daha sonra Nobel konuşmasında, kendilerinden önce pankreas özütleri üzerinde çalışan birçok araştırmacının katkısını özellikle anacaktı.

Toronto'daki deneylerde bazı köpeklerin pankreası cerrahi olarak çıkarılarak ağır diyabet oluşturuluyor, ardından hazırlanan pankreas özütlerinin kan şekeri üzerindeki etkisi araştırılıyordu.

Çalışmalar kolay ilerlemedi.

Deney hayvanlarının bir kısmı kaybediliyor, özütlerin etkisi değişkenlik gösteriyor ve kullanılan yöntemler tekrar tekrar gözden geçiriliyordu.

Ancak sonuçlar giderek daha dikkat çekici hale geldi.

Bir köpeğin kan şekeri düştüğünde...

Banting ve Best, pankreastan hazırladıkları özütü pankreası çıkarılmış diyabetik köpeklere uyguladıklarında kan şekerinin düştüğünü gözlemlediler.

Hayvanların genel durumunda da geçici iyileşmeler ortaya çıkıyordu.

Banting daha sonra Nobel konuşmasında, özüt verilen diyabetik köpeklerde kan şekerinin normal veya normalin altındaki düzeylere kadar düşebildiğini, idrardaki şekerin kaybolabildiğini ve hayvanların klinik durumunun iyileştiğini anlatacaktı.

Araştırmacılar elde ettikleri madde için başlangıçta “isletin” adını kullandılar.

Fakat ortada henüz kullanılabilir bir ilaç yoktu.

Bir laboratuvar özütünün bir köpeğin kan şekerini düşürmesi ile aynı maddenin insanlarda güvenli ve düzenli biçimde kullanılabilmesi arasında büyük bir mesafe bulunuyordu.

Asıl sorun: Özütü insana uygulanabilir hale getirmek

Pankreas özütünün kan şekerini düşürdüğünün gösterilmesi önemliydi.

Ancak elde edilen preparatlar yeterince saf değildi.

İstenmeyen proteinler ve başka maddeler enjeksiyon sonrasında ciddi reaksiyonlara yol açabiliyordu.

Araştırmanın bu aşamasında biyokimyacı James Bertram Collip ekibe katıldı.

Collip'in temel katkılarından biri, pankreas özütünün saflaştırılmasıydı.

Alkolle çöktürme yöntemleri üzerinde çalışarak daha etkili ve daha az tahriş edici preparatlar geliştirdi. Banting'in Nobel konuşmasında da Collip'in aktif maddenin biyokimyasal saflaştırılması üzerinde çalıştığı açık biçimde belirtilmektedir.

Macleod'un rolü de laboratuvar sağlamaktan ibaret değildi.

Deneylerin bilimsel çerçevesinin kurulması, sonuçların değerlendirilmesi, araştırmanın genişletilmesi ve insülin çalışmalarının sistematik hale gelmesinde önemli görev üstlendi. Nobel kayıtlarında da insülinin keşfi Banting ve Macleod'a atfedildi.

Böylece hikâye dört temel isim etrafında şekillendi:

Frederick Banting, Charles Best, J.J.R. Macleod ve James Collip.

Sıra insana gelmişti

1922 yılının başında araştırmacıların önünde artık çok daha büyük bir soru vardı:

Hayvanlarda kan şekerini düşüren pankreas özütü bir insanda da işe yarayacak mıydı?

Cevap Toronto General Hospital'da aranacaktı.

Hasta Leonard Thompson idi.

Henüz 14 yaşındaydı ve ağır diyabet nedeniyle son derece kötü durumdaydı.

Thompson, Dr. Walter Campbell'ın kliniğinde tedavi görüyordu.

Ve 11 Ocak 1922'de pankreas özütü ilk kez diyabetli bir hastaya enjeksiyon yoluyla uygulandı.

Kullanılan preparat Banting ve Best tarafından hazırlanmıştı. Uygulama, hastanın tedavisinden sorumlu klinik ekip tarafından gerçekleştirildi.

İlk uygulama beklenen sonucu vermedi

İnsülin tarihinin en sık basitleştirilen noktalarından biri burasıdır.

11 Ocak'taki ilk uygulama büyük bir başarı değildi.

Leonard Thompson'ın kan şekerinde bir miktar düşüş meydana geldi ancak etki sınırlı kaldı.

Daha önemlisi, preparat yeterince arındırılmamıştı.

Toronto Üniversitesi arşivindeki hasta kayıtlarına göre enjeksiyon bölgesinde apse gelişti.

Bu nedenle ilk deneme, bugün bildiğimiz insülin tedavisinin başarılı başlangıcı olarak değerlendirilmemelidir.

Çalışmalar devam etti.

Collip pankreas özütünün saflaştırılması üzerinde yoğunlaştı.

Ve yalnızca 12 gün sonra yeni bir preparat hazırlandı.

23 Ocak 1922: Sonuç değişti

23 Ocak 1922'de Leonard Thompson'a yeniden pankreas özütü verildi.

Bu kez kullanılan preparat Collip tarafından daha ileri derecede saflaştırılmıştı.

Tuvaletin İnsan Ömrüyle Ne İlgisi Var? Sanitasyonun Sessiz Sağlık Devrimi
Tuvaletin İnsan Ömrüyle Ne İlgisi Var? Sanitasyonun Sessiz Sağlık Devrimi
İçeriği Görüntüle

Sonuç ilk uygulamadan belirgin biçimde farklıydı.

Toronto Üniversitesi'nin hasta kayıtlarına göre Thompson'ın kan şekeri bir gün içinde normal düzeye kadar düştü ve genel durumunda hızlı bir iyileşme görüldü.

Diyabet tedavisinde yeni bir dönem açılıyordu.

Bir laboratuvar deneyinin gerçek bir tedaviye dönüşebileceği artık gösterilmişti.

İnsülinden önce diyabet ne anlama geliyordu?

Bugün diyabet denildiğinde insülin kalemleri, pompalar, glikoz sensörleri ve modern ilaçlar akla geliyor.

1920'lerin başında ise tablo çok farklıydı.

Özellikle bugün Tip 1 diyabet olarak adlandırdığımız hastalıkta vücut yeterli insülin üretemediği için glikoz hücreler tarafından gerektiği gibi kullanılamıyordu.

Hastalar hızla kilo kaybedebiliyor, aşırı susama ve idrara çıkma gelişiyor, ardından ağır metabolik bozukluklar ve ketoasidoz ortaya çıkabiliyordu.

Çocuklarda hastalık çoğu zaman ölümcül seyrediyordu.

İnsülinden önce uygulanan ağır kalori kısıtlaması bazı hastaların yaşamını bir süre uzatabiliyordu.

Ama bunun ağır bir bedeli vardı.

Diyabetli çocuklar yalnızca hastalıkla değil, açlıkla da mücadele ediyordu.

İnsülin hastalığı ortadan kaldırmadı.

Fakat daha önce çoğu zaman ölümle sonuçlanan bir hastalığın uzun süre tedavi edilebilmesinin yolunu açtı.

İnsülini kim keşfetti?

Bu sorunun cevabını tek bir isme indirgemek tarihsel süreci eksik anlatır.

Banting ve Best laboratuvar deneylerinin merkezindeydi.

Banting, deneysel yaklaşımın geliştirilmesinde ve çalışmaların yürütülmesinde temel rol oynadı.

Best, hayvan deneyleri, kan şekeri ölçümleri ve pankreas özütlerinin hazırlanmasında Banting ile birlikte çalıştı.

Macleod, bilimsel altyapıyı sağladı, araştırmayı yönlendirdi ve çalışmaların genişletilmesinde önemli rol üstlendi.

Collip, pankreas özütünün saflaştırılmasında ve insanlarda kullanılabilecek daha güvenli bir preparatın ortaya çıkarılmasında kritik katkı sağladı.

Üstelik onların çalışmaları da boşlukta doğmamıştı.

Georg von Mering, Oskar Minkowski, Ernest Lyman Scott, Israel Kleiner, Nicolae Paulescu ve başka araştırmacılar daha önce pankreas ile diyabet arasındaki ilişki ve pankreas özütlerinin etkileri üzerine önemli çalışmalar yapmıştı.

Macleod'un Nobel konuşması da bu bilimsel birikimi açık biçimde kabul etmektedir.

İnsülinin ortaya çıkışı bu nedenle tek bir “Eureka!” anından çok, yıllara yayılan bilimsel bir zincirin sonucuydu.

Nobel Ödülü neden tartışıldı?

Başarının ardından gelişmeler olağanüstü hızlı ilerledi.

1923 Nobel Fizyoloji veya Tıp Ödülü, insülinin keşfi nedeniyle Frederick Banting ve J.J.R. Macleod'a verildi.

Charles Best ve James Collip ödüle dahil edilmedi.

Banting Nobel para ödülünün yarısını Best ile, Macleod ise kendi payının yarısını Collip ile paylaştı.

Nobel'in kendi tarihsel anlatımında da Macleod'un projenin bilimsel gelişimindeki merkezi rolü vurgulanmaktadır.

Tartışma ise bugün bile tıp tarihçilerinin ilgisini çekmeye devam ediyor.

Çünkü insülinin keşfi aynı zamanda bilimsel keşiflerde “Kimin katkısı ne kadardı?” sorusunun en ünlü örneklerinden biri haline geldi.

Bir laboratuvar deneyinden milyonlarca yaşama

1921 yazındaki araştırmacılar için başarı garanti değildi.

Deneyler başarısız oluyor, hayvanlar kaybediliyor, özütlerin etkinliği değişiyor ve yöntemler sürekli yeniden deneniyordu.

İlk insan uygulaması bile beklenen sonucu vermedi.

Fakat çalışma durmadı.

Pankreas özütleri geliştirildi.

Saflaştırma yöntemleri değiştirildi.

Yeni deneyler yapıldı.

Ve 23 Ocak 1922'de Leonard Thompson'da elde edilen sonuç, diyabet tedavisinin yönünü değiştirdi.

Thompson insülin sayesinde 13 yıl daha yaşadı. Toronto Üniversitesi kayıtlarına göre 1935 yılında, 27 yaşındayken bronkopnömoni ve diyabet komplikasyonları nedeniyle hayatını kaybetti.

Bugünün rekombinant insan insülinleri, insülin analogları, pompaları ve otomatik dozlama sistemleri düşünüldüğünde 1921'in laboratuvarı oldukça uzak bir dünya gibi görünüyor.

Ama modern diyabet tedavisinin başlangıcında unutulmaması gereken bir sahne var:

Bir Toronto laboratuvarı, deney köpekleri, birbirinden farklı dört bilim insanı ve cevabı henüz bilinmeyen bir soru.

Bir köpeğin kan şekerindeki düşüşle başlayan laboratuvar günleri, kısa süre sonra milyonlarca insanın yaşamını değiştirecek bir tedavinin yolunu açtı.

Kaynaklar

  • University of Toronto Libraries – The Discovery and Early Development of Insulin

  • Thomas Fisher Rare Book Library, University of Toronto – Leonard Thompson

  • Frederick G. Banting – Nobel Lecture: Diabetes and Insulin

  • J.J.R. Macleod – Nobel Lecture: Insulin and Diabetes

  • The Nobel Prize – The Discovery of Insulin

  • University of Toronto – From a Patient's Point of View

  • University of Toronto insulin historical collections and archival patient records