Midesindeki Delik Tıp Tarihini Değiştirdi: Alexis St. Martin’in Hikâyesi
Midesindeki Delik Tıp Tarihini Değiştirdi: Alexis St. Martin’in Hikâyesi
İçeriği Görüntüle

Bugün bir yaranın fotoğrafını çekmek sıradan görünebilir.
Bir deri lezyonunu kaydetmek…
Bir ameliyat öncesi ve sonrasını karşılaştırmak…
Tedavinin etkisini görüntüler üzerinden izlemek…
Bunların hepsi modern tıbbın günlük uygulamaları arasında.
Oysa yaklaşık 180 yıl önce böyle bir imkân yoktu.
Hekimler gördüklerini yazıyla tarif ediyor, gerektiğinde çizim ve gravürlerden yararlanıyordu.
Sonra fotoğraf ortaya çıktı.
Ve hekimler çok önemli bir şeyi fark etti:
Gördüklerini yalnızca anlatmak yerine görüntü olarak da saklayabilirlerdi.
Fotoğraf tıbba ne zaman girdi?
Bu sorunun tek bir tarihi yok.
Çünkü fotoğraf önce mikroskobun gördüklerini kaydetti.
Daha sonra doğrudan hastaya çevrildi.
Tıpta fotoğrafın erken kullanımlarından biri 1840 yılına uzanıyor.
Fransız hekim Alfred Donné, öğrencisi Léon Foucault'nun teknik yardımıyla mikroskobik preparatların fotoğraflanması üzerinde çalıştı.
Kemik ve diş kesitleri gibi mikroskobik görüntüler fotoğrafla kaydedilmeye başlandı.
Bunlar hasta portreleri değildi.
Ancak yeni teknolojinin tıbbi bilgi üretmek ve öğretmek amacıyla kullanılabileceğini gösteriyordu.
Donné ve Foucault'nun çalışmaları daha sonra yayımlanan fotomikrografların önünü açtı.
Sonra kamera hastaya çevrildi
Klinik fotoğrafçılığın tarihindeki en dikkat çekici erken görüntülerden biri yaklaşık 1847 yılına tarihleniyor.
İskoç fotoğrafçılar David Octavius Hill ve Robert Adamson, boynunda belirgin guatr bulunan bir kadının fotoğrafını çekti.
Tıp tarihi literatüründe bu görüntü, günümüze ulaşan en eski klinik hasta fotoğraflarından biri olarak kabul ediliyor.
Bu ayrıntı önemli.
Çünkü klinik fotoğrafçılık tek bir günde ortaya çıkmadı.
Tek bir kişi tarafından da icat edilmedi.
Fotoğraf teknolojisi geliştikçe hekimler ve fotoğrafçılar bu yeni aracın tıpta nasıl kullanılabileceğini adım adım keşfetti.
Hugh Welch Diamond sahneye çıkıyor
Klinik fotoğrafçılığın gelişimindeki en önemli isimlerden biri İngiliz hekim ve fotoğrafçı Hugh Welch Diamond oldu.
Diamond, 1850'lerde Surrey'deki psikiyatri hastalarının fotoğraflarını çekmeye başladı.
Ancak amacı yalnızca portre oluşturmak değildi.
Fotoğrafın hasta kayıtlarında kullanılabileceğini düşünüyordu.
Aynı hastanın farklı dönemlerde çekilen görüntüleri karşılaştırılabilirdi.
Hastanın önceki görünümü yıllar sonra yeniden incelenebilirdi.
Fotoğraf, hekimin hafızasının ötesinde kalıcı bir kayıt oluşturabilirdi.
Diamond böylece fotoğrafın klinik kayıt, inceleme ve karşılaştırma aracı olarak kullanılmasını sistematik biçimde savunan öncü isimlerden biri oldu.
22 Mayıs 1856: Fotoğraf bilimsel gündemde
Diamond'ın hazırladığı çalışma 23 Nisan 1856'da Royal Society'ye ulaştı.
Çalışma 22 Mayıs 1856'da okundu.
Başlığı oldukça dikkat çekiciydi:
On the Application of Photography to the Physiognomic and Mental Phenomena of Insanity.
Royal Society makalenin tamamını yayımlamadı.
Ancak çalışmanın özeti Proceedings of the Royal Society'de yer aldı.
Diamond burada fotoğrafın psikiyatri hastalarının görüntülerini zaman içinde saklamak ve karşılaştırmak amacıyla kullanılabileceğini savunuyordu.
Bugün son derece sıradan görünen bir uygulamanın temel fikri ortaya çıkıyordu:
Aynı hastanın eski ve yeni görüntülerini karşılaştırmak.
Ama Diamond'ın yaklaşımının sorunlu bir tarafı vardı
yüzyılda fizyonomi oldukça yaygın bir düşünceydi.
İnsanın yüz görünümünden karakteri veya zihinsel durumu hakkında sonuç çıkarılabileceğine inanılıyordu.
Diamond da yüz ifadeleri ile ruhsal hastalıklar arasında bağlantılar kurulabileceğini düşünüyordu.
Modern tıp açısından bu yaklaşım geçerli bir tanı yöntemi değil.
Bir kişinin yüz görünümüne bakılarak psikiyatrik hastalık tanısı konulamaz.
Bu nedenle Diamond'ın fotoğrafları bugün bir tanı sistemi olarak değil, psikiyatri ve klinik fotoğrafçılık tarihinin erken belgeleri olarak değerlendiriliyor.
Fotoğraf tıbba yeni bir araç kazandırmıştı.
Ama fotoğrafın nasıl yorumlanacağı meselesi henüz çok daha karmaşıktı.
Duchenne fotoğrafı deney aracına dönüştürdü
Ardından Fransız nörolog Guillaume-Benjamin Duchenne de Boulogne geldi.
Duchenne insan yüzündeki belirli kasları elektrik akımıyla uyarıyordu.
Ortaya çıkan kas hareketlerini ise fotoğrafla kaydediyordu.
Amacı yüz kaslarının işlevlerini ve mimik oluşumundaki rollerini incelemekti.
Çalışmalarını 1862 yılında yayımlanan Mécanisme de la physionomie humaine adlı eserinde topladı.
Bu çalışma tıp ve fotoğraf tarihinde önemli bir dönüm noktası oldu.
Tıp tarihi literatüründe eser, fizyolojik deneylerin fotoğraflarla sistematik biçimde gösterildiği ilk kitap olarak tanımlanıyor.
Fotoğraf artık yalnızca hastanın nasıl göründüğünü kaydetmiyordu.
Bir deneyin sonucunu da belgeleyebiliyordu.
Fotoğraf neden bu kadar güçlüydü?
yüzyılda hekimlerin en önemli görsel araçlarından biri çizimdi.
Fakat çizimin kaçınılmaz bir özelliği vardı:
Çizen kişinin yorumu görüntüye karışabiliyordu.
Fotoğraf ise farklı bir imkân sundu.
Bir deri lezyonu…
Bir yüz deformitesi…
Bir tümör…
Bir travma…
Bir ameliyat sonucu…
Görsel olarak saklanabiliyordu.
Üstelik aynı hasta daha sonra yeniden fotoğraflanabiliyordu.
Böylece hastalığın veya tedavinin zaman içindeki değişimi karşılaştırılabiliyordu.
“Önce ve sonra” fikri tıbba giriyor
Bugün plastik cerrahi veya dermatoloji kliniğine girdiğinizde son derece sıradan görünen bir uygulamadır.
Tedavi öncesi fotoğraf çekilir.
Tedavi uygulanır.
Sonra ikinci fotoğraf çekilir.
İki görüntü karşılaştırılır.
yüzyıl açısından ise bu yeni bir klinik düşünme biçimiydi.
Tedavi sonucu yalnızca hekimin anlatımına bırakılmıyordu.
Görsel bir kayıt da oluşturuluyordu.
Fotoğraf tıbbın hafızasını güçlendiriyordu.
Dermatoloji kamerayı hızla benimsedi
Fotoğrafın en doğal kullanım alanlarından biri deri hastalıkları oldu.
Bunun nedeni açıktı.
Dermatolojik hastalıkların önemli bir bölümü doğrudan gözle görülebiliyordu.
1860'lı yıllardan itibaren deri hastalıklarının fotoğraflarla belgelenmesine yönelik çalışmalar hızlandı.
İngiliz dermatolog Alexander John Balmanno Squire, 1865'te deri hastalıklarını kaydetmek amacıyla fotoğrafı kullanan öncü dermatologlardan biri oldu.
Birkaç yıl sonra Paris'teki Saint-Louis Hastanesi çevresinde klinik fotoğrafçılık dermatoloji eğitiminde daha da görünür hâle geldi.
Fotoğraf artık yalnızca bir hastanın dosyasına girmiyordu.
Tıp kitaplarının ve atlaslarının içine de giriyordu.
Salpêtrière'de kamera hastanenin parçası oldu
Klinik fotoğrafçılığın gelişimindeki önemli merkezlerden biri de Paris'teki Salpêtrière Hastanesi oldu.
Jean-Martin Charcot döneminde nörolojik hastaların fotoğrafları sistematik biçimde kullanılmaya başlandı.
1876'dan itibaren yayımlanan Iconographie photographique de la Salpêtrière, tıp ile fotoğraf arasındaki ilişkinin en dikkat çekici tarihsel örneklerinden biri oldu.
Ancak dönemin kameralarının önemli bir sorunu vardı:
Pozlama süreleri uzundu.
Hızlı hareketlerin gerçek zamanlı olarak yakalanması kolay değildi.
Bu nedenle bazı görüntüler belirli pozların yeniden oluşturulmasına dayanıyordu.
Fotoğraf her zaman görünen kadar “tarafsız” değildi.
Albert Londe hareketi yakalamaya çalıştı
1880'lerde Salpêtrière'de çalışan Albert Londe, klinik fotoğrafçılığı bir adım daha ileri taşıdı.
Çok objektifli kameralar geliştirdi.
Böylece hareketin art arda gelen aşamalarını kaydetmeye çalıştı.
Nörolojik hareket bozukluklarının incelenmesi açısından bu önemliydi.
Fotoğraf artık tek bir anı dondurmanın ötesine geçiyordu.
Hareketi analiz etmeye başlıyordu.
Londe daha sonra 1893'te La Photographie Médicale adlı eserini yayımladı.
Bu eser, tıbbi fotoğrafçılığa ayrılmış ilk kapsamlı kitaplardan biri olarak tıp tarihindeki yerini aldı.
Fotoğraf tıp eğitimini de değiştirdi
Fotoğrafın etkisi yalnızca hasta dosyalarıyla sınırlı kalmadı.
Tıp eğitiminin görsel dilini de değiştirdi.
Eskiden bir hekimin öğrenebileceği vakalar büyük ölçüde karşılaştığı hastalarla sınırlıydı.
Fotoğraf bunu değiştirdi.
Başka bir şehirde görülen nadir bir hastalık görüntülenebiliyordu.
Fotoğraf bir kitaba veya bilimsel yayına basılabiliyordu.
Binlerce kilometre uzaktaki hekim aynı vakayı görebiliyordu.
Bir hastalık görüntüsü artık hastanenin duvarlarının dışına çıkabiliyordu.
Fotoğraf zamanla aynı anda;
klinik kayıt, takip aracı, araştırma verisi, eğitim materyali ve bilimsel iletişim yöntemi hâline geldi.
Fakat önemli bir soru ortaya çıktı: Hastanın görüntüsü kime aitti?
Fotoğrafın tıpta yaygınlaşması başka bir tartışmayı beraberinde getirdi.
Hastaların mahremiyeti.
yüzyıldaki klinik fotoğrafların önemli bölümünde bugün alışık olduğumuz açık rıza ve mahremiyet standartları bulunmuyordu.
Özellikle psikiyatri hastaları ve diğer savunmasız grupların fotoğrafları bu açıdan tıp tarihi araştırmalarının önemli tartışma alanlarından biri.
Modern klinik fotoğrafçılıkta ise görüntünün hangi amaçla çekileceği, nasıl saklanacağı ve eğitim ya da yayın amacıyla kullanılıp kullanılmayacağı etik açıdan ayrı ayrı değerlendirilmek zorunda.
Çünkü kameranın önündeki kişi yalnızca bir “vaka” değildir.
Bir hastadır.
180 yıl sonra hâlâ aynı fikir
1840'larda mikroskobik preparatlar…
1847 dolaylarında guatrlı bir hastanın fotoğrafı…
1850'lerde Hugh Welch Diamond'ın psikiyatri hastaları…
1862'de Duchenne'nin elektrikle uyarılan yüz kasları…
1870'lerde Salpêtrière fotoğrafları…
1880'lerde Albert Londe'un hareket çalışmaları…
Fotoğraf makinesi hastaneye adım adım girdi.
Ve her aşamada tıbbi kaydın anlamını biraz daha değiştirdi.
Hekim artık gördüğünü yalnızca anlatmıyordu.
Kaydediyordu.
Karşılaştırıyordu.
Meslektaşlarına gösterebiliyordu.
Öğrencilerine aktarabiliyordu.
Tedavinin sonucunu zaman içinde izleyebiliyordu.
Fotoğraf makinesi böylece yalnızca tıbba yeni bir teknoloji kazandırmadı.
Tıbbın görsel hafızasını oluşturdu.
Bugün cep telefonuyla saniyeler içinde çekilebilen bir klinik fotoğrafın arkasında yaklaşık iki yüzyıllık bir tarih var.
Ve bu tarihin başlangıcındaki düşünce hâlâ geçerliliğini koruyor:
Hastalığı yalnızca anlatmak değil, doğru biçimde belgelemek de tıbbın bir parçasıdır.
Kaynaklar
The Royal Society Archives — Hugh Welch Diamond, On the Application of Photography to the Physiognomic and Mental Phenomena of Insanity, 1856.
McFall K. A notable anniversary in the history of medical illustration. Journal of Audiovisual Media in Medicine, 1997.
Tobin W. Alfred Donné and Léon Foucault: the first applications of electricity and photography to medical illustration. Journal of Visual Communication in Medicine, 2006.
Duchenne de Boulogne GB. Mécanisme de la physionomie humaine, 1862.
Neuse WH, Neumann NJ, Lehmann P, Jansen T, Plewig G. The history of photography in dermatology: milestones from the roots to the 20th century. Archives of Dermatology, 1996.
From photography to cinematography: recording movement and gait in a neurological context. Journal of the History of the Neurosciences.
Graver NM. Photographie Médicale—Albert Londe's 1893 book, first in the field. Journal of the Biological Photographic Association.
Klinik fotoğrafçılık ve Salpêtrière'nin görsel tarihine ilişkin güncel tıp tarihi çalışmaları.