Katarakt çıkarılıyordu ama geride başka bir sorun kalıyordu
Bugün katarakt ameliyatı denildiğinde çoğu insanın zihninde oldukça standart bir işlem canlanıyor: Bulanıklaşan doğal göz merceği çıkarılıyor, yerine saydam bir yapay mercek yerleştiriliyor ve gözün optik sistemi yeniden kuruluyor.
Ancak 20. yüzyılın ilk yarısında katarakt cerrahisi böyle değildi.
Cerrahlar bulanıklaşmış doğal merceği çıkarabiliyorlardı fakat onun yerine yeni bir mercek koymuyorlardı. Hasta ameliyattan sonra afak, yani doğal göz merceğinden yoksun kalıyordu. Görmenin yeniden odaklanabilmesi için de çoğunlukla yüksek numaralı ve oldukça kalın gözlükler kullanılması gerekiyordu.
Katarakt ortadan kaldırılmıştı ama gözün önemli optik bileşenlerinden biri de onunla birlikte çıkarılmıştı.
Bu eksikliği giderecek fikir ise katarakt ameliyathanesinden çok, II. Dünya Savaşı'nın yaralı pilotlarının gözlerinde şekillenmeye başladı.
Savaş uçaklarının kokpitlerinde kullanılan şeffaf plastik
II. Dünya Savaşı sırasında birçok savaş uçağının kokpit kanopilerinde hafif, dayanıklı ve şeffaf bir akrilik malzeme kullanılıyordu.
Bu malzeme polimetil metakrilat, yani PMMA idi.
İngiltere'de Perspex, başka ülkelerde ise Plexiglas gibi ticari adlarla bilinen bu şeffaf plastik, hava muharebeleri sırasında kokpit parçalandığında küçük kırıntılar halinde pilotların yüzüne ve gözlerine saplanabiliyordu.
Beklenmedik olan, bu parçaların bazılarının göz içerisinde ciddi bir yabancı cisim reaksiyonuna yol açmadan kalabilmesiydi.
Savaş yıllarında göz hekimleri akrilik kokpit parçalarının göz dokuları tarafından şaşırtıcı ölçüde iyi tolere edildiğini gözlemledi. Bu durum yalnızca kişisel bir gözlem olarak kalmadı; akrilik uçak camı parçalarının göz içinde görece inert davranabildiğine ilişkin bilgiler 1948 yılına gelindiğinde tıbbi literatürde de yer almıştı.
Bu bilgi, ileride katarakt cerrahisinin yönünü değiştirecek temel ipuçlarından birine dönüşecekti.
Gordon “Mouse” Cleaver: Hikâyenin en çok anlatılan pilotu
Harold Ridley'nin göz içi mercek fikrinin anlatıldığı tarihsel metinlerde en sık karşılaşılan isimlerden biri Kraliyet Hava Kuvvetleri pilotu Gordon “Mouse” Cleaver'dır.
Cleaver'ın uçağı 1940 yılında hava muharebesi sırasında vuruldu. Kokpit kanopisinin parçalanması sonucunda akrilik parçaları gözlerine ve çevresindeki dokulara saplandı. Daha sonraki yıllarda bu parçaların göz dokusunda oluşturduğu reaksiyon, PMMA'nın biyolojik olarak nispeten iyi tolere edilebildiğinin dikkat çekici örneklerinden biri olarak anlatıldı.
Ancak yeni tarih araştırmaları önemli bir ayrıntıya dikkat çekiyor:
Göz içindeki akrilik parçalarının iyi tolere edilebildiğinin anlaşılması yalnızca Cleaver vakasına dayanmıyordu. Savaş sırasında benzer yaralanmalar görülmüş ve bu özellik daha geniş bir tıbbi gözlemin parçası haline gelmişti.
Dolayısıyla modern göz içi merceğin doğuşunu tek bir pilotun yaralanmasına bağlamak yerine, savaş yaralanmalarından elde edilen ortak klinik gözlemlerin Ridley'nin düşüncesine zemin hazırladığını söylemek tarihsel olarak daha doğru görünüyor.
Bir öğrencinin basit sorusu
1949 sonbaharında yaşanan bir başka olay bu gözlemlerin cerrahi bir fikre dönüşmesini hızlandırdı.
Yeni tarihsel incelemelere göre Ridley bir katarakt ameliyatı gerçekleştirdikten sonra ameliyatı izleyen bir tıp öğrencisi ona doğal mercek çıkarıldıktan sonra neden yerine başka bir mercek konulmadığını sordu.
Sorunun özü son derece basitti:
Bulanık merceği çıkarabiliyorsak yerine şeffaf bir mercek neden koymuyoruz?
Ridley'nin savaş yıllarında edindiği akrilik malzemelerin göz tarafından tolere edilebildiğine ilişkin bilgiyle bu soru birleşince yapay göz merceği düşüncesi somut bir projeye dönüşmeye başladı.
Göze bilinçli olarak yabancı bir cisim yerleştirmek
Bugünden bakıldığında yapay bir göz merceğinin göze yerleştirilmesi son derece doğal görünebilir.
O dönemde ise düşünce oldukça radikaldi.
Göz cerrahisinin temel prensiplerinden biri göz içindeki yabancı maddeleri çıkarmaktı. Ridley ise bunun tersini yapmayı öneriyordu:
Göze, orada ömür boyu kalması amaçlanan yabancı bir materyal yerleştirmek.
Ridley, optik firması Rayner ile ilişkili John Pike'ın da katkısıyla PMMA'dan göz içine yerleştirilebilecek bir mercek geliştirmeye başladı. İlk mercekler doğal insan merceğinin biçimini taklit etmeye çalışıyordu.
Perspex CQ mu, Transpex I mı?
Göz içi merceğin tarihindeki ilginç ayrıntılardan biri kullanılan ilk akrilik malzemenin ticari adıdır.
Uzun yıllardır tekrarlanan tarihsel anlatılarda Ridley'nin ilk göz içi merceklerinin Perspex CQ adı verilen klinik kalitede PMMA'dan üretildiği belirtiliyor. Bazı modern incelemeler de bu bilgiyi aktarıyor.
Ancak 2025 yılında American Journal of Ophthalmology'de yayımlanan ve dönemin belgelerini yeniden inceleyen çalışma farklı bir ayrıntı ortaya koydu. Araştırmacılara göre Ridley'nin kullandığı akrilik materyal Transpex I idi ve bu malzeme 1940'lı yıllarda optik uygulamalarda zaten kullanılıyordu.
Bu nedenle tarihsel olarak en güvenli ifade, Ridley'nin ilk merceklerinin PMMA esaslı şeffaf akrilikten üretildiğini söylemektir.
Malzemenin biyolojik olarak tolere edilebilir olması büyük bir avantajdı.
Fakat yalnızca uygun bir plastik bulmak yeterli değildi.
Merceğin optik gücü, şekli, göz içinde duracağı yer, sterilizasyon yöntemi ve uzun dönem güvenliği de çözülmesi gereken sorunlardı.
29 Kasım 1949 mu, 8 Şubat 1950 mi?
Göz içi merceğin tarihindeki en sık karıştırılan konulardan biri de ilk implantasyonun tarihidir.
Birçok kaynak 29 Kasım 1949 tarihini göz içi mercek cerrahisinin başlangıcı olarak verir.
Ancak daha yeni tarihsel incelemeler olayın iki aşamalı olduğunu gösteriyor.
İlk hastaya Kasım 1949'da ekstrakapsüler katarakt ameliyatı yapıldı. Kalıcı yapay mercek ise aynı hastanın gözüne ikinci bir operasyonla 8 Şubat 1950'de yerleştirildi.
Dolayısıyla 29 Kasım 1949, ilk hastanın cerrahi sürecinin başlangıcını; 8 Şubat 1950 ise ilk kalıcı göz içi mercek implantasyonunu temsil ediyor.
Bu ayrım, modern tarih araştırmalarının Ridley öyküsüne getirdiği en önemli düzeltmelerden biri.
İlk mercek büyük bir optik hatayla başladı
Tıp tarihindeki devrim niteliğindeki yeniliklerin ilk örnekleri her zaman kusursuz değildir.
Ridley'nin göz içi merceği bunun çarpıcı örneklerinden biridir.
İlk mercek doğal insan merceğine benzer bir eğrilikle hazırlanmıştı. Fakat PMMA'nın kırılma indisi doğal göz merceğinden farklıydı ve bu fark merceğin optik gücü hesaplanırken yeterince dikkate alınmamıştı.
Sonuç oldukça dramatikti.
İlk hastada ameliyat sonrasında yaklaşık −21 diyoptrilik çok yüksek bir miyopik refraksiyon ortaya çıktı.
Bu sorun göz içi mercek cerrahisinin geleceğinde son derece önemli bir ders haline geldi:
Göze yerleştirilen merceğin yalnızca şeffaf ve biyolojik olarak uyumlu olması yetmiyordu; optik gücünün de hassas biçimde hesaplanması gerekiyordu.
Bugün katarakt cerrahisi öncesinde yapılan biyometri ve göz içi mercek hesaplamalarının temel amacı tam olarak budur.
Sterilizasyon yöntemi de sorun yarattı
Erken dönem merceklerde başka bir önemli problem daha ortaya çıktı.
Ridley'nin kullandığı merceklerin bir bölümü cetrimide ile sterilize ediliyordu. Ancak bu kimyasalın akrilik yüzeyden tamamen uzaklaştırılması her zaman mümkün olmuyordu.
Sonuç olarak bazı hastalarda ciddi ameliyat sonrası inflamasyon ve üveit gelişti.
Bunun yanında ilk merceklerin modern göz içi merceklerde bulunan gelişmiş sabitleme yapıları yoktu. Merceğin yer değiştirmesi ve buna bağlı komplikasyonlar da görülebiliyordu.
Bu deneyimler biyomalzeme biliminin, sterilizasyonun, mercek geometrisinin ve göz içindeki mekanik stabilitenin ne kadar önemli olduğunu ortaya koydu.
Ridley neden eleştirildi?
Göz içi mercek tarihinin geleneksel anlatısında Ridley çoğu zaman döneminin tutucu hekimleri tarafından anlaşılmayan bir öncü olarak tasvir edilir.
Bu anlatının bir bölümü doğrudur: Göze kalıcı bir yapay mercek yerleştirme düşüncesi gerçekten de döneminin cerrahi anlayışına meydan okuyordu ve yoğun tartışmalara neden oldu.
Ancak son yıllardaki tarihsel değerlendirmeler eleştirilerin yalnızca “yeniliğe karşı direnç” ile açıklanmasının doğru olmadığını gösteriyor.
Ridley ilk insan uygulamasından önce kapsamlı preklinik hayvan çalışmaları yapmamıştı. İlk tasarımda önemli optik hesaplama hataları vardı. Sterilizasyon sorunları inflamasyona neden oldu ve ilk merceklerin göz içinde sabitlenmesi yeterince güvenli değildi.
Dolayısıyla dönemin bazı göz hekimlerinin yaklaşımı yalnızca muhafazakârlıktan değil, hasta güvenliği ve erken komplikasyonlar konusundaki gerçek kaygılardan da kaynaklanıyordu.
Ridley'nin başarısını daha az önemli hale getirmeyen bu ayrıntı, tam tersine tıp tarihinin nasıl ilerlediğini daha iyi gösteriyor:
Büyük yenilikler bazen doğru bir temel fikirle başlar fakat güvenli bir standart haline gelebilmeleri için yıllarca düzeltilmeleri gerekir.
Ridley 1952'de sonuçlarını bilim dünyasına sundu
Ridley, göz içi akrilik merceklerle ilgili deneyimlerini 1952 yılında bilimsel literatürde ayrıntılı biçimde yayımladı.
British Journal of Ophthalmology'de çıkan “Intra-Ocular Acrylic Lenses: A Recent Development in the Surgery of Cataract” başlıklı makalesi, göz içi mercek cerrahisinin erken dönemini belgeleyen temel kaynaklardan biri oldu. Aynı yıl The Lancet'ta da göz içi akrilik merceklerle ilgili çalışması yayımlandı.
İlk sonuçlar mükemmel değildi.
Fakat artık çok önemli bir şey kanıtlanmıştı:
İnsan gözünün içine yapay bir optik mercek yerleştirmek mümkündü.
Kalın gözlüklerden gözün içine yerleştirilen optiğe
Ridley'nin yeniliğinin asıl önemi burada yatıyordu.
Eski katarakt cerrahisi bulanık merceği ortadan kaldırıyordu.
Ridley'nin yaklaşımı ise bir adım daha ileri giderek kaybedilen optik gücü gözün kendi içine geri koymaya çalışıyordu.
Başka bir ifadeyle katarakt ameliyatı artık yalnızca “çıkarma ameliyatı” olmaktan çıkıp aynı zamanda “optik sistemi yeniden kurma ameliyatına” dönüşüyordu.
Sonraki onlarca yıl boyunca göz içi merceklerin tasarımı, optik hesaplama yöntemleri ve kullanılan biyomalzemeler büyük ölçüde gelişti.
Sert PMMA merceklerin ardından silikon ve katlanabilir akrilik mercekler geliştirildi. Günümüzde özellikle hidrofobik ve hidrofilik akrilik materyaller yaygın olarak kullanılıyor. Esnek mercekler çok daha küçük cerrahi kesilerden göz içine yerleştirilebiliyor.
Optik tasarım da değişti.
Monofokal merceklerin yanında astigmatizmayı düzeltmeyi amaçlayan torik mercekler ile farklı mesafelerde görmeye yardımcı olmayı hedefleyen multifokal ve genişletilmiş odak derinlikli tasarımlar geliştirildi.
Ridley'nin ilk sert akrilik merceğinden bugünkü kişiselleştirilmiş göz içi merceklerine uzanan yol, biyomalzeme ve optik mühendisliğinin birlikte ilerlediği uzun bir teknolojik dönüşüm oldu.
Savaş yaralanmasından modern ameliyathaneye
Harold Ridley'nin hikâyesi çoğu zaman tek bir mucizevi keşif öyküsü gibi anlatılır.
Gerçekte ise hikâye çok daha öğreticidir.
Savaş sırasında pilotların gözlerine giren akrilik parçalarının beklenenden iyi tolere edildiği fark edildi.
Bir tıp öğrencisi doğal merceğin yerine neden yeni bir mercek konulmadığını sordu.
Ridley bu iki bilgiyi bir araya getirdi.
İlk tasarımında önemli hatalar yaptı.
Hastalarında komplikasyonlar görüldü.
Meslektaşları yöntemin güvenliğini sorguladı.
Sonraki cerrahlar merceğin malzemesini, şeklini, optik gücünü, sabitlenmesini ve implantasyon yöntemini geliştirdi.
Ve sonunda ortaya modern katarakt cerrahisinin temel bileşenlerinden biri çıktı.
Bugün olağan görünen “bulanık merceği çıkar, yerine yapay mercek koy” yaklaşımının arkasında onlarca yıllık deneyim bulunuyor.
Hikâyenin başlangıcında ise laboratuvar masasından çok daha sıra dışı bir görüntü vardı:
Bir savaş uçağının parçalanmış kokpiti ve pilotların gözlerinde kalan küçük akrilik parçaları.
Tıp tarihinin en önemli yeniliklerinden biri, bu parçaların neden beklenen iltihabı oluşturmadığını fark eden hekimlerin sorduğu basit bir soruyla başladı.
6) Kaynaklar
-
Leffler CT, Spalton D, Schwartz SG, Grzybowski A, Maloney RK. Sir Harold Ridley (1906–2001) and His Cure for Aphakia: New Historical Insights Into the Invention of the Intraocular Lens. American Journal of Ophthalmology, 2025;273:167–175.
-
Ridley H. Intra-Ocular Acrylic Lenses: A Recent Development in the Surgery of Cataract. British Journal of Ophthalmology, 1952;36:113–122.
-
Ridley H. Intra-ocular Acrylic Lenses after Cataract Extraction. The Lancet, 1952;1:118–121.
-
Maloney RK, Mahone S. Harold Ridley and the Invention of the Intraocular Lens: A Reappraisal. Journal of Cataract & Refractive Surgery, 2025;51:629–634.
-
Davis G. The Evolution of Cataract Surgery. Missouri Medicine, 2016.
-
Luo L ve ark. Recent Advances of Intraocular Lens Materials and Surface Modification in Cataract Surgery. 2022.





