Borç, ödenmesi gereken bir yükümlülüktür. Alacaklının da alacağını takip etme hakkı vardır. Fakat hiçbir alacak, kişiyi sınırsız biçimde rahatsız etme yetkisi vermez.

Son yıllarda özellikle varlık yönetim şirketleri hakkında benzer şikâyetler duyuluyor. Gün içinde tekrar tekrar arananlar var. Mesaj yağmuruna tutulanlar da bulunuyor. Borçlunun yakınlarının aranması ise meseleyi daha hassas hâle getiriyor.

Hukuken önce şu ayrımı yapmak gerekir. Borcun varlığı başka şeydir. Borcun hangi yöntemle tahsil edildiği başka şeydir. Meşru bir alacak, hukuka aykırı tahsil yöntemini meşru hâle getirmez.

Nitekim Kişisel Verileri Koruma Kurulu bu konuda önemli kararlar verdi. Aynı borç için birden fazla mesaj gönderilmesi bile sınırsız kabul edilmiyor. Kurul, bazı somut olaylarda bunu dürüstlük ilkesine aykırı buldu.

Daha önemli sınır ise üçüncü kişiler konusunda ortaya çıkıyor. Borçlunun annesi, kardeşi veya arkadaşı borcun tarafı değildir. Bu kişilerin telefonlarına ulaşıp borç bilgisini paylaşmak hukuken ciddi sorun yaratabilir. KVKK da yakınların bilgilerinin kullanılmasına ilişkin açık uyarılarda bulunuyor.

Burada “borcun miktarı söylenmedi” savunması her zaman yeterli olmayabilir. Arayan kurumun kimliği bazen borç ilişkisinin anlaşılmasına yol açabilir. Mesajın içeriği de dolaylı biçimde aynı sonucu doğurabilir.

Sürekli aranan kişinin elindeki ilk araç öfke değildir. Delildir. Arama kayıtlarının ekran görüntüleri saklanmalıdır. Gelen SMS ve WhatsApp mesajları silinmemelidir. Arayan numara, tarih ve saat mümkün olduğunca kaydedilmelidir.

Yakınlar aranmışsa onların kayıtları da ayrıca önem taşır. Hangi numaranın arandığı ve ne söylendiği not edilmelidir. Borç bilgisinin açıklanıp açıklanmadığı özellikle kayda geçirilmelidir.

Ardından şirkete yazılı başvuru yapılabilir. Aramaların hangi hukuki gerekçeyle yapıldığı sorulabilir. Kişisel verilerin hangi kaynaklardan elde edildiğinin açıklanması istenebilir. Yanlış veya hukuka aykırı verilerin düzeltilmesi yahut silinmesi de talep edilebilir.

KVKK kapsamında veri sorumlusuna başvuru hakkı bu noktada önemlidir. Özellikle üçüncü kişilerin numaralarının kullanılması ayrıca sorgulanmalıdır. Şirketin verdiği cevap veya cevap vermemesi sonraki süreç açısından delil niteliği taşıyabilir.

Gerekli şartlar oluşursa Kişisel Verileri Koruma Kuruluna şikâyet yolu da gündeme gelir. Kurul daha önce varlık yönetim şirketleri hakkında yaptırım kararları verdi. Gerçek borçlu olmadığı hâlde aranmaya devam edilen kişiler hakkında da kararlar bulunuyor.

Ceza hukuku bakımından ise her ısrarlı aramaya otomatik olarak “suç” denilemez. Somut olayın özellikleri belirleyicidir. Aramaların sıklığı, amacı ve sürekliliği birlikte değerlendirilir.

Türk Ceza Kanunu’nun 123. maddesi kişilerin huzur ve sükûnunun bozulmasını düzenler. Israrla telefon edilmesi belirli şartlarda bu madde kapsamında değerlendirilebilir. TCK 123/A kapsamındaki ısrarlı takip hükümleri de olayın özelliklerine göre gündeme gelebilir.

Tehdit veya hakaret varsa tablo ayrıca değişir. Böyle durumlarda savcılığa veya kolluk birimlerine başvuru imkânı bulunur. Kayıtların korunması bu nedenle daha da önem kazanır.

Maddi veya manevi zarar doğmuşsa hukuk mahkemeleri bakımından da ayrı yollar düşünülebilir. KVKK kararlarında adli yargıya başvuru hakkının saklı olduğu açıkça belirtilmiştir.

Bir başka önemli nokta borcun gerçekten kişiye ait olup olmadığıdır. Yanlış kişiye yöneltilen takip derhâl ciddiye alınmalıdır. Kimlik karışıklığı veya hatalı kayıt varsa yalnızca telefonla itiraz etmek yeterli olmayabilir.

Yazılı düzeltme talebi yapılmalı ve cevap saklanmalıdır. TBB Risk Merkezi kayıtları da gerektiğinde kontrol edilmelidir. Yanlış kaydın düzeltilip düzeltilmediği ayrıca takip edilmelidir.

Borç gerçekse bile kişi hukuk korumasının dışına çıkmaz. Borçlu olmak mahremiyetten vazgeçmek değildir. Borçlu olmak aile çevresinin tahsilat baskısına açık hâle gelmesi de değildir.

Varlık yönetim şirketlerinin tahsilat yapması faaliyetlerinin doğal parçasıdır. Buna hukuk itiraz etmez. Ancak hukuk, tahsilat yönteminin sınırını da çizer.

İnsanları sürekli aramak tahsilatın doğal uzantısı sayılamaz. Akrabaları devreye sokmak ise çok daha dikkatli değerlendirilmelidir. Çünkü alacağın muhatabı borçludur, onun sosyal çevresi değil.

Hukukun ölçüsü aslında oldukça açıktır. Alacak hakkı korunur. Fakat kişinin huzuru ve özel hayatı da korunur. Bir hakkı kullanmak, başka bir hakkı gereksiz yere ezme yetkisi vermez.