Bir çocuğun üzülmesini istememek çok insani bir duygudur. Onun zorlanmasını görmek de ebeveyn için kolay değildir. Fakat iyi niyet, bazen gelişimin önüne geçebilir.

Çocuğun her sorununu çözmek, kısa vadede hayatı kolaylaştırır. Uzun vadede ise başka bir mesaj verebilir. “Bu işi tek başına yapamayabilirsin.”

Çocuklar yalnızca anlatılanlardan öğrenmez. Kendi yaptıklarından da öğrenirler. Beklemek, yanılmak ve yeniden denemek gelişimin doğal parçalarıdır. Bunların tamamen ortadan kaldırılması mümkün değildir.

Zaten psikolojik dayanıklılık da sorunsuz bir hayat anlamına gelmez. Güçlük karşısında yeniden düzen kurabilme kapasitesidir. Bu kapasite hazır verilmez. Deneyimle şekillenir.

Buradaki ayrım önemlidir. Çocuğu yalnız bırakmak başka şeydir. Her sıkıntıyı onun yerine çözmek başka şeydir.

Sağlıklı ebeveynlik bu iki uç arasında bir yerde bulunur. Çocuk desteğin varlığını bilir. Fakat kendi gücünü kullanabileceği alanı da bulur.

Gelişim psikolojisindeki temel yaklaşımlar bunu uzun zamandır vurguluyor. Çocuğun özerkliğini desteklemek gelişimin önemli parçalarından biridir. Bunun yanında sınırlar ve güvenli ilişkiler de gerekir.

Bu yüzden özgürlük ile başıboşluk aynı şey değildir. Koruma ile kontrol de aynı anlama gelmez.

Çocuğun okulda bir arkadaşıyla anlaşmazlık yaşadığını düşünelim. Ebeveynin hemen araya girmesi cazip gelebilir. Öğretmeni aramak veya diğer aileyle konuşmak ilk seçenek olabilir.

Bazı durumlarda yetişkin müdahalesi gerçekten gerekir. Zorbalık, şiddet veya güvenlik riski buna örnektir. Fakat her anlaşmazlık yetişkinlerin çözmesi gereken bir kriz değildir.

Yaşa uygun küçük çatışmalar önemli bir öğrenme alanıdır. Çocuk karşısındakini dinlemeyi burada öğrenebilir. Kendi sınırını ifade etmeyi de deneyerek geliştirir.

Benzer durum okul başarısında da görülür. Unutulan ödev hemen okula yetiştirilebilir. Kaybolan eşyanın yerine yenisi anında alınabilir. Öğretmenle yaşanan her sorun ebeveyn tarafından çözülebilir.

Böylece çocuk bazı doğal sonuçlarla hiç karşılaşmaz. Oysa hayatın küçük sonuçları önemli öğretmenlerdir.

Bir defter unutmanın bedeli büyük değildir. Fakat o küçük aksaklık sorumluluk duygusunu geliştirebilir. Her eksik yetişkin tarafından tamamlandığında bu öğrenme fırsatı azalır.

Aşırı koruma çoğu zaman sevgisizlikten doğmaz. Tam tersine yoğun sevgiden doğabilir. Buna ebeveynin kendi kaygısı da eklenebilir.

Çocuğun başarısızlığı bazen ebeveyne kendi başarısızlığı gibi gelir. Çocuğun üzülmesi evde hemen giderilmesi gereken bir durum sayılır. Böylece ebeveyn çocuğun duygusundan önce kendi rahatsızlığını azaltmaya çalışabilir.

Burada önemli bir psikolojik ayrıntı bulunuyor. Her olumsuz duygu zararlı değildir. Hayal kırıklığı da insan deneyiminin doğal parçasıdır.

Çocuk bazen üzülür. Bazen istediğini alamaz. Bazen arkadaş grubuna seçilmez. Bazen sınavdan beklediği notu çıkaramaz.

Bu deneyimlerin tamamını ortadan kaldırmak mümkün değildir. Zaten gerekli de değildir. Önemli olan çocuğun bunlarla yalnız kalmamasıdır.

Destek, problemi ele geçirmek anlamına gelmez. Bazen yalnızca yanında durmaktır. Bazen seçeneklerini düşünmesine yardım etmektir.

“Ben hallederim” yerine başka bir yaklaşım mümkündür. “Sen ne yapabileceğini düşünüyorsun?” denebilir. Ardından gerçekten cevabı beklemek gerekir.

Bu küçük değişiklik önemli bir mesaj taşır. “Sana yardım ederim, fakat senin de gücün var.”

Çocukların kendilerine güvenmesi yalnızca övgüyle gelişmez. Bir işi gerçekten yapabildiklerini görmeleri gerekir. Öz yeterlilik hissi böyle oluşur.

Üstelik başarı tek öğretmen değildir. Başarısızlıktan sonra toparlanabilmek de önemli bir beceridir. Çocuk bunu ancak makul başarısızlıklarla karşılaşınca öğrenebilir.

Elbette her çocuk aynı değildir. Yaş, mizaç ve gelişim düzeyi önemlidir. Bazı çocuklar belirli dönemlerde daha fazla desteğe ihtiyaç duyabilir.

Kaygı bozuklukları veya başka psikolojik güçlükler de tabloyu değiştirebilir. Böyle durumlarda “kendi halletsin” yaklaşımı doğru olmayabilir. Gerektiğinde profesyonel değerlendirme önem taşır.

Fakat gündelik hayatın olağan zorluklarında farklı bir ölçü kullanılabilir. Ebeveyn kendisine basit bir soru sorabilir. Çocuğum gerçekten yardıma mı ihtiyaç duyuyor?

Bazen cevap evettir. Bazen ise çocuk yalnızca deneme fırsatına ihtiyaç duyar.

Çocuğa güvenmek, onun hiç düşmeyeceğine inanmak değildir. Düştüğünde yeniden kalkmayı öğrenebileceğine inanmaktır.

Bir ebeveynin görevi çocuğun önündeki bütün taşları kaldırmak olmayabilir. Bazı taşların nasıl aşılacağını göstermek daha kalıcıdır.

Çünkü çocukluk güvenli bir bekleme salonu değildir. Hayata hazırlanmanın kendisidir.