Hedef yalnızca yeni ilaçlar geliştirmek değil; enfeksiyonları önlemek, mevcut antimikrobiyallerin etkinliğini korumak ve insan, hayvan, bitki, gıda sistemleri ile çevreyi birlikte ele almak.

Bir zamanlar zatürre, basit yaralanmalar ve ameliyat sonrası gelişen enfeksiyonlar insan hayatını kolaylıkla tehdit edebiliyordu.

Antibiyotiklerin kullanılmaya başlanması modern tıbbın seyrini değiştirdi. Ancak bugün dünya başka bir sorunla karşı karşıya: Bazı bakteriler, onları tedavi etmek için kullandığımız antibiyotiklere giderek daha dirençli hale geliyor.

Bu durum, bütün antibiyotiklerin bir gün aniden ve aynı anda etkisizleşeceği anlamına gelmiyor.

Sorun çok daha yavaş ve karmaşık ilerliyor.

Bazı bakterilere karşı bazı antibiyotiklerin etkinliği azalıyor; bunun sonucunda tedavi seçenekleri daralabiliyor.

Dünya Sağlık Örgütü’nün Temmuz 2026’da yayımladığı verilere göre 2023 yılında dünya genelinde laboratuvarla doğrulanmış, insanlarda yaygın enfeksiyonlara neden olan bakteriyel enfeksiyonların yaklaşık altıda biri antibiyotiklere dirençliydi.

WHO ayrıca izlenen bakteri-antibiyotik kombinasyonlarının yüzde 40’tan fazlasında 2018–2023 döneminde direnç artışı görüldüğünü bildiriyor.

Antibiyotik direnci ile antimikrobiyal direnç aynı şey mi?

Tam olarak değil.

Antibiyotik direnci, bakterilerin antibiyotiklere karşı direnç geliştirmesini ifade eder.

Antimikrobiyal direnç ise daha geniş bir kavramdır. Bakterilerin yanı sıra virüslerin, mantarların ve parazitlerin bunlara karşı kullanılan ilaçlara yanıt vermemesi de antimikrobiyal direnç kapsamında değerlendirilir.

2026–2036 Küresel Eylem Planı bu nedenle yalnızca antibiyotik direncini değil, antimikrobiyal direncin tamamını ele alıyor.

Direnç kazanan insan değil, mikroorganizmadır

Günlük hayatta sık kullanılan bir cümle vardır:

“Vücudum bu antibiyotiğe alıştı.”

Bilimsel olarak direnç geliştiren insan vücudu değildir.

Direnç geliştiren bakteridir.

İklim Değişikliği Sağlığı Nasıl Etkiliyor? Aşırı Sıcakların Görünmeyen Ölüm Yükü
İklim Değişikliği Sağlığı Nasıl Etkiliyor? Aşırı Sıcakların Görünmeyen Ölüm Yükü
İçeriği Görüntüle

Bakteriler doğal özellikleri veya sonradan kazandıkları genetik değişiklikler sayesinde belirli antibiyotiklerin etkisinden kurtulabilir. Dirençli bakteriler çoğaldıkça ve yayıldıkça daha önce kolaylıkla tedavi edilebilen bazı enfeksiyonların tedavisi güçleşebilir.

Bunun sonucunda farklı ilaçların kullanılması, daha uzun tedavi süreleri veya daha yoğun sağlık hizmetleri gerekebilir. Bazı durumlarda etkili tedavi seçenekleri ciddi biçimde sınırlanabilir.

4,7 milyon ölüm: Burada önemli bir ayrım var

Antimikrobiyal direnç konusunda rakamları doğru ifade etmek özellikle önemli.

Dünya Sağlık Örgütü’ne göre bakteriyel antimikrobiyal direnç 2021 yılında dünya genelinde 4,7 milyondan fazla ölümle ilişkiliydi.

Buradaki anahtar kelime “ilişkili”.

Bu rakam, 4,7 milyon kişinin yalnızca antimikrobiyal direnç nedeniyle öldüğü anlamına gelmez. Dirençli bakteriyel enfeksiyonların bulunduğu durumlarda ortaya çıkan toplam ölüm yükünü ifade eden epidemiyolojik bir tahmindir.

Bu nedenle “antibiyotik direnci 4,7 milyon insanı öldürdü” demek yerine, “4,7 milyondan fazla ölüm bakteriyel antimikrobiyal dirençle ilişkiliydi” demek bilimsel açıdan daha doğrudur.

Dünya neden 2036’ya kadar yeni bir plan yaptı?

23 Mayıs 2026’da düzenlenen 79. Dünya Sağlık Asamblesi’nde üye devletler, Güncellenmiş Antimikrobiyal Direnç Küresel Eylem Planı 2026–2036’yı kabul etti.

WHO planın kabulünü 25 Mayıs 2026’da duyurdu.

Plan; Dünya Sağlık Örgütü, Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü, Birleşmiş Milletler Çevre Programı ve Dünya Hayvan Sağlığı Örgütü tarafından yürütülen geniş bir istişare sürecinin ardından hazırlandı.

Bu, antimikrobiyal direnç mücadelesinin başlangıcı değil.

İlk Küresel Antimikrobiyal Direnç Eylem Planı Dünya Sağlık Asamblesi tarafından 2015 yılında kabul edilmişti.

2026–2036 planı, yaklaşık on yıllık uygulamanın ardından hazırlanan ikinci dönem küresel eylem planı niteliğinde. Yeni belge önceki deneyimleri, güncel bilimsel kanıtları ve 2024 Birleşmiş Milletler antimikrobiyal direnç taahhütlerini dikkate alıyor.

Sorun yalnızca insanların antibiyotik kullanımı değil

Yeni planın en dikkat çekici özelliklerinden biri, antimikrobiyal direnci yalnızca hastanelerde veya reçetelerde yaşanan bir sorun olarak değerlendirmemesi.

Direnç çok daha geniş bir sistem içinde ortaya çıkıyor ve yayılıyor.

İnsan sağlığı, hayvan sağlığı, bitki sağlığı, tarım, gıda sistemleri ve çevre birbirinden ayrı düşünülemiyor.

Bu nedenle planın merkezinde Tek Sağlık – One Health yaklaşımı bulunuyor.

Amaç; insan, hayvan, bitki ve çevre sağlığını birbirleriyle bağlantılı alanlar olarak ele almak.

Küresel planın altı stratejik hedefi

2026–2036 planı mücadeleyi altı birbirine bağlı stratejik hedef üzerine kuruyor.

Birinci hedef, farkındalığı artırmak ve antimikrobiyal direnç risklerini azaltacak toplumsal ve davranışsal değişiklikleri desteklemek.

İkinci hedef, sürveyans sistemlerini ve laboratuvar ağlarını güçlendirerek direnç eğilimlerini daha iyi izlemek.

Üçüncü hedef, insan, hayvan ve diğer sektörlerde enfeksiyonların ortaya çıkmasını önleyerek antimikrobiyallere duyulan ihtiyacı azaltmak.

Dördüncü hedef, antimikrobiyallere, tanı testlerine ve diğer sağlık ürünlerine adil erişimi sağlamak; aynı zamanda bunların uygun kullanımını ve güvenli biçimde bertaraf edilmesini desteklemek.

Beşinci hedef, antimikrobiyal direnç alanında araştırma ve yeniliği hızlandırmak.

Altıncı hedef ise sektörler arası yönetişimi, sürdürülebilir finansmanı ve hesap verebilirliği güçlendirmek.

Dolayısıyla mücadele yalnızca “daha az antibiyotik kullanmak” anlamına gelmiyor.

Amaç daha doğru ifade edildiğinde şudur:

Antimikrobiyalleri gerçekten gerektiği yerde, doğru biçimde kullanmak ve gereksiz kullanımı önlemek.

2030 için en önemli hedeflerden biri: Ölüm yükünü yüzde 10 azaltmak

Plan 2036’ya kadar devam ediyor ancak önemli küresel hedeflerden bazıları 2030 yılına yönelik.

2024 yılında Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nda kabul edilen antimikrobiyal direnç siyasi bildirgesinde ülkeler, bakteriyel antimikrobiyal dirençle ilişkili insan ölümlerini 2030 yılına kadar yüzde 10 azaltmayı taahhüt etti.

Bu hedef için başlangıç noktası 2019 yılında tahmin edilen 4,95 milyon antimikrobiyal dirençle ilişkili ölüm.

2026–2036 Küresel Eylem Planı da 2030 yılına kadar bu yüzde 10’luk azaltım hedefinin gerçekleştirilmesini amaçlıyor.

Burada önemli bir ayrım bulunuyor:

2019 için kullanılan 4,95 milyonluk rakam, 2030 hedefinin baz değeridir.

2021 için bildirilen 4,7 milyondan fazla ölüm ise daha sonraki bir yıla ait tahmindir.

Bu iki rakam farklı yıllara ait olduğundan birbirlerinin yerine kullanılmamalıdır.

Antibiyotiklerin yüzde 70’i neden gündemde?

Bir başka küresel hedef, kullanılan antibiyotiklerin türüyle ilgili.

WHO antibiyotikleri Access, Watch ve Reserve olmak üzere AWaRe adı verilen bir sınıflamayla değerlendiriyor.

Access grubu, yaygın bakteriyel enfeksiyonların tedavisinde uygun olduğunda ilk seçenekler arasında bulunan ve antibiyotik yönetimi açısından önceliklendirilen ilaçları kapsıyor.

Küresel hedef, 2030 yılına kadar insanlarda kullanılan antibiyotiklerin en az yüzde 70’inin Access grubundan olması.

WHO verilerine göre 2022 yılında Access antibiyotikleri dünya genelindeki insan antibiyotik kullanımının yaklaşık yüzde 53’ünü, Watch grubu ise yaklaşık yüzde 45’ini oluşturuyordu.

Bu hedef herkese aynı antibiyotiğin verilmesi anlamına gelmiyor.

Amaç, hastanın ve enfeksiyonun özellikleri dikkate alınarak klinik açıdan uygun olduğunda daha doğru antibiyotik seçimini teşvik etmek.

Asıl mesele antibiyotikleri kullanmamak değil, doğru kullanmak

Antimikrobiyal direnç tartışmalarında iki zıt sorun aynı anda yaşanabiliyor.

Dünyanın bazı bölgelerinde antibiyotiklerin gereksiz veya uygunsuz kullanımı direnç gelişimini hızlandırıyor.

Başka bölgelerde ise hastalar ihtiyaç duydukları antibiyotiğe, tanı testine veya sağlık hizmetine yeterince ulaşamıyor.

Bu nedenle 2026–2036 planı adil erişim ile akılcı kullanım arasında denge kurulmasını öngörüyor.

Doğru yaklaşım özetle:

Doğru hastaya, doğru ilacın, uygun doz ve süreyle verilmesi.

Aynı zamanda antibiyotiklerin etkili olmadığı hastalıklarda gereksiz kullanımın önlenmesi gerekiyor.

En güçlü silahlardan biri: Enfeksiyonu hiç oluşturmamak

Antimikrobiyal dirençle mücadelede çoğu zaman yalnızca ilaçlardan söz ediliyor.

Oysa planın temel mesajlarından biri farklı:

Enfeksiyonları önlemek, antimikrobiyal kullanım ihtiyacını da azaltır.

Bu nedenle temiz su ve sanitasyon, el hijyeni, aşılama, hastane enfeksiyonlarının önlenmesi, hayvancılıkta biyogüvenlik, güvenli atık yönetimi ve atık suların kontrolü küresel antimikrobiyal direnç politikasının parçaları arasında bulunuyor.

Plan ayrıca ilaç üretiminden sağlık kuruluşlarına ve evsel atıklara kadar uzanan süreçte antimikrobiyal kalıntıların ve dirençli mikroorganizmaların çevreye yayılmasının azaltılmasını istiyor.

Yeni antibiyotik geliştirmek neden tek başına çözüm değil?

İlk bakışta çözüm basit görünebilir:

“Eski antibiyotikler etkisizleşirse yenilerini üretiriz.”

Ancak yeni antimikrobiyaller geliştirmek bilimsel ve ekonomik açıdan zor bir süreç.

Güncellenmiş küresel plan, yeni antimikrobiyaller ve aşıların yanı sıra hızlı tanı araçları, antimikrobiyallere alternatif yöntemler, geleneksel olmayan tedavi yaklaşımları ve çevresel çözümlerin geliştirilmesini de araştırma gündemine dahil ediyor.

Üstelik yeni bir antibiyotiğin geliştirilmesi sorunu tamamen ortadan kaldırmıyor.

Bakteriler zaman içerisinde yeni ilaçlara karşı da direnç geliştirebilir.

Bu nedenle yeni ilaç geliştirmek kadar mevcut ilaçların etkinliğini korumak da önem taşıyor.

Tarım, hayvan sağlığı ve çevre neden planın içinde?

Antimikrobiyaller yalnızca insan tıbbında kullanılmıyor.

Hayvan sağlığı, tarım ve gıda üretim sistemlerinde de antimikrobiyal kullanım ve direnç sorunu bulunuyor.

Güncellenmiş plan, 2030 yılına kadar tarım ve gıda sistemlerinde küresel antimikrobiyal kullanımının azaltılmasını ve çevredeki dirençli mikroorganizmalar ile antimikrobiyal kalıntılarından kaynaklanan kirliliğin en aza indirilmesini hedefliyor.

Plan ayrıca sürveyansın yalnızca insanlar üzerinde yapılmasını yeterli görmüyor; gıda üreten hayvanların, gıdaların ve çevrenin de ulusal izleme sistemlerine dahil edilmesini öngörüyor.

2036 antibiyotiklerin biteceği tarih değil

Burada özellikle dikkat edilmesi gereken bir nokta var.

2036, antibiyotiklerin artık işe yaramayacağının tahmin edildiği tarih değildir.

2036 yalnızca güncellenmiş Küresel Eylem Planı’nın kapsadığı dönemin sonudur.

Antibiyotik direnci tek bir günde ortaya çıkan ve bütün antibiyotikleri aynı anda etkisiz hale getiren bir olay değildir.

Direnç düzeyleri bakteriden bakteriye, antibiyotikten antibiyotiğe ve bölgeden bölgeye değişebilir.

Bazı ilaçlar bugün hâlâ son derece etkiliyken bazı dirençli enfeksiyonlarda tedavi seçenekleri şimdiden sınırlıdır.

Dolayısıyla küresel mücadelenin amacı “antibiyotiklerin biteceği günü” tahmin etmek değil.

Elimizdeki etkili ilaçların etkinliğini mümkün olduğunca uzun süre korumaktır.

Antibiyotikler modern tıbbın görünmeyen güvenlik ağı

Antibiyotiklerin önemi yalnızca zatürre veya idrar yolu enfeksiyonu gibi hastalıkları tedavi etmekten ibaret değil.

Etkili antimikrobiyaller modern tıbbın birçok uygulamasının güvenli biçimde sürdürülebilmesinde kritik role sahip.

Antimikrobiyal direnç, ameliyatları ve bazı rutin tıbbi girişimleri daha riskli hale getirebilir.

Bu nedenle antimikrobiyal direnç yalnızca enfeksiyon hastalıkları uzmanlarının sorunu değil.

Hekimlerden veterinerlere, eczacılardan mikrobiyologlara, çiftçilerden çevre bilimcilere, ilaç üreticilerinden kamu otoritelerine kadar çok geniş bir kesimi ilgilendiriyor.

Asıl soru başka

Bugün insanlığın elinde hâlâ çok sayıda etkili antibiyotik bulunuyor.

Ancak WHO verileri, izlenen birçok bakteri-antibiyotik kombinasyonunda direncin arttığını gösteriyor.

Bu nedenle asıl soru:

“Antibiyotikler hangi gün tamamen işe yaramaz hale gelecek?” değil.

Daha doğru soru şu:

“Etkili antibiyotikleri gelecek kuşaklara nasıl taşıyacağız?”

2026–2036 Küresel Eylem Planı’nın verdiği mesaj da esas olarak bu:

Enfeksiyonları önlemek.

Direnci izlemek.

Tanı kapasitesini güçlendirmek.

Gerekli hastaya doğru antimikrobiyali ulaştırmak.

Gereksiz kullanımı azaltmak.

Yeni ilaçlar, aşılar ve tanı teknolojileri geliştirmek.

İnsan, hayvan, bitki ve çevre sağlığını birlikte değerlendirmek.

Çünkü antibiyotik çağının geleceğini yalnızca kaç yeni ilacın geliştirileceği değil, bugün elimizde bulunan ilaçları ne kadar akılcı ve sürdürülebilir kullandığımız da belirleyecek.

Kaynaklar

Dünya Sağlık Örgütü (WHO) — The World Health Assembly Adopts Updated Global Action Plan on Antimicrobial Resistance (2026–2036), 25 Mayıs 2026.

Dünya Sağlık Örgütü — Updated Global Action Plan on Antimicrobial Resistance 2026–2036, 2026.

Dünya Sağlık Örgütü — Antimicrobial Resistance, Fact Sheet, 16 Temmuz 2026.

Birleşmiş Milletler Genel Kurulu — Political Declaration of the High-Level Meeting on Antimicrobial Resistance, 2024.

FAO, UNEP, WHO ve WOAH — Antimikrobiyal direnç ve Tek Sağlık çalışmaları.