Cumhuriyet’in Büyük Sağlık Mücadelesi: Adıyaman’da Trahom
Bir hastalık düşünün.
Önce gözlerde kızarıklık ve iltihaplanmaya yol açıyor. Tekrarlayan enfeksiyonlar yıllar içinde göz kapağında iz bırakıyor. Kirpikler içeri dönüp korneaya sürtmeye başladığında ise görme kaybına, hatta körlüğe kadar ilerleyebiliyor.
Cumhuriyet’in ilk yıllarında Türkiye’nin bazı bölgelerinde bu hastalık öylesine yaygındı ki yalnız sağlık sistemini değil, şehirlerin gündelik hayatını bile etkiledi.
Hastalığın adı trahomdu.
En ağır etkilenen yerlerden biri ise Adıyaman’dı.
Dönemin kaynaklarında Adıyaman için bugün oldukça sert duyulan bir ifade kullanılıyordu:
“Körler Memleketi.”
Bu ifade bir lakaptan çok, dönemin büyük halk sağlığı sorunlarından birinin ne derece ağırlaştığını gösteren tarihî bir kayıt niteliğindeydi.
Gözleri yavaş yavaş tehdit eden hastalık
Trahom, bugün Chlamydia trachomatis adlı bakterinin neden olduğu bulaşıcı bir göz hastalığı olarak biliniyor.
Enfekte kişilerin göz ve burun salgılarıyla doğrudan temasın yanı sıra kirlenmiş eller, giysiler ve bazı sinekler hastalığın yayılmasında rol oynayabiliyor.
Tek bir enfeksiyon her zaman körlük anlamına gelmiyor.
Asıl tehlike, özellikle hastalığın yaygın olduğu toplumlarda enfeksiyonların tekrar tekrar geçirilmesiyle ortaya çıkıyor.
Yıllar boyunca oluşan yara dokusu göz kapağını içeri çevirebiliyor. Kirpiklerin göz yüzeyine sürtünmesi korneada kalıcı hasara ve görme kaybına neden olabiliyor.
Dünya Sağlık Örgütü trahomu bugün de dünyadaki başlıca enfeksiyöz körlük nedeni olarak tanımlıyor.
Cumhuriyet trahomla karşı karşıya kaldı
Türkiye Cumhuriyeti kurulduğunda sağlık sisteminin önünde sıtma, frengi, verem ve cüzzam gibi büyük bulaşıcı hastalık sorunları bulunuyordu.
Trahom da bunlardan biriydi.
Özellikle Güney ve Güneydoğu Anadolu’da hastalığın yoğunluğu dikkat çekiyordu.
Adıyaman, Besni, Gaziantep, Malatya, Kilis ve Urfa trahomdan ağır biçimde etkilenen yerler arasındaydı.
Sorunun boyutu artık yalnız hastaları tek tek tedavi ederek çözülebilecek durumda değildi.
Devletin ayrı bir mücadele teşkilatı kurması gerekiyordu.
Mücadele 1925’te başladı
Türkiye’de trahoma karşı sistemli mücadele 1925 yılında başlatıldı.
İlk önemli merkezler Adıyaman ve Malatya oldu.
Adıyaman’da 20 yataklı bir trahom hastanesi ve poliklinik oluşturuldu. Hastanenin ilk baştabipliğine Dr. Kâşif Ömer Bey getirildi.
Ancak mesele yalnız şehir merkezine bir hastane açmak değildi.
Çünkü hastaların önemli bölümü köylerde yaşıyordu.
Sağlık hizmetinin hastayı beklemesi yerine, hastaya gitmesi gerekiyordu.
Sağlık ekipleri köylere dağıldı
Adıyaman ve çevresindeki yoğun hastalık yükü nedeniyle seyyar sağlık teşkilatları kuruldu.
Görevliler köylere gidiyor, halkı muayene ediyor, trahomlu olduğu düşünülen kişileri belirliyor ve yapılabilecek ilk müdahaleleri gerçekleştiriyordu.
Daha ileri değerlendirmeye ihtiyaç duyan hastalar Adıyaman’daki uzman hekime gönderiliyordu.
Böylece Cumhuriyet’in erken dönem halk sağlığı politikasının karakteristik uygulamalarından biri ortaya çıktı:
Hastaneyi yalnız şehirde bekleyen bir kurum olmaktan çıkarıp sağlık hizmetini kırsala götürmek.
Altı ayda binlerce başvuru
Dönemin kayıtları hastalığın büyüklüğünü gözler önüne seriyor.
Temmuz-Aralık 1925 arasındaki altı aylık dönemde Adıyaman Trahom Hastanesi’ne 5 bin 685 kişinin başvurduğu, bunların 850’sinde trahom tespit edilerek tedaviye alındığı kaydedildi.
Mücadele sonraki yıllarda genişledi.
Besni, Kilis ve Gaziantep’te yeni hastane ve dispanserler açıldı. Urfa, Maraş ve Siverek gibi merkezler de teşkilata dâhil edildi.
Sabit kurumların yanında seyyar ekipler ve köy tedavi evleri oluşturuldu.
Besni’de dikkat çekici tablo
Hastalığın en ağır görüldüğü yerlerden biri de Besni’ydi.
Akademik çalışmalarda aktarılan dönem kayıtlarına göre, Sağlık Bakanlığının 1934 yılında yaptığı taramada Besni için trahom endeksi yüzde 80 olarak kaydedildi.
Bu rakam, günümüzde kullanılan epidemiyolojik ölçütlerle doğrudan karşılaştırılmaması gereken tarihî bir veri olsa da hastalığın bölgede ne kadar büyük bir sorun olarak görüldüğünü açık biçimde ortaya koyuyor.
Mücadele yalnız hastanelerle sınırlı kalmadı.
Trahomlu çocuklar için ayrı okul bile açıldı
Hastalığın çocuklar arasındaki yayılımı özel bir sorun oluşturuyordu.
Okullarda taramalar yapıldı.
Trahom tespit edilen öğrencilerin tedavisi için özel düzenlemelere gidildi.
Besni’de 1933 yılından itibaren trahomlu çocuklar için ayrı bir okul açılması, hastalığın sosyal hayat ve eğitim üzerindeki etkisinin boyutunu gösteren en çarpıcı örneklerden biri oldu.
Bir göz hastalığı artık yalnız hastanelerin değil, okulların ve köylerin de meselesiydi.
1930’da mücadele kanuna girdi
Trahomla mücadele zamanla devletin sağlık mevzuatının da parçası haline geldi.
1930 tarihli Umumi Hıfzıssıhha Kanunu, hastalığın yaygın görüldüğü bölgelerde mücadele heyetleri oluşturulmasına ve gerekli tedavilerin yürütülmesine ilişkin hükümler içeriyordu.
Erken Cumhuriyet döneminin sağlık politikası bulaşıcı hastalıklara karşı ayrı mücadele programlarının kurulmasına dayanıyordu.
Sıtma için ayrı, verem için ayrı, frengi için ayrı, trahom için ayrı örgütlenmeler geliştirildi.
Trahom mücadelesi bu yaklaşımın en dikkat çekici örneklerinden biri oldu.
Hastalıkla değil, koşullarla da mücadele gerekiyordu
Trahomun hikâyesi aynı zamanda yoksulluk, suya erişim, hijyen ve sağlık hizmetlerine ulaşmanın hikâyesiydi.
Hastalığın yayılması yetersiz hijyen, kalabalık yaşam koşulları ve temiz suya erişimdeki güçlüklerle yakından ilişkiliydi.
Bu nedenle yalnız gözleri tedavi etmek yeterli değildi.
Yaşam koşullarının iyileştirilmesi, sağlık eğitimi verilmesi ve hastaların erken dönemde bulunması da mücadelenin parçaları haline geldi.
“Körler Memleketi”nden halk sağlığı tarihine
Bugünden bakıldığında “Körler Memleketi” ifadesi ağır ve incitici gelebilir.
Ancak tarihî belgelerde karşımıza çıkan bu ifade, Adıyaman’ın kimliğini değil, bir dönem bölgeyi kuşatan sağlık felaketinin boyutunu anlatıyor.
Asıl dikkat çekici olan ise bundan sonra yaşananlar.
Yeni kurulmuş, sağlık çalışanı ve maddi imkânları oldukça sınırlı bir Cumhuriyet; hastane açtı, dispanser kurdu, seyyar ekipleri köylere gönderdi, okullarda tarama yaptı ve mücadeleyi yıllarca sürdürdü.
Türkiye’nin sağlık tarihi yalnız büyük hastanelerin ve ünlü hekimlerin tarihi değil.
Bazen bir sıhhiye memurunun köy köy dolaşarak insanların gözlerine baktığı uzun bir mücadelenin de tarihidir.
Trahom hikâyesi bunun en güçlü örneklerinden biri.
TIBBİ NOT
Trahom günümüzde de dünyanın bazı bölgelerinde görülen, Chlamydia trachomatis bakterisinin neden olduğu bulaşıcı bir göz hastalığıdır. Tekrarlayan enfeksiyonlar tedavi edilmediğinde kalıcı görme kaybına yol açabilir. Güncel tanı ve tedavi tarihî uygulamalardan tamamen farklıdır.
KAYNAKLAR
- Sevilay Özer, “Türkiye’de Trahomla Mücadele (1925-1945)”, Ankara Üniversitesi Türk İnkılâp Tarihi Enstitüsü Atatürk Yolu Dergisi.
- Hamdi Doğan, “Cumhuriyet Döneminde Adıyaman ve Besni’de Trahom (1925-1975)”, Gaziantep Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi.
- T.C. Sağlık Bakanlığı, Sağlık Bakanlığının Tarihçesi.
- Dünya Sağlık Örgütü, Trachoma Fact Sheet.




