Tıp; öğrenciliği, ihtisası ve çalışma koşulları oldukça yoğun geçen bir alan. İş hayatından arta kalan zamanlarda keyifli meşgaleler edinmek, sanat ve edebiyatla ilgilenmek hekimler için motivasyon kaynağı olmaktadır.
Sanat, edebiyat ve diğer kültür alanlarıyla ilgilenip sanatçı, yazar, şair veya düşünür kimlikleriyle ön plana çıkan hekimler serisinin bu haftaki konuğu Ahmet Süheyl Ünver.
Dahiliye mütehassısı Süheyl Ünver, Türk tıp tarihine merak salmış, bu alanda önemli bir eksiklik görmüş, Türkiye ve Avrupa’daki kütüphanelerde derin araştırmalar yapmış ve İstanbul’da 1933 yılında Tıp Tarihi Enstitüsü kurarak Türk-İslam tıp tarihi çalışmalarının akademik bir çerçevede yürütülmesine öncülük etmiştir.
1898’de İstanbul’da dünyaya gelen Süheyl Ünver’in babası , Sultan Abdülhamit döneminin bürokratı, annesi ise 19. yüzyılın ünlü hattatlarından Mehmet Şevki Efendi’nin kızıdır. 1915 yılında girdiği Mekteb-i Tıbbiye’yi 1920 yılında bitirir. Gureba Hastanesi’nde evvela Cildiye kliniğinde görev yapar; ancak daha sonra dahiliyeyi ister ve dahiliye asistanı olarak görev yapar. Hocası Akil Muhtar’ın desteğiyle 1927 yılında Fransa’ya gider. Paris’te Pitie Hastanesi’nde ihtisasını tamamlar.
Ancak o dönemde Avrupa’ya giden birçok aydın ve sanatçı gibi kendisi de tıp eğitiminin yanında sanat ve kültür hayatına olan merakının sevkiyle Paris’te bulunan Şark Yazmaları Bölümü’ndeki tezhip ve minyatürlerden Türk süslemesinin nadide örneklerini incelme fırsatı bulur. Burada ayrıca Türk-İslam tıbbına ait yazma kitaplar üzerine çalışır.
1929 yılında İstanbul’a dönen Süheyl Ünver, bir taraftan İstanbul Darülfünunu Tıp Fakültesi’nde akademik çalışmalar yaparken bir taraftan da Türk-İslam tıp tarihi alanında çalışmalar icra eder.
1933’te Tıp Tarihi Enstitüsü’nü kurar. Akabinde Türk-İslam Tıp Tarihi Arşivi dergisini çıkarır. Başlangıçta ihtisas alanı olan dahili tababet alanında yazılar neşreden Ünver, bir Türk tıp tarihinin yazılmamış olmasını büyük bir eksiklik olarak görmüş ve daha sonra çalışmalarını bu yönde devam ettirmiştir.
Son devir Türk hekimlerini konu alan özgün monografiler yazmış, Anadolu ve Avrupa kütüphanelerinde bulunan yazma eserler üzerinde çalışmıştır.
Süheyl Ünver usta bir müzehhip, ressam ve şairdir aynı zamanda. Osmanlı döneminden tevarüs eden tezhip, minyatür ve hat gibi sanatlarla iştigal etmiş ve özellikle tezhip alanında eserler meydana getirmiştir.
1940’lara doğru Topkapı Sarayı Nakışhânesi’nde ve İstanbul Üniversitesi bünyesinde geleneksel Türk sanatları kurslarında öğrenciler yetiştirmiş ve Osmanlı’dan Cumhuriyet Türkiye’sine bu sanatların intikalinde önemli bir rol üstlenmiştir.
Modern resim tarzında yaptığı çalışmalarla da İstanbul’un çeşitli mekanlarını resmetmiştir. Yaptığı sulu boya resimlerden 240 tanesi İstanbul Belediyesi tarafından üç albüm halinde bastırılmıştır.
Süheyl Ünver’in hayatında İstanbul’un müstesna bir yeri vardır. Ona göre “İstanbul bütün Türk tarihinin, Türk coğrafyasının bir terkibi, bir hülasası ve tecellisi olmuştur.” Bu sebeple İstanbul’a dair yazdığı çok sayıda makalesi, araştırması ve yazıları mevcuttur. Bu yazılar İstanbul Risaleleri adlı beş ciltlik bir eser halinde neşredilmiştir.
Hayatına bir dahiliye doktoru olarak başlayıp ardından yaptığı araştırmalar, verdiği eserlerle ülkemizin bilim ve sanat tarihinde özel bir yer edinen Süheyl Ünver’i tanımamak kültür hayatımız için büyük bir eksiklik olacaktır. Kendisini çok yönlü yetiştirmiş; bilim, sanat ve kültür hayatımızda örnek bir şahsiyet olarak lise ve üniversitelerde biyografisi anlatılması gereken Süheyl Ünver 1986 yılında İstanbul’da vefat etmiştir.