Türk Bilim İnsanları Matematik Kaygısının Beyin Aktivitesiyle İlişkisini Araştırdı
Türkiye’deki üniversitelerden bilim insanlarının gerçekleştirdiği yeni araştırma, matematik karşısında yoğun kaygı yaşayan kişilerin beyinlerinin sayısal bilgileri işleme sırasında farklı aktivite örüntüleri gösterebildiğini ortaya koydu. Fonksiyonel manyetik rezonans görüntüleme yöntemiyle 46 yetişkinin incelendiği çalışmada, matematik kaygısı düşük kişilerde dikkat ve bellek süreçleriyle ilişkili bazı beyin bölgelerinin daha yüksek aktivite gösterdiği belirlendi. Buna karşılık grupların matematik görevlerindeki başarı ve yanıt süreleri arasında istatistiksel olarak anlamlı farklılık bulunmadı.
16 Ekim 2026 tarihinde uluslararası hakemli Psychophysiology dergisinde yayımlanan araştırma, matematik kaygısının yalnızca kişinin hissettiği korku veya gerginlikle sınırlı olmayabileceğine, sayısal bilgilerin işlenmesi sırasında kullanılan sinirsel mekanizmalarla da ilişkili olduğuna işaret ediyor. Ancak bulgular, matematik kaygısının beyinde kalıcı hasara neden olduğunu ya da yüksek kaygı yaşayan kişilerin matematik öğrenme kapasitesinin daha düşük olduğunu göstermiyor.
Matematik Kaygısı Nedir, Beyinle Nasıl İlişkilidir?
Matematik kaygısı, kişinin sayılarla, hesaplamalarla veya matematiksel problemlerle karşılaştığında gerginlik, korku ve endişe hissetmesi olarak tanımlanıyor.
Bu durum yalnızca sınavlara hazırlanan öğrencilerde değil, günlük yaşamda hesaplama yapması gereken yetişkinlerde de görülebiliyor.
Bir kişinin basit bir hesaplama sırasında hata yapmaktan korkması, sayılarla karşılaştığında yoğun baskı hissetmesi veya matematik gerektiren etkinliklerden kaçınma eğilimi göstermesi matematik kaygısıyla ilişkili olabilir.
Bilimsel araştırmalar, matematik kaygısının dikkat, çalışma belleği ve sayısal bilgi işleme süreçleriyle bağlantılı olabileceğini gösteriyor.
Çalışma belleği, kişinin bir bilgiyi kısa süre boyunca zihninde tutarak onun üzerinde işlem yapmasını sağlayan bilişsel sistemdir.
Örneğin zihinden toplama veya çıkarma yaparken sayıların geçici olarak hatırlanması ve işlemin adımlarının takip edilmesi çalışma belleğiyle ilişkili süreçleri gerektiriyor.
Ankara’daki üniversitelerden araştırmacılar, matematik kaygısının bu tür zihinsel işlemler sırasında beyin aktivitesiyle nasıl ilişkilendiğini incelemek amacıyla yeni bir çalışma gerçekleştirdi.
Ankara’daki Üniversitelerden 46 Kişilik Beyin Görüntüleme Araştırması
Araştırma, Ankara Üniversitesi, Gazi Üniversitesi, Ankara Medipol Üniversitesi ve Nörobilim ve Nöroteknoloji Mükemmeliyet Merkezi bağlantılı bilim insanlarının ortak çalışmasıyla gerçekleştirildi.
Çalışmada 18–30 yaş aralığında, üniversite öğrencisi olan veya üniversite eğitimini tamamlamış 46 sağlıklı gönüllü değerlendirildi.
Katılımcılar matematik kaygısı düzeylerine göre iki gruba ayrıldı.
Matematik kaygısı yüksek grupta 22, düşük grupta ise 24 kişi yer aldı.
Araştırmacılar başlangıçta 195 gönüllünün matematik kaygısını değerlendirdi. Daha sonra kaygı düzeyleri bakımından farklılaşan kişiler seçilerek beyin görüntüleme aşamasına alındı.
Beyin görüntüleme öncesinde katılımcıların hesaplama becerileri, kısa süreli bellek performansları, genel kaygı düzeyleri ve sınav kaygıları da ölçüldü.
Bu değerlendirmeler, matematik kaygısıyla ilişkili olabilecek beyin aktivitesi farklılıklarının diğer kaygı türlerinden ne ölçüde ayrıştığını incelemek amacıyla kullanıldı.
Katılımcılara MR Cihazında Matematik Soruları Soruldu
Bilim insanları araştırmada fonksiyonel manyetik rezonans görüntüleme, kısa adıyla fMRI yöntemini kullandı.
Bu yöntem, beynin farklı bölgelerindeki kanın oksijenlenmesiyle ilişkili sinyal değişimlerini ölçerek bir görev sırasında hangi bölgelerde aktivitenin arttığını veya azaldığını değerlendirmeye yardımcı oluyor.
Katılımcılar MR cihazı içerisindeyken iki farklı sayısal görev gerçekleştirdi.
İlk görevde, ekranda sıfırdan 200’e kadar uzanan bir sayı doğrusu gösterildi.
Katılımcılardan verilen sayının bu çizgi üzerindeki yaklaşık konumunu belirlemeleri istendi.
İkinci görevde ise toplama, çıkarma, çarpma veya bölme işlemleriyle birlikte bir sonuç gösterildi.
Katılımcılar ekrandaki işlemin sonucunun doğru olup olmadığını değerlendirdi.
Araştırmacılar, bu görevler sırasında elde edilen beyin görüntülerini karşılaştırarak matematik kaygısı yüksek ve düşük grupların sinirsel yanıtları arasındaki farklılıkları inceledi.
Matematik Kaygısı Düşük Kişilerde Dikkat Bölgesi Daha Aktif Bulundu
Araştırmanın dikkat çekici bulgularından biri, sayı doğrusu üzerinde konum belirleme görevi sırasında ortaya çıktı.
Matematik kaygısı düşük katılımcıların beynindeki sağ frontal göz alanı olarak adlandırılan bölgede daha yüksek aktivite belirlendi.
Bu bölge, göz hareketlerinin kontrol edilmesinin yanında görsel dikkatin yönlendirilmesi ve ilgili bilgilerin seçilmesi gibi süreçlerde de rol oynuyor.
Sayı doğrusu üzerinde belirli bir sayının yerini tahmin etmek, yalnızca sayıları tanımayı değil, dikkatin uygun konuma yönlendirilmesini de gerektiriyor.
Araştırmacılar, matematik kaygısı düşük kişilerde bu bölgenin daha yüksek aktivite göstermesinin sayısal ve mekânsal bilgilerin işlenmesi sırasında dikkat süreçlerinin farklı kullanılabileceğine işaret ettiğini değerlendirdi.
Ayrıca frontal göz alanındaki daha yüksek aktivitenin sayı doğrusu tahmininde daha düşük hata oranıyla ilişkili olduğu saptandı.
Ancak bu bulgu, matematik kaygısı yüksek kişilerin dikkatlerini yeterince kullanamadığını kesin olarak göstermiyor.
Farklı aktivite düzeyleri, görev sırasında kullanılan zihinsel stratejilerin veya dikkat yönlendirme biçimlerinin farklılaşmasıyla da ilişkili olabilir.
Aritmetik İşlemler Sırasında Bellekle İlişkili Bölgede Farklılık Görüldü
Araştırmada ikinci önemli bulgu, aritmetik işlemlerin doğruluğunu değerlendirme görevi sırasında elde edildi.
Matematik kaygısı düşük katılımcılarda, beynin sol supramarginal girus olarak adlandırılan bölgesinde daha yüksek aktivite gözlendi.
Bu bölge, dilsel bilgi işleme, dikkat ve bellekten bilgi çağırma gibi farklı bilişsel işlevlerle ilişkili.
Aritmetik işlemler sırasında kişilerin daha önce öğrendikleri sayı ilişkilerini ve hesaplama bilgilerini hatırlamaları gerekebiliyor.
Örneğin bir çarpma işleminin sonucunu kontrol eden kişi, bazı durumlarda işlemi baştan yapmak yerine önceden öğrendiği bilgiyi belleğinden çağırabiliyor.
Araştırmacılar, matematik kaygısı düşük kişilerde sol supramarginal girusun daha yüksek aktivite göstermesinin bu tür bellek ve dikkat süreçlerinin farklı düzeylerde kullanılmasına işaret edebileceğini belirtti.
Önemli bir nokta ise bu farklılığın genel kaygı ve sınav kaygısı istatistiksel olarak hesaba katıldıktan sonra da devam etmesi oldu.
Bu durum, gözlenen beyin aktivitesi farkının yalnızca genel kaygı düzeyiyle açıklanamayabileceğini düşündürüyor.
Matematik Kaygısı Yüksek Olanlar Soruları Daha mı Kötü Çözdü?
Araştırmanın en önemli ayrımlarından biri, beyin aktivitesindeki farklılıkların katılımcıların ölçülen görev başarısına aynı şekilde yansımaması oldu.
Matematik kaygısı yüksek ve düşük gruplar karşılaştırıldığında, sayı doğrusu tahminindeki hata oranları arasında istatistiksel olarak anlamlı fark bulunmadı.
Benzer şekilde aritmetik doğrulama görevindeki doğru yanıt oranları ve yanıt süreleri de gruplar arasında anlamlı biçimde farklılaşmadı.
Bu sonuç, araştırmada beyin aktivitesi farklılıkları belirlenmesine rağmen iki grubun aynı görevlerde benzer düzeyde performans gösterdiğini ortaya koydu.
Başka bir ifadeyle matematik kaygısı yüksek olan katılımcıların beyinlerinde farklı aktivite örüntüleri görülmesi, bu kişilerin testlerde mutlaka daha başarısız olduğu anlamına gelmedi.
Beynin bir bölgesinde daha fazla aktivite görülmesi de tek başına o kişinin daha zeki veya daha başarılı olduğunu göstermez.
Araştırmacılar açısından önemli olan, grupların aynı sayısal işlemleri gerçekleştirirken farklı sinirsel süreçlerden yararlanmış olabilmesi.
Matematik Kaygısı ile Sınav Kaygısı Aynı Şey mi?
Araştırmada matematik kaygısının genel kaygı ve sınav kaygısıyla ilişkisi de değerlendirildi.
Yüksek matematik kaygısı bulunan kişilerde genel kaygı ve sınav kaygısı puanlarının da daha yüksek olduğu görüldü.
Bu durum, farklı kaygı türlerinin birbiriyle ilişkili olabileceğini gösteriyor.
Ancak matematik kaygısı ile sınav kaygısı aynı kavram değil.
Bir kişi matematik gerektiren günlük bir işlem sırasında kaygı yaşayabilirken başka derslerin sınavlarında aynı düzeyde gerginlik hissetmeyebilir.
Benzer biçimde genel kaygı düzeyi yüksek bir kişinin matematik karşısındaki kaygısı diğer konulara göre farklılık gösterebilir.
Araştırmacılar, bu ayrımı değerlendirmek amacıyla genel kaygı ve sınav kaygısının beyin görüntüleme sonuçları üzerindeki istatistiksel etkilerini hesaba kattı.
Bu işlemin ardından bazı beyin bölgelerindeki grup farklılıkları azalırken dikkat ve bellek süreçleriyle ilişkili belirli bölgelerdeki farklılıklar devam etti.
Sonuçlar, matematik kaygısının diğer kaygı türleriyle ortak özellikler taşımasına rağmen sayısal bilgi işlemeyle ilişkili kendine özgü sinirsel özellikleri de olabileceğini düşündürüyor.
Matematik Korkusu Beyinde Kalıcı Değişiklik Yapıyor mu?
Araştırma, matematik kaygısının beyinde kalıcı yapısal değişiklik oluşturduğunu göstermiyor.
Çalışmada beyin dokusunun zarar gördüğüne, beyin bölgelerinin küçüldüğüne veya sinir hücrelerinin kaybedildiğine ilişkin bir sonuç ortaya konulmadı.
İncelenen temel değişken, katılımcılar matematik görevlerini gerçekleştirirken ölçülen fonksiyonel beyin aktivitesiydi.
Fonksiyonel aktivitedeki farklılıklar ile kalıcı yapısal değişiklikler birbirinden ayrı bilimsel kavramlar.
Araştırmada katılımcılara matematik kaygısını azaltmaya yönelik bir tedavi uygulanmadığı için kaygı düzeyinin düşürülmesi durumunda beyin aktivitesinin nasıl değişeceği de belirlenemedi.
Dolayısıyla çalışma, matematik korkusunun beyni bozduğu veya belirli beyin bölgelerinin kalıcı olarak daha az çalışmasına yol açtığı biçiminde yorumlanamaz.
Türk Bilim İnsanlarından TÜSEB Destekli Nörobilim Araştırması
Çalışmanın araştırma ekibinde Simge Altınok, Sertaç Üstün, Kevser Aktaş, Nihal Apaydın ve Metehan Çiçek yer aldı.
Ankara Üniversitesi Disiplinlerarası Sinirbilimleri programından Simge Altınok, araştırmanın tasarımı, veri toplama süreci, analizleri ve bilimsel makalenin hazırlanmasında görev aldı.
Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Fizyoloji Anabilim Dalından Sertaç Üstün ile Anatomi Anabilim Dalından Nihal Apaydın da çalışmaya katkı sundu.
Gazi Üniversitesi Gazi Eğitim Fakültesinden Kevser Aktaş, matematik eğitimi alanındaki uzmanlığıyla araştırma ekibinde yer aldı.
Ankara Medipol Üniversitesi Tıp Fakültesi Fizyoloji Anabilim Dalından Metehan Çiçek ise araştırmanın bilimsel koordinasyonu, proje yönetimi ve finansman süreçlerinde sorumluluk üstlendi.
Çalışma, Türkiye Sağlık Enstitüleri Başkanlığı tarafından desteklendi.
Araştırmanın etik kurul onayı 17 Haziran 2021 tarihinde Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Klinik Araştırmalar Etik Kurulundan alındı.
16 Ekim 2026 tarihinde Psychophysiology dergisinde yayımlanan çalışma, Türkiye’deki üniversitelerin sinirbilimi, tıp ve matematik eğitimi alanlarındaki birikimini bir araya getiren disiplinlerarası bir araştırma niteliği taşıyor.
Araştırma Matematik Eğitimi Açısından Neden Önemli?
Matematik kaygısı, eğitim süreçlerinde öğrencilerin karşılaşabildiği önemli psikolojik güçlüklerden biri.
Ancak kaygı yaşayan her öğrencinin matematik becerisinin düşük olduğu varsayımı doğru değil.
Bu araştırmada da matematik kaygısı yüksek ve düşük katılımcılar arasında ölçülen görev performanslarında anlamlı fark bulunmamasına rağmen beyin aktivitesinde farklılıklar saptandı.
Bu sonuç, matematik performansının değerlendirilmesinde yalnızca doğru veya yanlış yanıtların değil, öğrenme sırasında dikkat ve bellek süreçlerinin nasıl kullanıldığının da bilimsel açıdan önemli olabileceğini gösteriyor.
Bununla birlikte araştırma bir eğitim müdahalesi gerçekleştirmedi.
Dolayısıyla belirli bir öğretim yönteminin matematik kaygısını azalttığı veya beyin aktivitesini iyileştirdiği bu çalışmayla gösterilmiş değil.
Bulgular, matematik kaygısının bilişsel mekanizmalarının daha iyi anlaşılmasına yönelik gelecekteki eğitim ve nörobilim araştırmalarına katkı sağlayabilir.
Araştırmanın Sınırları Neler?
Çalışma, 46 sağlıklı genç yetişkinle gerçekleştirildi.
Katılımcı sayısının sınırlı olması, özellikle küçük ve orta büyüklükteki farklılıkların belirlenmesini güçleştirebilir.
Araştırmada çoğunlukla matematik ve fen bilimleri dışında eğitim alan kişilerin seçilmesi hedeflendi. Ancak katılımcıların eğitim geçmişleri ve günlük yaşamda matematikle karşılaşma düzeyleri tamamen aynı değildi.
Çalışmada genel zekâ düzeyi doğrudan değerlendirilmedi.
Ayrıca aritmetik görevinde katılımcılardan yeni bir işlemi baştan çözmek yerine ekranda verilen sonucun doğru olup olmadığını belirlemeleri istendi.
Bu nedenle bulguların daha karmaşık problem çözme süreçlerine doğrudan uygulanması mümkün değil.
Araştırma yetişkinlerle gerçekleştirildiği için ilkokul, ortaokul ve lise öğrencilerinde aynı sinirsel farklılıkların görüleceği de söylenemez.
En önemlisi, çalışma gözlemsel karşılaştırmalar içerdiğinden matematik kaygısının belirli beyin aktivitesi farklılıklarına neden olduğunu kesin olarak kanıtlamıyor.
Matematik Kaygısının Beyindeki İzleri Daha İyi Anlaşılıyor
Ankara’daki üniversitelerin ortak çalışması, matematik kaygısının sayısal bilgi işleme sırasında dikkat ve bellekle ilişkili sinirsel süreçlerle bağlantılı olabileceğini gösteren yeni veriler ortaya koydu.
Araştırmada matematik kaygısı düşük kişilerde sayı doğrusu görevi sırasında dikkatle ilişkili frontal göz alanında, aritmetik doğrulama görevi sırasında ise bellek ve dikkat süreçleriyle bağlantılı sol supramarginal girusta daha yüksek aktivite belirlendi.
Buna karşılık matematik kaygısı yüksek kişilerin görev başarısında istatistiksel olarak anlamlı bir düşüş saptanmadı.
Bu ayrım, çalışmanın en önemli bilimsel sonuçlarından birini oluşturuyor.
Matematik kaygısı, yalnızca öğrencinin aldığı notlarla veya yaptığı hata sayısıyla açıklanamayabilecek bilişsel süreçlerle ilişkili olabilir.
Türk araştırmacıların çalışması, kaygı, dikkat, bellek ve matematiksel düşünme arasındaki bağlantıların anlaşılması için yeni bir bilimsel zemin sunuyor.
KAYNAKLAR
- Psychophysiology — Mathematics Anxiety Is Associated With Attentional and Memory-Related Neural Activity During Numerical Cognition — 16 Ekim 2026.




