Sabah yataktan kalktığınızda topuğunuza bıçak saplanır gibi bir ağrı hissediyor, birkaç adım attıktan sonra ağrınız hafifliyorsa aklınıza ilk gelen tanı muhtemelen "topuk dikeni" olacaktır.

Gerçekten de topuk ağrılarının en sık nedeni plantar fasiit ve buna eşlik edebilen topuk dikeni olsa da, her topuk ağrısını yalnızca buna bağlamak doğru değildir.

Bazen baldır kaslarındaki bir gerilme de topuk ağrısına neden olabilir. Romatizmal hastalıklar da diğer önemli bir topuk ağrısı nedenidir.

Özellikle uzun süren, tekrarlayan veya tedavilere rağmen düzelmeyen topuk ağrıları bazı romatizmal hastalıkların ilk belirtisi olabilir.

Topuk dikeni, aslında topuk kemiğine yapışan bağ dokusunun (plantar fasya) uzun süreli zorlanması sonucunda oluşan kemiksi bir çıkıntıdır. Ancak çoğu zaman ağrıya neden olan bu kemik çıkıntısı değil, çevresindeki yumuşak dokuda gelişen enflamasyondur. Pek çok hastanın tesadüfen çekilmiş grafilerinde kocaman topuk dikeni gözlendiği halde ağrı yapmaması bunun en güzel örneğidir.

Romatizmal hastalıklarda ise durum biraz farklıdır. Bazı romatizmal hastalıklar, tendon ve bağların kemiğe yapıştığı bölgelerde iltihap oluşturur. Tıpta bu tabloya entezit adı verilir. Topuk bölgesi, entezitin en sık görüldüğü alanlardan biridir. Özellikle aşil tendonunun ve plantar fasyanın topuk kemiğine yapışma noktalarında gelişen iltihap, hastalarda topuk dikeni ile karıştırılan şiddetli ağrıya neden olabilir.

Bu durum en sık aksiyal spondiloartrit (ankilozan spondilit), psöriyatik artrit, reaktif artrit ve inflamatuvar bağırsak hastalıklarına eşlik eden artritlerde görülmektedir. Hatta bazı hastalarda bel ağrısı veya eklem şikâyetleri ortaya çıkmadan yıllar önce ilk yakınma yalnızca topuk ağrısı olabilir.

Peki hangi durumlarda romatizmal bir hastalıktan şüphelenmek gerekir?

Sabah belirgin olan ve hareket ettikçe azalan topuk ağrısı, bel veya kalça ağrısının eşlik etmesi, sabah tutukluğu, gözde üveit öyküsü, sedef hastalığı veya inflamatuvar bağırsak hastalığının varlığı romatizmal hastalık açısından önemli ipuçlarıdır. Tedavilere rağmen aylarca devam eden topuk ağrıları mutlaka yeniden değerlendirilmelidir.

Tanıda yalnızca röntgen filmi yeterli olmayabilir. Ultrasonografi ve özellikle manyetik rezonans görüntüleme (MR), entezit ve yumuşak doku iltihabını göstermede oldukça değerlidir. Gerektiğinde HLA-B27 gibi genetik testler ve inflamasyon belirteçleri de tanıya yardımcı olabilir.

Tedavi ise ağrının nedenine göre değişir. Mekanik nedenlere bağlı plantar fasiitte istirahat, germe egzersizleri, uygun tabanlıklar,buz uygulaması, kilo kontrolü ve fizik tedavi (ESWT; ultrason vs) çoğu zaman yeterli olurken, romatizmal hastalıklarda altta yatan iltihabın tedavi edilmesi gerekir. Yalnızca topuk ağrısını tedavi etmeye çalışmak hem tedavi başarısızlığına hem de esas hastalığı gözden kaçırmaya neden olabilir.

Özellikle genç yaşta başlayan, uzun süren, iki taraflı olan veya bel ağrısıyla birlikte görülen topuk ağrıları romatizmal hastalıkların erken habercisi olabilir. Erken tanı sayesinde hem gereksiz tedavilerin önüne geçilebilir hem de ileride gelişebilecek eklem hasarları engellenebilir.