İstiklal Marşı’mızın şairi Mehmet Akif ERSOY; kişiliği, karakteri, disiplini ve kendisine has tarzıyla ilkeli bir hayat yaşadı. Milli mücadele döneminde Anadolu insanının var olma mücadelesini iliklerine kadar hissetmiş; yazılarıyla, şiirleriyle, vaazları ve bedel ödeyen şahsiyetiyle ülkesinin ve milletinin zor dönemlerinde elinden geleni yaparak öncü rol oynamıştır. Tacettin Dergahı’nda bir gece yarısı uyuyamayıp eline aldığı sert bir cisimle duvara yazdığı şu mısralar sonsuza kadar devam edecek bağımsızlık azminin hafızalara kazınmış sembolüdür;

“Ben ezelden beridir hür yaşadım hür yaşarım

Hangi çılgın bana zincir vuracakmış şaşarım.”

Cumhuriyet Dönemi mütefekkir ve şairi Mehmet Akif’in edebi, fikri ve siyasi çalışmaları üzerine çok şey yazılıp çizilmiştir. Ancak onun ilk uğraşı olan ve bir dönem maişetini temin etiği veteriner hekimlik mesleği üzerine az şey bilinmektedir.

Daha 14 yaşında babasını kaybetmiş ve rahmetli babasının yakın bir arkadaşının hamiliği ile ilk sivil veteriner yüksekokulu olan Mülkiye’nin Baytar Mektebi’ne kaydolmuştur. İki sene gündüzlü, iki sene yatılı olan okulunu birincilikle bitirmiş ve evvela İstanbul Belediyesi’nde çalışmaya başlamıştır. Daha sonra XIX. yüzyılda kurulan (Orman Ma’âdin ve Ziraat Nezareti) Orman ve Ziraat Bakanlığı’nda Baytar Müfettiş Muavini olarak görev yapmıştır.

Mehmet Akif, daha sonra bir yandan Halkalı Baytar ve Ziraat Mektebi’nde kitabet dersleri, diğer yandan Darülfünun’da (üniversite) edebiyat dersleri vermiş, ancak aldığı diğer görevlere rağmen veteriner hekimlikle ilişkisini kesmemiştir.

Mehmet Akif, Orman ve Ziraat Bakanlığı’ndaki 20 yıllık hizmetleri süresince sık sık Bakanlık adına yolculuklara çıkmış, zaman zaman da ek görevler yüklenmiştir. Görev yeri İstanbul’daki Bakanlık merkezi olmakla beraber, dört yıl kadar Rumeli’de, Anadolu’da ve Arabistan’da bulaşıcı hayvan hastalıklarıyla mücadele çalışmaları yürütmüştür.

Yine Mehmet Akif, orduya alınacak atları seçmek için kurulan ekiple birlikte Şam, Halep ve Adana illerine gitmiştir. Böylece memleket ahvalini yakından görme, vatan ve milletin sorunlarına yakından şahitlik etme fırsatı bulmuştur.

Hayvan sağlığı alanında veteriner hekimlerin sunduğu katkı göz önünde bulundurulduğunda Mehmet Akif’in mesleki bilgisiyle ülkesine önemli katkılar sağladığını söylemek mümkünüdür. Mehmet Akif 1935 yılında Şefik Kolaylı’ya “Bakteriyolojihane’nin durumunu sorduğu mektupta, okuldan mezun olan öğrencilerin beş altı ay kadar okula devam etmelerini, bunun yaralı olacağını bildirmiştir.”

Cumhuriyet tarihinin ilk bilim tarihçisi Adnan Adıvar’ın şu sözleri Mehmet Akif’in mesleki yönüne dikkat çekmektedir: “Ben Akif’i yalnız şair diye değil, daha çok büyük bir insan ve büyük bir fen adamı diye severim. Onun Fatih kürsüsü eşsiz bir abide-i fendir. O eserin her kelimesi ilm-ü fen deryasından seçilmiş inciler, meyvelerdir.”

İstiklal Marşı’mızın şairi Mehmet Akif’in düşünce hayatımızdaki yeri kuşkusuz şiirlerinde dile getirdiği hakikatlerle yerini sağlamlaştırmıştır. Zor bir dönemde haykırdığı mısralar bugün bile bize yol göstermekte ve heyecan vermektedir. Şiirlerini topladığı Safahat adlı kitap yeni nesillerin de okuması ve bilmesi gereken önemli bir kültür hazinesidir. Onun Köse İmam ile konuşmasında geçen bu mısralar eski ismiyle baytarlık mesleğine olan özlemini dile getirmesi bakımından önemlidir.

- “Kim bid’atçı diyor… Duyduğum en çok bunlar.

- Daha var mıydı, İmam?

- Hayır. Var var unuttum: Baytar!

- Keşke baytarlık edeydim…

- Yine et mümkünse.

- Yapamam.

- Belki yapardık be..

- Unuttum be köse.

- Keşke zihninde kalaymış, ne kadar lazımmış:

Beni dinler misin evlad, yine kabilse çalış: Çünkü bir tecrübe etsen senin aklın da yatar, bize insan hekiminden daha lazım baytar.”