Cem Yılmaz’ın kalp krizi haberi, bir sanatçının sağlık durumundan daha fazlasını hatırlattı. Çanakkale Ayvacık’ta başlayan göğüs ve sırt ağrısı, Ayvacık Devlet Hastanesi’ndeki ilk müdahale, 112’nin sevki ve ÇOMÜ Hastanesi’nde yapılan zamanında kardiyolojik girişimle kontrol altına alındı.
Bir insanın hayatında dakikaların ne kadar ağır olabileceğini gösteren sade ama güçlü bir tablo bu.
Cem Yılmaz’a geçmiş olsun. Prof. Dr. Ercan Akşit ve ekibinin müdahalesi, erken tanı ve hızlı girişimin ne kadar hayati olduğunu bir kez daha gösterdi. Kalbin ön yüzünü ilgilendiren ciddi bir kriz, anjiyo laboratuvarında yapılan balon ve stent işlemiyle kontrol altına alındı. Tıp bazen dışarıdan bakınca soğuk kelimelerle konuşur. Damar, pıhtı, stent, komplikasyon, yoğun bakım. Fakat o kelimelerin içinde bir evin telefonu, bir ambulans sireni, bir ailenin bekleyişi ve sağlık çalışanlarının zamanla yarışı vardır.
Bu olayda görünür olan başarı, yalnızca tek bir ismin etrafında okunmamalı. Çünkü sağlık hizmeti, tek bir imzadan ibaret değildir. İlçe hastanesindeki ilk değerlendirmeden ambulanstaki takibe, acil servisteki hazırlıktan anjiyo masasındaki müdahaleye, yoğun bakımdaki izlemden taburculuk planına kadar uzanan geniş bir emeğin toplamıdır. Bir hayat, çoğu zaman birçok insanın aynı anda doğru şeyi yapmasıyla korunur.
Ünlülerin başına gelenler toplumun dikkatini daha hızlı çeker. Bu anlaşılır bir şey. Yıllarca sahnede, perdede, ekranda gördüğümüz bir insanın “göğsüme, sırtıma kötü bir ağrı saplandı” demesi hepimizi durdurur. Fakat o duraklama yalnızca merak için kullanılmamalı. Bazen bir ünlünün yaşadığı olay, adı bilinmeyen binlerce insan için verilen mücadelenin de görünür olmasına vesile olur.
Ülkemizde her gün, her saat, her dakika hekimler ve sağlık çalışanları buna benzer vakalara yetişiyor. Hastalarının adı haber bültenlerine düşmüyor. Yoğun bakım kapısında bekleyenlerin fotoğrafı paylaşılmıyor. Anjiyo masasındaki telaş, nöbetin sabaha uzayan yorgunluğu, ilçe hastanesinden merkeze uzanan sevk zinciri çoğu zaman sessizce tamamlanıyor. Ama o sessizliğin içinde büyük bir meslek ahlakı var.
Bir yaz akşamı küçük bir ilçede ambulans sesi duyulduğunda insanlar birkaç saniye başını çevirir, sonra hayat kaldığı yerden akar. Fırının önünde ekmek sırası devam eder, sahilde yürüyenler adımlarını bozmaz, evlerde televizyonun sesi kısılmaz. O sirenin içinde ise bir zaman yarışı vardır. Kimsenin adını bilmediği bir hasta, kimsenin yüzünü tanımadığı bir ekip ve çoğu zaman kimsenin alkışlamadığı bir müdahale.
Hekimlerin ve sağlık çalışanlarının büyüklüğü biraz da burada saklı. Hastanın ünlü olup olmadığına bakmadan aynı ciddiyetle davranmakta. EKG’deki değişikliği vakit kaybetmeden okumakta. Damarı açmak için zamanı insan hayatının lehine çevirmeye çalışmakta. Bazen bir cümle bile kurmadan, sadece işini doğru yaparak bir ailenin kaderini değiştirmekte.
Bu yüzden Cem Yılmaz’ın yaşadığı olayda ortaya çıkan görünürlük kıymetli. Çünkü bize sağlık hizmetinin gerçek yüzünü hatırlatıyor. Ayvacık Devlet Hastanesi’nde ilk değerlendirmeyi yapan ekip, 112 çalışanları, ÇOMÜ’de hazırlığı yapan acil ve kardiyoloji birimi, yoğun bakımda takibi sürdüren sağlık personeli… Tıpta başarı çoğu zaman tek bir kişinin parıltısı değil, doğru zamanda doğru yerde çalışan insanların ortak emeğidir.
Elbette her sağlık haberi bir övgü metnine dönüşmemeli. Hatalar, eksikler, sistemin yorulan tarafları, şiddet, tükenmişlik, randevu yükü, insan gücü planlaması konuşulmalı. Hekimlerin ve sağlık çalışanlarının emeğini savunmak, sorunları görmezden gelmek anlamına gelmez. Tam tersine, emeğin değerini bilen bir ülke, o emeği tüketen şartları da daha ciddiyetle ele alır.
Sağlık sistemi yalnızca bina, cihaz ve protokolden ibaret değil. Bunlar çok önemli; ama o cihazı doğru anda kullanan el, EKG’deki değişikliği vakit kaybetmeden okuyan göz, sevk kararını geciktirmeyen akıl, yoğun bakımda sabaha kadar takip eden dikkat olmadan eksik kalır. Tıbbın insani tarafı, çoğu zaman tam da bu dikkat ve sorumluluk duygusunda görünür.
Meslektaşlarımı bu yüzden tebrik ediyorum. Başta hekimler olmak üzere, acil sağlık ekiplerini, hemşireleri, teknisyenleri, yoğun bakım çalışanlarını ve adını bilmediğimiz bütün sağlık emekçilerini. Bir ünlünün hastalığı üzerinden görünür olan şey, aslında her gün sessizce yapılan büyük bir iştir.
Bazı hayatlar manşete çıkar. Bazıları çıkmaz. Ama kalp krizi geçiren bir insanın adı ne olursa olsun, o kapıdan içeri alındığında tıbbın terazisinde aynı ağırlığa sahiptir. Sağlık çalışanlarının asıl onuru da burada durur: Alkışın gelip gelmediğine bakmadan, insan hayatı için zamanla yarışmak.
Ülkemizin dört bir yanında; kimi zaman büyük şehirlerin kalabalığında, kimi zaman ıssızlığın ortasında, kimi zaman sınır boylarında, kamera ışıklarına ihtiyaç duymadan her gün binlerce hayata yetişen kardiyolog meslektaşlarıma, bütün hekimlere ve tüm sağlık çalışanlarına selam olsun.