Bir ebenin iyi olması için ne gerekir? Efesli hekim Soranus, yaklaşık iki bin yıl önce bu soruyu eserinin başına taşıdı.

Doğum ve kadın sağlığını ele aldığı metinde, işe doğuma müdahaleyi anlatmakla başlamadı. Önce o sorumluluğu üstlenecek kişinin nitelikleri üzerinde durdu. Bu tercih, ebelik eğitimi açısından bugün de düşünülmeye değer.

Ben bu metnin önemini, mesleğimizin ne kadar eski olduğunu göstermesinden çok, yeterliliği nasıl tarif ettiğinde buluyorum. Bir işi yapabilmek, onu neden yaptığını açıklayabilmek ve bakım verilen kişinin güvenini korumak aynı mesleki sorumluluğun parçalarıdır. Ebelik eğitimini de bu bütünlük içinde değerlendirmek gerektiğini düşünüyorum.

Milattan sonra ikinci yüzyılda Roma’da çalışan Soranus, Gynaecology adlı eserinde ebe adayının okuryazar olmasını ister. Gerekçesi, mesleğin kuramsal bilgisini de öğrenebilmesidir. Kavrayışa ve belleğe önem verir. Böylece karşımıza yalnızca eli yatkın bir uygulayıcı değil, öğrenmesi ve öğrendiğini anlamlandırması beklenen bir kadın çıkar.

Burada benim dikkatimi çeken, uygulama becerisinin yanına düşünme sorumluluğunun konulmasıdır. Bir öğrencinin işlemin sırasını doğru hatırlaması değerlidir. Fakat aynı öğrenci, o işlemin hangi durumda gerekli olduğunu açıklayamıyorsa eğitim henüz tamamlanmış sayılmaz. Bilginin mesleki karara dönüşebilmesi gerekir. Üniversitede kazandırmaya çalıştığımız yetkinliğin önemli bir bölümü burada başlar.

Soranus’un metninde başka bir ayrıntı daha var: Ebenin doğum yapmış olması zorunlu görülmez. Bir kadının yaşadığı güçlüğü anlayabilmek için mutlaka aynı deneyimi yaşamış olmak gerektiği düşüncesini kabul etmez.

Bu ayrımı kıymetli buluyorum. Kişisel deneyim, başkasını anlamaya katkı sağlayabilir. Fakat tek başına mesleki yeterlilik vermez. Kendi yaşadığımızı herkesin yaşayacağını varsaydığımızda, deneyimimiz dinlememizin önüne bile geçebilir. Doğum yapmış bir kadının anlatısı önemlidir; başka bir kadının doğumunu değerlendirmek ise eğitim, dikkat ve o kişiye özgü koşulları anlamayı gerektirir.

Ebelik bilgisini kadınların kendiliğinden sahip olduğu bir beceri gibi görmek, öğrenmek için harcanan emeği görünmez kılar. Şefkatli olmak değerlidir. Bunun yanında gözlem yapmayı, bulguları değerlendirmeyi, gerektiğinde yardım istemeyi ve kararın sorumluluğunu taşımayı öğrenmek gerekir. Mesleğe duyulan saygı, bu emeği tanımayı da içermelidir.

Soranus, ebenin aldığı önlemlerin gerekçesini açıkça anlatabilmesini, güçlük karşısında soğukkanlı kalmasını ve bakım verdiği kişiye anlayışla yaklaşmasını da bekler. Kendisine emanet edilen özel bilgileri koruması, çizdiği mesleki portrenin içindedir.

Bu beklentileri okurken, mesleki yeterliliği yalnızca teknik başarı üzerinden değerlendirmemizin ne kadar eksik kalacağını düşünüyorum. Bir işlemi doğru yapmakla, işlem sırasında kadının sorusunu duyabilmek birlikte öğrenilmelidir. Ne yapılacağını anlayamayan bir kadının karşısında daha fazla terim kullanmak, açıklama yapmakla aynı şey değildir. Bilgisine hâkim olan kişi, onu anlaşılır biçimde paylaşma sorumluluğunu da taşır.

Elbette elimizdeki metin, antik dünyadaki bütün ebelerin nasıl çalıştığını gösteren bir kayıt değil. Bir hekimin ideal ebeyi tarif ettiği metni okuyoruz. Buradan hareketle dönemin her doğumunda bu ölçütlerin karşılandığını söyleyemeyiz. Ayrıca kadınların mesleki bilgisini bir yazarın anlatımı üzerinden görmemiz, kendi seslerinden neleri duyamadığımızı da düşündürmeli.

Soranus’u bugünün bilimsel ölçütlerine bütünüyle sahip bir hekim gibi sunmak da tarihi yanlış okumak olur. Onun metninden güncel bakım talimatı çıkarmaya ihtiyacımız yok. Tarihsel değeri, eski bir uygulamanın bugün kullanılabilir olmasına bağlı değildir. Bazen eski bir metin, bugün kullandığımız bir kavramı yeniden düşünmemizi sağlar. Burada o kavram, yetkinliktir.

Ebelik ve sağlık bilimleri eğitiminde öğrencinin ne bildiğini ölçmek zorundayız. Bunun yanında bilgisini nasıl kullandığını, kararını nasıl gerekçelendirdiğini ve karşısındaki kişiyi nasıl dinlediğini de değerlendirmeliyiz. Sınavda doğru cevabı bulmakla, bakım sırasında doğru soruyu sorabilmek arasında eğitimle doldurulması gereken bir mesafe vardır.

Soranus’un ebesine bu yüzden dönüp bakıyorum. Eski olduğu için her söylediğini benimsemek üzere değil; mesleği öğretirken neyi yeterli saydığımızı düşünmek için. Mezun ettiğimiz bir ebenin uygulamayı yapabilmesini bekliyoruz. Kadın kendisine nedenini sorduğunda, durup anlaşılır bir cevap verebilmesini de aynı ciddiyetle beklemeliyiz.