Çalışmanın küçük ve kontrolsüz olması nedeniyle sonuçların daha geniş araştırmalarda doğrulanması gerekiyor.
Kanser tedavisinde kullanılan CAR-T teknolojisinin üretim sürecini değiştirmeyi amaçlayan yeni bir yaklaşım, tedaviye dirençli nörolojik otoimmün hastalıkları bulunan 16 yetişkinde test edildi.
Çin’in Wuhan kentindeki Huazhong Bilim ve Teknoloji Üniversitesi Tongji Hastanesi ile Shenzhen Genocury Biotech araştırmacılarının yürüttüğü çalışmada, hastaların T hücreleri laboratuvarda toplanıp genetik olarak değiştirilmek yerine doğrudan vücudun içinde CAR-T hücrelerine dönüştürüldü.
Erken insan verileri 2 Eylül 2026’da New England Journal of Medicine’da çevrim içi yayımlandı.
Çalışmaya ilerleyici multipl sklerozu bulunan 7, MOG antikoru ilişkili hastalığı bulunan 3, yaygın miyastenia gravisi bulunan 3 ve idiyopatik inflamatuvar kas hastalığı bulunan 3 yetişkin katıldı.
Hastaların ortak özelliği, daha önce uygulanan standart tedavilere rağmen hastalıklarının yeterince kontrol altına alınamamış olmasıydı.
CAR-T hücreleri hastanın vücudunda oluşturuldu
Geleneksel CAR-T tedavisinde hastanın T hücreleri önce kanından toplanıyor. Hücreler özel laboratuvarlarda genetik olarak değiştirilerek belirli bir hedefi tanıyacak hale getiriliyor, çoğaltılıyor ve ardından yeniden hastaya veriliyor.
JY231 ise bu sürecin önemli bir bölümünü vücudun içine taşımayı amaçlıyor.
Tedavide T hücrelerine genetik talimat taşıyan, CD19 hedefli CAR yapısını kodlayan lentiviral bir vektör kullanıldı. Böylece hastanın kendi T hücrelerinin doğrudan dolaşım içinde değiştirilerek CD19 hedefli CAR-T hücrelerine dönüşmesi amaçlandı.
NEJM’de bildirilen 16 kişilik kohorta tek doz, 2,0 milyar transdüksiyon ünitesi JY231 damar yoluyla verildi. Bu kohortta uygulama öncesinde klasik CAR-T tedavilerinde sık kullanılan lenfosit azaltıcı kemoterapi uygulanmadı.
Çalışmanın daha geniş resmî araştırma kaydında ise lenfosit azaltıcı tedavi uygulanabilen ve uygulanmayan farklı doz grupları bulunuyor. Bu nedenle yayımlanan 16 kişilik sonuçların, devam eden araştırmanın bütün kollarını temsil etmediği dikkate alınmalı.
Tüm hastalarda CAR-T hücreleri saptandı
Araştırmacılar, JY231 uygulamasından sonra 16 hastanın tamamında CAR-T hücrelerinin vücut içinde oluştuğunu ve çoğaldığını bildirdi.
CAR-T hücrelerini gösteren genetik işaretler yaklaşık 11. günde en yüksek düzeyine ulaştı.
Tedavinin hedefi, yüzeyinde CD19 adlı proteini taşıyan B hücreleriydi. B hücreleri normal bağışıklık sisteminin önemli parçaları arasında yer alıyor ancak bazı otoimmün hastalıklarda hastalığı sürdüren antikorların ve bağışıklık yanıtının oluşmasına katkıda bulunabiliyor.
Çalışmada tüm hastalarda dolaşımdaki B hücrelerinin hızlı ve tam olarak tükendiği bildirildi.
İki aydan sonra B hücreleri yeniden görülmeye başladığında bunların büyük bölümünün daha olgunlaşmamış, yeni oluşmuş B hücrelerinden meydana geldiği gözlendi.
Araştırmacılar bu değişimin, hastalıkla ilişkili B hücresi repertuvarının yeniden yapılanmasına işaret edebileceğini değerlendiriyor. Ancak bunun uzun süreli bir “bağışıklık sistemi sıfırlanması” sağlayıp sağlamadığı henüz bilinmiyor.
Dört hastalık grubunda erken iyileşme sinyalleri
Hastaların medyan takip süresi yaklaşık altı aydı.
Yedi ilerleyici multipl skleroz hastasında fiziksel engellilik, hareket, bilişsel performans ve yorgunlukla ilgili ölçümlerde iyileşme yönünde değişiklikler bildirildi.
Bu hastaların üç veya altı aylık kontrollerinde yeni kontrast tutan beyin lezyonu veya yeni T2 lezyonu görülmediği bildirildi.
MOG antikoru ilişkili hastalığı bulunan üç kişide hastalıkla ilişkili antikor düzeylerinde azalma yönünde değişiklikler izlendi.
Yaygın miyastenia gravisi bulunan üç hastada ise hastalık şiddetini ve günlük yaşam üzerindeki etkisini değerlendiren puanlarda düşüş görüldü. Asetilkolin reseptörüne karşı gelişen otoantikorların düzeyinde de azalma bildirildi.
İdiyopatik inflamatuvar kas hastalığı bulunan üç hastada kas gücü, kas hasarıyla ilişkili laboratuvar değerleri ve görüntüleme bulgularında iyileşme yönünde sonuçlar görüldü.
Ancak her hastalık grubunda yalnızca üç ila yedi kişinin bulunması ve karşılaştırma grubunun olmaması, bu değişikliklerin tedavinin kesin etkinliği olarak değerlendirilmesine izin vermiyor.
En sık yan etki hafif sitokin salınım sendromuydu
CAR-T tedavilerinde yakından izlenen sorunlardan biri sitokin salınım sendromu. Bu tablo, bağışıklık hücrelerinin hızla aktive olması sonucunda ateş ve çeşitli sistemik belirtilerle ortaya çıkabiliyor.
Çalışmada 16 hastanın 11’inde, yaklaşık yüzde 69 oranında birinci derece sitokin salınım sendromu görüldü.
Bildirilen vakaların tamamı hafif düzeydeydi ve iki hafta içinde düzeldi.
CAR-T tedavileriyle ilişkili olabilen önemli nörolojik yan etkilerden biri olan bağışıklık efektör hücre ilişkili nörotoksisite sendromu ise bildirilmedi.
Bu bulgular yöntemin kısa dönem güvenliliği açısından ilk verileri sağlıyor. Ancak 16 kişilik ve yaklaşık altı aylık izleme dayanan bir araştırma, daha seyrek veya uzun dönemde ortaya çıkabilecek yan etkileri belirlemek için yeterli değil.
Lentiviral yöntemde uzun dönem takip gerekiyor
JY231’in diğer bazı vücut içi CAR-T teknolojilerinden önemli bir farkı, genetik talimatı hücrelere taşımak için lentiviral vektör kullanması.
Lentiviral sistemler genetik materyalin hücre DNA’sına yerleşmesine olanak sağlayabiliyor. Bu özellik CAR üretiminin kalıcı olmasını sağlayabilirken, uzun dönem güvenlilik açısından da izlem gerektiriyor.
Araştırmacılar erken dönemde CAR-T hücrelerinin genetik olarak farklı hücre gruplarından oluştuğunu bildirdi. Bu veri, tek bir genetik olarak değiştirilmiş hücre grubunun kontrolsüz biçimde baskın hale geldiğine ilişkin erken bir işaret görülmediğini düşündürüyor.
Ancak olası geç dönem risklerin değerlendirilebilmesi için hastaların yıllar boyunca takip edilmesi gerekiyor.
Çalışma tedavinin etkinliğini henüz kanıtlamıyor
Araştırmanın sonuçlarının yorumlanmasında çalışma tasarımının sınırları belirleyici.
Araştırma erken keşifsel nitelikte, tek merkezli ve tek kollu olarak yürütüldü. Yalnızca 16 yetişkin değerlendirildi ve plasebo ya da standart tedavi alan bir kontrol grubu bulunmadı.
Dört farklı hastalığın aynı çalışmada yer alması nedeniyle her hastalık için hasta sayısı da oldukça düşük kaldı.
Yaklaşık altı aylık medyan takip süresi, özellikle multipl skleroz gibi uzun seyirli hastalıklarda kalıcı etkinlik hakkında karar vermek için yeterli değil.
Bu nedenle görülen klinik iyileşmeler JY231’in multipl sklerozu, miyastenia gravisi, MOG antikoru ilişkili hastalığı veya inflamatuvar kas hastalıklarını tedavi ettiği şeklinde yorumlanamaz.
Rutin kullanım için onaylanmış değil
JY231 deneysel bir tedavi olarak klinik araştırma aşamasında bulunuyor.
Nörolojik otoimmün hastalıkların rutin tedavisinde kullanılmak üzere düzenleyici kurumlar tarafından onaylanmış değil.
Araştırmanın bilimsel açıdan öne çıkan yönü, CD19 hedefli CAR-T hücrelerinin hastanın T hücreleri laboratuvarda üretilmeden, tek bir damar içi uygulamanın ardından doğrudan vücutta oluşturulabildiğinin insanlarda gösterilmesi.
Yöntemin geleneksel CAR-T üretimine göre gerçekten daha güvenli, etkili, hızlı veya ekonomik olup olmadığını belirlemek için daha geniş hasta gruplarında ve mümkünse karşılaştırmalı klinik araştırmalar yapılması gerekiyor.
KAYNAKLAR
• New England Journal of Medicine – Lentiviral In Vivo CD19 CAR T-Cell Therapy in Neurologic Autoimmune Disorders, 2 Eylül 2026
• Tongji Hospital, Huazhong University of Science and Technology – JY231 Injection for the Treatment of Relapsed/Refractory Neurologic Immune Disorders erken keşifsel klinik araştırması
• ABD Ulusal Tıp Kütüphanesi – JY231 ile tedaviye dirençli nörolojik bağışıklık hastalıkları klinik araştırma kaydı




