Merhabalar! Bu yazımda uzun zaman önce gördüğüm, fakat unutamadığım bir rüyamı sizlerle paylaşmak istiyorum. Belki kendi rüyalarınızda karşılaştığınız benzer sahneleri anlamlandırmanıza yardımcı olur. Keyifli okumalar dilerim!
Rüya Anlatımı ve Analizi
Gördüğüm Rüya
Rüyamda, beni ısırmayacağından emin olduğum (rüyada böyle hissediyorum), çevresinde birkaç kişinin bulunduğu bir “aslan yavrusu” tarafından ısırıldım.
Rüyamda gördüğüm hayvanı sizlere “aslan yavrusu” olarak tanıtmaya çalışsam da, o aslında tamamıyla bir aslan görünümünde değildi. Köpek kılığında bir aslan… Fakat o bir köpek de değildi. Ne gerçek bir aslan görünümündeydi ne de bir köpek!
Rüyanın başlangıcında, bu melez görünümlü hayvanın beni ısırmayacağından emin olduğum için elimi ona doğru uzatıyorum. Ben miyim uzatan! Isırılıyorum.
Rüyada hissettiğim acı, ısırıldığımı kesin olarak anlamamı sağlıyor. Yaşadığım duygular arasında korku ve huzursuzluk tabii ki var; fakat en çok hissettiğim duygu derin bir şaşkınlık. (Bkz. beklenmedik yerden yenilen gol.)
Ve ardından, “ısırılmış” olduğum gerçeğiyle artık yüzleşen ve tedavi/çözüm arayışına giren kişi oluyorum. Aslanın başında gördüğüm, ya sahibi ya da aslanlardan anlayan kişi olduğunu düşündüğüm şahsa, ne yapmam gerektiğini ve bu durumu nasıl çözebileceğimi soruyorum.
Yanıt kötü!
Adam bana ümit vermiyor ve ben oldukça huzursuz hissederek uyanıyorum.
Rüyanın Yorumu
Rüyamdaki aslan yavrusu olarak nitelendirdiğim hayvan neden bütünüyle bir aslan kılığında değil de bir yanıyla köpeğe benziyordu? Bunun sebebi açıktı; rüyamda gördüğüm hayvan bütünüyle aslan görünümünde olsaydı, elime zarar verebilme olasılığı oldukça yüksek olduğundan korkup ona elimi uzatmayacaktım. Ve yine benzer şekilde gördüğüm hayvan bir köpek olsaydı da belki de ona elimi uzatma gibi bir ihtiyaç hissetmeyecektim – herhangi bir köpek fobim olmadığından, hatta aksine köpekleri sevdiğimden. Rüyamdaki hayvanın net olmayan bu görüntüsü, beni zihnimdeki onun aslında ne olduğuna dair belirsizliği, ona elimi uzatarak çözmeye çalışmaya yönlendirmişti. Böylelikle ona elimi uzatırken hem ısırılmayacağıma yönelik düşüncem hem de elimi uzattığım “aslan gibi ama aslan olmayan” hayvan bir teste tabi tutuluyordu. Yani, sırf elimi uzatabilmem için ısırma olasılığı görece yüksek olan ve olmayan iki farklı hayvan, düş çalışmalarından bildiğimiz şekilde “yoğunlaştırma” işlemine uğramıştı. Rüyalarda bunun benzer örneklerine sıkça rastlayabiliriz. Örneğin rüyamızdaki bir kişinin yüzü babamıza, sesi başka bir yakınımıza, davranışları ise bambaşka birine aitmiş gibi olabilir. Rüyadaki kişi ise tüm bu özellikleri aynı anda taşıyarak tek bir kişi olarak karşımıza çıkabilir. Böyle durumlarda, birbirinden farklı kişilere ait özelliklerin tek bir rüya figüründe birleştiğini düşünebiliriz.
Freud’a göre yakın zamanda yaşanılan olaylar, rüya malzemesinin kaynakları olabilir. Kendimi rüya gördüğüm dönemdeki beklentilerim açısından sorguladığımda, o dönemüstünde çalıştığım bir projeyi sunma arifesinde olduğumu hatırladım. Projeye dair istenilen her şeyi yerine getirmiş ve büyük olasılıkla kabul olmasını bekliyordum. Bununla birlikte, benim projenin içerdiği şartları yerine getirmem, projenin kabul edilmesini tek başına sağlamayabilirdi.
Rüyamda elimi uzatırken ısırılmayacağıma emin oluşum, tam da bu durumu simgeliyor olabilir miydi? Zihnim bir yandan tamamlamak üzere olduğum projem ile ilgilenirken, öte yandan bilinçaltım, projenin reddi ile ilişkili bastırdığım olası olumsuz durumları bir yandan işleyip analiz ediyor ve henüz gerçekleşmese de, gerçekleşme olasılığı olan bir kehanet zemininde, Freud’un bastırmanın bir çeşit geri dönüşü olarak da yorumladığı rüyalar aracılığıyla, projemin büyük olasılıkla kabul edilebileceğine dair düşünceme “O kadar da emin olma!” diyerek beni uyarıyor muydu? Kim bilir, belki de projemi sunup sonrasında kabul olmaması durumunda bu rüyamı bir kehanet rüyası olarak değerlendirecektim.
Oysa ben, rüyaların kimi yazarlarca savunulduğu şekilde uyarıcı veya kehanet içerikli özellikler taşıdığını asla düşünmüyorum! Peki, bu rüyamın yorumunu nasıl yapmalıyım o hâlde?
Rüyamda ısırılmayacağıma emin olduğum hâlde, elimin ısırılması sonrası ‘hayal kırıklığı ve şaşkınlık’ yaşayışımı, bu projeyi sonrasında hiç sunmamış olduğum gerçeğiyle birlikte değerlendirdiğimde, bu rüya ile dile getirilen arzularımın açık bir biçimde birbirleriyle yakın ilişkide de olan “projemi hiç sunmamak veya sunup reddedilmesi” fikirlerim olduğunu düşünüyorum. Öyle ki, rüyayı ilk yorumladığım vakit, rüyada ısırılmam sonrası huzursuz olmama rağmen rüyadan çıkıp uyanabilecekken, rüyadan çıkmam; rüyamda bahsettiğim hayvanların başında bulunan ve bu hayvanların bakıcısı ya da onlardan anladığını düşündüğüm kişilere sorduğum ne yapabileceğime dair soruma aldığım olumsuz yanıt sonrası olmuştu.
Projemi sunup sunmama yönündeki kararsızlığım, karşımdaki hayvanın belirsizliği ve ona elimi uzatmamla rüyada dile getirilirken, projemin reddedilmesi yönündeki arzum ise doğrudan projenin (aslan şeklindeki hayvanın) başındaki insanlar (projeyi değerlendirecek) tarafından temsilleniyor ve projem reddediliyordu. Elimi uzatırken yaşadığım emin olma duygusu ve ısırılmam sonrasında yaşadığım hayal kırıklığı ise sansürün duygularımı tersine çevirmesi ile sağlanıyordu.
Artık bir uyarıcı düş olarak yorumlamadığım, aksine arzu doyurucu bir rüya olarak gördüğüm bu rüyaya dair, neden projemin reddedilmesini arzu etmiş olabilirim?
Sunmayı planladığım projeyi beğeniyordum, beğenmesine; lakin projenin olası kabulü sonrası verilen sürede tamamlayıp tamamlayamayacağıma dair endişelerim veya Freud’un karşı-arzu rüyalarını yorumlarken bahsettiği “mazoşistik” eğilimlerim, bu projenin kabul edilmemesini arzu etmeme sebep olmuş olabilir.