Obezite tedavisinde vücut ağırlığının dörtte birine ulaşan ortalama kayıp sağlandı. Pankreas kanserinde hastaları güçten düşüren kas ve yağ kaybıyla bağlantılı bir hücresel ağ tanımlandı. Multipl sklerozda ise bağışıklık sisteminin hastalığı besleyen tepkisini azaltabilecek yeni bir hedef belirlendi.
29 Eylül–1 Ekim 2026 tarihlerinde yayımlanan araştırmalar, hastalıkların nasıl geliştiğine ve gelecekte nasıl tedavi edilebileceğine ilişkin yeni bulgular sundu. Dünya Sağlık Örgütünün aşırı sıcaklara karşı hazırladığı rehber de sağlık gündeminin öne çıkan başlıkları arasına girdi.
İnsanlarda yürütülen ileri aşama ilaç araştırmalarından laboratuvardaki gen düzenleme deneylerine kadar uzanan bu gelişmelerin her biri, klinik uygulamaya farklı uzaklıkta bulunuyor.
1. Obezite araştırmasında ortalama yüzde 25 kilo kaybı
New England Journal of Medicine’da yayımlanan Faz 3 TRIUMPH-1 araştırmasında, üç farklı hormonun reseptörünü hedefleyen retatrutid değerlendirildi. Diyabeti olmayan 2 bin 339 yetişkinin katıldığı çalışmada, haftalık uygulamanın etkileri 80 hafta boyunca izlendi.
Tedaviye devam edip etmeme durumunu da hesaba katan analizde, en yüksek doz olan 12 miligram grubunda ortalama kilo kaybı yüzde 25’e ulaştı. Bu oran 9 miligram grubunda yüzde 23,7, 4 miligram grubunda yüzde 17,6 olurken, etkin madde içermeyen plasebo grubunda yüzde 3,9 olarak hesaplandı.
Tüm katılımcıların tedaviyi sürdürdüğü varsayımına dayanan ayrı analizde ise 12 miligram için yüzde 28,3 bulundu. Dolayısıyla farklı oranlar, farklı değerlendirme yöntemlerini yansıtıyor.
Diz osteoartriti bulunan katılımcılarda ağrı, obstrüktif uyku apnesi bulunanlarda ise uykuda solunum bozukluğu olayları azaldı. Ancak ağrının hafiflemesi, kıkırdağın yenilendiğini göstermiyor.
Eli Lilly tarafından finanse edilen araştırmada bulantı, ishal, kabızlık ve kusma sık bildirilen yan etkiler arasındaydı. Retatrutid henüz araştırma aşamasında bulunuyor.
2. Pankreas kanserinde hastayı güçten düşüren kaybın izinde
Pankreas kanserinde önemli sorunlardan biri, hastanın kas ve yağ dokusunu kaybetmesine yol açan kaşeksi. Cell dergisinde yayımlanan araştırma, bu sürecin tümör çevresindeki hücrelerle nasıl bağlantılı olabileceğini ortaya koydu.
İnsanlardan alınan örnekleri ve fare modellerini inceleyen araştırmacılar; belirli tümör hücrelerinin, makrofaj adı verilen bağışıklık hücrelerinin ve tümörü çevreleyen destek hücrelerinin birbirini etkileyen bir iletişim ağı oluşturduğunu belirledi.
Bu hücresel yapı, kaşeksi ağırlaştıkça daha belirgin hâle geldi. Başlangıçta kaşeksisi bulunmayan bazı hastalarda ise ameliyat sonrasında kaşeksi gelişmesiyle ilişkili bulundu.
Bulgular, hangi hastaların kas kaybı açısından daha yakından izlenmesi gerektiğini belirleyebilecek yöntemlere ve yeni tedavi hedeflerine zemin hazırlayabilir. Bununla birlikte araştırma, bugün kullanılabilecek bir erken tanı testi ya da kaşeksiyi durduran bir tedavi sunmuyor.
3. MS’te bağışıklık tepkisini azaltabilecek yeni hedef
Multipl skleroz araştırmasında, hastalıkta rol oynayan Th17 bağışıklık hücrelerini etkileyen bir mekanizma saptandı.
Signal Transduction and Targeted Therapy’de yayımlanan çalışmada, PGD₂ adlı molekülün MS hastalarında sağlıklı kişilere göre daha yüksek düzeyde bulunduğu bildirildi. Molekülün düzeyi, hastalığın şiddeti ve Th17 hücrelerinin sıklığıyla da ilişkiliydi.
Araştırmacılar, bu molekülün üretiminde görev alan HPGDS enzimini baskıladıklarında, MS’in bazı özelliklerini taklit eden fare modelinde hastalık belirtilerinin hafiflediğini gözlemledi. İnsanlardan alınan bağışıklık hücreleriyle yapılan laboratuvar deneylerinde de Th17 hücrelerine dönüşüm azaldı.
Çalışma, yeni ilaçların hedefleyebileceği bir mekanizma tanımlıyor. İnsanlarda tedavi yararı sağlayıp sağlamadığının ise klinik araştırmalarla gösterilmesi gerekiyor.
4. Duchenne için gen düzenlemenin sınanabileceği yeni model
Duchenne musküler distrofi üzerine yapılan araştırmada, hastalardan elde edilen kök hücrelerle insan dokusunun özelliklerini taşıyan deneysel modeller oluşturuldu. Amaç, gen ve hücre tedavilerinin etkisini daha gerçekçi bir ortamda incelemekti.
Experimental & Molecular Medicine’da yayımlanan çalışmada, DNA’daki belirli harfleri değiştirmeyi sağlayan “baz düzenleme” yöntemi kullanıldı. Düzenleme araçları, yağ yapılı küçük taşıyıcılar olan lipid nanopartiküllerle deneysel dokulara ulaştırıldı.
DMD geninde düzenleme sağlanmasına rağmen, kaslar için önemli olan tam uzunluklu distrofin proteini bütün örneklerde geri kazanılamadı. Bu protein yalnızca kas dokusu yönünden daha gelişmiş bazı örneklerde saptandı.
Araştırmanın öne çıkan sonucu, Duchenne hastalarında kullanılmaya hazır bir tedaviden çok, tedavi adaylarını sınayabilecek yeni bir deneysel platform geliştirilmesi oldu.
5. Hastalıkla ilişkili reseptörleri parçalanmaya yönlendiren antikorlar
Hücre yüzeyindeki reseptörler, dışarıdan gelen mesajları hücrenin içine aktarıyor. Nature’da yayımlanan araştırmada, bu yapılardan bazılarını hücrenin parçalama sistemine taşıyan çift hedefli antikorlar geliştirildi.
GTAC adı verilen antikorlar, hedef reseptörü hücre içine alınmasını sağlayan başka bir reseptörle buluşturuyor. Böylece hedef yapı, hücrenin parçalama birimleri olan lizozomlara yönlendiriliyor.
Araştırmada virüsler, kanser ve bağışıklık sistemiyle ilişkili farklı reseptörlerin miktarı ve ilettiği sinyaller azaltıldı. Bazı deneylerde mevcut antikor yaklaşımlarına göre daha güçlü baskılama elde edildi.
Henüz deneysel aşamada bulunan yöntem, ilaçlarla hedeflenmesi güç bazı reseptörler için yeni bir yaklaşım sunuyor. İnsanlarda güvenliği ve etkinliği ise gösterilmiş değil.
6. Tümörlerdeki mikroorganizmaların kimyasal potansiyeli haritalandı
Kanser dokusuyla ilişkili mikroorganizmaların üretebileceği moleküller, Nature Communications’da yayımlanan araştırmanın odağındaydı.
Araştırmacılar, 3 bin 526 insan tümör dokusu örneğine ait mikrobiyal genetik verileri inceleyerek özel moleküllerin üretimini sağlayabilecek 528 gen kümesi belirledi.
Çalışmada Fusobacterium cinsindeki bakterilere ait bazı genler ayrıca deneysel olarak incelendi. Bu genlerle bağlantılı moleküllerden birinin bağışıklık yanıtını ve belirli hücresel reseptörleri etkileyebildiği görüldü.
Bulgular, tümörlerle ilişkili mikroorganizmaların ürettiği maddelerin kanser biyolojisindeki rolünü araştırmak için yeni bir başlangıç noktası oluşturuyor. Ancak saptanan bütün gen kümelerinin insan tümörlerinde aktif olduğu ya da üretebilecekleri moleküllerin kanseri doğrudan tetiklediği sonucuna varılamıyor.
7. Hekimin yapay zekâ kullandığını açıklaması hasta algısını etkiledi
Sağlıkta yapay zekâ tartışmasının bir boyutu da hastaların bu teknolojiye nasıl yaklaştığı. npj Digital Medicine’da yayımlanan araştırma, hekimin yapay zekâ kullandığını belirtmesinin ilk izlenimi etkileyebildiğini gösterdi.
ABD’den 1.030 katılımcı, kurgusal aile hekimi tanıtımlarını değerlendirdi. Yapay zekâ kullandığını belirten hekimler, hiç kullanmadığını belirtenlere kıyasla ortalama olarak daha az sıcak ve daha az yetkin algılandı. Bu hekimlerden randevu alma isteği de daha düşük bulundu.
Sonuçlar, yapay zekâ kullanan hekimlerin daha düşük nitelikli hizmet verdiğini göstermiyor. Araştırmada gerçek muayeneler veya tedavi sonuçları değerlendirilmedi; katılımcıların tanıtım metinleri üzerinden oluşturduğu izlenimler ölçüldü.
Çalışma, sağlıkta yapay zekânın hangi amaçla ve nasıl kullanıldığının hastalara anlatılmasının önemine işaret ediyor.
8. DSÖ’den kalabalık etkinliklerde aşırı sıcaklara karşı rehber
Dünya Sağlık Örgütü, büyük spor organizasyonları, dinî buluşmalar ve kültürel etkinliklerde sıcaklığa bağlı sağlık sorunlarını azaltmaya yönelik yeni kaynaklar yayımladı.
Rehbere temel oluşturan inceleme, 1980–2025 yılları arasındaki araştırmaları kapsıyor. Bu çalışmalarda yaklaşık yarım milyon tıbbi başvuru ve 22 binden fazla sıcaklığa bağlı hastalık vakası kaydedildi. Saha sağlık hizmetlerinin iyi düzenlendiği organizasyonlarda, hastaların yüzde 90’dan fazlasının etkinlik alanında tedavi edilebildiği bildirildi.
Öneriler arasında güvenli içme suyuna erişim, serinleme alanları, etkinlik saatlerinin sıcaklığa göre düzenlenmesi, kalabalık akışının yönetilmesi ve çalışanların korunması bulunuyor.
DSÖ, sıcaklık riskinin etkinlik başlamadan önce değerlendirilmesini; ulaşım, alan düzenlemesi, sağlık ekipleri ve halkı bilgilendirme çalışmalarının birlikte planlanmasını istiyor.
Kaynaklar
- New England Journal of Medicine, “Retatrutide for Obesity — TRIUMPH-1”
- Eli Lilly, “Lilly’s Triple Agonist Retatrutide Delivered Powerful Weight Loss”
- Cell, pankreas kanserinde kaşeksi ve tümör mikroçevresi araştırması
- Signal Transduction and Targeted Therapy, MS ve PGD₂–HPGDS mekanizması araştırması
- Experimental & Molecular Medicine, Duchenne musküler distrofisinde baz düzenleme araştırması
- Nature, GTAC çift hedefli antikorları araştırması
- Nature Communications, tümörlerle ilişkili mikroorganizmaların metabolik potansiyeli araştırması
- npj Digital Medicine, hekimlerin yapay zekâ kullanımı ve hasta algısı araştırması
- Dünya Sağlık Örgütü, kalabalık etkinliklerde sıcaklığa bağlı hastalıkları önlemeye yönelik rehber




