Babil Kralı Hammurabi’nin yaklaşık 3.800 yıl önce hazırlattığı kanunlar, hekimlik tarihinin en dikkat çekici belgelerinden birini oluşturuyor. Kanunlarda yalnızca suçlar, borçlar ve mülkiyet ilişkileri düzenlenmiyor. Cerrahi müdahaleler, hekim ücretleri ve başarısız ameliyatların sonuçları da açıkça ele alınıyor.

Özellikle 218. madde, tıp tarihinin en sert hükümlerinden birini içeriyor. Özgür statüdeki bir hastaya bronz cerrahi aletle müdahale eden hekimin hastanın ölümüne veya gözünü kaybetmesine yol açması durumunda ellerinin kesilmesi öngörülüyor.

Ancak bu ağır ceza bütün hastalar için geçerli değildi. Hammurabi Kanunları, hastanın toplumsal statüsüne göre farklı ücretler ve yaptırımlar belirliyordu.

HAMMURABİ KANUNLARINDA HEKİMLİĞİN YERİ

Hammurabi, MÖ 18. yüzyılda Babil’de hüküm sürdü. Adını taşıyan kanun derlemesi, Mezopotamya hukuk tarihinin en önemli belgelerinden biri olarak kabul ediliyor.

Akadca çivi yazısıyla kaydedilen metin, krallık yönetiminden aile ilişkilerine, tarımdan ticarete kadar pek çok konuyu kapsıyor.

Hekimlikle ilgili hükümler ise özellikle 215–225. maddeler arasında bulunuyor.

Bu maddeler, Babil’de hekimlik hizmetlerinin ücret karşılığında sunulduğunu ve bazı cerrahi müdahalelerin hukuki düzenlemelere konu olduğunu gösteriyor.

AMELİYAT BAŞARILI OLURSA HEKİME 10 ŞEKEL GÜMÜŞ

  1. madde, başarılı bir cerrahi müdahale karşılığında hekime ödenecek ücreti belirliyor.

Maddede bronz bir aletle ağır bir yarayı tedavi eden veya gözle ilgili bir müdahalede başarılı olan hekimin 10 şekel gümüş alacağı belirtiliyor.

Şekel, dönemin ağırlık ve ödeme birimlerinden biriydi.

Ancak ücret bütün hastalar için aynı değildi.

  1. maddeye göre daha alt bir özgür toplumsal statüdeki kişi için hekime 5 şekel ödeniyordu.
  2. madde ise köleleştirilmiş bir kişiye yapılan müdahalede sahibinin hekime 2 şekel gümüş vermesini öngörüyordu.

Böylece aynı türdeki cerrahi hizmetin karşılığı, hastanın toplumsal konumuna göre değişiyordu.

BAŞARISIZ AMELİYATIN CEZASI: HEKİMİN ELLERİ KESİLİYORDU

Kanunların en çok dikkat çeken maddesi 218. maddeydi.

Hükme göre hekim, özgür statüdeki bir kişiye bronz cerrahi aletle müdahale ederek ölümüne neden olursa veya gözle ilgili müdahalede kişinin görme organını kaybetmesine yol açarsa ellerinin kesilmesi öngörülüyordu.

Bu hüküm, cerrahi müdahalenin sonucuna ağır bir hukuki yaptırım bağlandığını gösteriyor.

Ancak burada önemli bir tarihsel ayrım bulunuyor.

Kanun metninde böyle bir cezanın öngörülmesi, Babil’de her başarısız ameliyatın ardından mutlaka bu cezanın uygulandığı anlamına gelmiyor.

Elimizdeki kanun derlemesi, dönemin hukuk anlayışını ortaya koyuyor. Hükümlerin günlük yargılama pratiğinde hangi sıklıkla ve nasıl uygulandığı ise ayrı bir tarihsel araştırma konusu.

KÖLELEŞTİRİLMİŞ HASTANIN ÖLÜMÜNDE CEZA FARKLIYDI

  1. madde, köleleştirilmiş bir kişinin ameliyat sırasında ölmesi durumunda farklı bir yaptırım öngörüyordu.

Buna göre hekim, ölen kişinin yerine başka bir köleleştirilmiş kişiyi vermekle yükümlüydü.

  1. maddede ise gözle ilgili cerrahi müdahalenin görme kaybıyla sonuçlanması hâlinde kişinin değerinin yarısı kadar gümüş ödenmesi düzenleniyordu.

Bu hükümler, Babil hukukunda insanlara eşit hukuki statü tanınmadığını açıkça gösteriyor.

Özgür statüdeki hastanın kaybı için bedensel ceza öngörülürken köleleştirilmiş kişinin kaybı, sahibine ödenecek maddi karşılık üzerinden ele alınıyordu.

KIRIK KEMİK TEDAVİSİNİN DE ÜCRETİ BELİRLENMİŞTİ

Hammurabi Kanunları yalnızca kesici aletlerle yapılan müdahaleleri düzenlemiyordu.

  1. maddede kırık kemiğin iyileştirilmesi ve bazı yumuşak doku rahatsızlıklarının tedavisi için hekime ödenecek ücret belirtiliyordu.

Bu hizmet karşılığında özgür statüdeki bir hastadan 5 şekel gümüş alınması öngörülüyordu.

  1. ve 223. maddelerde ise diğer toplumsal statüler için sırasıyla 3 ve 2 şekellik ücretler yer alıyordu.

Bu ayrıntı, Babil hekimlerinin yalnızca ağır yaralanmalarla değil, kemik ve yumuşak doku sorunlarıyla da ilgilendiğini gösteren önemli bir yazılı kayıt.

HAYVANLARIN AMELİYATI DA KANUNLARDA YER ALIYORDU

Kanun derlemesinin 224. ve 225. maddeleri, hayvanlara yapılan cerrahi müdahaleleri düzenliyordu.

Bir öküz veya eşeğin başarılı biçimde tedavi edilmesi hâlinde hayvan sahibinin hekime belirli bir ücret ödemesi öngörülüyordu.

Hayvanın müdahale sonucunda ölmesi durumunda ise sahibine değerinin dörtte biri kadar karşılık verilmesi gerekiyordu.

Bu maddeler, Mezopotamya’da hayvanların tedavisine yönelik uygulamaların da hukuki ve ekonomik önem taşıdığını gösteriyor.

Kodları Tavana Astılar: Nature’ın “Suyun Hafızası” Sınavı
Kodları Tavana Astılar: Nature’ın “Suyun Hafızası” Sınavı
İçeriği Görüntüle

BABİL’DE HEKİMLER NASIL ÇALIŞIYORDU?

Mezopotamya’da hastalıkların değerlendirilmesi ve tedavisinde farklı uzmanlık gelenekleri bulunuyordu.

Akadca metinlerde asû adı verilen uygulayıcılar, ilaç hazırlama ve fiziksel tedavi yöntemleriyle ilişkilendiriliyor.

Āšipu olarak adlandırılan görevliler ise hastalıkların dini ve ritüel yönleriyle ilgileniyordu.

Ancak bu iki alanı birbirinden bütünüyle ayrılmış meslekler olarak düşünmek doğru değil. Mezopotamya’da tedavi uygulamaları ile dini inançlar çoğu zaman iç içeydi.

Hammurabi Kanunları’ndaki cerrahi hükümler, bu geniş hekimlik dünyasının özellikle elle yapılan müdahalelere ilişkin bölümünü aydınlatıyor.

BRONZ CERRAHİ ALETİN ÖNEMİ

Kanun maddelerinde geçen bronz kesici alet, dönemin cerrahi uygulamaları açısından önemli bir ayrıntı.

Metin, hekimlerin belirli yaralanmalarda kesici aletler kullandığını ve göz çevresine yönelik müdahalelerin bilindiğini ortaya koyuyor.

Bununla birlikte kanun maddelerinden hareketle ameliyatların bütün aşamalarını, kullanılan teknikleri veya hastaların iyileşme süreçlerini yeniden oluşturmak mümkün değil.

Mezopotamya’dan günümüze ulaşan tıbbi tabletler, reçeteler ve hastalık tanımları daha geniş bir hekimlik geleneğine işaret etse de ayrıntılı bir cerrahi el kitabının bulunmaması önemli bir sınırlılık.

HAMMURABİ KANUNLARI NEREDE BULUNDU?

Hammurabi Kanunları’nın en ünlü nüshası, bugünkü İran sınırları içindeki antik Susa kentinde yapılan kazılarda ortaya çıkarıldı.

Fransız arkeologların 1901–1902 yıllarındaki kazılarında bulunan anıt, yaklaşık 2,25 metre yüksekliğinde koyu renkli bir taş stel üzerine işlenmişti.

Üst bölümde Hammurabi, güneş ve adalet tanrısı Şamaş’ın karşısında tasvir ediliyor.

Alt bölümde ise çivi yazısıyla kaydedilmiş hükümler bulunuyor.

Eser bugün Paris’teki Louvre Müzesi koleksiyonunda korunuyor.

3.800 YIL ÖNCESİNDEN KALAN HEKİMLİK BELGESİ

Hammurabi Kanunları, tıp tarihinin yalnızca hastalıklar ve tedavi yöntemlerinden ibaret olmadığını gösteriyor.

Hekimin aldığı ücret, müdahalenin sonucu, hastanın toplumsal konumu ve ortaya çıkan zararın karşılığı da hekimlik tarihinin bir parçasıydı.

Bugün bu metinleri önemli kılan, modern anlamda bir hasta hakları düzenlemesi olmaları değil.

Asıl değerleri, yaklaşık 3.800 yıl önce Babil toplumunun cerrahi müdahaleleri nasıl sınıflandırdığını ve hekimlik faaliyetlerini hangi hukuki ilişkiler içinde değerlendirdiğini göstermelerinde yatıyor.

Bir bronz cerrahi alet, bir hastanın toplumsal konumu ve birkaç satırlık kanun hükmü, Mezopotamya’daki hekimlik dünyasının dikkat çekici bir kesitini günümüze taşıyor.

KAYNAKLAR

Hammurabi Kanunları — 215–225. maddeler. Akadca çivi yazılı hukuk metni, MÖ 18. yüzyıl.

Louvre Müzesi — Code de Hammurabi. Antik Susa’da bulunan Hammurabi steli, Babil hukuk tarihi koleksiyon kaydı.

Martha T. Roth — Law Collections from Mesopotamia and Asia Minor. Society of Biblical Literature, 1995. Hammurabi Kanunları’nın İngilizce çevirisi ve açıklamaları.

The Nineveh Medical Project — Surgery: Information from Texts. Mezopotamya cerrahisi ve Hammurabi Kanunları’nın 215 ve 218. maddelerine ilişkin filolojik değerlendirme.

Yale Law School, Avalon Project — The Code of Hammurabi. Hekimlik ve cerrahiye ilişkin 215–225. maddelerin İngilizce çevirisi.