Nöropsikoloji tarihinin en dikkat çekici vakalarından biri olan Wearing’in hikâyesi, insan beyninde hafızanın tek bir sistemden oluşmadığını ve yıllarca edinilmiş bazı müzikal becerilerin ağır amneziye rağmen korunabildiğini gösterdi.

Hafızasını kaybetti, müzik kaldı

İngiliz müzisyen, orkestra şefi ve müzik araştırmacısı Clive Wearing, 1985 yılında ağır bir herpes simpleks ensefaliti geçirdiğinde hayatı birkaç gün içinde tamamen değişti. Virüsün beyinde yol açtığı hasar sonucunda hayatta kaldı ancak yeni anılar oluşturma yeteneğini büyük ölçüde kaybetti; geçmişine ilişkin hatıralarının da önemli bir bölümüne artık ulaşamıyordu.

Wearing’in hafızası o kadar ağır etkilenmişti ki kısa süre önce yaptığı bir konuşmayı, bulunduğu yere nasıl geldiğini veya biraz önce ne yaptığını hatırlamakta büyük güçlük çekiyordu. Günlüğüne sık sık o anda ilk kez bilinçli olduğunu düşündüğünü gösteren notlar yazıyor, kısa süre sonra daha önce yazdığı satırları unutarak benzer bir kaydı yeniden oluşturuyordu.

Nöropsikologlar yıllar boyunca Wearing’in hafızasını inceledi. Bulgular, yalnızca kişisel yaşantıları kaydetmemizi sağlayan episodik hafızasının değil, dünyaya ve kavramlara ilişkin bilgileri içeren semantik hafızasının da ciddi biçimde etkilendiğini ortaya koydu.

Ancak vakayı nöropsikoloji tarihine geçiren asıl ayrıntı, hafızasındaki büyük yıkıma rağmen müziğin bütünüyle kaybolmamış olmasıydı.

Piyanonun başına oturunca tablo değişiyordu

Wearing hastalığından önce son derece deneyimli bir profesyonel müzisyendi. Koro ve orkestra yönetiyor, klavyeli çalgılar çalıyor ve erken dönem Avrupa müziği üzerine araştırmalar yapıyordu.

Hastalığından sonra hayatının birçok dönemini bilinçli olarak hatırlayamamasına rağmen piyanonun başına geçtiğinde karmaşık müzikal beceriler sergileyebiliyordu. Bilimsel gözlemler, nota okuyabildiğini, müzikal işaretleri takip edebildiğini, transpozisyon yapabildiğini ve doğaçlama gerçekleştirebildiğini ortaya koydu.

Bu durum araştırmacıların karşısına son derece çarpıcı bir soru çıkardı:

Bir insan geçmişinin büyük bölümünü unutmuşken nasıl hâlâ müzik yapabiliyordu?

Yanıt, beynimizin “hafıza” olarak adlandırdığımız işlevi tek bir sistemle gerçekleştirmemesinde yatıyor.

Hafıza beynin tek bir çekmecesinde tutulmuyor

Günlük yaşamda hafızadan tek bir yetenekmiş gibi söz ediyoruz. Oysa nörobilim, hatırlamanın farklı beyin sistemlerinin birlikte çalışmasıyla gerçekleştiğini gösteriyor.

Örneğin dün akşam ne yaptığımızı hatırlamakla yıllar önce öğrendiğimiz bir bisikleti sürmek aynı tür belleğe dayanmıyor. Kişisel yaşantılarımızı belirli bir zaman ve mekân içinde hatırlamamızı sağlayan sistem episodik hafıza, kelimeler ve genel bilgiler gibi birikimleri taşıyan sistem ise semantik hafıza olarak tanımlanıyor. Uzun süreli tekrarlarla kazanılan bazı becerilerde ise prosedürel ya da non-deklaratif bellek sistemleri önemli rol oynuyor.

Müzik icrası ise bunların herhangi birine tek başına indirgenemeyecek kadar karmaşık bir süreç.

Bir piyanistin bir eseri çalabilmesi için yalnızca melodiyi hatırlaması yeterli değil. Nota okuması, ellerinin hareketlerini planlaması, ritmi sürdürmesi, zamanlamayı ayarlaması, işitsel geri bildirimi değerlendirmesi ve yıllar içinde kazandığı müzikal bilgiyi aynı anda kullanması gerekiyor.

Bu nedenle Clive Wearing’in durumunu yalnızca “kas hafızası korunmuştu” şeklinde açıklamak doğru değil. Onun vakası, yıllar süren müzik eğitiminin beynin farklı bölgelerine ve farklı bellek sistemlerine yayılan güçlü bir ağ oluşturabileceğini düşündürüyor.

Hatırlayamıyor ama yapabiliyor

Wearing vakasının nöropsikoloji açısından en dikkat çekici yönlerinden biri, bir şeyi bilinçli biçimde hatırlamak ile o şeyi yapabilmenin aynı süreç olmadığını göstermesi oldu.

Bu ayrımı destekleyen başka vakalar da bulunuyor. Araştırmacılar, ağır hafıza bozukluklarına rağmen müzikal performans becerilerini belirli ölçülerde koruyan hastalar bildirdi. Bazı hastalarda kişi daha önce çalıştığını hatırlamadığı bir parçayı tekrarlarla daha iyi çalabilir hale gelebiliyor.

Bununla birlikte Clive Wearing açısından bilimsel bir sınırı özellikle belirtmek gerekiyor. Wearing’in hastalığından sonra bütünüyle yeni ve karmaşık müzikal eserleri ne ölçüde öğrenebildiği kesin biçimde gösterilmiş değil. Dolayısıyla onun vakasının verdiği en güçlü mesaj, yeni müzik öğrenme yeteneğinden çok hastalıktan önce edinilmiş bazı müzikal becerilerin ağır amneziye rağmen korunabilmiş olmasıdır.

Müziğin beyinde tek bir merkezi yok

Clive Wearing’in hikâyesi aynı zamanda müzik algısının beyindeki tek bir bölgeye bağlı olmadığı gerçeğini de gösteriyor.

Bir melodiyi dinlemek veya bir enstrüman çalmak sırasında işitsel bölgelerden hareket planlamasına, ritim ve zamanlama sistemlerinden duygusal işlemlemeye kadar geniş bir sinir ağı devreye giriyor. Motor ve premotor alanlar, bazal gangliyonlar, serebellum ve frontal bölgeler bu karmaşık süreçte farklı görevler üstlenebiliyor.

Bu nedenle beynin hafızayla ilişkili bazı yapılarında ağır hasar meydana gelirken, uzun yıllar boyunca pekişmiş müzikal performansa katkı sağlayan bazı ağların görece işlevsel kalması mümkün olabiliyor.

Wearing’in piyanonun başında sergilediği performans, beynin hafızayı tek bir yerde saklamadığını gösteren en çarpıcı örneklerden biri olarak kabul ediliyor.

Alzheimer araştırmaları aynı sorunun peşine düştü

Clive Wearing’in hastalığı Alzheimer değildi. Ancak onun vakasının gündeme getirdiği “Müzik neden bazı hafıza bozukluklarında görece korunabiliyor?” sorusu sonraki yıllarda demans araştırmalarının da önemli başlıklarından biri haline geldi.

2015 yılında Brain dergisinde yayımlanan bir araştırmada bilim insanları, uzun zamandır bilinen müziklerin beyindeki temsilini incelemek amacıyla sağlıklı genç yetişkinlerde yüksek çözünürlüklü fonksiyonel beyin görüntüleme kullandı. Araştırmada özellikle kaudal anterior singulat korteks ile ventral pre-supplementary motor alan, uzun süreli müzikal tanıdıklıkla ilişkili bölgeler arasında öne çıktı.

Araştırmacılar daha sonra Alzheimer hastalığında bu bölgelerin yapısal ve metabolik özelliklerini değerlendirdi. Bulgular, uzun süreli müzik belleğiyle ilişkilendirilen bazı bölgelerin hastalığın belirli etkilerine karşı görece direnç gösterebildiğini düşündürdü. Bu durum, bazı Alzheimer hastalarında yıllardır bilinen melodilerin neden başka anılardan daha uzun süre korunabildiğine yönelik olası açıklamalardan biri olarak değerlendirildi.

Ancak araştırmanın sonucu “Alzheimer hastaları müziği unutmaz” şeklinde yorumlanamaz. Müzikal hafıza da tek bir sistem değildir ve hastalığın evresi, beynin etkilenen bölgeleri, kişinin geçmişteki müzik deneyimi ve kullanılan müziğin tanıdıklığı sonuçları değiştirebilir.

Bir şarkı geçmişin kapısını açabilir

Müziğin hafızayla ilişkisinin bir başka dikkat çekici yönü ise uzun zamandır unutulduğu düşünülen kişisel anıları yeniden canlandırabilmesidir.

Çocuklukta dinlenen bir şarkı, gençlik yıllarında sıkça duyulan bir melodi veya hayatın belirli bir döneminde özel anlam kazanmış bir eser, yıllar sonra beklenmedik biçimde insanı geçmişteki bir ana götürebilir.

Bilim insanları bu olguyu müzikle tetiklenen otobiyografik anılar olarak adlandırıyor.

Klinik araştırmaları değerlendiren sistematik bir incelemede Alzheimer hastalığı, edinilmiş beyin hasarı, davranışsal varyant frontotemporal demans ve depresyonun da aralarında bulunduğu gruplarda toplam 15 çalışma incelendi. Sonuçlar, müziğin bu gruplarda otobiyografik anıları tetikleyebildiğini ve özellikle kişiye tanıdık gelen müziklerin anıları ortaya çıkarma ihtimalinin daha yüksek olduğunu gösterdi.

Araştırmalar ayrıca Alzheimer hastalarında müzikle tetiklenen anıların bazı koşullarda görsel uyaranlarla ortaya çıkan anılara göre görece daha iyi korunabildiğine işaret ediyor. Bununla birlikte bilim insanları, müziğin her hastada aynı etkiyi göstereceği veya kaybolan hafızayı geri getireceği şeklinde bir sonuç çıkarılamayacağını özellikle vurguluyor.

Müzik bir tedavi mucizesi değil; ancak bazı insanlar için geçmişe ulaşmayı kolaylaştıran son derece güçlü bir hatırlama ipucu olabilir.

Unutmanın bile sınırları var

Clive Wearing’in hikâyesini olağanüstü yapan yalnızca hafızasının ne kadar ağır hasar gördüğü değildi. Onun vakası, unutmanın beynin bütün sistemlerini aynı biçimde silmediğini gösterdi.

Wearing geçmişindeki birçok olayı anlatamıyor, kısa süre önce yaşadıklarını hatırlamakta büyük güçlük çekiyor ve yeni anıları kalıcı hale getiremiyordu. Buna rağmen yıllar boyunca geliştirdiği müzikal becerilerin önemli bir bölümü bütünüyle ortadan kaybolmamıştı.

Uyumayı Bırakan Bir Ailenin Hikâyesi: Ölümcül Ailesel Uykusuzluğun Keşfi
Uyumayı Bırakan Bir Ailenin Hikâyesi: Ölümcül Ailesel Uykusuzluğun Keşfi
İçeriği Görüntüle

Piyanonun başına geçtiğinde eski konserlerinin tarihini hatırlamayabilir, birkaç dakika önce yaptığı konuşmayı unutabilir veya yaşamının önemli dönemlerini anlatamayabilirdi. Fakat karşısındaki notaları gördüğünde yıllarca şekillenmiş müzikal beceri ağı yeniden devreye girebiliyordu.

Clive Wearing’in vakası bugün hâlâ hafıza araştırmalarında anlatılmasının nedenini tam da burada buluyor:

İnsan beyni hayatımızı tek bir hafızaya kaydetmiyor.

Bazen yaşanan bir olay unutulabiliyor, bazen kişinin kendi geçmişine açılan kapılar kapanabiliyor. Ancak beynin başka sistemlerinde yıllar boyunca pekişmiş bir beceri varlığını sürdürebiliyor.

Clive Wearing geçmişinin önemli bölümünü kaybetti.

Ama müzik, onun beyninde bütünüyle susmadı.

6) KAYNAKLAR

Wilson BA, Baddeley AD, Kapur N. Dense amnesia in a professional musician following herpes simplex virus encephalitis. Journal of Clinical and Experimental Neuropsychology. 1995;17(5):668–681. DOI: 10.1080/01688639508405157.

Wilson BA, Wearing D. Prisoner of Consciousness: A State of Just Awakening Following Herpes Simplex Encephalitis. In: Campbell R, Conway MA, eds. Broken Memories: Neuropsychological Case Studies. Blackwell; 1995.

Cavaco S, Feinstein JS, van Twillert H, Tranel D. Musical memory in a patient with severe anterograde amnesia. Journal of Clinical and Experimental Neuropsychology. 2012;34(10):1089–1100. DOI: 10.1080/13803395.2012.728568.

Jacobsen JH, Stelzer J, Fritz TH, Chételat G, La Joie R, Turner R. Why musical memory can be preserved in advanced Alzheimer's disease. Brain. 2015;138(8):2438–2450. DOI: 10.1093/brain/awv135.

Kaiser AP, Berntsen D. The cognitive characteristics of music-evoked autobiographical memories: Evidence from a systematic review of clinical investigations. WIREs Cognitive Science. 2023;14(3). DOI: 10.1002/wcs.1627.