“Kırmızı alarm” uyarısını zaman zaman duyarız. Peki, bu uyarı ne anlama gelmektedir?

Bir ülkenin üst düzey yöneticileri kırmızı alarm verirse, bir savaş tehlikesi veya saldırı beklentisi olduğunu bildirir; alınması ve uyulması gereken tedbirler belirtilir.

Hava durumu raporlarında kırmızı alarm verilmesi, çok tehlikeli yağış, sel veya fırtına beklentisi bulunduğunu ve can kaybı riskinin arttığını gösterir. Bu durumda alınması gereken tedbirler konusunda uyarılar yapılır.

Hastanelerdeki kırmızı alan ise hayati tehlikesi bulunan ve acil, hızlı ve eksiksiz müdahale gerektiren hastaların değerlendirildiği bölümdür. Kalp durması, trafik kazaları veya ciddi yaralanmalar gibi durumlarda hastalar kırmızı alana alınır ve müdahaleleri burada yapılır.

Bugün bahsedeceğim “kırmızı alarm” ise tamamen teşhise yönelik, çok önemli bir belirtiyi anlatmak içindir:

Kansızlık, yani anemi

Kırmızı kan hücreleri, yani eritrositler, içlerinde bulunan hemoglobin nedeniyle kırmızı renktedir.

Hemoglobinin en önemli görevlerinden biri, akciğerlerden alınan oksijeni dokulara taşımaktır. Dokularda oluşan karbondioksitin ise büyük bölümü kan yoluyla akciğerlere taşınarak dışarı atılır. Böylece vücudumuzun yaşamsal solunum işlevi gerçekleştirilmiş olur.

İnsan organizması, kırmızı kan hücrelerinin yapımı, dolaşımı ve parçalanması arasında oldukça düzenli bir sistem kurmuştur. Bir eritrositin ortalama yaşam süresi yaklaşık 120 gündür.

Yaşlanan kırmızı kan hücreleri, başta dalak olmak üzere retiküloendotelyal sistem tarafından parçalanır. Hemoglobinin parçalanması sonucunda ortaya çıkan demirin önemli bir bölümü yeniden kullanılır ve yeni kırmızı kan hücrelerinin yapımına katılır. Böylece organizma, demir başta olmak üzere birçok yapı taşını yeniden kullanarak adeta bir geri dönüşüm sistemi oluşturur. Normal, sağlıklı bir insanda kansızlık görülmez.

Anemi; halsizlik, yorgunluk, çabuk yorulma, nefes darlığı ve kalp çarpıntısı gibi belirtilerle kendini gösterebilir.

Hastalar çoğu zaman bunu şöyle ifade eder:

“Hocam, eskiden rahatlıkla yaptığım işleri artık yaparken hemen yoruluyorum.”

Anemik hastanın yüzü, dudakları, tırnak yatakları ve özellikle göz kapaklarının iç yüzündeki konjonktivalar soluk görünebilir.

Basit bir tam kan sayımında hemoglobin ve hematokrit değerlerinin düşük olduğu, eritrosit sayısının azaldığı görülebilir.

İşte hastaların bu yakınmaları ve muayene bulguları, biz hekimler için bir “kırmızı alarm” olarak değerlendirilmelidir.

Çünkü ortada araştırılması gereken bir neden vardır.

Bu neden bazen açıkça görülen bir kanama olabilir. Ancak daha önemlisi, çoğu zaman gözle görülmeyen, gizli ve sinsi kan kayıpları söz konusudur.

Özellikle mide ve bağırsak sistemi, gizli kan kayıplarının önemli kaynaklarından biridir.

Makattan dışkıyla kan gelmesi, kanlı veya siyah, katran görünümünde dışkılama, kan kusma, idrarda kan görülmesi ya da kadınlarda anormal vajinal kanamalar hastanın dikkatini daha erken çekebilir.

Ancak özellikle mide ve kalın bağırsaktan uzun süre devam eden küçük miktarlardaki kanamalar, hasta tarafından fark edilmeyebilir. Zaman içerisinde oluşan demir eksikliği anemisi ise yalnızca halsizlik, yorgunluk, çabuk yorulma ve çarpıntı gibi genel belirtilerle kendini gösterebilir.

Özellikle erkeklerde ve menopoz sonrası kadınlarda açıklanamayan demir eksikliği anemisi, mide ve bağırsak sisteminin dikkatli bir şekilde araştırılmasını gerektirir.

Bu hastalarda klinik duruma göre kolonoskopi ile kalın bağırsak, gastroskopi ile mide öncelikle değerlendirilmelidir. Bu şekilde bir neden bulunamazsa hastanın durumuna göre idrar yolları, kadınlarda jinekolojik sistem ve diğer olası kanama kaynakları da araştırılmalıdır.

Bütün bu araştırmalar sırasında akılda tutulması gereken en ciddi olasılıklardan biri, aneminin bir kansere bağlı olabileceğidir.

Elbette her anemi kanser anlamına gelmez. Aneminin demir eksikliği, vitamin eksiklikleri, kronik hastalıklar, böbrek hastalıkları, kemik iliği hastalıkları ve daha birçok nedeni olabilir.

Ancak özellikle açıklanamayan demir eksikliği anemisi ve gizli kan kaybı, kanser olasılığının mutlaka dışlanmasını gerektiren önemli klinik bulgulardır.

Son söz:

Anemi bir hastalık değil, bir kırmızı alarmdır. Altta yatan neden mutlaka araştırılmalı; özellikle açıklanamayan demir eksikliği anemisinde kanser olasılığı dışlanmalıdır.