının hemen ardından aynı dergide radyasyon uzmanı Louis H. Hempelmann tarafından bir değerlendirme yayımlandı.

Hempelmann, ayakkabı floroskoplarının kontrolsüz kullanımının potansiyel tehlikelerine dikkat çekti.

Özellikle çocuklarda gereksiz ve tekrarlayan floroskopi ile cihazların yakınında sürekli çalışan personelin maruziyeti tartışılıyordu.

Burada önemli bir ayrım yapmak gerekiyor.

Bu çalışmalar potansiyel radyasyon riskine dikkat çekiyordu.

Ayakkabı floroskopu kullanan her çocukta sağlık sorunu geliştiği veya bu cihazların toplum çapında belirli bir hastalık salgınına yol açtığı gösterilmiş değildir.

Mağaza müşterilerinde yaygın biçimde belgelenmiş bir radyasyon yaralanması serisi de bulunmuyor.

Ancak yaralanmanın yaygın olarak kaydedilmemiş olması, tıbbi bir gerekçe olmadan tekrarlanan iyonlaştırıcı radyasyon kullanımının güvenli olduğu anlamına gelmiyordu.

1950'de yeni araştırma: Cihazlar arasında büyük fark vardı

Tartışmaya 1950 yılında bir başka önemli çalışma eklendi.

Araştırmacılar Leon Lewis ve Herbert S. Caplan, ayakkabı mağazalarında kullanılan floroskopların radyasyon çıkışlarını inceledi.

Sonuçlar cihazdan cihaza önemli farklılıklar bulunduğunu bir kez daha gösterdi.

Bazı cihazlarda ölçülen değerlerin dönemin önerilen güvenlik sınırlarını aşabildiği bildirildi.

Araştırmacılar özellikle büyüme çağındaki çocukların tıbbi gereklilik olmaksızın tekrar tekrar X ışınlarına maruz bırakılmasının uygun olmadığına dikkat çekti.

Böylece ayakkabı floroskoplarına yönelik eleştiriler yalnızca teorik endişelerden ibaret olmaktan çıktı; farklı araştırma gruplarının yaptığı fiziksel ölçümlerle de desteklenmeye başladı.

Satış görevlileri için risk daha farklıydı

Müşteriler cihazı yalnızca ayakkabı alışverişi sırasında kullanıyordu.

Satış görevlileri ise aynı floroskopun yanında bütün gün çalışabiliyordu.

Bu nedenle çalışanlar açısından tartışma tek bir çekimden çok kümülatif mesleki maruziyet üzerinde yoğunlaşıyordu.

Tarihsel kayıtlarda bazı çalışanların ayakkabının konumunu veya uyumunu kontrol etmek amacıyla ellerini görüntüleme alanına yaklaştırdığı ya da doğrudan ışın alanına soktuğu örnekler bulunuyor.

Uzun süreli cihaz kullanımıyla ilişkili el ve cilt hasarlarının bildirildiği vakalar da radyasyon güvenliği tartışmasını güçlendirdi.

Bugünkü iş sağlığı anlayışıyla düşünüldüğünde hikâyenin en dikkat çekici yönlerinden biri budur:

Bir ayakkabı satış görevlisi, tıbbi görüntüleme personeli olmadığı halde işinin bir parçası olarak X-ray cihazının yanında saatler geçirebiliyordu.

Önce standartlar geldi, sonra yasaklar

Radyasyonun biyolojik etkileri hakkındaki bilimsel bilgi arttıkça düzenleyici kurumların yaklaşımı da değişti.

1940'ların ikinci yarısından itibaren ayakkabı floroskopları için radyasyon çıkışı ve kullanım koşullarına ilişkin standartlar gündeme gelmeye başladı.

Bazı eyalet ve yerel yönetimler cihazların çalıştırılmasına, bakımına ve maruziyet düzeylerine ilişkin sınırlamalar getirdi.

Tıp ve radyoloji çevrelerinin uyarıları da 1950'lerde giderek arttı.

Pennsylvania 1957'de ayakkabı floroskoplarının kullanımını yasaklayan ilk ABD eyaleti oldu.

Takip eden yıllarda başka bölgelerde de kullanım sınırlandırıldı veya sona erdirildi.

Artan güvenlik kaygıları, yasal düzenlemeler ve cihazın ayakkabı seçimindeki gerçek yararının sorgulanması nedeniyle floroskopların ticari cazibesi hızla azaldı.

1960'lara gelindiğinde ABD'deki kullanımları büyük ölçüde sona ermişti.

Bazı ülkelerde ise az sayıdaki cihazın daha uzun süre kullanıldığı biliniyor.

X-ray tehlikeliyse bugün neden hâlâ kullanılıyor?

Ayakkabı floroskoplarının hikâyesi X ışınlarının kötü veya kullanılmaması gereken bir teknoloji olduğunu göstermiyor.

Tam tersine X-ray, bilgisayarlı tomografi ve floroskopi bugün modern tıbbın vazgeçilmez görüntüleme yöntemleri arasında bulunuyor.

Fark, neden kullanıldıkları ve maruziyetin nasıl yönetildiği.

Modern radyasyondan korunmanın temel ilkelerinden biri, iyonlaştırıcı radyasyon kullanılan bir tıbbi işlemin gerçekten gerekli olmasıdır.

Bir diğer ilke ise gerekli görüntü elde edilirken radyasyon maruziyetinin mümkün olduğunca optimize edilmesidir.

Bu yaklaşım özellikle çocuklarda daha büyük önem taşır.

Ayakkabı mağazasındaki floroskop ise çoğu zaman herhangi bir hastalığı araştırmak için değil, normal bir tüketici ürününün satışını kolaylaştırmak amacıyla kullanılıyordu.

Bir asır içinde değişen anlayışın temel noktası da burada yatıyor.

İnsanlar neden bu cihazlara güveniyordu?

Geçmişte yaşayan insanların radyasyonun zararlarını bilmedikleri için bilinçsizce davrandığını düşünmek kolaydır.

Ancak tarih bundan daha karmaşıktır.

X ışınları yeni, etkileyici ve dönemin gözünde son derece modern bir teknolojiydi.

İnsanların kendi kemiklerini gerçek zamanlı olarak görebilmesi başlı başına olağanüstü bir deneyimdi.

Üstelik cihazlar ailelere:

“Çocuğunuz için doğru ayakkabıyı bilimsel yöntemle seçiyoruz.”

mesajı veriyordu.

Yani teknoloji yalnızca bir satış aracı olarak sunulmuyordu.

Sağlık, ebeveynlik, güven ve bilimsel ilerleme fikriyle birlikte pazarlanıyordu.

Zamanla bilimsel bilgi arttı, radyasyonun biyolojik etkileri daha iyi anlaşıldı ve toplumun teknolojiye bakışı değişti.

Bir zamanlar mağazanın en modern köşesinde duran cihaz, birkaç on yıl sonra gereksiz radyasyon maruziyetinin en dikkat çekici tarihsel örneklerinden biri haline geldi.

Tıp tarihinin asıl dersi

Ayakkabı floroskoplarının hikâyesi yalnızca geçmişte yapılmış garip bir uygulamanın öyküsü değildir.

Aynı zamanda yeni teknolojilerin toplum tarafından nasıl benimsendiğini gösteren çarpıcı bir örnektir.

Bir teknolojinin modern görünmesi, onun mutlaka yararlı olduğu anlamına gelmez.

Bir cihazın “bilimsel” olarak pazarlanması da gerçek bir sağlık yararı bulunduğunu tek başına kanıtlamaz.

Yaklaşık yüz yıl önce aileler çocuklarına daha iyi ayakkabı seçebilmek için X-ray cihazının başına geçiyordu.

Bugün aynı görüntü bize çok farklı bir soruyu düşündürüyor:

Bir teknolojinin gerçek faydasını ve riskini anlamadan önce ona ne kadar hızlı güveniyoruz?


KAYNAKLAR

1. Duffin J, Hayter CR. Baring the Sole: The Rise and Fall of the Shoe-Fitting Fluoroscope. Isis. 2000;91(2):260–282.

2. Williams CR. Radiation Exposures from the Use of Shoe-Fitting Fluoroscopes. The New England Journal of Medicine. 1949;241:333–335.

3. Hempelmann LH. Potential Dangers in the Uncontrolled Use of Shoe-Fitting Fluoroscopes. The New England Journal of Medicine. 1949;241:335–336.

4. Lewis L, Caplan HS. Ayakkabı floroskoplarının radyasyon çıkışlarını ve güvenlik sorunlarını inceleyen çalışma. California Medicine. 1950.

5. Oak Ridge Associated Universities — Museum of Radiation and Radioactivity. Shoe-Fitting Fluoroscope. Tarihsel cihazlar, maruziyet ölçümleri, düzenlemeler ve çalışan vakalarına ilişkin arşiv materyalleri.

6. Jacob J. Lowe. Foot X-Ray Apparatus. ABD Patent No. 1,614,988. Başvuru: 6 Şubat 1919; patent: 18 Ocak 1927.

7. International Commission on Radiological Protection. ICRP Publication 121: Radiological Protection in Paediatric Diagnostic and Interventional Radiology.

8. International Commission on Radiological Protection. ICRP Publication 103: The 2007 Recommendations of the ICRP.